ÖRNEK BİR KURTULUŞ MÜCADELESİ KAHRAMANMARAŞ

Somuncu Baba

15 Eylül 1919’da İngilizlerle Fransızlar arasında kararlaştırılan Suriye İtilafnamesi’ne göre; Musul ve çevresini¸ bu bölgedeki petrol alanlarını İngiltere’ye devreden Fransa¸ buna karşılık onlardan boşalacak olan Maraş¸ Antep ve Urfa Sancaklarını işgal edecekti

15 Eylül 1919’da İngilizlerle Fransızlar arasında kararlaştırılan Suriye İtilafnamesi’ne göre; Musul ve çevresini¸ bu bölgedeki petrol alanlarını İngiltere’ye devreden Fransa¸ buna karşılık onlardan boşalacak olan Maraş¸ Antep ve Urfa Sancaklarını işgal edecekti. Maraş halkı arasında İngilizlerin gideceği¸ yerlerine Fransızların geleceği söylentileri dolaşmaya başlamıştı. Her geçen gün bu haber daha da netleşti. İngilizlerden yakınlık göremeyen Ermeniler¸ Fransızları dört gözle beklemeye başladılar. Çukurova bölgesinde halka karşı sert ve kırıcı bir tutum sergileyen Fransızların¸ Maraş’ı işgal edeceklerini duyduklarında halk endişeye kapıldı. Fransızların Maraş’a girmelerini önlemek için çareler düşündüler ve mitingler yaptılar. Ayrıca İngiliz ve Amerikan makamlarına çekilen telgraflarla olayı protesto ettiler. Fakat halkın bu gayretleri bir netice
vermedi.
15 Eylül 1919 tarihinde Fransız öncü kuvvetleri Yüzbaşı
Julie komutasında Maraş’a geldi. 30 Ekim Perşembe günü de
De Fontzine komutasında 1000 Fransız ve 500 Cezayir asıllı asker ile Fransız
askeri elbisesi giymiş 400 Fransız eşkıyası Maraş’ı
işgal etmeye başladılar. Maraş’ta bulunan Ermeniler
Fransız işgal ordusunu coşkun gösterilerle karşıladılar.
İşgalci Fransızlara çiçek buketleri sunularak “Yaşasın
Fransızlar ve Ermeniler¸ Kahrolsun Türkler” diye bağıran Ermeniler
taşkınlık ve çılgınlıklar gösterdiler. Türklerin millî ve
dinî değerlerine saldırdılar.
Sütçü İmam Olayı
31 Ekim 1919 günü Ermeniler¸ Fransız askerleriyle birlikte şehri
dolaşırlarken önlerine gelen Türklere hakaret ederek saldırılarda
bulunuyorlardı. Bu esnada bir grup Fransız askeri hükümet konağındaki
nöbetçi askerlere sataşarak¸ devleti küçültücü ve
tahrik edici sözler söylediler. Oradan geçmekte olan bir posta
dağıtıcısını da dövdüler. Bütün bu haberler şehre
yayıldı. Fransız askerleri¸ hürriyetine bağlı¸ şeref ve namusuna
son derece düşkün¸ bu uğurda ölümü hiçe
sayan Maraş halkını henüz tanımıyor¸ her yaptıklarının yanlarına
kalacağını sanıyorlardı. Türkler için son derece çileli ve
ağır geçen bugün sona ermek üzereydi. İkindi üzeri bir
grup Fransız askeri ve Ermeni¸ kışlalarına dönüyorlardı. O sırada
Uzunoluk hamamından çıkıp evlerine gitmekte olan kadınları gören
işgalcilerden biri onlara yaklaşarak; “Burası artık Türklerin
değildir. Fransız memleketinde böyle gezilmez. ” dedi. Bu sözlere önem
