ŞEYH HAMİD-İ VELİ MİNBERİNDEN HUTBELER

Somuncu Baba

Otuz sekizinci hutbe.

Server-i enbiyâ Muhammed Mustafa (s.a.v) efendimiz hazretleri¸ bir hadîs-i şerîflerinde buyuruyorlar ki: “Ramazan ayında benim ümmetime Tanrı Teâlâ’nın beş lütfu keremi vardır ki¸ benden önce gelip geçen hiçbir Peygamberin ümmeti¸ bu lutf u kereme nâil olmamıştır.

Bu lütf u keremi ilâhînin birincisi: Ramazan ayının ilk gecesinde¸ Allâhu Teâlâ’nın ümmeti Muhammed’e merhamet nazarıyla bakmasıdır ki Allâh¸ kendilerine merhamet nazarıyla baktığı kimselere elbette azâb yüzü göstermez.

Ikincisi: ümmet-i Muhammedin oruçlu ağızlarının akşama doğru hâsıl ettiği kokunun¸ Allâh’ın katında miskten daha iyi ve daha güzel olmasıdır.

Üçüncüsü:
Ramazan ayının her gününde ve her gecesinde meleklerin¸ ümmet-i Muhammedin günahlarının afv ve mağfiret olunmasını Allâh’tan niyâz etmeleridir.

Dördüncüsü:
Allâhu Teâlâ’nın ümmet-i Muhammed için¸ ümmet-i Muhammed’in türlü türlü ni’metler içinde safâ sürmeleri için¸ cennete hâzır olmasını emr eylemesidir.

Beşincisi :
Ramazan-ı şerîfin son gecesi olunca¸ ümmet-i Muhammedin cümlesini afv ve mağfiret buyurmasıdır.

Selmân-ı Fârisî -radıya’llâhu anh – rivâyet ediyor ki:

“Peygamberimiz efendimiz hazretleri¸ Şâban-ı şerîfin son gününde îrâd buyurmuş oldukları bir hutbelerinde şöyle buyurmuşlardır:
Ey Nâs! Büyük ve mübârek bir ayın gölgesi üzerimize geldi. Öyle bir ay ki onun içindeki gecelerden biri Kadir gecesidir. O ki¸ bin aydan daha hayırlıdır. Allâhu Teâl⸠o mübârek ayın gündüzleri siyâmını farîza ve geceleri kıyâmını gönüllü olarak yapılan tetavvu’lardan kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapmak¸ başka aylarda yapılan farzlar kadar sevâba nâil olmağa sebeb olur. Bu ayda bir farzı îfâ etme¸ başka aylarda yapılan yetmiş farîza yerine geçer. Bu ay¸ sabr ayıdır. Allâh için açlık ve susuzluğun tâat ve ibâdetin meşakkatlerine sabır ve tahammül edilir.“
Sabrın ise mukâbilinde verilecek mükâfât¸ cennettir. Bu ay¸ mü’minlerin birbirlerine yardım ettikleri ve birbirlerini görüp gözettikleri aydır. Bu ayda bir oruçlu mü’mine evinde yemek yediren kimsenin bütün günahları afv edilir. Ve kendisi cehennemden âzâd olur. Ve aynı zamanda¸ o oruçlu mü’minin sevâbı kadar sevâba nâil olur. Burada Peygamber efendimize: “Yâ Resûlallâh! Evlerimizde oruçlu bir mü’mine iftâr ettirmek¸ hepimizin kudretimiz dâhilinde değildir.” denilmesi üzerine¸ Peygamberimiz: “Bir oruçlu mü’mine bir hurma ile iftâr ettiren veya bir içim su verin veya bir çomçak süt sunan dahi Allâh’ın kereminden bu sevâba nâil ve vâsıl olur.” buyurdular ve hutbelerine şöylece devâm ettiler:

“Bu ayın evveli rahmet¸ ortası mağfiret¸ sonu dahi cehennemden âzâd olmaktır. Bu ayda dört nesneye devâm edin ki onlardan ikisi sizden Allâhu Teâlâ’nın râzı olmasına sebeb olur. Geri kalan ikisi de sizin âhiret hayâtınızı ma’mûr edeceği için¸ onu istemekten başka çâreniz yoktur.
Allâh’ın sizden râzı olmasına sebeb olacak olan iki nesnenin biri kelime-i şehâdete devâm etmeniz¸ ikincisi de seyyidü’l-istiğfâr eylemenizdir. Âhiret hayâtı için istemeye mecbûr olduğunuz iki nesnenin de birincisi Allâh’tan cennet istemeniz¸ ikincisi cehennemden ona sığınmanızdır.”

Peygamber efendimiz hazretlerinin bu hutbe-i şerîfelerinde buyurdukları üzre bu aya Ramazan ayı denildiği gibi¸ sabır ayı da denilir.

Bu mübârek ayda oruç tutmuş olan ve tutan mü’minler ne bahtiyârdırlar ki¸ onların uykuları bile ibâdettir. Susmaları tesbîh ve duâları müstecab ve günahları mağfurdur. Bu ayda cennet kapıları açılır ve cehennem kapıları kilitlenir. Bu ayda Kur’ân gökten yere inmiş ve akan göz yaşları dinmiştir. Eğer yerlerin ve göklerin dilleri olsaydı¸ Ramazan ayında oruç tutmuş olan mü’minlerin cennetlik olduklarına şehâdet ederlerdi. Heman Cenâb-ı Hak¸ cümlemizi Ramazan-ı şerîfi hürmetine cehennemden âzâd etmiş olduğu kullarından ve gelecek Ramazana kadar gönlünde uyandırmış olduğu nuru söndürmeyen bahtiyârlardan eylesin. Âmîn.

Sayfayı Paylaş