BİR HUKUK ADAMI OLARAK HAZRETİ PEYGAMBER

Hukuktan Önce Ahlâk
Hz. Peygamber her şeyden önce Yüce Allah'ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği evrensel bir kurtarıcıdır.

Hukuktan Önce Ahlâk

Hz. Peygamber her şeyden önce Yüce Allah'ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği evrensel bir kurtarıcıdır1. Peygamber Efendimiz hayatın her alanında insanlara rahmet yüzünü göstermektedir. Çünkü aynı zamanda o¸ Allah tarafından insanlara gönderilen en güzel örnektir2. Onun örnekliğinin en kalıcı¸ en etkileyici ve en kurtarıcı tarafı insanlığa emânet ettiği eşsiz güzel ahlâkıdır. Yüce Allah (c.c) onun üstün ahlâkına şâhitlik ederek şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.”3 Bu âyet aynı zamanda Hz. Peygamber'in üstün bir hayat tarzına sahip olduğunu ifade etmektedir. Bizzat kendisi de: “Ben ancak ahlâkın güzelliklerini tamamlamak için gönderildim”4 buyurarak bu gerçeğe işaret etmiştir.

Sevgili Peygamberimizin esas görevi¸ insanlara üstün ahlâkın güzel ilkelerini kazandırmaktır. Bu onun rahmet Peygamberi olmasının en temel göstergesidir. Bir âyette onun esas fonksiyonu şu şekilde ifade edilir: “O (Allah)¸ okuma yazma ile ilgisi olmayan bir topluma¸ kendi içlerinden¸ onlara Allah'ın âyetlerini aktaran¸ onları arındıran¸ ilâhî kelâmı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermiştir. Halbuki önceden onlar apaçık bir sapıklık içerisindeydiler.”5 Bu âyete göre Rasûl-i Ekrem'in önceliği ahlâktır. Hukuk onun sisteminde ahlâktan sonra gelir. Çünkü ahlâk olmadan hukuku yaşatmak ve başarıya ulaştırmak imkânsız değilse bile çok zordur. Dürüst olmayan ve temiz bir vicdana sahip bulunmayan insanlar¸ ya hukuku delmek için çareler arar veya polis zoru ile ona uymak durumunda kalırlar. Hâlbuki hukukun gerçek anlamda başarıya ulaşması için¸ insanların yaptıklarını kimse bilmese de¸ kendilerini hukuka teslim etmeleriyle olur; bu da ahlâken ona zorunlulğunu hissetmesi ile mümkündür.. İşte Hz. Peygamber'in sisteminde bu örnekleri görmek mümkündür. Suç işleyen birisi Hz. Peygamber'in huzuruna gelip gönüllü olarak yargılanmayı kabul edebilmektedir.

Hukuk Toplumunu Oluşturmadaki Yöntemi

Hz. Peygamber'in gönderildiği toplum tam anlamıyla hukuksuz bir toplum değildi. Onların da kendilerine göre bir hukuk düzeni vardı. Fakat yeterli ve bütünüyle hakkaniyetli değildi. Çünkü toplumda hukukun temeli olan adâlet ilkesine¸ insan onur ve şerefine aykırı bir takım uygulamalar vardı. İşte bundan dolayı Hz. Peygamber¸ getirdiği ahlâkî ilkelerin hayata geçirilebilmesi için hukuka da müdahale etti. Yüce Allah zaman zaman hukûkî düzenleme içeren âyetler indirerek¸ Rasûlüne hem yol gösterdi¸ hem de yardımcı oldu. Hz. Peygamber bir hukuk adamı olarak topluma müdâhale ederken son derece tutarlı¸ mantıklı¸ sosyolojinin ve psikolojinin kurallarına uygun bir yöntem takip etti. Toplumda var olan her şeyi değiştirmek gibi¸ anlamsız ve gerçeğe aykırı bir yola başvurmadı. Bunun yerine yapması gerekenleri üç kısma ayırdı: Getirdiği ilâhî sistemin rûhuna uygun olan bazı uygulamalara dokunmadı ve onları olduğu gibi bıraktı. Biz buna ibkâ tasarrufu diyoruz. Bir kısmını da söz konusu sisteme aykırı bulduğu için tamamen iptal etti. Buna da ilgâ tasarrufu adını veriyoruz. Aslı doğru fakat uygulaması yanlış olan bazı uygulamaları ise düzeltme yoluna gitti ki¸ bunlara da ıslah tasarrufu denilebilir. Mesela o¸ toplumda var olan hukuk ve iktisat uygulamalarını bütünüyle kaldırmak yerine¸ haksız kazanca yol açan fâiz¸ tefecilik¸ karaborsacılık gibi yanlış uygulamaları yasakladı. Kefâlet¸ kiralama¸ kredi gibi uygulamaların sadece aksak yönleri ıslah etti. Kan davalarını¸ yanlış nikâh çeşitlerini¸ kölelere hukuksuz muâmele etmeyi yasakladı. Bunların yerine insan onur ve şahsiyetine uygun hükümler getirdi.

Hukuk Anlayışını Başarıya Ulaştıran Üç Sır

Hz. Peygamber bir hukukçu olarak çabalarının başarıya ulaşması için ilâhî iradenin kontrol ve yol göstericiliği ile kendi tecrübe ve kabiliyetini birleştirdi. Toplumu kendi getirdiği sistemin adâleti sağlayacağına¸ insan tabiatına daha uygun olacağına ve ebedî mutluluk getireceğine hem inandırdı¸ hem ikna etti. Bu inandırma ve ikna etmeyi temin için üç esastan hareket etti. Bunlar kolaylık¸ aşama ve ihtiyaca cevap vermeyen hükümleri değiştirme (nesh) yöntemidir.