vermeyen kadınlara güçlerini göstermek isteyen Fransız askerler
sataşmaya başladılar. Kadınlardan biri olayın etkisiyle bayılınca
diğer kadınlarda feryada başladılar.
Hamamın yakınındaki Kel Hacı’nın Kahvesinde bulunan Maraşlılar olay
yerine gelerek Ermenileri uyardılar fakat bunları dinleyen olmadı. Bunun üzerine Çakmakçı
Said ve Gaffar Kabuloğlu Osman¸ hanımları işgalcilerin elinden almak
isterken dipçik ve kurşunla ağır yaralandılar. Bu sırada yan tarafta
küçük bir dükkânda süt satan ve olayları soğukkanlılıkla
seyreden Sütçü İmam¸ Karadağ tabancasını alarak olay yerine
geldi. Silahını¸ kadınlara sataşan ve Çakmakçı Said’i
yaralayan Fransız askerlerinin üzerine doğrultarak ateşledi. Kurşun
isabet eden asker yere düştü¸ diğerleri ise kaçtılar.
Maraş’ta düşmana sıkılan bu kurşun ile Türk
milletinin işgalcilere yaptıklarının yanlarına kalmayacağı gösterildi.
Olay yerine Fransız askerleri geldi. Bu esnada Sütçü İmam¸
Nalbant Bekir’den aldığı bir atla Bertiz’in Ağabeyli köyünde
bulunan Beyazıt oğlu Muharrem Bey’in yanına gitti.
Ermenilerin ve Fransızların bütün çabalarına rağmen Sütçü İmam
bulunamadı.
Bu olayda aldığı yaradan dolayı Çakmakçı Said şehit oldu.
Yaralanan Fransız askeri ise öldü. Fransızlar da misilleme hareketine
girişerek Sütçü İmam’ın dayısının oğlu Tiyeklioğlu
Kadir’in ellerini ve ayaklarını arkasından bağlayıp burun ve kulaklarını
kestikten sonra boğazlayarak şehit ettiler.
Bayrak Olayı
İşgalci güçlerin şehirde yaptığı taşkınlıklar
tam bir terör havası estirir. Olaylar bir türlü durmak bilmez.
27 Kasım 1919 gecesi Ermenilerin ileri gelenlerinden Hırlakyan’ın evinde
bir balo tertiplenir. Ziyafette yemekler yenilip içildikten sonra baloyu
açmak ve Hırlakyan Ailesini şereflendirmek düşüncesiyle
Guvernör Andre¸ Agop Hırlakyan’ın iki torunundan Osep’in kızı
müstakbel Ermenistan Prensesi diye adlandırılan Helena’yı dansa davet
eder. Genç kız; ”Sizinle dans etmemekten üzgünüm¸ çünkü kendimi
hâlâ esaret ve zillet içinde yaşayan bir kadın olarak
görüyorum. Kalesinde Türk Bayrağı dalgalanan bir memlekette¸
Fransızların hâkim oldukları ve bizim emniyet ve hürriyet içinde
yaşadığımızı nasıl düşünebiliyorsunuz?” diyerek¸
Guvernör Andre’nin teklifini reddeder. Bunun üzerine askerlerine
emir veren Komutan¸ kaledeki Türk Bayrağı’nı indirtir.
28 Kasım 1919 Cuma sabahı Maraşlının kara sabahıdır. Yatağından kalkan
Maraşlılar¸ asırlardan beri Kale burcunda dalgalanan şanlı bayraklarını
göremezler. Bu olay şehri infiale sürükler. Savcı Avukat
Mehmet Ali Kısakürek derhal kaleme sarılıp¸ “Âlem-i İslâm’a
Hitap” beyannamesini yazarak şehrin muhtelif yerlerine dağıttırır.
Halkı¸ Bayrağın indirilmesine tepki göstermeye davet eder.

