AŞKIN İĞNESİ

Somuncu Baba

"Hece ölçüsü yanında Dîvân şiirinin mutlak ölçüsü olan aruz
vezniyle de çok sayıda şiiri vardır. Dîvân şiirinin sadece ölçüsünü
değil mazmunlarını da başarıyla kullanan Seyrânî'nin en azından
Dîvân kültürüne vâkıf bir şair olduğu muhakkak görülüyor."

Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş


Kıyamete kadar sökülmez imiş


Seyrânî


 


19. asır şairi Seyrânî'yi Halk şairi olarak telâkki etmekle birlikte Dîvân Edebiyatı sahasında da at koşturmuş bir mütefekkir saymak mübalağa olmaz. Hece ölçüsü yanında Dîvân şiirinin mutlak ölçüsü olan aruz vezniyle de çok sayıda şiiri vardır. Dîvân şiirinin sadece ölçüsünü değil mazmunlarını da başarıyla kullanan Seyrânî'nin en azından Dîvân kültürüne vâkıf bir şair olduğu muhakkak görülüyor. Fakat edebiyatımızda 19. asır artık Divan ve halk şiirinin keskin çizgileri neredeyse silinmeye başlamıştır. Onun için Seyrânî de mesela na't türü şiirlerinde hem halk hem de Dîvân kültürünün izlerini gösterir. Bir na'tında:


Bende bir ateş var yanmadan tüter


Tütünsüz âteşe yandığım yeter


Lûtfuna muhtacım iş sende biter


Sensin cümle derde dermân olan yâr


derken Halk şiirinin hem ölçüsünü hem de kültürünü¸ ifade ve hitap tarzını¸ olduğu gibi yansıtır. Diğer taraftan başka bir na'tında:


  Ahmed-i Muhtâr'dır sermâye-i feyz-i vücûd


Eylemiştir hilkatin esrârın izhâr ibtidâ


gibi Dîvân şairlerine has kâfiye ve redif ve tabii ki aruz vezni ile Dîvân edebiyatının gazellerini hatırlatır.


Edebiyatımızda daha çok toplumun itici tiplerine¸ rüşvet yiyenlere¸ adaletsiz davrananlara karşı söylediği taşlamalarla tanınmıştır.


Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda seyran beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selâm vermek için insan beğenmez


 dörtlüğü ile başlayan şiiri onun en tanınmış eserlerinden biridir. Ya da çok ince bir ironi ile rüşvet yiyen devlet adamlarını iğnelediği


Selefin rüşvetle hüccet yazması


Halefin anlayıp hüküm bozması


Yıkılan binanın birden tozması


Asıl sermayenin topraklığından


şiiri meşhurdur.


Hak yoluna gidenlerin


Asa olsam ellerine


Er¸ pîr vasfin edenlerin


Kurban olsam dillerine


 


Bildim hakikati kalktım uykudan


Hu ismi zatından zat ismi hudan


Sorsunlar Seyranî içtiğim sudan


Ben lisan-ı Hakkın sözünden içtim


gibi söyleyişleri ile Seyrânî¸ edebiyatımızdaki yerini çoktan almış bir şairdir.


Seyrânî'nin babası bir mahalle camii imamı olan Hoca Cafer Efendi'dir. Kaynaklarda¸ ailesinin fakir olmasına rağmen babası tarafından medrese eğitimi görmesi için İstanbul'a gönderildiği zikredilir. Develili Seyrânî bir şiirinde bu bilgileri teyit eder:


Yedi yıl eğlendi¸ kaldı Seyrânî


Bütün tahsil etti ilmi irfanı


Sendeyken her türlü mürüvvet kânı


Bulmadın derdime çare İstanbul


Yukarıya birtakım şiirlerinden örnekler aldığımız Seyrânî'nin çok yönlü ve etrafıyla¸ sosyal ve siyasal olaylarla da yakından ilgili bir şair olduğunu müşahede ediyoruz. Fakat hemen her şair gibi Seyrânî de bir şair kalbi taşımaktadır. Şair kalbi incedir¸ rakiktir. Nitekim sözbaşı yaptığımız mısralarda son derece orijinal ve duygusal bir söyleyişle karşılaşıyoruz.


Aşk¸ basit ve sıradan bir duygu değildir ve aşk ile yapılan her iş¸ mutlaka etkili bir sonuca ulaşır.


Peygamber Efendimizin¸ İslâm'ı yayarken karşılaştığı zorluklardan¸ işkencelerden yılmadan yoluna devam etmesi ve insanların hidayetine vesile olması aşk iledir… Muhasarası mümkün görünmeyen Konstantinapolis'in şartların zorlanması ile fethedilerek bir Türk İslâm şehri olan İstanbul haline gelmesi aşk iledir… Bir benzerinin daha yapılamayacağı iddia edilen Ayasofya'nın karşısına Koca Sinan'ın Ayasofya'dan daha haşmetli ve heybetli Süleymaniye'yi dikmesi aşk iledir… Aşk iledir Fuzûlî'nin¸ Efendimize karşı duyduğu hissi en yanık mısralarla Su Kasidesi hâline getirmesi… Türk milletinin "hasta adam" denilerek tarih sahnesinden silinmek istenmesi karşısında istiklâl harbini vermek suretiyle düşmanlarının heveslerini kursaklarında bırakması aşk iledir…


Aşk¸ deyince akla ilk gelen insanî aşklar da böyledir. Ferhat ile Şirin¸ Leyla ile Mecnun¸ Hüsn ile Aşk… Anlık heves yahut birtakım maddî çıkarlar için evlenen insanların birliktelikleri en fazla üç-beş sene sürerken¸ yaşları kemale ermelerine rağmen birbirlerine sevgi¸ saygı ve merhametle bakan eşlerin bir yastıkta kocamaları aşk iledir. 


Aşk¸ sevginin¸ tutkunun en şiddetli hâlidir. Allah aşkı¸ insan aşkı¸ sanat aşkı¸ tabiat aşkı… bunların hepsi alâka duyulana sonsuz bir şekilde bağlanışı ifade eder. Şair diyor ki ne yapıyor¸ neyle iştigal ediyorsanız edin; ona kuvvetli bir şekilde sarıldığınız takdirde¸ hem sonsuzluğa erebilir hem de hedefinize ulaşabilirsiniz.

Sayfayı Paylaş