İSTİKAMET VE İSTİKAMET ÖNDERLERİ:ALLAH DOSTLARI

İstikamet nedir?
Şunu hemen ifade edelim ki istikamet¸ Yüce kitabımız Kur’ân’ın anahtar kavramlarından biridir. Kur’ân anlatmak istediği önemli hususların bir kısmını¸ vermek istediği mesajların can alıcı olanlarını ve insanları götürmek istediği hedefin özünü bu kavramla ve bundan türeyen diğer kelimelerle anlatır. Buna göre istikamet¸ “özü sözü bir olmak” dediğimiz dürüstlüğü¸ çelişkiden uzak anlamındaki tutarlılığı¸ sorumsuzluğun zıddı olan ciddiyeti¸ insanı insan yapan iman ve kararlılığı ve ruh-beden temizliğini ifade eder.

İstikamet nedir?
Şunu hemen ifade edelim ki istikamet¸ Yüce kitabımız Kur’ân’ın anahtar kavramlarından biridir. Kur’ân anlatmak istediği önemli hususların bir kısmını¸ vermek istediği mesajların can alıcı olanlarını ve insanları götürmek istediği hedefin özünü bu kavramla ve bundan türeyen diğer kelimelerle anlatır. Buna göre istikamet¸ “özü sözü bir olmak” dediğimiz dürüstlüğü¸ çelişkiden uzak anlamındaki tutarlılığı¸ sorumsuzluğun zıddı olan ciddiyeti¸ insanı insan yapan iman ve kararlılığı ve ruh-beden temizliğini ifade eder.
İslâm âlimleri daha dar anlamıyla istikameti şöyle tarif etmişlerdir: Bir müminin Allah ve Resulüne olan muhabbetini daima taze tutarak¸ Peygamber’in üstün ve örnek şahsiyetinden ve ahlâkından nasiplenmesi¸ iman-ibadet-ahlâk ekseninde bir hayat yaşamasıdır.
Kur’an pek çok âyetiyle müminleri istikamete özendirmiştir. Bu âyetlerden biri şöyledir:
“Şüphesiz; ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra istikamet üzere bulunanların üzerine melekler iner ve onlara; ‘korkmayın¸ üzülmeyin¸ size vadolunan cennetle sevinin! Biz dünya hayatında da ahiret hayatında da sizin dostunuzuz. Gafûr ve Rahîm olan Allah’ın bir ikramı olmak üzere¸ orada canınızın çektiği ve arzu ettiğiniz her şey sizin için hazırdır’ derler”1.
Din olarak İslâm¸ tam anlamıyla bir istikamet ve dürüstlük dinidir. İslâm’ı kabul eden Müslümanlar da aslında¸ dürüst olacaklarına dair Allah ve Resulüne söz vermişlerdir. Müslümanların ezelî ve ebedî anlaşmasını ifade eden “kelime-i şehâdet”in içerisinde dürüst olmaya ve dürüst kalmaya dair verilmiş söz de vardır. Bu sebepledir ki Yüce Allah her gün kılınan namazların anahtarı olan “Fâtiha” suresinde müminlere pek çok şey öğretir. Öğrettiği şeylerden biri de Allah’tan ne isteyecekleridir. Ne kadar enteresandır ki¸ Allah’tan istenecek şeyler arasında “istikamet” de vardır. “Rabbimiz bizi istikamet yoluna ilet” şeklinde ifade ettiğimiz bu duanın ne kadar büyük bir şey olduğunu ve ne kadar mesuliyet getirdiğini isterseniz Sevgili Peygamberimizden öğreniyoruz.
Peygamber’in Ümmeti Adına Kaygı Duyduğu Hususlardan Biri de İstikamettir
“O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O¸ sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir”2 âyeti nâzil olduğu zaman Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Hûd suresi beni ihtiyarlattı”. Sahabe kendisine; ‘sizin geçmiş ve gelecek günahlarınız affedildiği halde ve siz herkes tarafından emin bir insan olarak tanındığınız halde neden bu sure sizi ihtiyarlattı?’ diye sorunca: “Kendim için değil¸ âyette¸ ‘seninle beraber tevbe edenler’ kısmı var ya işte beni ihtiyarlatan budur” buyurmuştur. Yani kendi istikametinde şüphe bulunmayan Hz. Resul ümmetinin de aynı kaliteyi yakalayamama endişesini taşımaktadır. Eğer müminler istikameti yakalayamazlarsa her şeyden önce¸ Allah’a ve Resulüne verdikleri söze ve yaptıklatı anlaşmaya aykırı davranmış olacaklardır. Bunun yanında “Müslüman” ismine ve imajına zarar vereceklerdir ki bu gerçekten çok büyük bir üzüntü sebebidir. İşte Hz. Peygamber’in üzüntüsü de bundandır.
