FEDAKÂRLIKTA ZİRVE İNSAN: ŞEHİT

Somuncu Baba

Şehit Kimdir?
Aslında şehit¸ yaptığı fedakârlık¸ bağışladığı değer ve Allah katında erdiği derece itibariyle tarifi imkânsız bir makâmın sahibidir. Yine de İslâm âlimleri şehîdi değişik ifadelerle tarif etmeye çalışmışlardır. Bu tariflerin ortak ve kapsamlı ifadesine göre şehit¸ en kıymetli varlığını en yüce değerler uğrunda fedâ eden müstesnâ varlıktır.

Şehit Kimdir?
Aslında şehit¸ yaptığı fedakârlık¸ bağışladığı değer ve Allah katında erdiği derece itibariyle tarifi imkânsız bir makâmın sahibidir. Yine de İslâm âlimleri şehîdi değişik ifadelerle tarif etmeye çalışmışlardır. Bu tariflerin ortak ve kapsamlı ifadesine göre şehit¸ en kıymetli varlığını en yüce değerler uğrunda fedâ eden müstesnâ varlıktır.
İnsanlar için en önemli değer candır. Dünyada insanın katlandığı pek çok meşakkat canını korumak ve varlığını devam ettirmek içindir. Yüce dinimizin temel hedeflerinden biri de¸ insanın canını korumak ve sağlıklı yaşamasını temin etmektir. Dini korumak¸ nesli korumak¸ malı korumak gibi hedefler bundan sonra gelir. Bütün bunların korunması sağlıklı bir insanın varlığına bağlıdır. İşte şehit en kıymetli varlığı olan canını din¸ vatan ve millet gibi mukaddesât uğruna feda edebilen bir insandır. Şehîdin makâmını insanların takdir etmesi mümkün değildir. Bunun içindir ki şâir şöyle demiştir:
Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber;
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber!
Fiilen şehit olanlar yanında şehit olma niyeti taşıyanlar ve samimiyetle bunu arzulayanlar da şehit sayılır. Hz. Peygamber bu durumu şöyle ifade etmiştir: “Şehitliği gönülden arzu eden bir kimse¸ şehit olmasa bile sevabına nâil olur”.1 “Bütün kalbiyle şehit olmayı arzu eden kişiyi Allah¸ yatağında ölse bile¸ şehitler mertebesine ulaştırır.”2
Şehîdin Allah Katındaki Yeri
Şehit Allah nazarında diri hükmündedir. Çünkü o rabbinin kendisine bahşettiği nimetleri ve mâvevî hazzı sonsuza kadar tadacaktır. Aynı zamanda onun hâtırası asla unutulmayacaktır. Diriler yürüdükleri toprakların altında şehitlerin bulunduğu bilincini taşıyarak hareket ettikçe şehitler hep diri ve diriltici olacaktır. Yine şairin hatırlattığı gibi:
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı.
Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı!
Kur’ân bize şehitlerin Allah katındaki yerini şöyle anlatır:
“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksina onlar diridirler. Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar.”3
“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Aksine onlar diridirler. Fakat sizler bunu bilemezsiniz.”4
“Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse¸ işte bunlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler¸ sıddîklar¸ şehitler ve iyi kullarla beraber olacaklardır.”5
Hz. Peygamber’e on yıl hizmet etme bahtiyarlığına eren Hz. Enes b. Mâlik’in naklettiğine göre¸ Hz. Peygamber şehîdin üstünlük ve mertebesini şöyle ifade etmiştir: “Cennete giren hiçbir kimse¸ yeryüzündeki her şey kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit¸ gördüğü aşırı itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.”6
Şehitliğin Çeşitleri
Yüce dinimiz İslâm çok önem verdiği bir mertebe olan şehitliğin kapsamını geniş tutmuştur. Şehit olmak için sadece savaş meydanında düşmanlar tarafından öldürülmek şart değildir. İnsanları derinden yaralayan öyle ağır çaresiz ve insan gücünün tükendiği acı durumlar vardır ki¸ bu duruma maruz kalan insanlara da şehitlik pâyesi verilmiştir. Böylesine acılı ve çâresiz durumlara maruz kalanlara şehitlik pâyesi verilmesinin temel amacı bunları onora etmek ve yakınlarına tesellî vermektir. Sevgili peygamberimiz değişik vesilelerle söylediği hadislerinde şehitlik mertebesine erecekler arasında şunları zikretmiştir:
“Şehitler beş kısımdır: Bulaşıcı hastalığa yakalanan¸ ishale tutulan¸ suda boğulan¸ göçük altında kalan ve Allah yolunda savaşırken şehit olandır.”7
