İSTİKLÂL SAVAŞI'NDA SARIKLI MÜCAHİTLER VE “KUVAYI İLMİYE”

Somuncu Baba

Kurtuluş Savaşı'nda öğretmeni¸ üniversite hocası¸ müderrisi¸ tekke dervişi ve talebesi ile “Eğitim Ordusu”nun kahraman neferleri de “Kuva-yı İlmiye” olarak yerlerini almış ve bu ölüm kalım savaşının her kademesinde tüm güçleriyle mücadele etmişlerdir. İşgallere karşı halkı bilinçlendirip teşkilatlandırmada¸ protesto mitinglerinde¸ kongrelerde¸ müdafaa-i hukuk cemiyetlerinde ve hatta Kuva-yı Milliye ve Düzenli Ordu'ya katılıp düşmanla çarpışmaya varana kadar İstiklâl Savaşı'nda yabana atılamayacak bir rol oynamışlardır.

 


Kurtuluş Savaşı'nda öğretmeni¸ üniversite hocası¸ müderrisi¸ tekke dervişi ve talebesi ile “Eğitim Ordusu”nun kahraman neferleri de “Kuva-yı İlmiye” olarak yerlerini almış ve bu ölüm kalım savaşının her kademesinde tüm güçleriyle mücadele etmişlerdir. İşgallere karşı halkı bilinçlendirip teşkilatlandırmada¸ protesto mitinglerinde¸ kongrelerde¸ müdafaa-i hukuk cemiyetlerinde ve hatta Kuva-yı Milliye ve Düzenli Ordu'ya katılıp düşmanla çarpışmaya varana kadar İstiklâl Savaşı'nda yabana atılamayacak bir rol oynamışlardır.


Fedakâr Öğretmenler ve Hizmetleri


Öğretmenlerin¸ kadını ve erkeğiyle¸ mitingler¸ kongreler¸ cemiyetler ve cephelerdeki gayret ve fedakârlıkları noktasında¸ Adana'da direnişi ateşleyen Tarihçi Niyazi Bey'in; TBMM'nin Konya nasihatçisi muallim Mümtaz Bahri'nin; Kuva-yı Milliye'nin hamisi Mehmet Muhlis Bey'in; heyecanlı yazılıları ve dinamizmiyle Çankırılı Ahmet Talat'ın; Maraşlı şehit Matematik muallimi Hayrullah Efendi'nin; Doğu'nun eğitim gönüllüleri Dursunoğlu Cevat¸ Süleyman Necati ve Sıtkı Beylerin; İstanbul ve Anadolu'nun hanım öğretmenlerinin katkıları görmezden gelinemeyecek kadar mühimdir. Özellikle İstanbul'daki mitinglerde öğretmenler de tertip heyeti içinde yer alıp ateşli konuşmalar yapmışlardır. Fatih¸ Üsküdar¸ Kadıköy¸ Sultanahmet ve Darülfünun mitinglerinde başrolü oynayan konuşmacılar arasında Halide Edip¸ Nakiye Hanım¸ Hüseyin Ragıp¸ İsmail Hakkı¸ Mazhar¸ İhsan¸ Selim Sırrı¸ Emin Ali¸ Mehmet Ali¸ Selahattin¸ Muslihittin Adil ve Akil Muhtar Beyler oldukça dikkat çekmiştir. Muallimler ayrıca¸ kongrelerin toplanmasında¸ faaliyet ve kararlarında da mühim katkı sağlamışlardır. Erzurum Kongresi'ne katılan 50'yi aşkın delegenin 5 tanesi; Sivas Kongresi'ne katılan 40 civarındaki delegenin de yine 5 tanesi öğretmendir. Diğer yandan¸ TBMM'nin 337 milletvekilinin 30'u öğretmenler¸ yaklaşık 23 tanesi de müderrisler arasından seçilmiştir.Ayrıca¸ Ankara'daki okullarda görev yapan öğretmenlerden bazıları mecliste uzun bir müddet zabıt kâtipliği de yapmışlardır.


