EDEBÎ RÖPORTAJLAR

Somuncu Baba

Bazıları röportaj yapmayı kolay sanır. Hayır¸ emin olun hiç de görüldüğü gibi değil. Yaklaşık çeyrek yüzyıl bu sahada emek vermiş¸ belki de binlerce kişi ile mülâkat yapmış biri olarak rahatlıkla diyebilirim ki¸ en zor işlerden biridir bir meşhuru konuşturmak. Hele bir sanatçı¸ en zoru da bir edebiyatçının ağzından lâf almak kolay değil. Çekilmez sıkıntılı bir hâle de dönüşebilir bu buluşma… Bazen aksine çok renkli¸ keyifli bir sohbet de ortaya çıkabilir. Ayaküstü röportaj yapılmaz¸ eşref saati yakalamak lâzım. Zaman zaman gençler röportaj yapmak için ban

Edebî röportajları ben çok severim. Çünkü edebiyatçılar¸ bir bakıma duygu ve düşüncelerini usta bir röportajcının akıllıca sorduğu sorulara verdikleri cevaplarda ele verirler. Duygu ve düşüncelerini pervâsızca paylaşırlar. Şairler¸ hikâyeciler¸ romancılar¸ deneme yazarları¸ tiyatro eserlerini kaleme alanlar¸ bilindiği gibi daha çok muhayyel eserler vücuda getirirler. Başka hayatları anlatır¸ başka hülyalardan söz ederler. Ama gerek hâtırat türündeki yazı ve eserlerinde¸ gerekse röportaj esnasında kendilerine yöneltilen sorulara verdikleri samimi cevaplarda doğruyu söylemek durumundadırlar. Çünkü artık herhangi bir edebî eserin tülünün arkasına gizlenme imkânları yoktur. Birebir hayatın içindedirler ve sarf ettikleri  her sözden¸ söyledikleri her cümleden sorumludurlar. Bu yüzden çok severim sanat¸ bilhassa edebiyat röportajlarını… Çünkü bu metinler¸ hayran olduğumuz¸ eserlerini okuduğumuz şair ve yazarların gerçek hüviyetini bize gösterir¸ hakiki fikirlerini bütün çıplaklığı ve yalınlığıyla önümüze serer.


 


Bazıları röportaj yapmayı kolay sanır. Hayır¸ emin olun hiç de görüldüğü gibi değil. Yaklaşık çeyrek yüzyıl bu sahada emek vermiş¸ belki de binlerce kişi ile mülâkat yapmış biri olarak rahatlıkla diyebilirim ki¸ en zor işlerden biridir bir meşhuru konuşturmak. Hele bir sanatçı¸ en zoru da bir edebiyatçının ağzından lâf almak kolay değil. Çekilmez sıkıntılı bir hâle de dönüşebilir bu buluşma… Bazen aksine çok renkli¸ keyifli bir sohbet de ortaya çıkabilir. Ayaküstü röportaj yapılmaz¸ eşref saati yakalamak lâzım. Zaman zaman  gençler röportaj yapmak için bana geliyorlar. Tek bir yazımı okumamış¸ bir kitabımı bile incelememişler¸ böyle bir röportajcıyla neyi konuşacaksınız? Üstelik internetin nimetlerinden istifade ederek¸ en basitinden google'e bile girip hakkınızda minik bir araştırma bile yapmamış¸ birkaç satırınızı okuma zahmetine katlanmamış. Geliyor¸ önünüze çıkıyor ve soruyor:


 


  Sizinle bir röportaj yapabilir miyim?


  Elbette¸ buyurun konuşalım¸ sohbet edelim. Yalnız benden bir şeyler okudunuz mu¸ çalışmalarım hakkında biraz bilginiz var mı?


  Hayır fırsat bulamadım¸ ama duyduğuma göre bir çok kitabınız varmış…


  Peki bari siteme olsun girebildiniz mi¸ kitaplarımın adını biliyor musunuz?


  Hayır!


  ………..


 


Siz olsanız ne dersiniz¸ nasıl davranırsınız¸ neyi tavsiye edersiniz. Aklınızdan geçenleri yapıyorum ben de ve ‘röportaj yapma âdâbı'ndan kısaca bahsettikten sonra selâmetle gönderiyorum. Hazırlanıp¸ dersine çalışıp yeniden geliyor. O zaman benim de içime sinen¸ hoş¸ keyifli bir sohbet başlıyor.


