BALKANLAR-KOSOVA VE TÜRK DÜNYASI

Somuncu Baba

Rumeli bir coğrafi bölge olarak çok erken dönemlerden (1389) itibaren 1912 yılına kadar Türk tarihinin ve coğrafyasının önemli bölgelerinden biri olmuştur.

Rumeli bir coğrafi bölge olarak çok erken dönemlerden (1389) itibaren 1912 yılına kadar Türk tarihinin ve coğrafyasının önemli bölgelerinden biri olmuştur. Tarih boyunca çok sayıda farklı ırkın bir arada yaşadığı bölge¸ günümüzde de benzer konumunu devam ettirmektedir. Bölgeden¸ Türk idari varlığının çekilmesinden sonra¸ büyük oranda göç etmiş olmakla birlikte Balkanlar'da halen büyük miktarda Türkler ve aynı uygarlığı yaşamış dindaşlarımız hayatiyetlerini devam ettirmektedirler.
Türk Dünyasının Avrupa kıtasında dolayısıyla Balkan coğrafyasında¸ Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan Türkler; bu yüzyılın başında yaşanan acı olaylar sonucunda zamanla değişik ülkelerde¸ başka bayraklar altında¸ farklı siyasi sistemler içerisinde kendilerini bulmuşlardır… Osmanlı İmparatorluğunun batı sahasını oluşturan Balkan coğrafyasındaki son gelişmeler¸ doğrusu 1992 yılında Balkanlarda ortaya çıkan ve halende devam etmekte olan yeni siyasi gelişmeleri ve bunun sonucu olarak meydana gelen sosyal ve kültürel olayları¸ bu çözülme sürecini büyük problemlerle birlikte gündemde tutmaktadır. Bu yeni gelişme ve oluşumlar her açıdan olduğu gibi¸ edebi-kültür-iletişimde de Rumeli Türklerini doğrudan etkilemiş¸ etkilemeye de devam etmektedir. Bu olayları inanıyorum ki Türk Dünyası yakından izlemektedir. Türkiye¸ soydaşlarını ve dindaşlarını barındıran bu bölgeye özel bir ilgi göstermekte¸ siyasi ve ekonomik çok ciddi yardımlarda bulunmakta ve bu konuda yapılan her türlü faaliyeti desteklemektedir.
Türk Dünyasının kültür sorunları muhtelif yerlerde ve zamanlarda organize edilen bir çok sempozyum¸ konferans ve seminerlerde ele alınmaktadır. Bu tür organizelerde henüz yeni oluşmakta olan Balkan Türklerini de unutmayıp¸ her fırsatta bizleri davet ederek Türk kültürü etrafındaki gelişmeleri yakından takip etmek imkânı sağlayanlara ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Belki birçok Türkiye Türkünün henüz farkında olmadığı¸ ancak meseleyi takıp edenler tarafından iyi bilinen Balkan Türklerinin muhatap oldukları meseleler¸ bugün dünya üzerinde yeniden bir oluşum süreci yaşayan genel Türk kültürünün sorunları arasında yer almaktadır.
Balkanlar coğrafyası eski Yugoslavya¸ Bulgaristan¸ Makedonya¸ Romanya¸ Yunanistan ve Gagaoğuz Türkleri kültürü ile birlikte¸ özellikle son on yıldır sürdürülen bilinçli çabalar sonucu¸ sanat-edebiyat-bilim-kültür çevrelerince artık tanınan ve bilinen¸ yer yer takip edilen bir Balkan Türk kültürü haline gelmiş bulunmaktadır… Balkanlar¸ tarihte pek çok kez görüldüğü gibi yeni bir evreden geçmektedir. Bölgede uzun bir geçmişi olan ülkelerimizin her yönüyle bizimle pek çok bağları bulunmaktadır. Bu bağların çağdaş organizasyonlar düzenlenerek sürdürülmesi hem Türkiye hem de bölge ülkelerinin yararınadır. Bunların başlangıç aşamasında siyasi ilişkilerden çok kültürel ve ekonomik boyutlu olmaları pek çok tercih nedenidir. Bölgeyle ekonomik ilişkiler istenilen düzeye yakındır. Bu tarz faaliyetler ilişkileri daha da geliştirecektir.
