BEŞERİN DALÂLETİ

Somuncu Baba

“İnsanlığın¸ kendi yaptığı puta tapmak gibi sapkınlıkları vardır.”

İnsan¸ yaratılışı gereği inanma ihtiyacını duyar her zaman. Buna iman denir. Bu imanın ibresi kimi zaman doğru olana ve hakka¸ kimi zaman da yanlışa ve bâtıla döner.


Allahü Teâlâ isteseydi bütün yarattıklarını doğru yola getirir¸ o istikamette yürütürdü. O zaman hiçbir kimse yanlış yapmaz¸ dünyada yanlışlık namına hiçbir şeyden söz edilemezdi. Hâlbuki bizi Yaratan¸ dünyaya iman ve amel bakımından¸ yani inanç ve uygulama bakımından¸ serbest bırakarak göndermiştir. Akıl vermiş¸ doğruyu bulmamıza yardım için. Mantık vermiş doğruyu yanlıştan ayırt edebilmemiz için… Ve cüz'î irade vermiş ki aklımızı ve mantığımızı kullanarak hareket edelim.


Peygamberler tarihine baktığımız zaman bazı peygamberlerin Allah'ı¸ tahkik yolu ile bulma mücadelesini görürüz.


En'am Sûresinin 74 ilâ 82. ayetlerinde şöyle deniyor:


“İbrahim¸ babası Âzer'e demişti ki: ‘Sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum.'.


Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki kesin inananlardan olsun.


Üzerine gece bastırınca¸ bir yıldız gördü: ‘Rabb'im budur.' dedi. Yıldız batınca da: ‘Ben batanları sevmem.' dedi.


Ay'ı doğarken gördü: ‘Rabb'im budur.” dedi. O da batınca: ‘Yemin ederim ki¸ Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi¸ elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum.' dedi.


Güneş'i doğarken görünce: ‘Rabb'im budur¸ bu hepsinden büyük.' dedi. O da batınca dedi ki: ‘Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.


Ben yüzümü tamamen¸ gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim.'


Kavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki: ‘Beni doğru yola eriştirdiği halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum¸ ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hiç düşünmez misiniz?


Hakkında hiçbir delil indirmediği halde¸ siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?' Eğer bilirseniz söyleyin¸ bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır?


İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar… İşte güven onlarındır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.”


Yıldızlara¸ Ay'a¸ Güneş'e baktıktan sonra onların zevale erişini gören ve bunların da üstünde¸ bunları da yöneten¸ yönlendiren bir ilâh vardır¸ diye düşünen ve Allah'ı bulan Hz. İbrahim sadece bir örnektir.


Hz. İbrahim kavmini putlara tapmaktan alıkoymak için mantıklı bir iş yapmıştı.


Bu¸ basit bir hadise değildir. Hz. İbrahim bu yaptıklarıyla insanların kendi ürettiği boş ve faydasız inançları yıkabileceği ve doğruyu bulabileceğini göstermek istemiştir. Yaşadığımız şu çağda hangi birimizin baş etmeye çalıştığı put yok ki…


Cahiliye dönemi çok ilginçtir. Kendini ve yaratılış gayesini sorgulamaktan yoksun¸ sadece geleneğin yanlış kasırgasıyla savrulan; durup düşünmeyen insanların putları tanrı edinmeleri¸ kendi ellerinden çıkan putlara tapınmaları çok ilginçtir. Burada Hz. Ömer'in hatırladıkça güldüğü bir hadiseyi nakledeceğiz yalnız şairimizin¸ şiirine dönelim biraz:


Tevfik Fikret bir bakıma Hz. Ömer'in anlattığı hatıradan mülhem bir durumu anlatıyor şiirinde; fakat onun put kavramına yüklediği anlam sadece maddî anlamda düşünülmemeli. İnsanın kendi eliyle yaptığı ve sonra da ona taptığı putlar o kadar çok ki… Bugün psikolojik rahatsızlıkların birçoğunun temelinde insanın bu kendi eliyle yaptığı putlar yatmaktadır diyebiliriz.


Büyük halifelerimizden Hz. Ömer (r.a.) şöyle bir hatıra anlatıyor:


Cahiliye devrinde evlerimizde putlar vardı. Bir yolculuğa çıktığımız zaman¸ o putların bir suretini undan veya helvadan yapar¸ yolculuk esnasında onlara tapar ve hürmet gösterirdik. Yol uzayıp acıktığımızda ise¸ az evvel hürmet ettiğimiz¸ taptığımız helvadan putumuzu alır yerdik. Bundan daha gülünç bir hadise var mı? Bunu hatırladıkça da Cahiliye zamanında ne kadar akıl dışı işler yaptığımızı anlar ve gülerim.


Şüphesiz ki Tevfik Fikret¸ şiirinde sadece maddî anlamdaki putlardan bahsetmiyor. Beyitte put sözüyle insanın kendi oluşturduğu¸ ilâhî olmayan¸ beşerî düşünceler¸ inançlar¸ sıkıntı kaynağı olabilecek her türlü düşünceler kastedilmiştir. Bunlara vehim demek daha doğrudur. Sözgelişi aklın ve mantığın zerresi bulunmayan bazı törelere sadakatle bağlanmak¸ hiçbir sorgulamaya tâbi tutmadan inanmak ve bunları uygulamak. Yahut kendi ürettiği vehimlerle¸ birtakım beklentilere girmek. Ya da temelsiz korkulara kapılmak. Fallarla¸ burçlarla¸ yıldızlarla hayatına yön verme çalışmaları… Bunların hepsi insanın kendi ürettiği putlardır.


İnsan¸ Hz. İbrahim'in putlarla mücadelesini kendine örnek almalı ve içindeki¸ dışındaki bütün putlarını kırmalı ki huzuru bulsun.

Sayfayı Paylaş