Hz. Peygamber getirdiği güzel hakikatlerle insanları buluştururken asla zorlayıcı bir yöntem benimsemedi. Aksine hitap kitlesine kolaylık çerçevesinde hareket etti ve önder konumunda olanlara da bunu tavsiye etti. O çağları aşan bir hadisinde şöyle buyurdu: �Kolaylaştırın¸ zorlaştırmayın¸ müjdeleyin nefret ettirmeyin¸'6 Onun bu etkin yöntemine şâhit olanlar da şehâdetlerini şöyle dile getirdiler: �Peygamber iki şeyden birini yapma konusunda serbest bırakıldığı zaman¸ günah olmadığı sürece daha kolay olanını tercih ederdi; yapılacak şey günah olunca ise¸ ondan en uzak duran kendisi olurdu. Allah'ın yasakları çiğnenmediği sürece şahsı adına hiçbir şeyden dolayı intikam almamış¸ Allah'ın yasağı çiğnenmişse¸ onun cezasını mutlaka vermiştir.'7

Hz. Peygamber'in hukuk alanındaki başarısının ve farklılığının en önemli unsurlarından biri¸ aşamalı bir yöntem takip etmesidir. O¸ kaldırması gereken olumsuz uygulamaları bir anda¸ sert bir şekilde kaldırmadığı gibi¸ ortaya koyması gerekenleri de ne pahasına olursa olsun kısa zamanda yerleştirme yoluna gitmemiştir. Yanlış bir uygulamayı ve alışkanlığı ortadan kaldırmak için önce yanlış olduğuna insanları ikna etmiş ve zamana yayarak onu terk etmelerini sağlamıştır. İçki¸ kumar ve tefecilik böyle kaldırılmıştır. Namaz¸ oruç vb. yükümlülükler de¸ bir anda değil de alıştıra alıştıra insanlara benimsetilmiştir. Bu aşamada insanlar hem kötülüğü terketmeyi hem iyiyi yapmayı iman haline getirmişlerdir.

Rasûl-i Ekrem'in hukuk sisteminde yürürlükte kalmaması gereken hükümleri kaldırmak veya daha elverişli olanlarla değiştirmek de önemli bir yer tutar. Biz buna nesh tasarrufu adını veriyoruz. O¸ bazı uygulamaları¸ bir kısım sakıncalar dolayısıyla önce yasaklamış¸ daha sonra da bu yasağı yürürlükten kaldırmıştır. Böylece hukuka¸ hem güncellik¸ hem de işlerlik kazandırmıştır. Mesela¸ putperestlik bağlarını ve bazı câhilâne anlayışları devam ettirme tehlikesi taşıdığı için önceleri kabir ziyaretini yasaklamış¸ daha sonra bu tehlike ortadan kalkınca serbest etmiştir.

Hukuk Alanındaki Bazı Yenilikleri ve Prensipleri

Hz. Peygamber'in hukuk alanında çağları aşan¸ bütün insanlara örnek olabilecek tavsiyeleri ve getirdiği yenilikler vardır. Onların bir kısmına sadece madde olarak işaret etmek istiyoruz.

Hz. Peygamber'in getirdiği hukuk sisteminde suç ve ceza şahsidir. Hiç kimse bir başkasının suçundan dolayı cezalandırılamaz. Hukukun üstünlüğü ve kanun önünde eşitlik esastır. Mevki ve makamı ne olursa olsun kimse hukukun üstünde değildir ve kimseye soy sop ve makamından ötürü hukukî ayrıcalık tanınamaz. Kanunsuz suç ve ceza olmaz. Bir davranışın suç olduğu ve cezasının ne olduğu mutlaka kanunda/hukuk metninde açık olarak gösterilmelidir. Böylece keyfiliğin önüne geçilir ve hukuk alanında istikrar sağlanır. İnsanlar güçlerinin yetmediği şeylerle yükümlü tutulamazlar. Çünkü sorumluluk güç oranındadır.

Hz. Peygamber'in hukuk alanındaki bazı prensipleri ise şöyledir:

“Ameller niyetlere göredir”.

“Zarar vermek ve zarara katlanmak yoktur¸ zarar zarar vererek ortadan kaldırılamaz”.

“Kişi suç işlemedikçe suçsuz sayılır”.

“Ödeme gücü olduğu halde borcunu ödemeyen zâlimdir”.

“İşçinin ücreti alnının teri kurumadan verilmelidir”.

“Aldatmak Müslüman kimliğine aykırıdır”.

Dipnot

1- 21/Enbiy⸠107.

2- 33/Ahzâb¸ 21.

3- 68/Kalem¸ 4.

4- Mâlik b. Eneş Muvatta¸ Husnü'l-hulk¸ 8.

5- 62/Cumu'a¸ 2.

6- Buhârî¸ Sahîh¸ İlim¸ 11; Edeb¸ 80; Müslim¸ Sahîh¸ Cihâd¸ 6-7.

7- Buhârî¸ Sahîh¸ Edeb¸ 80; Müslim¸ Sahîh¸ Fezâil¸ 77¸ 78.

Sayfayı Paylaş