YAŞLANAN NÜFUS¸YALNIZLAŞAN ÇOCUKLAR

Somuncu Baba

“İnsanlar daha az çocuk istedikçe bir yandan problemli tek çocuklar ortaya çıkmakta; diğer yandan dünyada fakir-zengin dengesizliği fakirler aleyhine de bozulmakta ve nüfus giderek yaşlanmaktadır.”

“İnsanlar daha az çocuk istedikçe bir yandan problemli tek çocuklar ortaya çıkmakta; diğer yandan dünyada fakir-zengin dengesizliği fakirler aleyhine de bozulmakta ve nüfus giderek yaşlanmaktadır.”


Malthus başta olmak üzere karamsar bazı nüfus bilimciler¸ nüfus arttıkça tabii kaynakların yetmeyeceğini¸ nüfus planlaması yapmanın mecburi olduğunu ileri sürdüler. Buna uyan dünyanın hali ise ortada. Özellikle gelişmiş ülkelerin nüfusu endişe verici tarzda düşüyor¸ fakir ülkeler daha da fakirleşiyor¸ nüfus yaşlanıyor ve çocuklar yalnızlaşıyor…


İtalya¸ kadın başına düşen doğum oranı ortalamasında dünyadaki en düşük oranlardan birine sahiptir. (1¸18) Bu her yıl ölümden az doğum olması anlamına gelmektedir. Yani nüfus yerine konulamamaktadır. Ülkenin emeklilik sigortası hâlihazırda borçtadır. Roma Üniversitesinden nüfus bilimci Antoni Golini¸ “Ekonomik yüke dayanmak için şimdiden göçmenlere bağımlı hale geldik. Bu¸ İtalyan kültürünü riske atmaktadır. İtalya artık İtalyan olmaktan çıkacaktır. Diğer bir ifadeyle bu İtalyan toplumunun sonudur.” demektedir.


Başta zengin ülkelerde olmak üzere aile giderek küçülmektedir. Avrupa'da doğurganlık oranı 1990'da 1.72 iken 2000'de 1.46'ya düşmüştür. Aynı dönemde Asya'da bu rakam 3'ün az üzerinden 2.54'e inmiştir. Çoğunluğu Katolik olan Güney Amerika'da bile¸ doğurganlık oranı azalmaktadır. Brezilya'da 40 yıl önce 6.3 olan kadın başına çocuk oranı 2.3'e düşmüştür. 48 az gelişmiş ülkede bu rakam 5.74'tür ve ancak 2050'de 2.51'e gerileyeceği hesaplanmaktadır.


Ailelerin çoğu tek çocukla yetinmektedirler. Aileler daha fazla çocuk istediklerini söylemekte¸ fakat bunu gerçekleştirmemektedirler.


Nüfus bilimci Margarita Delgado¸ İspanya'da 28 yıl içinde doğum oranlarının yarıya inerek 1.2 olduğunu ve ilk doğumların 25 yıl önceki %38'e nazaran %50'ye çıktığını işaret etmektedir. ABD nüfus bürosuna göre 1976'da %9.6 olan tek çocuklu aile oranı 1998'de %17'ye yükselmiş ve aynı dönemde 3 ve daha fazla çocuğu olan ailelerin oranı %21'e düşmüştür. Halbuki 30 yıl önce “Nüfus Bombası” adlı kitabında Paul Ehrlick¸ yiyecek kıtlığı olacağını ve dünyanın tabii kaynaklarının tükeneceğini iddia ediyordu. Bu ve benzeri kıyamet senaryolarının korkusu¸ aileleri ve ülkeleri çok sıkı bir aile planlamasına sevk etti.


Az çocuk akımının bir sebebi de annelerin çalışması… Artık kadınlar çocuk doğurmaya zaman¸ para ve enerji bulamıyorlar. Alman psikolog Hortut Kasten¸ “pekçok genç kadının evlenmeden önce birden fazla çocuk istediğini biliyoruz¸ ama yola çıkınca kariyer arzularından büyük kısıntılar yapmayı göze almadıkça bunun mümkün olmadığını görüyorlar” demekte.


İtalya'da yapılan bir araştırma ise 16-24 yaş arası kadınların %52'si daha şimdiden “kariyere engel olduğu” gerekçesiyle hiç çocuk istemediklerini ifade etmişler.


Çocukların Azalması Dengesizliği Arttırıyor !


2050 yılında¸ en fakir ülkelerdeki insan sayısı 2.4'e katlanacak ve dünyadaki 10 kişiden 9'u bu ülkelerde yaşayacak.


Dünya Yaşlanıyor!


Birleşmiş Milletler raporları önümüzdeki 50 yılda 60 yaş üzeri nüfusun 3 kat¸ 80 yaş üzeri nüfusun ise 5 kat artacağını göstermektedir.Daha da fazla yaşayan bu yaşlıların bakımını kim üstlenecektir? Şu an dünyada her 100 çalışana 11 emekli düşmektedir. ABD Nüfus Bürosu 2050'de her 100 çalışana 26 emekli düşeceğini hesaplamıştır. Washington'da kurulu strateji ve beynelmilel araştırmalar merkezi (CSIS) sorumlusu Paul Hevitt bunun “ekonomik ve sosyal bir felaket” olacağını söylüyor.


Tek Çocuk Problemi


Değişen aile yapısı üzerinde gözler en çok tek çocuklara odaklanmaktadır. Tek çocuklar rutin olarak ben-merkezci (egoist) ve uzlaşmasız olmakla suçlanmaktadırlar. Çin'de “küçük imparatorlar” olarak bilinen yalnız çocuklar¸ artan çocukluk çağı suçlarından¸ yaygınlaşan maddeciliğe kadar herşeyden sorumlu tutulmaktadır. “Tek çocuklara aşırı ihtimam gösterildiğinden kurallara uymuyorlar ve şımarıklar” yaygın kanaattır.


Bu tür inanışlar tek çocuk anne-babalarında sıklıkla suçluluk ve öfke duyguları uyandırmaktadır. Şimdi buna karşı “tek çocuk”lar savunmaya geçmişlerdir. Web siteleri açmakta¸ daha çok psikologlara götürülerek problemleri giderilmeye çalışılmaktadır.


Tek çocuklar da durumlarından memnun değiller. Yarısı tek çocuk olduklarını saklamaktadırlar. Üstelik bu çocuklar yalnızlığın ne kadar zor olduğunu çevrelerine hatırlatıyorlar.


Şurası kesindir ki tek çocuklar¸ bazı şeyleri çok kardeşlilerden daha farklı yaşamaktadırlar.Pek çoğu başarılı olmak için kendisini baskı altında hissetmektedir ve anne-babalarını model almaya daha yatkındırlar. Tek çocukların kendilerine kardeş istemelerinin bir sebebi de¸ yaşlı ve hasta anne-babalarına bakma görevini paylaşmak istemeleridir.


Evet¸ insanlar daha az çocuk istedikçe bir yandan problemli tek çocuklar ortaya çıkmakta; diğer yandan dünyada fakir-zengin dengesizliği fakirler aleyhine de bozulmakta ve nüfus giderek yaşlanmaktadır.


Doç. Dr.


 

Sayfayı Paylaş