İDEALIZM VE MOTİVASYON

Somuncu Baba

Şiarımız doğruluktur¸ dürüstlüktür a dostum! Sağlamlıkta¸ esneklikte¸ aktivitede bir çelik yay gibi olmalıyız da; sürüngen yılanlar gibi kıvrım kıvrım olmamalıyız.

Şiarımız doğruluktur¸ dürüstlüktür a dostum! Sağlamlıkta¸ esneklikte¸ aktivitede bir çelik yay gibi olmalıyız da; sürüngen yılanlar gibi kıvrım kıvrım olmamalıyız. Asla yalpalamadan ve asla kıvırmadan
-kurşun paralelliğinde- hedefe varmalıyız.
Sert ve haşin mizaçlılık yerine¸ yumuşak başlı ve
yumuşak huylu¸ lâkin vakarlı velâkin kararlı… Sünepe
ve mıymıntı takılmadan¸ ‘dik başlı’lık yapmadan alnı açık¸
başı dik olmalıyız dostum!
***
Şöyle kirden ve pasaktan uzakta… Çetrefilli işlerin
ırağında… Yakın mesâfeden bakıldığında¸ ortak bir ifadeyle herkesin; “Ha
işte¸ aradığım adam buymuş!” diyebildiği ve güven
beslediği ve de bütün referansların ‘ok işareti’yle
gösterdiği berrak bir kişilikte… Ticarette¸ siyasette¸ sanatta
ve bilumum sosyal münasebette; bir kar beyazlığı kadar sâde¸ bir
süt köpüğü kadar ak olmalıyız dostum!
***
Bir doktor neşteri gibi keskin ve bir sargı bezi gibi hijyenik… Ama
müşfik¸ ama merhametli konumda… Kalbinde kibrin barınmadığı alçak
gönüllülükte ve gönül zenginliği içerisinde;
gönül pınarlarından gönül tasıyla¸ gönül sultanlarına
gönüllü su taşıyacak düzeyde… Ve yine kalbinde;
kin ve adâvetin eğlenmediği bir platformda¸ mütekâmil mânâda ‘ego’sundan
sıyrılmış ve ‘hümanist’ düşünceyle muhkem
mahiyette¸ münevverlikte; azmanlaşmış nefsimizin zıddına¸
yok olmalıyız dostum!
***
Ham çökelek ikram edildiğinde ‘tok’luk numarasına yatıp;
kaymak ikram edildiğinde aç sırtlanlar gibi atılmamalıyız. Câmii
kapısında¸ asansörde¸ toplantılarda ve topluca görüş serdederken;
yanımızdakini göstererek¸ “Buyurun sağdan başlayalım” nezâketinde
bulunuruz ve bu hâlin ‘sünnet’ olduğunu söyleriz.
Fakat ufukta ‘ballı lokma’ göründüğünde hiç de
sağa sola bakmadan¸ sünnet farz gözetmeden ‘cumburlop’ balıklama
dalarız. Yalan mı?!. “Vazife istenmez¸ verilir” deriz de¸ verilmeyen
vazifeyi almak için¸ îcat koymayıp çıkarırız; dalga¸ dümen¸
dolap¸ fırıldak¸ entrika çirkinliğinde ne varsa çeviririz. Yanlış mı?!.

Hayır!. Ne yalandır ne de yanlış. Gerçeğin bizzat kendisidir” diyor
iseniz; bin kere âferinler¸ tebrikler! O halde tenezzül niye? Gasp
niye? Mutlak¸ gözü gönlü tok olmalıyız dostum!
***
Büyüktür; mesûliyetimiz¸ mükellefiyetimiz. Omuzladığımız
yük büyüktür. Küçük işler¸ küçük
düşünenlerindir. Aşkımız¸ aksiyonumuz büyüktür.
Ufkumuz¸ sıfıra müncer değil ki?!. Nazargâhımız büyüktür.
Vatan¸ yalnız Memed’in anası olamaz. ‘Vatan’ hepimizin anasıdır¸
yavuklusudur. Vatan¸ Anadolu’dur. Sakarya¸ Çanakkale/Gelibolu’dur
vatan. Hasılı bu vatanda sen¸ ben¸ o¸ öteki yok. Hepimiz bir ‘ulu çınar’ gibiyiz.
Söz vaktinde açılmışken mâdem; bu çınarın yaprağına
zarar vermeden¸ yekpâre yapımızla; yaprakları kucaklayan dal¸ dalları kucaklayan
beden¸ bedeni kucaklayan kök olmalıyız dostum!
***
Sağır ruhlu¸ vurdum duymaz her kim ki; uyuşukluk illetine ‘dûçar’dır.
Onun yardımcısı ‘hak’ ola gayrı. Üzerine ölü toprağı
serpilenlerden¸ hayır beklenmez. O¸ artık yaşayan bir ölüdür.
Bağırsan da duymaz ve çağırsan da. Boş ver öylesilleri!..
Bizler¸ en iyisi mi¸ kulağının üstüne yatan ve uyuyan değil; sak
olmalıyız dostum!
***
Göcekleşsin yurdumuz. Gül bitsin¸ sümbül bitsin. Konmasın
bülbüller zakkum ağacına. Dudaklar susuzluktan kurak düşmesin. Çöle
dönüşmesin topraklarımız. Cas cavlak bir dünyada yaşamaktansa;
gür ve yeşil ormanlar misâli ve de tarak dişleri gibi
sık olmalıyız dostum!
Unutma ki doğruluktan dirlik¸ dirlikten birlik¸ birlikten kuvvet doğar.
Sakın unutma!

Sayfayı Paylaş