Buralarda yaşamakta¸ varlığını yaşamın her alanında büyük bir kararlılık göstermekte olan halkımızın¸ kültür-sanat geçmişi yüzyılları kapsamaktadır. Atalarımız yüzyıllar önce bu topraklara¸ sadece altlarında atları¸ bellerinde kılıçları ile değil¸ ama buralarda yaşamakta ve çeşitli milli ve dini mensubiyeti olan insanlara bilimi¸ kültürü¸ sanatı ve refahı getiren kitaplarıyla da gelmişlerdir. Bu söylediklerimizi kanıtlayan nice nice belgeler¸ deliller yüzyıllardan bu yana karşımızda bulunmaktadır. Camiler¸ tekkeler¸ hamamlar¸ köprüler vs. halk gelenek ve göreneklerimizle ilgili edebi zenginliklerimiz¸ şairlerin büyük sabırla kaleme aldıkları güzel şiirler… Daha nice nice kültürel-sanatsal ve tarihsel varlıklarımız¸ bu söylediklerimizin yaşayan kanıtıdırlar.
Kosova'da son on yıl içinde sorunlar çok boyutlu ve karışık bir problem haline gelmiştir. Savaş öncesi kargaşalıklar ve savaş sonrası yeniden yapılanmalar… Durumun normalleşmesi bir uzlaşma kültürünü gerektirmektedir ki bu durum da Kosova Türk boyutu küçümsenmeyecek kadar önemlidir. Tam bundan 10 yıl önce Kosova'da Sırpların baskısı artmaya başlıyor. Kosova'da yaptıkları bu baskıdan Türkler de nasibini aldı. Örneğin haftalık çıkmakta olan Türkçe Tan gazetesi ki Sırbistan Meclisinin organıydı¸ tamamen Türk Dünyasından uzaklaşmış ve Sırp Dünyasına¸ siyasetine yönelmiş bir yayındı. Aynı yıllarda Tan Yayınlarından çıkan “Çevren” ve “Kuş” dergilerini Türk Dünyasına kapattılar. Çıkarmaz ve yayınlatmaz oldular. Kosova'da var olan Türkler kendi sesini dünyaya duyuramaz oldular. Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz tamamen koptu. Ama kısa bir ara içinde¸ hep der dururum “Rumeli insanı tarih boyunca zorlukları atlatmayı başaran bir kişiliğe sahiptir.” 1990 yıllarında Kosova Türkleri örgütlenmeye başladı ve Türk Demokratik Birliği Partisini kurdular. Ardından Dernekler kurmaya başladılar. Rumeli Türk Tiyatro Sanatçılar Derneği¸ Türk Yazarlar Derneği¸ Türk Öğretmenler Derneği¸ Esnaf Derneği¸ Sanatçılar Derneği¸ Priştina Üniversitesi Türkoloji Bölümü gibi. Bu dernekler yöresel çevresinde etkinliklerini sürdürürken¸ uluslararası evrensel boyutunda etkinliklerini sürdürdüler.
Kosova'da basın yayındaki Türk Dünyasıyla iletişim kopukluğu 1994 yılına kadar sürdü ve 1994 yılında Kosova Türk Aydınları bir araya gelip kısa adı BAY olan “Balkan Aydınları ve Yazarları” Kültür Sanat Dergisini yayınlamaya başladılar. Bu dergi kısa zaman içinde evrensel boyuta ulaştı. Bu arada Türk Dünyasıyla da ilişkileri sürdürdüler. Bay çatısı altında önce İnci Çocuk Dergisi¸ daha sonra Dost Gençlik Dergisi yayın hayatına başladı. Türk Dünyasının çocuklarını bağrına toplayıp¸ gençlerin gönüllerini almaya çalışıyor. Türk Dünyası şair-yazar-bilim adamı-ressam gibi sanatçıları sayfalarda görme olanağı buldu. Yine Kosova'da Prizren şehrinde ilk uluslararası Balkanlarda Türk-Kültür Sanat Şöleni başladı ki¸ bu şölende 1996 yılından bu yana Balkanlarda Türk Kültürü büyük hizmet ödülü verilmeye başladı. Bu ödül Balkan Devletlerinde Türk Kültürüne yapılan hizmetlerden dolayı verilir.
