AMA ÖĞRETMENİM BU SORULAR ÇOK ZOR

Somuncu Baba

"Çocuklarımızı ilgisiz¸ sevgisiz ve şefkatsizlikle öksüz ve yetim bırakmayalım. Çocuklarımızı babalı yetimler ve anneli öksüzler haline getirmeyelim. Çocuklarımız bizim için birer yük ve sıkıntı kaynağı değil¸ hayatı kolaylaştıran¸ neşelendiren masum küçük meleklerdir."

"Çocuklarımızı ilgisiz¸ sevgisiz ve şefkatsizlikle öksüz ve yetim bırakmayalım. Çocuklarımızı babalı yetimler ve anneli öksüzler haline getirmeyelim. Çocuklarımız bizim için birer yük ve sıkıntı kaynağı değil¸ hayatı kolaylaştıran¸ neşelendiren masum küçük meleklerdir."


 


Öğretmen o gün son derste tahtaya iki tane geometri sorusu yazdı ve:


 — Çocuklar bu iki soru çok zor¸ yapabileceğinizi zannetmiyorum. Bu soruları size ev ödevi olarak veriyorum¸ dedi.


Ali¸ o gün okula gelmemişti. Ödevini bir üst dairede oturan sınıf arkadaşı Abdullah'tan almıştı. Ertesi gün öğretmen geometri ödevlerini kontrol ediyordu. Öğretmen ödev kontrolünü bitirdikten sonra:


 — Ali¸ yanıma gelir misin? diyerek Ali'yi tahtaya çağırdı.


 — Bu iki soruyu sınıfta senden başka kimse yapamamış¸ bir tek sen yapmışsın¸ nasıl başardın bunu¸ ben arkadaşlarına bunu yapamazsınız çok zor demiştim deyince¸ Ali herkesin ders alacağı şu cümleyi söyledi.


— Ama öğretmenim! Bana kimse "Yapamazsın! Bu sorular çok zor" demedi ki.


 Çocuklarımızda ders çalışma becerisi önce ailede başlar¸ gelişir. Bu zaman içerisinde çocuk kesinlikle yalnız bırakılmamalı¸ onunla birlikte vakit geçirilmeli¸ yaptıklarının farkına varıp takdir edilmeli¸ yaşadığı zorluklar karşısında onlara yardımcı ve hoşgörülü olunmalıdır. Çocuğumuzu olduğu gibi kabul etmek başarısını artırır.


6–12 yaş arasındaki çocukların başarılarında aile ortamının büyük önemi vardır. Çocuk¸ küçük yaşlarda nasıl yetiştirilirse diğer yaşlarda da öyle devam ediyor. Çocuğa kazandırılacak ders çalışma becerileri öncelikle aile içerisinde başlar. Okul bu becerileri geliştirir. Anne-babaların bu dönemde çocuklarını yalnız bırakmayıp ders çalışma becerilerinin geliştirilmesi konusunda bilgi sahibi olmaları gerekiyor.


Çocuğa karşı kararlı ve tutarlı olmak¸ tutabileceğimiz sözler vermek¸ çocuğun hissettikleri konusunda hassas olmak¸ problemlerine çözüm aramak çocuğumuzun başarısına önemli oranda katkı sağlayacaktır. En iyi okula¸ en iyi öğretmene verseniz de yine anne-baba olarak her şeyin sizde biteceğini sakın unutmayın. En büyük görev şüphesiz ki anne-babadadır.


Çocuğumuzun başarılı olmasını istiyorsak kesinlikle kontrolsüz televizyon izlettirmemeliyiz. Kontrolsüz televizyon çocuk için en büyük tehlikedir. Kontrollü seyretmek fayda sağlar. Çocuğumuzu televizyonla baş başa bırakmamalıyız. "Benim işimi engellemiyor kendi kendine oynuyor" düşüncesiyle çocuğumuzu televizyonla baş başa bıraktığımız zaman o anda hangi kanalda hangi program¸ hangi film¸ hangi dizi oynadığını bilmiyorsunuz. En iyisi çocuğumuzla birlikte programları izlemek¸ izledikleri hakkında yorum yaptırmak en güzel en iyi yoldur. Ayrıca televizyon çocuğun geç yatmasında da etkili olmaktadır. Buna asla izin verilmemelidir. Geç yatan çocuk sağlıksız olur. İlköğretim çağı çocukları kış mevsiminde en geç saat 21.00 de¸ yazın ise 22.00'de yatmalıdır.


Televizyon¸ çocuğum evden gitmesin¸ etrafı dağıtmasın¸ ayakaltında dolaşmasın düşüncesiyle saatlerce seyrettirilmektedir. Çocuk yanlış şeyler yapınca da çocuk bunları nereden öğrendi diyoruz. Anne-babaların çocuklarına zaman ayırması¸ özellikle 0–3 yaş çocuklarının kucağa alınması¸ okşanması¸ gezdirilmesi gerekir. Ayrıca çocuklarımızla konuşmanın yanında onlarla oynamak çocuğumuzu mutlu edecektir. Eğer anne-baba olarak bu sevgi ve ilgiyi gösteremezsek sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacağız demektir. Sevgi ve ilgisizlik çocuğunda çevresine karşı ilgisizlik duymasına sebep olur. Bunun yanında insanlarla gözle temas kuramama¸ seslenildiğinde bakmama¸ içine kapanarak konuşmama¸ söyleyeceklerini ifade edememe gibi bazı psikolojik sorunlar olmaktadır. Çocuklarımızla ne kadar çok ilgilenirsek¸ birlikte yapılacak çalışmalar ne kadar çok olursa çocuk o oranda televizyondan uzaklaşacaktır.