Ey Milleti Necibe-i Osmaniye! Vaktine hazır ol. Bin üç yüz küsur
seneden beri Hz. Allah’ı ve Peygamber-i Zişan’ını hizmetinle
razı ettiğin bir din ölüyor. Yani ecdadının kanı pahasına fethettiği
bir kal’anın burcu balasındaki Al Sancağın¸ bugün Fransızlar tarafından
indirilip yerine kendi bandıraları konuldu. Şimdi¸ acaba bunu yerine koyacak
sende İslâm gayreti hiç mi yok. İgtişaş arzu etmeyelim.
Yalnız pür vekar-ü azamet olarak¸ ol Al Sancağımızı geri yerine koyalım.
Tekrar Kemal-i muhabbetle yerlerimize avdet edelim. Korkma¸ korkma seni buradaki
birkaç Fransız kuvveti kıramaz. Sen mütevekkilen Allah’a kendi
mevcudiyetini gösterecek olursan¸ değil birkaç Fransız kuvveti¸
hatta bütün Fransız milleti kıramaz. Buna emin ol ve yürü…28
teşrin-i sani Yevm-il cum’a 1335”
Bir milletin istiklaline son verilmesi anlamına gelen Bayrağının indirilmesi
karşısında Maraşlılar sessiz kalamazlar ve halk Cuma namazı vakti
Ulu Cami’de toplanır. Ezan okunduktan sonra¸ camide toplanan halk “Bayraksız
Namaz Kılınmaz” diye bağırır. O esnada cami imamı “Aziz cemaat¸
kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir millet hürriyetini
kaybetmiş sayılır. Hürriyet olmayan bir yerde Cuma namazı kılmak
caiz değildir.” diyerek dağıtılan beyannamenin doğru olduğunu tasdik
eder. Bunun üzerine Maraşlılar topluca kaleye hücum ederek¸
indirilen bayrağı yeniden kale burçlarına diker ve Cuma namazı orada
eda edilir.
Savaş Başlıyor
Bayrak olayının ardından şehir adım adım savaşa sürüklenir.
Aslan Bey Başkanlığında kurulan Müdafa-i Hukuk Cemiyeti¸ her mahallede
kurularak faaliyete geçer. Bir taraftan da Gazi Mustafa Kemal Atatürk
ile temasa geçilerek direniş hazırlığına başlanır. 21 Ocak
1920 günü şehir harbi başlar. 22 gün ve gece süren
bir mücadeleden sonra Maraşlılar 7’den 70’e silaha sarılarak
tek yürek tek bilek halinde bütün mevcudiyetini ortaya koyar.
Sonunda kendisini yok etmek isteyen düşmanı yerli işbirlikçileri
ile birlikte mağlup eder¸ büyük bir zafere imzasını atar. Bu uğurda
birçok evladını şehit verir. Maraş’ın düşman
işgalinden kurtulması¸ Türk Kurtuluş Savaşının da ilk
hareketini teşkil eder. Maraşlılar daha o tarihte “Kendini
Kurtaran Şehir” ünvanı ile anılmaya başlanmakla birlikte¸ çevre
illerin de yardımına koşarak millî dayanışmanın en güzel örneklerini
verir.
Maraş’ın Kurtuluş Savaşında şehir halkı ile
birlikte topyekün direniş göstermesi ve çevre vilayetlerinin
de yardımına koşması büyük takdir toplar. Kurtuluş savaşı
sonrasında Ankara’dan Maraş’a bir yazı gönderilerek¸
Millî Mücadeleye katılanların listesi istenir. Şehrin ileri
gelen yöneticileri toplanır¸ bir durum tespiti yapar. Sonunda Ankara’ya “Maraş’ta
Millî Mücadeleye katılmayan tek fert bile yoktur. ” cevabı verilir.
Bunun üzerine 5 Nisan 1925 yılında toplanan Türkiye Büyük
Millet Meclisi; İstiklâl Madalya’sının Maraş’ta fertlere
değil¸ şehre verilmesini kararlaştırır. Ve Maraş bir adet
Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilir.
Maraş şehri yine Millî Mücadeledeki fedakârlığından ötürü TBMM
tarafından¸ 7 Şubat 1973 tarihinde de “Kahramanlık” payesiyle ödüllendirilir.
Kahramanmaraşlı 1925 yılından beri her yıl Kurtuluş günü olan
12 Şubat Bayramında Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyasını
Şanlı Bayrağına törenle takarak¸ geçmişini yâd
eder.

Sayfayı Paylaş