MİLLİ BİRLİĞİMİZİN MANEVİ MİMARLARI

Somuncu Baba

Tarihimiz¸ birlik anlayışımızla aştığımız nice güçlüklere şâhittir.

Tarihimiz¸ birlik anlayışımızla aştığımız nice güçlüklere şâhittir. Kocaman bir tarihe sahip olan asîl milletimiz birlik ruhu ile nice medeniyetler kurmuş¸ bütün dünyaya birlikte olmanın güç ve ihtişâmını göstermiştir. Millî mücâdele yıllarımız da birlik duygularımızın zirveye ulaştığı; din¸ vatan¸ millet ve mukaddes değerler uğruna tek yürek olarak mücâdele edişimizin ve birliğimiz ile el ele kazandığımız zaferlerimizin en güzel örneklerden bir tanesidir. Bu büyük kurtuluş mücâdelesinin arkasında şüphesiz¸ kesin bir inanca ve sarsılmaz bir imâna sahip olan ecdâdımızın büyük fedâkârlıkları yatmaktadır. Dedelerimizin dünyayı hayran bırakan bu eşsiz davranışlarının temelinde sarsılmaz bir iman gücü¸ samimi bir mücâdele anlayışı ve zafere olan inançları yatmaktadır. Ecdâdımızın içerisinde bulunan bu potansiyel enerjinin açığa çıkarılması için toplumun birçok kesimi bıkmadan yılmadan çalışmıştır. Siyasîler¸ sivil toplum örgütleri¸ ilim adamları ve maneviyât önderleri onlardan sadece birkaç gruptur. Biz¸ bu çalışmamızda¸ millî mücâdelemizin bu toplum kesimlerinden maneviyât önderleri üzerinde durmaya¸ onların millî birliği sağlamadaki çaba ve gayretlerini tespit etmeye çalışacağız.
Millî Mücâdele Fikrinin Oluşmasında ve Müdafaa-i
Hukuk Cemiyetlerinin Teşekkülünde Sûfîlerin Rolü
Gönül insanları¸ millî birliğimizin teşekkül aşamasından
itibaren toplumumuzun geleceği için girişimlerde bulunmuşlardır.
Millî mücâdele fikrinin teşekkülü sürecinde
en gür seslerden bir tanesi de sûfîlerden yükselmiştir.
Isparta’dan Şeyh Ali Efendi¸ Rize’den Şeyh İlyâs
Efendi¸ Erzincan’dan Şeyh Fevzî Efendi¸ Urfa’dan Şeyh
Saffet (Yetkin)¸ Bursa’dan Şeyh Servet Efendi ve Şeyh Hacı
Ahmet Efendiler¸ İstanbul’dan Özbekler Dergâhı Şeyhi
Şeyh Ata ve Hacı Bayram Şeyhi Şemseddin Efendiler millî birlik
fikrinin hayata geçirilmesi için seslerini duyurmaya çalışan
gönül insanlarından sadece birkaç tanesidir. Bağımsızlık ve
mandanın kabul edilmemesi fikrinin milletin zihninde umutla yeşermesi
için yurdun dört bir yanında oluşturulan “Müdafaa-i
Hukûk” cemiyetlerinde de sûfîler ön saflardaki yerlerini
almışlardır. Bitlis’te Şeyh Abdülgâzî Efendi¸
Kastamonu’da Şeyh Şemsizâde Ziyâeddin Efendi¸
Van’da Şeyh Mâsûm Efendi¸ Beyazıd Mutasarrıflığında
Şeyh İbrahim Efendi¸ Erzincan’da Şeyh Safvet ve Şeyh
Hacı Fevzi Efendiler¸ Isparta’da Şeyh Ali Efendi¸ Lazistan’da
Şeyh İlyâs Efendi¸ Tavas’ta Şeyh Alizâde Kemâlettin
Efendi¸ Nazilli’de Şeyh Nûrî Efendi ve nihâyet
Denizli’de Hamamcı Şeyh Mustafa Efendiler bu sosyal hareketlerin
teşekküllerinde çok önemli roller üstlenmiştir.
Bu fedakâr insanların öncülüğünde oluşturulan
cemiyetler vasıtası ile yurdumuzun dört bir yanında insanımız millî mücâdele
fikrine gönül vermiş¸ dünya tarihinde çok az milletin
gösterebildiği bir birliktelik ile zor günlerin arkasından güzel
günlere ulaşmayı başarmıştır.
Amasya Tamîmi¸ Sivas Kongresi ve Ankara Fetvâsının Yayımlanmasında
Sûfîlerin Etkisi