Çocuğumuzun eğitiminde veli¸ okul ve öğretmen diyalogunun önemi büyüktür. Burada öğretmenden daha çok veli atak olmalı öğretmenle görüşmeyi ihmal etmemelidir. Öğretmenin her veli ile görüşmesi zordur. Mutlaka veli toplantılarına katılmalıdır. Öğretmen ve okul görevlileriyle iyi ilişkiler içinde olmalı¸ bu ilişkiler samimi¸ içten ve yapıcı olmalıdır.


Çocuğunuzu öğretmenin tanımasına yardımcı olmanız çok önemlidir. Öğretmen çocuğunuzu ne kadar çok tanırsa çocuğunuzun başarısı da o oranda artacaktır. Çocuğunuzla ilgili her şeyi anlatmalısınız. Sadece çocuğunuzu tanıması da yetmez. Ailenizle ilgili bilgileri de bilmesinde yarar vardır. Örnek olarak kaç çocuğunuzun olduğu¸ evin mülkiyeti¸ babanın işi¸  annenin çalışıp çalışmadığı da öğretmen tarafından bilinmelidir. Sakın çocuğunuzu öğretmenle korkutmayın. Aksine öğretmenine sevgi ve saygı duymasına yardımcı olunmalıdır.


Öğretmen çağırınca veya herhangi bir sebepten dolayı değil de kendiliğinizden okula gidip öğretmenle görüşmenizin¸ ziyaretinizin yararı olacaktır. Velilerin görüşmelerde dikkat etmesi gereken önemli hususlardan biri; öğretmen ders işlerken sınıfa girilmemesidir. Mutlaka teneffüs beklenmelidir. Çocuğunuzla ilgili problemlerde ve isteklerinizde okul yönetimi veya öğretmenle görüşmekten çekinmeyin. Okul yönetimi veya öğretmen her gelen veli ile ilgilenecek ve onu dinleyecektir. Çocuğunuz sosyal değilse öğretmenden çocuğunuza uygun görevler vermesini isteyebilirsiniz.


Yazar Sayın Yavuz Bahadıroğlu¸ anne-babalara okulların ilk açıldığı haftada çocukların okula alıştırılması¸ hazırlanması konusunda önemli ipuçları veriyor. Çocuğumuz ilk kez değişik bir ortamla karşılaşıyor¸ evinden¸ arkadaşlarından ayrılıyor ve sorumluluk yükleniyor. İlk kez içini başaramazsam korkusu kaplıyor. Okula yeni başlayan çocuğun hayatında büyük bir değişim olmaktadır. Bundan dolayı tedirgin olması normaldir. Bilinçli anne-babalar bu durumda olan çocuklarına karşı çok olumlu davranarak onlardaki tedirginliği en aza indirmeye çalışmaları gerektiğinin altını çiziyor.


Okullar açılmadan okul ve öğretmenle tanışmak önemli ölçüde rahatlama sağlar. Okula başlaması sebebiyle evde çocuğun arkadaşlarının da katıldığı sade bir tören yapılması çocuğu cesaretlendirerek okul korkusunu yenmesi veya hafiflemesi sağlanabilir. Anne-babalar bu duruma çocukların gözüyle bakamadıkları için okul korkusunu yeteri kadar anlayamıyorlar. Çocuğu ikna etmeyi bilmediklerinden veya buna zaman bulamadıklarından sadece kızıyor¸ bağırıp¸ çağırıyorlar. Çocuğumuza bu yeni durum tatlılıkla anlatılmalı¸ açıklanmalıdır. Şimdiye kadar birlikte yaşadığı ailesinden bir anda ayrılmanın onları nasıl yorduğunu¸ korkuttuğunu¸ paniğe sevk ettiğini bilmek ve anlayış göstermek gerekir.


Çocuklarınızla yakından ilgilenin. Onları dinlemek anlamak için zaman ayırın. Her akşam çocuğu denetleyin. Öğrendikleriyle ilgilenin. Sevgi¸ sabır¸ şefkat ve merhamet gösterin. Bunlar zor işler demeyin. Anne-baba olmak öyle kolay bir iş değildir. Anne-baba olmanın sorumluluğunu taşıyamayanlar bu işe hiç soyunmasınlar diyorum. Anne-baba olmanın ne istifası ne de emekliliği vardır. Ömrümüz devam ettiği sürece bu mübarek iş devam edecektir. 


Çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilen anne-babalar o minik yüreklerin sevinç ve heyecanla çarpmasına¸ mutlu ve huzurlu olmasına sebep oluyorlar. Sağlıklı ilişki kuramayan ailelerin olduğu da bir gerçektir. Akşam babasının yüzünü göremeden uyuyan¸ sabah uyandığında da evde bulamayan çocukların olduğunu biliyoruz.


Sevgili anne-babalar¸ çocuklarımızı ilgisiz¸ sevgisiz ve şefkatsizlikle öksüz ve yetim bırakmayalım. Çocuklarımızı babalı yetimler ve anneli öksüzler haline getirmeyelim. Çocuklarımız bizim için birer yük ve sıkıntı kaynağı değil¸ hayatı kolaylaştıran¸ neşelendiren masum küçük meleklerdir.


Sayfayı Paylaş