EL İNSAF

Somuncu Baba

"İnsaflı insan adaletlidir. Doğruyu yanlışı bilir¸ doğru davranır; doğru karar verir.
Haksızlığa göz yummaz. Kötülüğü eliyle¸ diliyle¸ kalbiyle bertaraf etmeye çalışır.
Kendi menfaatlerini başkalarınınkinden üstün ve önde tutmaz."

Çeşm-i insaf gibi kâmile mizân olmaz…


Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz


Bursevî Tabib Muhammed Bey


 


İnsaf sahibi olmak¸ merhametli olmak insana bahşedilen nimetlerden biridir. Belki de insanı vahşi hayvanlardan ayıran bir özellik… Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Merhamet etmeyene merhamet edilmez." buyuruyor.


Beyitte geçen insaf merhamet kavramını sadece acıma anlamında düşünmek yetmez. İnsaf kelimesinde mantıklı düşünme¸ adalet gibi farklı anlamlar da vardır. İnsaf et¸ dediğimiz zaman acı demek isteriz bazen. Bazen de düşün demek isteriz. Hâsılı insaf¸ çok anlamlı¸ çok katmanlı bir kelime. Beyte farklı açılardan baktığımız zaman şairin bu anlamların hepsini de kastettiğini görebiliriz.


Kâmil insan¸ olgun¸ ermiş¸ erişmiş kimsedir. Kâmil insanı ölçmenin en kesin yolu onun insafına bakmaktır diyor şair. Eğer her şeye insana¸ hayvana; canlıya¸ cansıza hâsılı bütün eşyaya insaf gözü ile bakabiliyorsa o insan kemâle ermiştir diyor şair.


İnsaflı insan adaletlidir. Doğruyu yanlışı bilir¸ doğru davranır; doğru karar verir. Haksızlığa göz yummaz. Kötülüğü eliyle¸ diliyle¸ kalbiyle bertaraf etmeye çalışır. Kendi menfaatlerini başkalarınınkinden üstün ve önde tutmaz. En azından hakkına riayet eder. Bunun daha üst safhası ki kemâlat burada belli olur; başkalarının hakkını¸ menfaatini kendi hak ve menfaatlerinden önde tutar. Ne pahasına olursa olsun yalan söylemez. Yalancı şahitlik etmez. Çünkü bilir ki insaf sahibi¸ bu dünya ebedî hayata göre ancak bir oyun sahasıdır ve mümin yalan dünyayı¸ hakikî âleme tercih etmez.


İnsaf sahibi dengelidir; ifrat ve tefritten uzaktır. İnsaf sahibi varlığa sevinmez¸ yokluğa yerinmez. İnsaf sahibi başkalarının günahıyla uğraşmaz¸ kendi eksikleri ile mücadele içindedir.


   Onunla bununla uğraşan¸ kendi eksiklerini göremez. Bunun için dilimizde öğüt mahiyetli birçok söz vardır. Kendi gözündeki merteği görmez¸ elin gözündeki çöpü görür deriz. Hakiki müminin başkalarına bakışı da farklıdır. Kendinden yaşlıları gördüğü zaman onlara¸ ne mutlu bunun yaşı büyük ve sevabı da benim sevabımdan çoktur; kendinden küçüklere ise¸ ne mutlu buna ki bunun yaşı küçük olduğu için günahı da benimkinden azdır nazarıyla bakar.


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Ne mutlu o kimseye ki ayıbı; başkalarının ayıbı ile uğraşmaktan kendini alıkoyar." buyurmaktadır. Kendi ayıbını görüp başkalarıyla uğraşmayan insan ârif olur. Ârif kişi kendini bilir. Kendini bilen Rabbini bilir.


Güzel ahlâkı tamamlaması ve bize örnek olması için gönderilen Kâinatın Efendisi  "İnsanın kendini ilgilendirmeyeni terk etmesi¸ Müslümanlığının güzelliğindendir." buyuruyor. Gerçekten de insanın kendini ilgilendirmeyen şeylerle uğraşması hem boşa zaman harcamasına sebep olur¸ hem de lüzumsuz yere kendini yıpratmasına¸ kafa yormasına…


Ve bir hikâye filozof Sokrates'ten:


Sokrates bir gün düşünerek giderken adamın biri koşarak yanına gelir ve:


– Sana söyleyecek önemli bir sözüm var der. Sokrates biraz düşünür ve der ki:


– Önce sen benim sorularıma bir cevap ver¸ sonra söylersin… Bana söyleyecek olduğun şey¸ iyi bir şey mi?


– Hayır¸ der adam¸ pek iyi sayılmaz…


– Peki¸ söyleyeceğin şeyden sen yüzde yüz emin misin?


– Hayır der adam.


– Peki¸ söyleyeceğin şey beni ilgilendiriyor mu?


– Hayır¸ der yine.


Sokrates sinirlenir bu defa.


– Be adam¸ emin olmadığın kötü bir sözü¸ üstelik beni de ilgilendirmiyorsa neden bana söylemeye çalışıyorsun!


Beyti toparlayalım. Yaratılanların en şereflisi (eşref-i mahlûkat) olan insan¸ hemcinsleri arasında da kusurları ile hatâları ile bilinir. Yani beşer¸ şaşar denilmiştir. Hiçbir insan kusursuz değildir. Bu yüzden başkalarının yaptığı hatâyı kınamak¸ onları kusurlarından dolayı hor görmek insanı kibre götürür. Kibir ise mânevî hastalıkların başında gelir. Böyle bir hastalığa duçar olmamak için kusurları¸ hatâları¸ hakirleri hor görmeyip¸ hoşgörüyü elden bırakmamak gerekir. Ancak kendi kusurlarımızı düzeltmek için mücadele edelim ve her yaratılmışı sevelim¸ her mahlûka hoşgörüyle nazar edelim¸ hiç değilse Yaratan'ın hatırına…

Sayfayı Paylaş