Bu sebeple Hz. Peygamber istikamet üzerinde ısrarla durmuş¸ bazı hadislerinde imandan sonra istikamete öncelik vermiştir. O hadislerden bazıları şöyledir:
“Allah’a inandım de¸ sonra da dosdoğru ol!”3.
“İstikamet üzere olun. (Bunun sevabını) Siz takdir edip kavrayamazsınız. Şunu bilin ki en hayırlı ameliniz namazdır…”4.
İstikâmet Nasıl Kazanılır?
Hz. Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Dil istikamet üzere bulunmadıkça kalp¸ kalp istikamet üzere bulunmadıkça iman müstakim olmaz”5. Buna göre istikamet için birinci adım sağlam imandır. Bunu salih amel ve ahlaklı olmak takip eder. İman-amel-ahlak bütünlüğü sağlanmadan gerçek istikamet de elde edilemez. 
Allah Dostlarının İstikameti Kazanmada ve Kazandırmadaki Rolü?
Allah dostları her şeyden evvel¸ kime dost olduklarının şuuru ile yaşayan insanlardır. Onlar dostlarına olan muhabbet ve sorumluluğun farkındadırlar. Bu farkındalık bir ömür boyu devam eder. Onun için de dostun hatırına dokunacak bir davranış ve düşünce içine girmezler. Zaman içerisinde bu mesuliyet duygusu onlarda iman ve amel haline gelir. Hayat boyunca doğru bir çizgi ve güzellikler tarafına yükselen bir grafik çizerler. Bu grafiğin adı “istikâmet doğrusudur”. Allah bu tutarlılığı ve başarıyı gösterdikleri için onları kendine dost yapar. İnsanlar da bu yönleriyle onları sever ve takip ederler. Onlar gibi olmaya çalışırlar. İşte her Allah dostu aynı zamanda bir istikamet önderidir. İnsanlara bu güzel davranışı eğitimle kazandıran insandır.
İstikamet Mümin İçin En Önemli Hedeftir
İslâm âlimleri¸ “müminin istikameti kerametten üstündür” demişlerdir. Başka bir ifadeyle en büyük keramet istikamettir. Kerâmet gibi önemli ilahî ikrama mazhar olmuş insanların zaten istikametten ayrılabileceklerini düşünmek zordur. Fakat yine de bazı olağanüstülüklere sahip olduğu halde istikamet noktasında eksik olan birileri bulunabilmektedir. Bunların sahip oldukları olağanüstülükleri ruhun değişik özellikleriyle¸ sihirle¸ farklı insan yapılarıyla açıklayanlar vardır. Fakat bizim anladığımız¸ gerçek kerameti ölçmek için de başvurulacak en önemli ölçü istikamettir.
Zamanın birinde bir devlet yetkilisine Allah dostlarından birinin kerametlerinden bahsetmişler. O da bunu bir yıl takip ettikten sonra demiş ki: “Sizin büyük kerametleriniz olduğunu anlatmışlardı. Bir yıldır sizi takip ediyorum. Bahsedilen o büyük kerametlerden hiçbirini görmedim”. Bunun üzerine o Allah dostu şu cevabı vermiş: “Siz neye keramet diyorsunuz bilmiyorum. Peki takip ettiğiniz süre içerisinde benim birinin malını haksız yere gaspettiğimi veya zimmetime geçirdiğimi¸ birini aldattığımı¸ birine zulüm ve haksızlık yaptığımı¸ birinin namusuna yan gözle baktığımı¸ insanları kötü bir şeye teşvik ettiğimi…gördün mü?” O zat: “Hayır görmedim” deyince de ona demiş ki: “Peki bundan daha büyük keramet olur mu¸ biz bu olumlu ve tutarlı davranışlara istikamet diyoruz ve bunu da en büyük keramet sayıyoruz”.
Buna göre mümin istikameti şaşmaz hedef edinip bütün hal ve hareketlerinde onu elde etmeye çalışmalı¸ istikamet üzere yaşamalı ve öyle de ölmelidir. Şairin dediği gibi:
Korkma düşmandan ki âteş olsa yandırmaz seni!
Müstakîm ol¸ Hazreti  Allah utandırmaz seni!

Dipnot

*  Dr.

1          41/ Fussilet¸ 30-32.
2          11/Hûd¸ 112.
3          Müslim¸ İman¸ 62.
4          Muvatta¸ Taharet¸ 6.
5          Ahmed b. Hanbel¸ III¸ 198.

Sayfayı Paylaş