Kahraman Eğitimci Kadınlarımız


Müslüman Türk kadını da Kurtuluş Savaşı'nda cepheye katılmakta ve cephe gerisinde fedakârlık gerektiren hizmetlere koşmakta gecikmemiştir. Bir taraftan mitinglere ve protestolara fiilen katılmış¸ bir taraftan da halkı işgal kuvvetlerine karşı harekete geçirmek için birtakım faaliyetlerde bulunmuşlardır. Kız Darülfünun öğrencileri ile Asrî Kadınlar Cemiyeti üyelerinin düzenlediği Fatih Mitingi'nde¸ İstanbul'un eğitimli hanımları da çarşaflarını giyip miting alanını doldurmuşlardır. Mitingde ilk sözü¸ Halide Edip almış ve şu efsanevî konuşmayı yapmıştır: “Türk ve Müslüman bugün en kara gününü yaşıyor. Yarın bu korkunç geceyi yırtıp¸ parlak bir sabah yaratacağız. Bugün elimizde top¸ tüfek denilen alet yok; fakat ondan büyük¸ ondan kuvvetli bir silahımız var: Hak var¸ Allah var. Tüfek ve top düşer¸ hak ve Allah bakidir. Topun yüzüne tükürecek kadar evlatlar¸ analar¸ kalbimizde aşk ve iman¸ milliyet duygusu var. Biz dünyada millet sınıfına lâyık bir millet olduğumuzu¸ erkek¸ kadın¸ hatta çocuklarımıza kadar ispat ettik!” Bir müddet sonra Sultan Ahmet'te muhteşem bir miting daha tertiplenmiş ve oranın da değişmez hatibi olan Halide Edip¸ halkı fiilî mücadele içerisine girmeye çağırmıştır: “Davamızı ilân ediyorum. Davamız¸ Türkiye'nin hak ve istiklâlidir. Türkler¸ Türkiye'nin ebedî hakkına asla dokundurmayacaklar¸ yarın Hakk'ın büyük mahkemesi önünde zalimlerin hepsi mahkemeye çekilecek¸ onlara bizim kanlarımızı döktürdünüz diyecekler. Bugün iki dostunuz vardır. Birisi¸ kalbi ve mabetleri bizimle bir olan Müslüman dünyası¸ birisi zalimleri yakasından sürükleyecek hak sahibi büyük milletlerdir.” Anadolu'daki hanım eğitimciler de çeşitli mitingler gerçekleştirmiş¸ kurdukları kadın cemiyetleri kanalıyla mühim hizmetler eda etmişlerdir. Mesela Erzurumlu kadınlar¸ Temmuz-Ağustos 1919'da bir protesto hareketine girişmiş ve “Erzurum İslâm Kadınları Cemiyeti” vasıtasıyla Muradiye Camiinde bir toplantı düzenlemişlerdir.


