DÎVÂN-I HULÛSÎ'DE PERVÂNE

Somuncu Baba

“Geceleyin aydınlanmak için mum yakılır. Mum yanmakta¸ etrafa da ışık vermektedir. Mum yanınca¸ pervâne dayanamaz. Hemen onun yanına gelir¸ etrafında uçarak dönmeye başlar. Döner de döner. Mumun aleviyle oyun oynuyor gibi döne döne bir alçalır¸ bir yükselir. “


Tasavvuf edebiyatında en çok kullanılan mazmunlardan biri de ‘Pervâne'dir. Önce ‘Dîvân-ı Hulûsî'den pervâneyi mevzu edinen beyitlerden birini alalım.


Ana derler ki âşık aşk odunu


Yaka pervâneler tek perr ü bâlin


Aşk bahsinde mum ve pervâne arasında olanlar hep ele alınagelmiştir. Hadisenin görünen kısmı şudur:


Geceleyin aydınlanmak için mum yakılır. Mum yanmakta¸ etrafa da ışık vermektedir. Mum yanınca¸ pervâne dayanamaz. Hemen onun yanına gelir¸ etrafında uçarak dönmeye başlar. Döner de döner. Mumun aleviyle oyun oynuyor gibi döne döne bir alçalır¸ bir yükselir. Mumun alevi âdetâ onu yakalamaya¸ sarmaya çalışmaktadır. Pervânenin gözleri ise başka bir şey görmemeye başlar. Sabrını da kendini de kaybeder. Pervâne mumun alevine bırakıverir kendini. Hâlbuki sonunda mumun ateşinde yanacaktır. Pervânenin canı¸ yanmaktan çekinmez. Hayatı o şekilde son bulacaktır. Ve öylece ölür gider. Nice âşık yârin nûr saçan cemaline pervâne olmak ister. O narda¸ o ateşte hep yanmak ister. Pervâneyi aşka dost olanlar anladılar. İbretle baktılar. Aşkı bilmeyenler ise bön bön bakmaktan başka bir şey yapamadılar.


Şem'-i cemâline dönüp cân atdılar pervâneler


Yandı o nâra âşinâlar¸ yanmadı bîgâneler


Mumla pervâne arasındaki bu macera nice asırlardan beri süregelmiştir.


Pervâne ve mum arasında olanları en veciz şekilde anlatabilenlerden biri de Mevlânâ Hazretleri'dir. Bu hususta şunları demiştir:


“Ne diye aşk tarifleri yapar durursunuz? Aşkın bir tek tarifi vardır. Öyle uzun da değildir. Aşk gerçektir. Gerçek aşkın örneğini veren ‘pervâne böceği'dir.”


“Ey Cebrail¸ ister yüce ol¸ ister büyük… Sen ne pervânesin ne de mum… Mum yanınca¸ pervâneyi çağırdı mı¸ pervânenin canı yanmadan çekinmez.”


Pervânenin durumu bazı ilâhîlerde şöyle dile getirilmektedir:


Şem'a yanan pervaneler


Gelsün beraber yanalım


Derde düşen divaneler


Gelsün beraber yanalım


Pervâne böceğinin ateşe âşık olduğu düşünülmektedir. Bu onun çevresinde sürekli dönmesinden anlaşılmaktadır.


Bu hususta Şeyh Sadi Şirazî'nin ‘Bostan ve Gülistan'ında anlattığı ‘Şem ile Pervâne' hikâyesi çok hoştur. Mevzuu çok açık bir şekilde anlatmaktadır:


“Çok iyi hatırlıyorum. Bir gece uyuyamadım. Gözüme uyku girmedi. Pervânenin¸ muma şu sözleri söylediğini işittim:


‘Ey sevgilim! Hadi ben âşığım¸ yansam da yeridir. Peki ya sen neden yanıyor¸ niçin ağlıyorsun?'


‘Ey benim biçare âşığım! Benim yanmama¸ ağlamama sebep nedir bilir misin? Benim tatlı balım vardı. Beni ondan ayırdılar. Şirin'im haksızlıkla elimden alındı. İşte Ferhat gibi tepemden ateş çıkıyor. Gece meclisi aydınlatan ışığıma bakma. İçimi yakan ateşe bak.' 


Mum¸ hem bu sözleri söylüyor¸ hem de sararmış yanağından sel gibi gözyaşı dökülüyordu.  Mum¸ sözüne devamla pervâneye dedi ki: 


‘Ey pervâne! Ey aşk iddiacısı! Aşk¸ senin için değil. Seninki bir kuru iddiadan ibaret. Sende ne sabır var¸ ne metanet ve tahammül. Sen azıcık bir ışık ve ateş gördün mü¸ hemen yanıyorsun. Ben ise tamamıyla yanıncaya kadar dikilip duruyor¸ dayanıyorum. Aşk ateşi senin yalnız kanadını¸ benim ise vücudumu baştan aşağı tamamen yakar.” 


Sadi de mum gibidir. Dışı parlaktır¸ ama içi yanmıştır. 


Artık gece bitiyor¸ sabah oluyordu. Peri yüzlü bir hizmetçi gelip mumu söndürdü. Zavallı mum¸ dumanı tepesinden çıkarken¸ ‘Aşkın sonu budur işte.' dedi ve can verdi. 


Âşıklığın ne demek olduğunu öğrenmek istersen anlatayım:


Ölmek suretiyle yanmaktan kurtulmak… 


Sevgilisi eliyle öldürülen âşığın mezarına gidip de ağlama¸ bilakis sevinerek şöyle de: 


‘Ne mutlu ona! Sevgilisinin makbulü olduğu için sevgili onu öldürmüştür.' 


Âşık isen bu dertten kurtulmaya çalışma. Yalnız Sadi gibi garazsız¸ ivazsız âşık ol. 


Âşık bir fedai demektir. Nasıl ki¸ bir fedai gayesine varmadıkça¸ emeline erişmedikçe başına taş ve ok yağsa meydandan çekilmezse¸ âşık da öyledir. 


‘Ben sana denize açılma demiyorum. Açılacak olursan tufana bile katlan¸ diyorum. “


Asrımızın âşıklarından¸ âriflerinden¸ erenlerinden Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri'nin Pervâne ile alâkalı kelâmları ne güzeldir:


Perîşân zülfüne bir şânen olsam


Cemâlin şem'ine pervânen olsam


Harâb-ı nergis-i mestânen olup


Aceb mi'mârı yok vîrânen olsam



Şem'-i cemâlinin pervânesiyim


Kon beni yanayım o nâra dostlar


Zülf-i Leylâsının dîvânesiyim


Âhir berdâr olam o dâra dostlar

Sayfayı Paylaş