Amasya Tamîmi” ile başlayan süreçte milletin bağımsızlığı
için gözler karartılmış¸ bütün düşünceler “ya
istiklâl ya da ölüm” fikri çerçevesinde şekillenmeye
resmen başlamıştır. Bu önemli kararların alınmasında da gönül
insanlarının etkisi azımsanamayacak kadar büyüktür. Amasya Müftüsü’nün
fedakâr çabaları ile gerçekleştirilen faaliyetlerde
sûfîlerin payı azımsanamayacak kadar büyüktür. Millî mücâdele önderleri
Amasya’ya teşrif ettiklerinde Amasya Müftüsü ile
birlikte bu yol göstericileri karşılayanlardan aynı zamanda Amasya
Tamîmi’nin şekillenmesi ve yayınlamasında fedâkârlık
gösterenlerden bir tanesi de Şeyh Cemâleddin Efendi olmuştur.
Onun gerek karşılama¸ gerek çalışmalardaki gayretleri ve
hayatî öneme hâiz tamîmin yayımlanmasındaki çabaları
her türlü takdirin üzerindedir.
Amasya Tamîmi’nden sonra bütün Anadolu’nun mücâdeleye
dâhil olduğu¸ yurdun her tarafından temsilcilerin katılarak manda ve himâyenin
kabul edilemeyeceği fikrinin yüksek sesle dillendirildiği Sivas Kongresi
de gönül insanlarının şekillenmesine katkıda bulundukları bir
girişim olmuştur. Erzincandan Şeyh Hacı Fevzi Efendi ve
Kütahya’dan Şeyh Seyfi Efendi bu gönül insanlarının
başını çekmişlerdir. Bu ileri görüşlü insanlar
yurdun dört bir tarafından kongreye iştirâk etmişler
ve burada alınan hayatî kararların altına temsil ettikleri topluluklar
namına imza koymuşlardır.
Bundan sonraki süreçte daha önceki girişimler kadar etkili¸
millî birliğimizi sağlamada atılan en önemli adımlardan bir tanesi
olan “Ankara Fetvâsı”nın hazırlanması ve yayımlanarak milletin
vicdânındaki müstesnâ yerini almasında da sûfîler çok
etkin olmuşlardır. Bu fetvâ öncelikle “İstanbul Fetvâsı” adıyla
hazırlanan ve millî mücâdeleyi önlemek için çeşitli
dergi ve gazetelerde ilân edilen fetvânın millet üzerindeki
etkisini kırmak amacıyla hazırlanmıştır. Çok önemli kararların
millete ilânedildiği ve 153 kişinin altına imzâ koyduğu
bu önemli girişimde Hınıs Müftüsü Şeyh Bedreddin
Efendi¸ Erzincan’dan Şeyh Safvet ve Şeyh Hacı Fevzî Efendiler¸
Sivas’tan Şeyh Hacı Mustafa Takî Efendi gibi devrin önemli
maneviyât önderleri de yerlerini almışlardır. Bu fetvâ ile
gönüller millî birlik ve mücâdele sahasında manevî bir
bağ ile birbirine bağlanmıştır ki¸ böylesine önemli bir gönül
faaliyetinde gönüllere yön veren insanların bulunması çok
doğal görülecek bir hadise olarak zihinlerdeki yerini almıştır.
İlk Meclisin Manevî Mimârları
Nihâyet bütün zorluklara rağmen yapılan seçimler ve verilen
mücâdeleler sonunda bütün dünyaya bu milletin bağımsızlığını
ve birliğini ilân eden ilk cumhuriyet meclisinde milletin vekîli
olarak bulunan kahraman ruhlu insanlar arasında birçok gönül