Mezun Veremeyen Okullar ve Şehit Öğrenciler


Milli Mücadele sebebiyle Anadolu'da hemen hemen tüm okullarda eğitim öğretime ara verilmiş ve yaz tatiline normalden çok daha önce geçilmiştir. Bu dönemde¸ Ankara'daki birçok eğitim kurumu karargâh¸ hastane ve milletvekillerinin barınma ihtiyacı için yatakhaneye dönüştürülmüştür. Milletvekilleri¸ yatakhane olarak Ankara Darülmuallimin (Öğretmen) Mektebi'ni kullanmışlardır. İstanbul ve Anadolu'daki bir kısım okulların idarecisi¸ öğretmeni ve öğrencisi ile Milli Mücadele'deki hizmetleri de kayda değerdir. Bu şanlı okulların yiğit öğrencileri¸ okullarını¸ gençliklerini¸ hayallerini ve ideallerini bir kenara koyarak kendilerinden beklenmedik destansı kahramanlıklar sergilemişlerdir. Kurtuluş Savaşı'nın gönülden desteklendiği ve cepheye gönüllü katılımın en fazla olduğu okulların başında Ankara Sultani Mektebi (Lisesi) gelmiştir. Okulun öğretmen ve öğrencileri savaşlara katılmış¸ gazilik ve şehitlik mertebesine yükselmişlerdir. Gösterdikleri üstün gayretler ve vatanseverlikleri sebebiyle okula “ay yıldızlı sancak” hediye edilmiştir. İstiklal Savaşı'nda¸ İzmir Sultanisi (Lisesi) öğretmen ve öğrencileri de yurtlarını kahramanca savunmuştur. Kimi zaman cepheye mermi taşımış¸ kimi zaman habercilik yapmış¸ kimi zaman da ön saflarda düşmanla vuruşmuşlardır. Nitekim o devirde İzmir Lisesi¸ öğrencileri ve öğretmenlerinden pek çok şehit vermiş; hatta okul iki dönem tek bir öğrenci bile mezun edememiştir. Milli Mücadele devrinde büyük kahramanlıklar sergileyen okullardan biri de Kayseri Sultanisi (Lisesi) idi. Kurtuluş Savaşı'na katılan lise öğrencileri önemli görevler üstlenmiş ve büyük kahramanlıklar göstermiştir. Son sınıf öğrencileri¸ Sakarya Savaşı sebebiyle okullarını askıya alıp gönüllü olarak cepheye gitmiş ve tamamı şehit düşmüştür. O sene okul mezun verememiştir. Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarına göre¸ Kayseri Liseli şehit öğrenci sayısı 62'dir.


Sarıklı Müderrisler ve Kahramanlıkları


Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında medreselerin ve sarıklı müderrislerin¸ tekkelerin ve kahraman dervişlerin hayatî katkılarının olduğu; onların açık desteği ve büyük gayretleri olmasaydı bağımsızlığın yeniden elde edilmesinin imkânsızlığı inkâr edilmez tarihî bir gerçektir. Halkın Milli Mücadele'ye gönülden inanması ve desteklemesi¸ güven ve itimadın değişmez adresi olan müderrisler¸ tekke şeyhleri ve diğer din adamları aracılığıyla gerçekleşmiştir. Mitinglerde¸ protestolarda¸ müdafaa-i hukuk cemiyetlerinin kurulmasında¸ Kuva-yı Milliye'nin oluşturulmasında¸ TBMM'nin açılmasında ve tüm yerel direniş hareketlerinde hep onların mübarek eli ve himmeti vardır. Daha da öteye giden Hafız İbrahim ve İsmail Şükrü gibi bazı sarıklı müderrisler¸ talebelerinin katılımıyla Demir Alay¸ Çelik Alay ismiyle milis kuvvetler tertip edip¸ bir ellerinde seccade öbür ellerinde silah düşmana karşı kahramanca mücadele etmişlerdir.


Ali Fuat (Cebesoy) Paşa¸ bu hakikate şöyle temas etmiştir: “Muhitlerinde¸ hiçbir başka şahsiyetin sahip olamayacağı hürmet ve muhabbete sahip olan Hoca Efendiler¸ silahlarını bir ellerine¸ seccadelerini öteki ellerine alarak¸ bir din adamının vatanı uğruna omuzlayacağı en mukaddes vazifelerin ardı ardına örneklerini verdiler. Tanınmış ulemaya halktaki hürmet¸ onları yaşlarına rağmen ellerinde silah at üzerinde dağ-bayır didinirken gören halkta¸ ayrı kalmanın affedilmez sorumluluğuna katlanabilecek kimse bırakmamıştı.” Sinan (Tekelioğlu) Paşa'nın şu müşahedeleri de konuya ışık tutmaktadır: “Maddî imkânların yok olduğu yerde insanların yapılmaz zannedilene el atabilmesi¸ ancak ruh ve iman kudreti ile mümkün oluyor. Bunu da halkta meydana getirebilen tek kaynak¸ din uleması idi. Onlar sadece telkin ve aydınlatma ile kalmadılar¸ ellerine silah da aldılar¸ yaşlarına ve itiyatlarına rağmen en tehlikeli mevzilerde¸ harbi sanat edinmiş meslekten askerlerde hayranlık uyandıracak cesaret ve azimle dövüştüler.”