Hz. Peygamber sahâbeye: “Siz kimleri şehit sayıyorsunuz?” diye sordu. Sahabîler:
-Ey Allah’ın Resûlü! Kim Allah yolunda öldürülürse o şehitdir¸ dediler. Peygamberimiz:
-“Öyleyse ümmetimin şehitleri oldukça azdır.” buyurdu. Sahâbe:
-O halde kimler şehittir¸ ey Allah’ın Resûlü! Dediler. Resûl-i Ekrem:
– “Allah yolunda öldürülen şehittir; Allah yolunda ölen şehittir; bulaşıcı hastalıktan ölen şehittir; ishalden ölen şehittir; boğularak ölen şehittir.” buyurdu.8
Cennetle müjdelenen on sahabîden biri olan Ebu’l-A’ver Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’in naklettiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
“Malı uğrunda öldürülen şehittir; kanı uğrunda öldürülen şehittir; dîni uğruna öldürülen şehittir; ailesi uğruna öldürülen şehittir.”9
Hadislerde şehitlik mertebesi alanlar anlatılırken beş ilâ on arasında sayılar verilmektedir. Mesela bunlara ilâveten¸ yanarak ölenler¸ karnında çocukla ölenler¸ yol kesenler tarafından öldürülenler de şehit sayılmıştır. Terör olaylarına kurban gidenleri de bu kısımda saymak gerekir. İlk bakışta bu hadisler arasında zıtlık varmış gibi görülse de durum öyle değildir. Çünkü Hz. Peygamber¸ eğitim metodunun bir gereği olarak¸ şehitlik kapsamına girecek hususların hepsini aynı anda değil¸ yeri geldikçe saymıştır.
Bu hadislerden hareketle İslâm âlimleri şehitleri üç kısma ayırmışlardır:
1. Hem dünya¸ hem de âhiret ahkâmı itibariyle şehit sayılanlar. (Dünya ve âhiret şehîdi).
Bunlar Allah yolunda savaşırken düşmanlar tarafından öldürülenlerdir. Zulüm görerek öldürülen Müslümanlar da bu kısma dâhildir. Savaş meydanında şehit olanlar kanlı elbiseleriyle defnedilirler. Bu elbiseler onların hem kefeni¸ hem de imtiyaz nişânesi ve ibâdet eseri sayılır. Bunlar yıkanmazlar. Fakat Hanefî mezhebi âlimlerine göre cenaze namazları kılınır.
2. Sadece âhiret hükümleri bakımından şehit sayılanlar. (Âhiret şehîdi).
Bu grupta yer alanlara dünya hükümleri bakımından şehit muâmelesi yapılmaz. Fakat âhirette şehit sevabı alırlar. Yani bunların cenazesi yıkanır ve kefenlenir. Bunların şehit hükmünde olmaları¸ yakalandıkları amansız hastalıklar karşısındaki çâresizlikleri¸ su ve sel baskını¸ toprak kayması veya deprem gibi tabiî âfetlere karşı koyamamaları ve başlarına gelen bu felaketlere göğüs gerip şükretmeleri sebebiyledir.
3. Sadece dünya hükümleri bakımından şehit sayılanlar. (Dünyâ şehîdi).
Savaştan kaçarken veya çapulculuk yaparken veya ganimetten bir şeyler aşırırken öldürülenler bu kısma dâhildir. Bunların gerçek yüzü ve niyeti bilinmediğinden insanlar bunları şehit zanneder. Bunların durumunu ancak Allah bilir ve âhirette de hiçbir sevap alamazlar. Fakat kefenlenerek veya kanlı elbiseleriyle yıkanmadan defnedilirler.
Şehitlik Günahları Affettirir mi?
Ebû Katâde’nin naklettiğine göre Resûlullah bir gün ashabın arasında ayağa kalkarak¸ onlara Allah yolunda cihadın ve Allah’a imanın amellerin en üstünü olduğundan bahsetti. Ashâbdan bir kişi ayağa kalkarak:
-Ey Allah’ın Resûlü! Eğer ben Allah yolunda öldürülürsem¸ bu şehitlik¸ günahlarıma keffâret olur mu¸ ne dersiniz? Diye sordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
“Evet¸ eğer sabrederek¸ karşılığını sadece Allah’tan umarak¸ cepheden kaçmaksızın Allah yolunda öldürülürsen¸ günahlarına keffâret olur. Ancak borçların bunun dışındadır.”10
Bu hadise göre şehîdin kul hakkı ile ilgili olmayan günahlarını Allah affeder. Ancak birine borcu varsa bunun ödenmesi gerekir.

Dipnot

1- Müslim¸ Sahîh¸ İmâre¸ 156.
2- Müslim¸ Sahîh¸ İmâre¸ 157; İbn-i Mâce¸ Sünen¸ Cihâd¸ 15.
3- 3/Âl-i İmrân¸ 169.
4- 2/Bakara¸ 154.
5- 4/Nis⸠69.
6- Buhârî¸ Sahîh¸ Cihâd¸ 21; Müslim¸ Sahîh¸ İmâre¸ 109; Tirmizî¸ Sünen¸ Fezâilü’l-cihâd¸ 13¸ 25.
7- Buhârî¸ Sahîh¸ Cihad¸ 30; Müslim¸ Sahîh¸ İmâre¸ 164; Tirmizî¸ Sünen¸ Cenâiz¸ 65.
8- Müslim¸ Sahîh¸ İmâre¸ 165; İbn Mâce¸ Sünen¸ Cihâd¸ 17.
9- Ebû Davud¸ Sünen¸ Sünnet¸ 29; Tirmizî¸ Sünen¸ Diyât¸ 21.
10- Müslim¸ Sahîh¸ İmâre¸ 117.

Sayfayı Paylaş