GÜNEŞ YÜZLÜ GÜZEL

Somuncu Baba

"Peygamber Efendimiz¸ orada bulunanlara:
‘Şahid olunuz! Şahid olunuz!' diye seslendi. Bu
mucize karşısında müşrikler inkârlarından yine
vazgeçmedikleri gibi bu hadiseyi de sihir olarak
yorumladılar."

Yûsuf'u gerçi görenler ellerini kesdiler


Gün yüzün gördü senin şakk oldu bedrin ayası


  Zâtî


Beytin anlaşılması için iki hususu hatırlamamız gerekiyor:


Şakku'l-Kamer(Ay'ın Yarılma Mucizesi)


Ay'ın¸ Peygamber Efendimizin bir işaretiyle ikiye ayrılması¸ klâsik şairlerimizin üzerinde en fazla durduğu mucizelerinden biridir.


Kureyşli müşrikler¸ Peygamber Efendimizin karşısında bir yandan inkârlarını sürdürürken diğer yandan da onu zora sokacak mucizeler istiyorlardı. Aslında birçok mucize görmelerine rağmen her mucizeyi bir bahane ile halkın gözünde küçük ve basit bir hâdiseymiş gibi gösterme hedefindeydiler.


Bir gün EbûCehil'in de içinde bulunduğu¸ Kureyş'in ileri gelen müşrikleri¸ Peygamber Efendimizden şöyle bir istekte bulundular; "Eğer sen¸ gerçekten söylediğin gibi¸ Allah tarafından görevlendirilmiş bir peygambersen¸ ayı ikiye ayır. Bu ayın¸ yarısı EbûKubeys Dağı¸ diğer yarısı da Kuaykıan Dağı üzerinde görülsün." Bunun üzerine Efendimiz¸ "Şayet bunu yaparsam¸ iman eder misiniz?" diye sordu. Onlar da "Evet¸ iman ederiz" dediler. Ay bedir halde¸ yani en güzel göründüğü 14. gecedeydi. Efendimiz aya şehâdet parmağıyla işaret etti ve ay ikiye ayrıldı. Yarısı müşriklerin istedikleri gibi EbûKubeys Dağı üzerinde¸ diğer yarısı ise Kuaykıan Dağı üstünde iki parça halinde göründü. Bu hâdisenin mutlak surette Allah'ın izniyle olduğu hatırdan çıkarılmamalı. Çünkü Allahu Teâl⸠dinin sahibidir ve dinin sahihliğini bildirmek için de peygamberlerine çeşitli mucizeler verir. Yani gücün sahibi Allahu Teâlâ'dır.


Peygamber Efendimiz¸ orada bulunanlara: "Şahid olunuz! Şahid olunuz!" diye seslendi. Bu mucize karşısında müşrikler inkârlarından yine vazgeçmedikleri gibi bu hadiseyi de sihir olarak yorumladılar. Fakat içlerine de bir kurt düşmemiş değildir. Şayet Muhammed büyü yaptıysa bu büyüsü bütün yeryüzünü kaplayamaz; etraftan gelecek olan yolculara soralım¸ bakalım onlar da böyle bir şey görmüşler mi düşüncesine kapılırlar. Başka yerlerden gelen yolculara sorarlar. Onlar da aynısını gördüklerini itiraf ederler. Bu apaçık mucizeye rağmen müşrikler kör inatlarından bir türlü vazgeçmezler.


Müşriklerin¸ Peygamber Efendimizin bu parlak mucizesini inkâr etmeleri üzerine¸ Allahu Teâl⸠Kamer Suresinde: "Kıyâmet yaklaştı¸ ay yarıldı. Onlar bir mucize görseler yüz çevirir ve bu kuvvetli bir sihirdir derler. Peygamberi yalanlayıp kendi heveslerine uydular; fakat takdir edilen her şey bir gayeye ulaşacaktır." buyurarak¸ hâdisenin gerçekleştiğini bizzat kendisi bildirdi. Peygamber Efendimizin bu mucizesi şakku'l-kamer (şakk-ı kamer: ayın yarılması) diye anılır.


Kıssaların En Güzeli


Züleyha¸ Hz. Yûsuf'a âşıktır. Dünya güzeli¸ edep ve iffet timsali Yûsuf ise ona karşı aynı hisleri taşımaz. Kadınlar¸ Züleyha'nın Yûsuf'a olan tutkunluğunda aşırıya gittiğini söylerler. Bunun üzerine Züleyha¸ kendini kınayan bu kadınları bir gün evine dâvet eder. Hizmet görmesi için de Hz. Yûsuf'u görevlendirir. Misafirlerine meyve ikram eder Züleyha. Bu arada Yûsuf'u görür kadınlar. Kıssaya göre¸ meyvelerini soymak yerine şaşkınlıktan ve hayranlıktan ellerini doğrarlar. 