İzmir'in işgali sırasında¸ Müderris Hafız Ali Efendi¸ bir taraftan medresesinde talebe okuturken¸ bir taraftan da Eşrefpaşa semtinde teşkil ettiği bir gönüllü birlik ile büyük hizmetler yapmıştır. Müderris Ali Efendi¸ Yunan çetelerine karşı üzerinde cübbesi¸ sarığı; elinde tespihi¸ seccadesi ve mavzeri olduğu halde inanılmaz kahramanlılar göstermiştir. Bununla da kalmamış¸ Yunanlılarla çarpışan Kuva-yı Milliye birliklerinin ailelerinin “büyük kara gün dostu” olarak geçimlerini sağlamış¸ hastalarına bakmış ve sair ihtiyaçlarıyla meşgul olmuştur. İstiklâl Harbi'ne katılan medrese hocalarından biri de Gümülcineli Esat Efendi'dir. Esat Hoca¸ İzmir'de Yunan işgalinin başlamasıyla¸ gençlerden topladığı gönüllüler ve zeybekler ile Aydın-Köşk cephesinde düşmanla çetin savaşlara girmiştir. Aydın ve çevresinde eda ettiği eşsiz gayret ve faaliyetlerinin yanında¸ “Millî Ordu Fahrî Müftüsü” sıfatıyla Düzenli Ordu saflarında ve cephelerde düşmanla göğüs göğse çarpışan Mehmetçik'in manevî gücünü ve mukavemetini de takviye etmiştir. Esat Efendi destansı hizmetlerinden dolayı TBMM tarafından Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası ile taltif edilmiştir.


İstiklâl Savaşı'nın öncü müderrisleri arasında Maraşlı¸ “Vezir Hoca” lakabıyla anılan Müderris Mehmed (Alparslan) Efendi'nin hususi bir yeri vardır. Vezir Hoca¸ Ocak 1920'de başlayan “Maraş Müdafaası”ndaki kahramanlıkların baş aktörlerinden olmuştur. Bu esnada Vezir Hoca¸ Dar'ül-Hilafe Medresesinde hocalık yapmakla ve civar kaza ve köylerden gelen talebeleri okutmakla meşgul bulunuyordu. Mücadele başlayınca da¸ merkezdeki idareci kadronun başında yer almış ve Kayabaşı Mahallesi'nde tesis ve teçhiz ettiği cephenin reisliğini ifa ederek talebeleriyle birlikte fiilen harbe iştirak etmiştir. O kadar ki¸ yoğun bomba ve kurşun sağanağı altında siperden başı kaldırmanın imkânsız hale geldiği anlarda dahi¸ mürit ve talebelerinin ısrar ve yalvarmalarına aldırış etmeksizin siperden sipere atılmaktan zerrece çekinmemiştir. Dikkatli olması ve siperden ayrılmaması rica edildiği durumlarda da “Gâvurun kurşunu bize işlemez!” diyerek¸ destansı gayret ve fedakârlıklardan bir an olsun geri durmamıştır. Hakikaten de¸ zaman zaman cübbesinin eteklerini delip geçen ve sarığını sıyıran kurşunlar asla Hoca Efendiye işlemiyordu. Hocalarının kerametleriyle coşan talebeler ise efsanevî müdafaa şaheserleri ortaya koymuşlardır.