insanı da seçkin yerlerini almışlardır. Nakşibendî Dergâhı
Şeyhi Şeyh Hacı Fevzî Efendi (Erzincan Mebusu)¸ Şeyh
Servet Akdağ Efendi (Bursa Mebusu)¸ Şeyh Seyfi Aydın Efendi (Kütahya
Mebusu) ve Şeyh Hacı Mustafa Takî Efendi (Sivas Mebusu) ilk meclisimizin
sûfî meşrepli milletvekilleri olarak meclisteki vekillik görevlerine
seçilmişlerdir. Bu gönül insanları¸ çok kısa bir
sürede memleketin maddî ve manevî kalkınmasında önemli
hamlelere imza atan bu ilk meclisimizde birçok komisyonda¸ kanun maddelerinin
milletin istifâdesine sunulmasında faal bir rol üstlenmişlerdir.
Şeyh Seyfi Efendi Şer’iye ve İrşâd Encümenlerinde¸
Şeyh Mustafa Takî Efendi Şer’iye¸ Evkaf¸ Adalet¸ İrşâd¸
Memurin Muhakematı Tetkik Kurulu¸ Anayasa ve Millî Eğitim komisyonlarında çalışmış hatta
III. toplantı yılında bir süre Dilekçe Komisyonu Başkanlığı
görevinde bulunmuştur. Şeyh Servet Akdağ Efendi ise İrşad¸
Şer’iye¸ Tapu Kadastro¸ Millî Eğitim ve Tasarı komisyonlarında
görevler üstlenmiştir.
Sonuç
Millî birliğimizin sağlanması için bu fikrin oluşum aşamasından
hayata geçirilmesine kadar ve hayata geçirilen bu eşsiz
fikrin başarı ile neticelenmesine kadar ki süreçte etkili
ve önemli görevler üstlenen sûfî meşrepli gönül
insanlarımızı burada zikredilenler ile sınırlandırmamız mümkün değildir.
Bununla birlikte burada sıralanan örnekler dahi bize göstermektedir
ki¸ milletimizin millî birlik ve beraberliğini sağlamada ve bu birliğin
başarıya ulaşmasında gönüllere hitâp eden kahraman
ruhlu insanlarımızın hissesi gerçekten çok büyük olmuştur.
Yüce milletimiz gönlü ile başladığı mücâdelesine
azim¸ kararlılık ve samimiyet harcı ile devam etmiş¸ böylece; kendisini
birliğe¸ dirliğe¸ bağımsızlığa ve çağdaş medeniyetler seviyesine
yükselmeye davet eden gönül insanlarının bu çağlar ve
coğrafyalar üstü çağrısına en güzel cevabı vermiştir.
İlk meclisimizin açılışında semâya açılan eller¸
milletimiz ile vekilleri arasındaki manevî bağı göstermesi açısından
son derece önem arz etmektedir. Bugün bizlere düşen görev¸
şanlı milletimizin bütün farklılıklarına rağmen gönül
birliği ile mutluluğa ve güzel günlere ulaştığı fikrini iyi
anlayıp birbirimizi dışlamak yerine el ele verip cennet vatanımız¸ evlatlarımız
ve bütün insanlığın hayrı için durmadan¸ bıkmadan¸ yılmadan çalışmak
olacaktır.
Kayhakça
(Ali Sarıkoyuncu¸ Millî Mücâdelede Din Adamaları I-II¸ DİBY¸
Ankara 2002; İlk Meclis’in Din Adamı Milletvekilleri¸ Diyânet Aylık
Dergi¸ Nisan 1993¸ s.24-27; Cemal Kutay¸ Kurtuluş ve Cumhuriyetin Manevî Mimarları¸
DİBY¸ Ankara 1973; Kadir Mısırlıoğlu¸ Kurtuluş Savaşında Sarıklı
Mücâhitler¸ İstanbul 1969.)

Sayfayı Paylaş