AVRUPA’DA DÖRT MİLYON TÜRK

Somuncu Baba

Avrupa’da 4 milyon civarında vatandaşımız yaşıyor. Almanya’da¸ Belçika’da¸ Hollanda’da¸ İsviçre’de¸ Fransa’da¸ Avusturya’da çalışan işçilerimiz var.

Avrupa’da 4 milyon civarında vatandaşımız yaşıyor. Almanya’da¸ Belçika’da¸ Hollanda’da¸ İsviçre’de¸ Fransa’da¸ Avusturya’da çalışan işçilerimiz var.
Hemen söylemeliyim ki¸ işçi kardeşlerimizin yaşadığı şehirler¸ her bakımdan mükemmel yerleşim merkezleri. Yollar¸ caddeler¸ parklar¸ metrolar¸ evler¸ alışveriş yerleri¸ insanı hayran bırakacak güzelliklerle¸ temizliklerle¸ zenginliklerle yüklü.
Mesela¸ 30 yıldan beri Almanya’da yaşayan işçilerimizle görüştüm. Bana bu süre içinde¸ bir defacık olsun susuz kalmadıklarını¸ elektriklerinin kesilmediğini söylediler. Trenlerin¸ metroların¸ tramvayların adetâ saat gibi muntazam işlediğini anlattılar.
Türkiye’de çok zor şartlar altında yaşayanların¸ köylerinde eşekten ve attan başka hiçbir vasıtaya binmeyenlerin altlarında mersedesler¸ opeller gördüm. Çalışmayanların işsizlik sigortaları var. Hastalandıkları taktirde¸ en lüks hastahanelerde¸ güler yüzlü doktorların ve hemşirelerin ihtimamıyla tedavi oluyorlar. Yani hiçbir işçimizin: “ya işsiz kalırsam¸ ya hasta düşersem” diye bir endişesi yok.
Serkeşlik yapanların¸ çalıp çırpanların¸ cinayet işleyenlerin Alman ceza evlerinde çok ağır şartlar altında ezildikleri¸ adetâ köpek muamelesi gördükleri de doğru.
Ama adam gibi yaşayanların¸ Alman kanunlarına uyanların¸ ev-bark sahibi oldukları¸ iş yerleri açtıkları ve o iş yerlerinde Alman işçi çalıştırdıklarını da gördüm.
Avrupa’da yaşayan işçilerimizin 62.000’i şimdi orada iş yeri sahibi. Bu¸ muhteşem bir başarı! 30 yıl kadar önce Almanya’ya giden¸ yol bilmeyen¸ dil bilmeyen¸ el bilmeyen Anadolu Türkü’nün orada iş veren durumuna geçmesi¸ onun zekâsını ve iş yapma kabiliyetini göstermesi bakımından çok önemli.
Madalyonun bir yüzü böyle. Madalyonun bir de öteki yüzü var: Avrupa’da bulunan 4 milyon işçimizin 3.5 milyonu Türkiye’ye dönmek istemiyor. Peki ne olacak Avrupa’da kalan işçilerimiz? Çok ciddî bir kültür siyâseti uygulanmadan¸ o 3-4 milyonluk Türk topluluğu kimliğini¸ varlığını koruyabilir mi? Kalabalıkları millet haline getiren¸ onların kültürleridir. Kültürün çok önemli iki ayağı dil ve dindir. Târih¸ dilini ve dinini kaybeden milletlerin ayakta kaldıklarını yazmıyor. Bulgarlar¸ bu gün yaşadıkları topraklara asırlarca önce Türk olarak geldiler. Zamanla hem dillerini hem de dinlerini kaybettiler. Slavlaştılar. Sonra kendi soydaşları olan Türklere amansız düşman kesildiler. 30 yıl önce Avrupa’ya giden işçilerimizin çocukları sâdece Türkçe biliyorlardı. Halbuki bu gün Türkçe bilmeyen veya Türkçeleri yeterli seviyede olmayan çocuklarımız var. Acaba 30 yıl sonra¸ 60 yıl sonra durum nasıl olacak? Türkçe bilmeyen veya Türkçe’yi şöyle-böyle konuşan kimselerin çocukları yarın tamamen Almanca konuşmayacak mı? Almanlaşmayacaklar mı?
Diyânet İşleri Başkanlığımızın Avrupa’da açtığı camilerde güzel hizmetler veriliyor. Câmi cem eden¸ yani toplayan¸ bir araya getiren bir ibâdet yerimizdir. Ama her cemaatin ayrı bir câmi açması¸ gurbet elde bize güç kaybettiriyor.
Avrupa’da 4.000.000 vatandaşımız var. Onlar bizim yüreğimizden¸ canımızdan¸ kanımızdan bir parçadırlar. İktisadî güç bakımından Türkiye 210 devlet arasında 16. sırada bulunuyor. 15 yıl sonra Türkiye¸ Dünya’nın ilk 10 büyük devleti arasında olacak. Avrupa’daki işçilerimizin belki de % 90’ı Türkiye’ye dönmek istemiyor. Dönmesinler. Ama onlar bizim yüreğimizin bir parçasıdırlar. Aziz devletimiz¸ o kardeşlerimizle bizi ebediyen bir arada tutacak bir büyük kültür siyâseti plânlamak mecburiyetindedir. Böyle bir plânımız var mı acaba? “Var!” diyenleri görmek ve dinlemek isterdim.

Sayfayı Paylaş