Tekkeler ve Kahraman Dervişler


İşgal altındaki İstanbul'da her türlü tehlikeyi ve zorluğu göze alan bazı tekkelerin¸ kimi şeyhlerin ve dervişlerin insanüstü bir gayret ve fedakârlıkları da Kurtuluş Savaşı'nda emsalsiz bir yere sahiptir. Bu manada İstanbul ve Anadolu'daki bir kısım tekkeler ve kahraman dervişlerinin canlarını ve imanlarını ortaya koyarak sergiledikleri cesaret¸ yürek ve yiğitlik gerektiren destansı hizmetleri asla görmezden gelinemez. Milli Mücadele döneminde¸ Hacıbayram postnişini Şemsettin Efendi; Nakşibendi şeyhi ve Erzincan mebusu Fevzi Efendi; Nakşî şeyhi Servet Efendi; Halvetiye şeyhi ve Bolu mebusu Abdullah Sabri Aytaç; Halvetiye şeyhi ve Kırşehir mebusu Yahya Galib Kargı Bey; Nakşi Özbekler Tekkesi şeyhi Mehmed Ata Efendi; bir Kadiriye Dergahı olan Hatuniye Tekkesi şeyhi Saadeddin Ceylan Efendi; Konya Mevlana Tekkesi postnişini Abdülhalim Çelebi Efendi; Hacı Bektaş Veli Dergâhının Nakşi şeyhi Hacı Hasan Efendi; Tavas Bektaşi postnişini Mazlum Baba; Bektaşî Dergâhı postnişini Cemaleddin Efendi Milli Mücadele'ye verdikleri destekle öne çıkan tekke şeyhlerindendir.


Milli Mücadele'yi destekleyen İstanbul ve Anadolu'daki çeşitli tekkelerin şeyhleri¸ bu hareketin meşrulaşması; halk desteği ve maddi kaynakların seferber edilmesi; Saray ile TBMM ve Ankara ile İstanbul Hükümetleri arasında aracılık etmede mühim görevler üstlenmişlerdir. Ayrıca¸ bu kritik devirde Milli Mücadele'nin şiddetle ihtiyaç duyduğu her türlü desteği sağlamaya yönelik konuşmalar¸ vaazlar yapmışlar¸ mevlitler düzenlemişler¸ müdafaa-i hukuk cemiyetlerine katılıp aktif vazifeler almışlardır. Kurtuluş Savaşı'nda kullanılan silah ve cephanenin hatırı sayılır bir kısmının¸ İstanbul'daki¸ İtilaf Devletlerinin silah depolarının tekke dervişleri ve gizli örgütlerce basılıp¸ buralardan elde edilen mühimmatın Anadolu'ya nakledilmesi suretiyle karşılandığına kaynaklar açıkça temas etmektedir. Bunun kadar mühim olan bir husus da¸ Kurtuluş Savaşı'nın önder kadrosunu teşkil edecek Fevzi Çakmak¸ İsmet İnönü¸ Nurettin Paşa¸ Mehmet Akif¸ Halide Edip gibi önemli isimlerin¸ son Osmanlı Mebusan Meclisinin İngilizlerce aranan ve görevleri sona eren milletvekillerinin Ankara'ya geçişlerinde¸ daha doğrusu kaçışlarında önce İstanbul'daki Özbekler Tekkesi'ne sığındıklarını ve sonra bu tekkenin Şeyhi Ata Efendi'nin eliyle bazı gizli yollar ve kanallarla Anadolu'ya geçirildiklerini tarih kaydetmektedir.


 


 


DİPNOT


Konu hakkında daha geniş bilgi için sahasında Türkiye'de ilk kapsamlı telif eser olan şu kitabımıza bakabilirsiniz: İsmail Çolak¸ Kurtuluş Savaşı'nın Eğitim Ordusu Kuvayı İlmiye¸ İstanbul¸ 2008


Sayfayı Paylaş