İMAM-I GAZALİ'DEN ÖĞÜTLER

Somuncu Baba

"Ey Oğul! Allah'tan nasıl korkulması gerekiyorsa öyle kork. Ona kulluk görevini gereği gibi yap. Haram kıldığı şeylerden mümkün olduğu nispette kaçın. Allah'ın saadete uzanan yolundan ayrılma. Hayatını düzene sokan emirlerini sakın ihmal etme ki¸ yaşayışın sıhhat bulsun¸ gözlerin aydın olsun."

İmam-ı Gazalî¸ Horasan'ın Tûs şehrinde M. 1058 tarihinde doğmuş¸ yine Tûs'un yakınlarındaki Tabira kasabasında 1111'de 55 yaşında vefat etmiştir.
Ömrünün ilk seneleri ilim tahsiliyle geçmiş¸ orta yaşlarında ilmin zirvesine çıkmış¸ itibar ve hürmetin en muhteşemini görmüş¸ sonraki senelerinde ise büyük bir fikri inkılap geçirerek iç âlemine dönmüş¸ ihlâs ve tasavvuf mertebelerinde mesafe katetmiş¸ on bir seneyi bulan bir inzivaya girmiş. Bundan sonra eski Gazali'yi bırakıp yeni Gazali olarak meydana çıkmıştır. Son nefesine kadar da bu yeni Gazali'nin tamamen âhirete müteveccih niyet ve ihlâsı içinde devam etmiştir.
Olağanüstü gayret ve azmi sayesinde kısa zamanda yaşadığı devir ve muhitin tek âlimi olmaya namzet hale gelen Gazali¸ Tûs'tan ayrılıp Bağdad'da¸ Nizamiye medresesine gelir. Burada meşhur Nizamülmülk'ün dikkatini çeker. Nihayet en yüksek payeye erişerek Nizamiyye medresesinin baş müderrisliğine tayin edilir.
Dört yıllık Nizamiye baş müderrisliği esnasında kendisini gölgede bırakacak bir başka âlim çıkamaz. İtibar¸ nüfuz¸ makam¸ mevki… Devlet büyükleri nezdinde hürmet ve saygı en yüksek noktadadır.
İşte tam bu sırada Gazali'den müthiş bir ruhî inkılâp meydana gelir. Herkesin¸ gıpta ve imrenme ile baktığı zirvedeki halini¸ o aldatıcı¸ oyalayıcı bir ihlâssız hâl olarak değerlendirmeye başlar.
Bu sebeple dört yıldır süren meşhur baş müderrislik vazifesinden istifa ederek Şam'a doğru yola çıkar. Mana büyüklerini ziyaret edip¸ tasavvuf ehlinin hâllerini inceledikten sonra Şam'ın meşhur Camii Emeviye'sinin geniş minaresi içinde inzivaya çekilir ve bu inziva¸ tam on bir yıl sürer.
Bu sırada zaman zaman mütevazı gruplara vaazlar verip¸ sohbetler yapan Gazali¸ eserler yazıp¸ tefekküre de dalmış¸ insanların hâlini¸ iltifat ve ikramlarının faniliğini¸ insanı gerçeğin tatmin etmesi gereğini pek açık seçik anlamış¸ derin feyizlere¸ ilhamlara mazhar olmuştur. Tabiri câizse işte asıl mürşid Gazali¸ bundan sonra meydana gelmiştir.
Elli beş senelik ömür içine sıkıştırdığı beşyüzü geçen eserin içinde İhyâü'l-Ulûm¸ El-Münkızü mine'd-Dalâl¸ Kimyâ'yı Saadet gibi değerli eserleri vardır¸ Kelâm¸ felsefe¸ usül-ü fıkıh ilimlerine ait eserleri de kıymetlidir. İslâm âleminin halen her yanında okunan İhyâü'l-Ulûm çeşitli dillere¸ bu arada Türkçeye de tercüme edilmiştir.
Eserlerinde bulunan nasihat ve tavsiyelerinden bazıları şu şekildedir:


 


"Ey Oğul! Allah'tan nasıl korkulması gerekiyorsa öyle kork. Ona kulluk görevini gereği gibi yap. Haram kıldığı şeylerden mümkün olduğu nispette kaçın. Allah'ın saadete uzanan yolundan ayrılma. Hayatını düzene sokan emirlerini sakın ihmal etme ki¸ yaşayışın sıhhat bulsun¸ gözlerin aydın olsun."


"Ey oğul! Aklının hemen kabul etmeyeceği şeyi söyleme. Lüzumsuz lâftan¸ çok gülmekten¸ şaka ve alaya almaktan¸ din kardeşinle tartışmaktan sakın. Böyle yapmak saygıdeğerliği götürür¸ kin ve düşmanlık kapılan açar."


"Ey oğul! Ağırbaşlı¸ terbiyeli¸ saygılı ve nezaketli olmaya çok dikkat et ve itina göster. Ancak böyle yaparken gurura kapılma. Halka tepeden bakma. Sonra senden bu sıfatla söz edilir."


"Ey oğul! Bütün işlerinde ortayolu tut. Çünkü işlerin en hayırlısı orta yoldur. Az konuş. Karşılaştığın her Müslümana selâm ver. Yürüyüşüne dikkat et."


"Ey Oğul!  Uğradığın bir toplantıda yer alanların üzerine dikilip durma. Sokak ve caddeleri meclis gibi kullanma. Dükkânları sohbet yeri olarak seçme.  Fikrî tartışmada kendini haklı çıkarmak için inat gösterme. Edep ve terbiyesini yitirmiş patavatsız kimselerle tartışma. Bir hüküm verirken ‘şahsî görüşümdür' de."


"Ey oğul! Fayda sağlayacak fırsatları kaçırma. Muhtaç olduğun şeylere iyice sahip çık. Görülmesini acele ettiğin işlerinde dikkatini başka taraflara dağıtma. İçinde bulunduğun toplumun âdet ve geleneklerine saygılı ol. Ahirette seni rüsvay edecek çirkin âdet ve geleneklerden sakın. Bir şeyin neticesini iyice düşünüp hesaba katmadan yapmakta acele etme."


"Ey oğul! Mümin kardeşini sevindir. Peygamber Efendimiz (s.a.v..) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse dünyada bir mümin kardeşini sevindirirse¸ Cenab-ı Hak kıyamet gününde onun kalbini ferahlatır.” Mümin kardeşinin ihtiyacını gör. Eğer kardeşin senden küçük ise¸ ona edep ve terbiyeyi öğret. Okut ve tahsil yapmasını temin et. Tatlı sözlerle öğüt ver¸ fena hallere düşmesine mâni ol."

Sayfayı Paylaş