Bay Dergisi 1997 yılında başarılarından dolayı Türk Dünyası ödülünü kazandı.
Değerli okurlar¸ Kosova'da Türkler ne kadar baskı altında tutulmuşsa da yine de sesimizi duyurmaya çalışmışızdır. Bay Dergisi dolayısıyla İnci ve Dost dergilerinin en yeni sayılarında Türk Dünyasının kültür gündemi takip edilerek hazırlanmaktadır. Öyle ki Türk Dünyasının zengin sahalarından birisi de Balkan sahasından Kosova bölgesidir. Türk Dünyasından çok sayıda şair-yazar-bilim adamı kendi ürünlerini vermişlerdir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Kosova Türklerini Balkanlarda dinamik bir Türk Kültür Merkezini teşkil etmektedir. Aralarında sadece Edebiyat Fakültesi mezunları değil¸ birçok hukukçu ve diğer kadrolar yer almaktadır. Şöyle ki 1997¸ 1998 ve 1999 yıllarında Kosova'da cereyan eden olaylarla ilgili¸ oralı Türk aydınları ve Kosova Türk Demokrasi Birliği temsilcileri açıkça Türk tezini de ortaya koymakta ve Sırp Arnavut etkenlerinin yanı sıra¸ Türk faktörünün de Kosova'da varlığını dünya kamuoyuna haklı olarak bildirmekledir.
Kosova şimdi NATO himayesi altında. Bundan alınacak ders şudur. Nato Türkiye'nin uyarılarına kulak vermelidir¸ çünkü Balkanları Türkiye'den daha iyi bilen bir ülke yoktur. Bu performans sürdüğü müddetçe kulak verilmesi kaçınılmaz olacak.
Peki¸ şu anda alınması gereken önlemler nelerdir. Bana göre Balkan ülkelerinde yaşayan Türk aydınları her günden çok uyanık¸ uyumlu ve ustaca hareket etmesi gerekecek. Türk Dünyası ile ilişkilerini koparmayacak. Çünkü Azınlık olmak devlerle dans etmeye benzer. Hep der dururum Türkiye'de Türk olmak kolay ama Türkiye millî sınırları dışında Türk olmak zor. Öyle zor ki bunu yaşayan bilir teninde¸ kanında duyar. Birlik¸ beraberlik¸ dayanışma¸ dostluk¸ seferberlik¸ Türk Dünyamızı güzel günlere sürükler. Böylece varlığımızla¸ varsallığımızla gündemde kalmak tek arzumuz ve kalacağız. İnançlıyız. Ne demiş değerli şair Tahsin Saraç; “İnanç deli bir çaydır. Bir gün yeşertir çölü.”
Geçmişte yaşadığımız ağır günlerden ders alarak ileride atılımcı hızlı adımlarla birlik ve beraberliği hedeflemek Türk Dünyasıyla el ele¸ omuz omuza¸ bilgiyle hakkı dünyaya öğretmek dilekleriyle nice nice yıllara. Sultan Murat'ın kan akıttığı topraklardan¸ Yıldırım Beyazıt'ın at koşturduğu yaylalardan Fatih Sultan Mehmet Han'ın ele geçirdiği diyarlardan Somuncu Baba Dergisi okurlarına kucak dolu saygı ve selamlarımı sunarken tekrar istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un Kosova adlı şiirinde iki mısrasıyla yazımı noktalamak istiyorum.
“Söyle¸ meşhed¸ öpeyim secde edip toprağını
Yok mudur sende Murat'ın iki üç damla kanı”

Sayfayı Paylaş