ŞEREFİ MADALYALARA RESMEDİLEN BİR ÜNVAN:GAZİLİK

Somuncu Baba

Milletlerin ve ülkelerin tarihinde zihinlere kazınan önemli olaylar vardır. Zaman zaman çeşitli nedenlerle yapılan savaşlar bu olayların başında gelir. Aslında savaş hiçbir zaman istenmeyen bir durumdur.

Milletlerin ve ülkelerin tarihinde zihinlere kazınan önemli olaylar vardır. Zaman zaman çeşitli nedenlerle yapılan savaşlar bu olayların başında gelir. Aslında savaş hiçbir zaman istenmeyen bir durumdur. Zira savaşların getirdikleri götürdüklerinden çoğu kere fazla olur. Yapılan her savaşta insan onurunun¸ şerefinin¸ mahremiyetlerinin¸ bir bütün olarak dokunulmazlıklarının ihlal edildiğini kimse inkâr edemez. Haklı sebeple öldürülenler yanında binlerce masumun canına kıyıldığı da acı bir gerçektir. Bu sebeple yüce dinimiz İslam prensip olarak savaştan değil barıştan yanadır. Savaş çıkmaması için bütün yolların denenmesi gerektiğini önerir. Savaştan başka çare kalmayınca da savunma amaçlı ve haksıza haddini bildirmeyi hedefleyen savaşa bir hukuk çerçevesinde izin verir. Kur'ân'ın savaşla ilgili âyetleri dikkatle okunursa bu hakikat çok açık şekilde görülür. Daima İslam'ın bir savaş dini sevgili Peygamberimizin de savaş adamı olduğunu vurgulayanlar ya gerçekleri bile bile saptıran kötü niyetliler veya araştırma zahmetine katlanmayan tembel ve cahil kimselerdir. Bu gibi kimselere en kestirme yoldan söylenecek şudur: Kur'ân'da Allah'ın Peygamberini hangi zöelliği ile tanıttığına bir bakmaz mısınız?! Kur'ân'da Hz. Peygamber'i kahramanlık ve savaşçı yönüyle tanıtan bir cümle bile yoktur. Aksine onun âlemlere rahmet olduğu dile getirilmiştir ki¸ tarih de bunun en büyük şahididir. İslam savaştan yana olmamış fakat savaş kanılmaz olunca da bunun bir hukuk çerçevesinde yapılmasını önermiş ve sağlamıştır. Gece baskın yapılmaması¸ ekinlerin yakılmaması¸ ağaçların kesilmemesi¸ yağma yapılmaması¸  çocuklara¸ kadınlara¸ yaşlılara ve eli silah tutmayanlara dokunulmaması gibi prensipler dinimizin savaş hukuku alanında hem getirdiği hem de uyguladığı prensiplerden sadece bir kaçıdır.


İşte savaş kaçınılmaz olunca savaşa iştirak edenlerin de onurlandırılması ve ödüllendirilmesi gerekir. Şehitlik ve gazilik savaşa katılanlara verilen iki kutsal ünvandır.


Gazilik Nedir¸ Gazi Kime Denir?


Allah için yapılan bir savaşa katılan¸ din¸ vatan ve mukaddesat uğrunda bunlara saldıranlara karşı vuruşan ve savaştan sağ olarak dönenlere "gazi" denir.


Yüce dinimiz gaziliği teşvik etmiş etmiştir. Bir âyet-i kerime'de şöyle buyurulmuştur: "De ki: Bize iyilikten¸ gazilik ve şehitlikten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz…" (9 / Tevbe¸ 52).


Sevgili Peygamberimiz de bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: "Kim Allah yolunda cihada gidecek bir gaziyi donatır¸ cihad için gerekli olan ihtiyaçlarını karşılarsa¸ bizzat cihada gitmiş gibi sevap alır. Cihada giden gazinin arkada bıraktığı ailesine güzelce bakıp onların ihtiyaçlarını karşılayan da bizzat cihat yapmış gibi sevap kazanır" (Buharî¸ "Cihâd"¸ 38; Müslim¸ İmâre¸ 135-136).


Bu âyet âyet ve hadislerden hareketle Müslümanlar şehitlik ve gaziliği en büyük hedefler arasında görmüşlerdir. Bunu: "Ölürsem şehit kalırsam gazi" cümlesiyle de çok güzel ifade etmişlerdir. Hatta gaziliğe verilen önemin bir göstergesi olarak erkek çocuklarına verilen adlara "Gazi" adını da eklemişlerdir. Bazı devlet büyükleri de bütün ünvanlarının en başına gaziliği koymuş ve bununla anılmıştır. Gazi Osman Paşa¸ Gazi Ahmet Muhtar Paşa gibi.


Yüce Allah bir taraftan müminlere girecekleri savaşta zafer vaat ederken bir taraftan da ahret de cennet başta olmak üzere türlü mükâfatlar vadetmiştir. Bu sebeple Müslümanlar tarihin hiçbir döneminde Allah için yapılan¸ din¸ vatan ve mukaddesat için ilan edilen savaştan kaçmamış ve gönüllü olarak katılmışlardır. Zaten dinimiz savaştan kaçmayı büyük günaklar arasında saymıştır. Toplumumuz da savaş bir tarafa¸ askere gitmeyene bile iyi gözle bakmamıştır. Hatta bazı yörelerimizde askere gitmeyenler kız vermemekle tehdit edilmiştir.


Müslümanlar için gazilik bir şerefli ünvan olmuştur. Bu ünvanı Tarih boyunca madalya yaparak yakalarında taşımışlardır. Hepimizin yaşadığı topraklar bu gaziler sayesinde kazanılmış ve bizlere emanet edilmiştir. Müslümanların yaşadığı toprakların kutsallığı vardır. Çünkü o topraklar emlakçılardan parayla değil¸ şehit kanlarıyla ve gazilerin cansiperane fedakârlıklarıyla alınmıştır. Şairin dediği gibi:


Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı


Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı


Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı


Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı


Bu vesileyle kendilerine sınırsız minnet¸ şükran ve rahmet borcumuz bulunan şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyor ve onların taşıdığı ruhun bizlerden hiç eksilmemesini diliyoruz.


* Doç.  Dr.


Sayfayı Paylaş