SEVGİNİN GÜCÜ

Somuncu Baba

Sevgi¸ yaratılışın mutlak nedenlerinden biri olarak kabul edilir ve Kur'an-ı Kerim'in temel kavramlarından birisidir. Aynı zamanda sosyoloji¸ psikoloji¸ edebiyat¸ ilâhiyat gibi sosyal bilimlerin de temel kaynağı sevgidir. Sevgi insanı yaşatan¸ varlığını hissettiren bir iksirdir. İnsan sevgiyle yaşar¸ sevgi ile mutlu olur¸ sevgi ile çevresini de mutlu eder. Biz her şeyi sevgi ile hisseder¸ onunla yaşarız.

Sevgi¸ yaratılışın mutlak nedenlerinden biri olarak kabul edilir ve Kur'an-ı Kerim'in temel kavramlarından birisidir. Aynı zamanda sosyoloji¸ psikoloji¸ edebiyat¸ ilâhiyat gibi sosyal bilimlerin de temel kaynağı sevgidir. Sevgi insanı yaşatan¸ varlığını hissettiren bir iksirdir. İnsan sevgiyle yaşar¸ sevgi ile mutlu olur¸ sevgi ile çevresini de mutlu eder. Biz her şeyi sevgi ile hisseder¸ onunla yaşarız. Allah (c.c)¸ insanları birbirine bağlama konusunda sevgiden daha güçlü bir bağ yaratmamıştır. Aslında dünya köhne¸ harabe bir yapıdan ibarettir. Onu tap taze ve canlı kılan sevgidir. Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurur: "Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız¸ iman etmedikçe cennete giremezsiniz." (Müslim¸ Îmân¸ 93.) es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin şu beyiti ise bütün insanlığı derinden düşünmeye sevk eder. Ve bizlere sevginin anlamını öğretir…


Allah için herkese hürmet et de sev sevil


Her göze diken olma¸ sümbülü ol gülü ol


Sevgi¸ günümüz insanının en çok aradığı¸ varlığına en çok muhtaç olduğu bir değerdir. İletişim çatışmaları ve ekonomik kavgaların had safhaya ulaştığı günümüzde sevgisizliğin insanlığı bütün olarak mutsuzluğa sürüklediği bir gerçektir. Maddeten zirveye çıkan günümüz insanının mânen bir boşluk yaşamasının temel sebebi sevgisizliktir. Çünkü insan¸ başta yaratıcısı olmak üzere sevgi merkezli ilişkilerden kopmuş ve uzaklaşmaya başlamıştır. Aile¸ toplum ve diğer varlıklarla ilişkilerinde parçalanmalar meydana gelmiştir. Sevginin gerçek mahiyetini yitirmeye başlaması mutsuz fertleri ortaya çıkarmıştır. Oysa bütün insanları¸ Allah'ın yarattığı bir insan olarak sevmek¸ bir insanlık görevidir. Gerçek erdeme ulaşmak isteyen bir insan kendisini bütün insanları sevmeye¸ onlarla dostluk kurmaya¸ onlara şefkat beslemeye¸ acımaya ve merhamet duymaya alıştırmak zorundadır. Çünkü bütün insanlar birbirleriyle ilişkisi olan tek bir aile gibidir. Sevgi¸ insanların ve insanlığın ortak paydasıdır. Osman Hulûsi Efendi'nin şu beyiti insanın insan olduğunu hatırlatır¸ ortak payda içerisindeki en derin ve ulvî merkezine oturur:


Sevgisi cânında olmak dil-berin bir zevk kim


İki dünyâ bir demin değmez aceb sevdâ budur


O halde bütün insanların birbirlerini sevmesi birbirleriyle dost olması insan olmaktan kaynaklanan bir zorunluluktur. Hırs¸ nefis ve öfkeye kapılmadığı sürece insanlar sevgi çemberi içerisinde bulunurlar. Aksi takdirde insanda bir gururlanma¸  büyüklenme¸ kendini beğenme¸ zayıf kimseleri ezme¸ küçümseme gibi düşünceler ve fiiller ortaya çıkar ki¸ bu da düşmanlık ve nefreti ortaya çıkarır. Oysa insan hırsını¸ nefinis ve öfkesini kontrol altına alır; ruhunu terbiye ederse herkese karşı sevgi ve muhabbet besler ki¸ hem çevresi¸ hem de kendisi mutlu olur. İnsan sevmeye başlar ve sevmeyi öğrenirse bunun uzantısı olarak şefkat¸ merhamet¸ aşk kavramlarını yakalamaya başlar. O zaman da yaratılışının hakîki mânâsını anlar. İnsanın "eşref-i mahlûkât" olduğunun¸ yaratılanların içerisinde en güzel şekliyle yaratılmış olduğunun farkına varır. Bu bilinçle her canlıya hizmet şuuru kazanır. İnsan;  Osman Hulûsi Efendi'nin şu beyiti ile ise işin idrakine varır¸ hayattan bir lezzet bir tat alamaya başlar.


Garazsız hem ivazsız hizmet et her canlıya


Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol


Sevgi büyülü bir kelimedir. Aşk ve muhabbetle iç içe girmiş¸ bütün evreni anlamlı hale getirmiştir. Öyle ki bu kavramlar yaşanmadan hiçbir şeyin anlamı olmaz. Zaman ve mekân kendini kaybetmeye başlar¸ oysa sevgi sınır¸ hudut tanımaz; her şeyi kendi içerisine alır¸ bütün âleme dağıtır; her şeyi anlamlaştırır¸ güzelleştirir¸ olgunlaştırır. Sevgi söz konusu olduğunda kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz. Çünkü kendisi de güçlü bir varlık haline gelir. Ruhunun derinliklerinde oluşan ve bütün evrene dağılan bu duygu bütün âlemi kaplar¸ gönülleri fetheder. Bütün güzellikler ortaya çıkar¸ bütün eşya ise sevginin bu gücüne şahitlik eder. Düşünen insan bunların farkına varıp yaşarken eşyanın hakîkatine erer. Böylece sevgi her yerde her şeyde ve bütün kâinatta anlamlaşır. Bu ulvî düşünce sonsuzluk kazanır¸ sınır ötesine erişir. Bu sınırsızlığın en güzel halini tarihimizdeki büyük insanlar; Mevlânâlar¸ Yûnuslar¸ Somuncu Babalar¸ Hacı Bayramlar¸ Akşemseddinler¸ Osman Hûlusi Efendiler yaşamışlar ve yaşatmışlardır. Bu hususta Osman Hulûsi Efendi'nin şu beyiti ise bütün insanlara rehberlik ve önderlik yapar.


Güneş gibi şefkatli¸ yer gibi tevâzûlu

Su gibi sehâvetli¸ merhametle dolu ol.

Sayfayı Paylaş