 


  Benim kütüphanemin önemli bir bölümünü¸ şair ve yazarların hâtıratı¸ günlükleri ve mülâkat kitapları işgal eder. Geçen akşam üşenmedim¸ kalktım bu kitapların bulunduğu rafları yeniden tasnif ettim. Kolay olmadı doğrusu. Çünkü günlükler¸ hâtırat¸ röportaj ve portre yazıları karmaşıktı. Bunları sınıflarına göre ayırdım önce. Ne çok röportaj kitabı varmış meğerse. Bu sahada bilinenler çok az aslında. Elbette bu sahada Ruşen Eşref üstadımızın Diyorlar ki isimli eseri en önemli¸ zengin ve kıymetli bir eserdir. Ve bu vadideki şah kitaptır¸ taç eserdir.  Duyduğuma göre bu kitabın yeni baskısı bir telif anlaşmazlığı yüzünden yapılamıyormuş. Ne  kadar acı değil mi? Öncü bir eserden edebiyat âleminin mahrum kalması¸ çok feci bir durum. İyi ki Nuri Sağlam'ın hazırladığı Ruşen Eşerf Ünaydın'dan Hasan Âli Yücel'e Diyorlar ki İçin Bir Mektup isimli eser Yağmur Yayınları arasında edebiyat dünyamızın istifadesine sunuldu. Hikmet Feridun Es'in Bugün de Diyorlar ki kitabının ne yazık ki yeni baskısı yok. İnşallah bir yayınevimiz himmet eder de bu kıymetli eser de kütüphanelerdeki şık ve zarif yerini bulur.


 


 Raflara şöyle bir el gezdiriyorum¸ gözüme Hakkı Süha Gezgin'in Edebî Portreler'i ilişiyor. Aynı yazarın Varlık'tan çıkan Bizim Kuşak ve Ötekiler'i de başucu kitaplarımdandır. Çok yararlanmışımdır bu eserden. Küçük ama bereketli bir kaynaktır doğrusu. Refik Ahmet Sevengil'in Her Gün Bir Ediple kitabı da bu konuda her zaman başvurulacak bir eser olarak göz dolduruyor. Hemen yanıbaşında Yusuf Ziya Ortaç'ın Bizim Yokuş'u arz-ı endam ediyor. Zeynep Uluant'ın Kubbealtı'ndan çıkan Hasbihaller'i de yeni fakat bu alanda önemli bir çalışmadır. Etem Çalık'ın Edebî Mülâkatlar'ı¸ haklı olarak iddialı bir çalışma olarak neşredilmişti. Tahsin Yıldırım'ın Eşlerinin Gözüyle Ediplerimiz ne kadar sevimlidır¸ okuyan bilir. Eşleri¸ anlı şanlı edebiyatçılarımızın bütün ‘kirli çamaşır'larını (!) ortaya seriyorlar. Bu kitabın ardından Sermet Sami Uysal'ın Eşlerine Göre Ediplerimiz kitabı gelivermişti. Sanırım bu kitap etrafında küçük çapta bir tartışma da meydana gelmişti. Neyse¸ meramımız o değil. Öztürk Emiroğlu'nun Hisar'da Kültür Sanat Konuşmaları¸ bize 1950-1980 yılları arasında bu mektep dergide neşredilmiş önemli röportajları veriyor.


 

 Varlık'tan çıkan Edebiyatçılarımız Konuşuyor kitabı¸ şüphesiz çok önemli şair ve yazarlarla yapılmış sohbetleri bize taşıyor. Biliyorum¸ bir bakıma benim kütüphanemin en kıymetli raflarından birindeki sırları deşifre ediyor¸ mevcut kitaplarımı okuyucularımla paylaşıyorum. Ama olsun¸ ilimde kıskançlık olmaz. Keşke benim gibi edebiyatla meşgul her heveskârın kütüphanesinde bütün bu kitaplar ve daha fazlası da olsa. Bir kitap adı daha vereceğim. Mustafa Baydar'ın 1960'ta yayımlanmış¸ Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar? isimli eseri… 50 sanatçıyla yapılmış mükemmel röportajlar bulunuyor bu eserde de. Bu alanda Kemal Özer'in¸ Burhan Bozgeyik'in¸ Ahmed Ersöz'ün¸ Ünal Bolat'ın ilginç röportajları ihtiva eden kitapları var. Biliyorsunuz ama hatırlatayım¸ benim de edebî konuşmalardan meydana gelen üç kitabım var: Türk Şiirinden Portreler¸ Romancılar Konuşuyor¸ Dersimiz Edebiyat… Kitapları karıştırdıkça yeni çalışmalar buluyorum: Olcay Yazıcı¸ Eyüp Can¸ Ayhan Yetkiner ve Durdu Şahin bu alanda kitabı bulunan dört yazar. Neyse bu muhtasar yazıda maksadım¸ "Başlangıçtan bugüne Türk Edebiyatında Röportaj Yazarlığı" konulu bir araştırma yapmak asla değil. Aslında bu düşünce fena değil¸ bence tez elden böyle bir çalışma yapılmalı. Bu bir yüksek lisans tezi olabilir. Daha sonra da kitaplaşabilir ve ilim dünyasının istifadesine sunulabilir. Üniversitelerimizdeki edebiyat hocaları dostlarımızın dikkatine sunulur…

Sayfayı Paylaş