AŞK İMİŞ HER NE VAR ÂLEMDE

Somuncu Baba

Fuzûlî¸ âlemdeki her güzelliğin sadece aşktan kaynaklandığını¸ ilmin ise sadece dedikodudan ibaret bir şey olduğunu söylüyor. Hazf ettiğimiz kıtanın başındaki iki mısrada da şair¸ ilim tahsil etmek suretiyle yücelmeye çalışmanın gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayal olduğunu söylüyor. 16. asrın medrese mezunu¸ dolayısıyla matematik¸ tıp¸ astronomi; bunların yanında tefsir¸ fıkıh¸ hadis ilimlerini tahsil etmiş¸ yani bir yönü ilim adamı olan Fuzûlî'ye bu sözler pek de yakışır görünmüyor. Zira ilk emri "Oku" diyen bir dinin mens

Aşk imiş her ne var âlemde


İlm bir kıyl u kâl imiş ancak


  Fuzûlî


 


(Dünyada her şey aşktan ibaretmiş. İlim sadece bir dedikodu etmekmiş.)


 


Mevlânâ "Yaratıldı yaratılalı göklerin dönüşünü aşk dalgasından bil. Aşk olmasaydı dünya donar kalırdı." ve Yûnus "Evvel yer gök yoğ idi var idi aşk bünyâdı" diyor. Dünya sevgi üzerine kurulmuş ve sevgi ile dönmektedir. Sevgisiz başlanan iş ya başlamadan yahut hayırsız biter ve sevgisiz atılan her adım çıkmaz sokaklarda kaybolur gider. Ve aşk¸ sevginin şiddetli ve sevgiden kuvvetli hâlidir. Aşk ki; bülbülün¸ güle rengini vermesi; pervanenin şem'e teslim-i cânı; cânın¸ cânân yoluna feda edilmesi…


Fuzûlî¸ âlemdeki her güzelliğin sadece aşktan kaynaklandığını¸ ilmin ise sadece dedikodudan ibaret bir şey olduğunu söylüyor. Hazf ettiğimiz kıtanın başındaki iki mısrada da şair¸ ilim tahsil etmek suretiyle yücelmeye çalışmanın gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayal olduğunu söylüyor. 16. asrın medrese mezunu¸ dolayısıyla matematik¸ tıp¸ astronomi; bunların yanında tefsir¸ fıkıh¸ hadis ilimlerini tahsil etmiş¸ yani bir yönü ilim adamı olan Fuzûlî'ye bu sözler pek de yakışır görünmüyor. Zira ilk emri "Oku" diyen bir dinin mensubu ve "İlim Çin'de dahi olsa tahsil ediniz." yahut "İlim müminin yitik malıdır¸ nerede bulursa alsın." diyen bir görüşün insanı nasıl olur da ilmi¸ dedikodudan ibaret bir şey olarak tanımlayabilir?


Fuzûlî¸ yalnız yaşadığı asırda değil¸ sonraki yüzyıllarda da örnek alınmış¸ şiirlerine nazireler yazılmaya çalışılmış güçlü bir şairdir. O¸ bırakın diğer meslek dallarını büyük ölçüde ilhama ve hayale dayanan şiir sanatının bile ilimden hâlî olamayacağını söyleyen bir büyük sanatkârdır. Fuzûlî¸ ilimsiz şiir¸ temelsiz duvara benzer¸ temeli olmayan binanın yıkılması da gayet kolaydır¸ der. Böyle düşünen bir şair herhalde cehaleti savunmayacaktır. Fuzûlî¸ okuyucusuna vermek istediği mesajını doğrudan vermez¸ ne anlatacaksa onunla ilgili çarpıcı bir söz söyler¸ okuyucusunu sarsar¸ dikkatini çeker ve mesajını da görünen mananın içine gizler. Okuyucusunu düşündürmeden¸ anafora sokmadan¸ çilesine ortak etmez Fuzûlî… O halde nedir şairin meramı?


Aşk Yüce Gönüller Mesleğidir


Gelin¸ Fuzûlî'nin söylemek istediklerini anlamak için Tazarrunâme'siyle meşhur Sinan Paşa'dan ve gönüllerin mütevazı sultanı Yûnus Emre'den aşk ve ilim hususunda yardım isteyelim.