Zâtî¸ 16. yüzyılın üstad şairlerindendir. Türk edebiyatında gazel yazma rekoru onun elindedir. Yukarıdaki beyit de onun gazel şeklinde yazılmış bir na'tındandır. Bilindiği gibi na'tlar¸ Peygamberimizi övmek¸ vasıflarını saymak¸ ondan şefaat dilemek gibi hususlarda yazılan şiirler için kullanılan bir terim¸ aynı zamanda Dîvan edebiyatında da bir nazım türünün adıdır.


Beyitte Hz. Yûsuf'un güzelliğine telmihte bulunuluyor. Ancak Hz. Muhammed (s.a.v.)'in¸ Hz. Yûsuf'tan daha güzel olduğu savunuluyor. Şiirde¸ Kur'ân-ı Kerim'de¸ "kıssaların en güzeli"[1] diye adlandırılan Yûsuf ile Züleyha arasında geçen hâdise hatırlatılıyor:


Zâtî¸ söz başı yaptığımız beyitte kelimeleri ustaca kullanıyor. Peygamber Efendimizin yüzünü "gün" kelimesi ile güneşe de benzetiyor. Bilindiği gibi Ay¸ nûrunu/ışığını Güneş'ten alır. Güneş çıktığında Ay'ın hükmü kalmaz. Bir bakıma güzellik açısından mukayese yapan şair¸ güzellikte Hz. Yûsuf Ay ise Hz. Muhammed Güneş'tir demek istiyor. Zâtî bu beyitte "ayası" kelimesini özellikle kullanmıştır. Çünkü bu kelime okuyucuda "Ay" çağrışımı da yapacaktır. 


Hz. Yûsuf'un güzelliği dillere destandır; fakat Dîvân edebiyatı şairleri şiirlerinde bu güzelliğin¸ Hz. Muhammed (s.a.v.)'in yanında zayıf kaldığını belirtmek isterler; Hz. Yûsuf'u âdeta kıskanırlar. Bunun için de meselâ Bâkî:


Seni Yûsuf'la güzellikte sorarlarsa bana


Yûsuf'u görmedim ammâ seni ra'nâ bilirimdiyerek bir kaçamak ifâde ile Hz. Yûsuf'u görmediğini¸ fakat güzellikte Efendimizi en üstün gördüğünü söylerken; şair Garîbî:


Düşmüş olsaydı cihânabedr-i hüsnün pertevi


Olmaz idi YûsufMısrbâzârındazî-bahâ


Senin yüzünün ışığı dünyaya düşmüş olsaydı; Hz. Yûsuf¸ Mısır pazarında bu kadar pahalı (kıymet biçilemeyecek değerde) olmazdı der.


Peygamber Efendimizin şemâili ile ilgili önemli bir eser yazan ve hilye şairi olarak bilinen Hakanî de benzer ifadeler kullanır aşağıdaki beytinde:


Arz-ı hüsn etse o mahdûm-ı Halîl


Yûsuf'un anmaz idi İsrail


Klâsik edebiyat şairlerimizden na't sahibi Muhyî:


Cümlenin mahbûbu sensin ey habîb-i ezelî


Cümle Yûsuf'lar içinde ey güzeller güzeli


beytiyle Efendimize "Ey ezelî Sevgili¸ herkesin sevgilisi Sensin. Sen¸ bütün Yûsuflar (güzeller) içinde en güzelsin¸ demekten kendini alamaz." 


Zâtî¸ aşağıdaki mısralarında da Peygamber Efendimizin beşer¸ hatta peygamberler arasında bile müstesna bir yere sahip olduğunu söyler.


Evvel ü âhirnazîrin yok senin zâtındurur


Hatm-i cümle enbiyâkevn ü mekânın mâyesi


Şair¸ Hz. Muhammed (s.a.v.)'in bir benzerinin daha olmadığına; en son peygamber olmasına rağmen¸ rûhunun ilk önce yaratıldığına[2]¸ ondan önce ve sonra onun değerinde birinin gelmediğine¸ gelmeyeceğine ve dünyanın onun yüzü suyu hürmetine yaratıldığına[3] telmihte bulunuyor.


Hülasa şair diyor ki¸ "Yûsuf'un güzelliğini gören kadınlar ellerini kestiler; fakat senin Güneş gibi olan yüzünü gören Ay¸ iki parçaya ayrıldı."


 


 






[1]YûsufSûresi¸ 3. âyet "…en güzel kıssayı sana anlatacağız."



[2] "Âdem su ile çamur arasında iken ben peygamberdim." Hadis-i şerif.



[3]"Lev-lâke (Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım)" Hadis-i kutsî.

Sayfayı Paylaş