Sinan Paşa "Aşk efsane ve efsun değildir. Aşk san'at-ı her dûn değildir. Her aşk davası eden âşık olmaz; her muhabbetten dem uran sâdık olmaz. İlahî herkes merd–i aşk olmaz ve değme kalbde derd-i aşk bulunmaz. Aşk bir kimyadır¸ onun madeni can olur; aşk bir gevherdir onun mekânı kân olur. Aşk bir zevktir onun da şeydaları var; aşk bir hurûştur¸ onun da deryaları var." diyor. Demek ki her âşığım diyen âşık olamaz; zira aşk sıradan bir his değildir. Âşık olabilmek için çile çekmek gerekiyor. Dolayısıyla aşk değme kalplerde mekân tutmaz¸ çünkü aşk yüce gönüller mesleğidir. 


Şiirin asıl anlamına döneceğiz¸  ama Fuzûlî'nin dedikodu dediği ilimden de söz edelim biraz. Allahü Teâlâ "İlmi¸ dileyene veririm." buyuruyor. Bu demektir ki insan¸ isterse her türlü ilmi¸ kapasitesince tahsil edebilir. Fakat her ilim tahsil eden kişi Allah'ın rızasına uygun hareket etmeyebiliyor¸ ya da insanlığa zerrece faydası olmayabiliyor; nitekim bugün maddenin en küçük parçası diye bilinen atom bile parçalanıyor ilim sayesinde¸ fakat maalesef bu bilginin birçoğu insanlığın mahvı için kullanılıyor. Dolayısıyla ilim tek başına insanı kurtarmıyor. O halde eksik olan bir şeyler var. İnsan ilmin zirvesine de tırmansa içinde aşk yoksa kazandığı ilmin insanlığa da bir faydası olmayacaktır.


Yûnus Emre¸ Fuzûlî'den sözbaşı yaptığımız mısraları âdeta şu dörtlüğü ile şerh ediyor: 


Âkil ne bilir aşkı kim


Mağrur oluptur aklına


Aşkı bu gün bu Yûnus'a


Sorun sorun aşka selâ


Ve Yûnus:


 İlim ilim bilmektir


 İlim kendin bilmektir


 Sen kendini bilmezsin


Ya nice okumaktır


diyor. Yûnus Emre bunları söyleyip kendini bir tarafa çekmiyor; niçin ve nasıl okumak gerektiğini de açıklıyor:


Okumaktan mânâ ne


Kişi Hakkı bilmektir


Çün okudun bilmezsin


Ha bir kuru emektir


Yani okumanın mânâsı insanın kendini ve Allah'ı bilmesiyle son bulmalı. Eğer onca ilmin sonunda O'nu bulamıyorsan boşuna emek harcıyorsun demektir. Yûnus Emre Kişi Hakkı bilmektir mısraını tevriyeli yani iki anlama gelecek şekilde kullanmıştır. Allah'ı bilmek ve kişi hakkı bilmek; yani başkalarının hakkına tecavüz etmemek anlamlarında düşünmüş; her halükârda okumanın gayesine vurgu yapmıştır. 


İşte Fuzûlî'nin dedikodudan ibaret bulduğu ilim¸ Yûnus Emre'nin bir kuru emek¸ ya da abes yere yelmek diye tarif ettiğidir. Ve Yûnus Emre faydasız¸ gayesiz ilimle meşgul olmaktansa bir gönüle girmeyi tavsiye ediyor. Gönle girmek de ancak sevgi ile aşk ile mümkündür. Aşk ki menşei Yaratana dayanıyor. Söyleyeni belli olmayan bir şiirde deniliyor ki:


Kendi hüsnün hûblar şeklinde peydâ eyledin


Çeşm–i âşıktan dönüp sonra temâşâ eyledin


İlahî! İnsanlara sevdirmek için¸ Kendi güzelliğini¸ güzellikleri aksettiren bir ayna hükmündeki güzellerin yüzünde yansıttın; sonra da dönüp onu¸ âşıkın gözüyle temaşaya koyuldun.


Şiir sözün özüdür. Ciltler dolusu malumatın¸ darası alınmışıdır şiir… Fuzûlî'nin meramını şimdi daha iyi anlayabiliriz sanırım. Ne diyor Fuzûlî: İnsanın huzuru¸ yükselişi¸ pâye kazanması kendini bilmesi ile mümkündür. Kendini bilen Rabbini de bilecektir. Dolayısıyla bir imtihan için gelinen dünyada ne işle meşgul olursan ol¸ ilim adamı ol¸ tüccar ol¸ sanatkâr ol¸ çiftçi ol… yaptığın her işte aşk olsun. Çünkü aşk¸ aklın doğru ve hayırlı yönde işlemesine yardımcı bir histir. Netice olarak bize ancak bütün bunları düşünmemize vesile olduğu için Fuzûlî'ye  "Aşk olsun!" demek düşüyor. 


Sayfayı Paylaş