BİR AŞK KİTABI: “AŞIKLARIN SIRRI”

Somuncu Baba

Na’tını tedkik ettiğimiz bir yazımızda Osman Hulûsi Efendi’nin Dîvânı’nın edebî açıdan ciddi bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtmiştik; çünkü Dîvân¸ içinde aruz ve hece vezninin değişik formlarında yazılmış Klasik Türk Edebiyatı ile Halk ve Tasavvuf Edebiyatımızın son dönemdeki güzel örneklerini bünyesinde taşıyan önemli bir eserdir.
Bahsettiğimiz türden bir çalışmayı Prof. Dr. Mehmet Akkuş ve Musa Tektaş¸ Somuncu Baba Dergisinde de yayınlamak suretiyle yapmaktaydılar. Sadık Yalsızuçanlar da yine bir kısmını Somuncu Baba Dergisinde yayınlandığı yazılarını ‘Aşıkl

Na’tını tedkik ettiğimiz bir yazımızda Osman Hulûsi Efendi’nin Dîvânı’nın edebî açıdan ciddi bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtmiştik; çünkü Dîvân¸ içinde aruz ve hece vezninin değişik formlarında yazılmış Klasik Türk Edebiyatı ile Halk ve Tasavvuf Edebiyatımızın son dönemdeki güzel örneklerini bünyesinde taşıyan önemli bir eserdir.
Bahsettiğimiz türden bir çalışmayı Prof. Dr. Mehmet Akkuş ve Musa Tektaş¸ Somuncu Baba Dergisinde de yayınlamak suretiyle yapmaktaydılar. Sadık Yalsızuçanlar da yine bir kısmını Somuncu Baba Dergisinde yayınlandığı yazılarını ‘Aşıkların Sırrı’ isimli kitapta topladı. Sadık Yalsızuçanlar Osman Hulûsi Efendi’nin çoğunluğu Dîvânı’ndan olmak üzere diğer eserlerinden de mülhem bu çalışmasını artık yayın dünyasının yakından tanıdığı Nasihat yayınları arasında kitaplaştırmış. (Aşıkların Sırrı¸ Sadık Yalsızuçanlar¸ Nasihat yayınları¸ X+181 s. Ankara¸ 2007)
Kitabın takdim kısmında eserin nasıl ortaya çıktığını merhum Osman Hulûsi Efendi’nin oğlu H. Hamideddin Ateş özetliyor: Yalsızuçanlar¸ bir Darende ziyaretinde¸ yıllardır merak ettiği Somuncu Baba Külliyesinin muhteşem yapısını ve manevî havasını görünce çok etkilenmişti. Kendisine hediye edilen “Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî” adlı eseri eline alınca dakikalarca sayfalarını bir altın varak hassasiyetiyle çevirmiş¸ bakıp incelemişti.
Daha sonra kaleme aldığı ve Somuncu Baba Dergisinde neşredilen yazılarında¸ Darende’nin Mekke’nin manevî ısısıyla¸ Medine’nin gül kokulu havasıyla¸ ilim¸ irfan ve tasavvuf ikliminden nefeslendiğini yazdı.
“Bir külçe altın gibi koynuna koyduğu” Dîvân’ın bir derya olduğunu gördü. İçinden inci mercan misali güzellikleri seçerek okuyucuyla paylaştı. (s. XII¸ XIII)
Kitabına “Bu Hoş Bir Armağanımdır” serlevhasıyla yaptığı girişte Sadık Yalsızuçanlar ise¸ Osman Hulûsi Dîvânı’yla nasıl karşılaştığını ifade ediyor¸ Dîvân’ı okuduktan sonra duyduğu hayranlığı belirtiyor. Yazar¸ Osman Hulûsi Efendi’nin şiirlerinden yola çıkarak onun üslup bakımından Niyazi Mısrî ile Yûnus Emre ile hatta Mevlâna ile ortak yönleri bulunduğuna işaret ediyor: Tekke Edebiyatı ile Dîvân şiiri arasında bir dil ve imge evrenine sahip olan Hulûsi Efendi’nin hem klasik gazel¸ kaside¸ rubai vs. gibi şiirleri var hem de Niyazi-i Mısrî’nin nefeslerini¸ Pir Sultan’ın devriyelerini ve Yunus’un âşıkane ilahilerini hatırlatan ve oldukça sade bir söyleyişe sahip manzumeleri var.(s. 3)
Bilindiği gibi Osman Hulûsi Efendi’nin Dîvân’ında yer alan şiirlerin ekseriyeti dînî-tasavvufî bir mahiyet taşıyor. Yalsızuçanlar¸ Dîvân’daki beyitlerden hareketle birçok tasavvufî kavramı izah ediyor. Bir beyitten hareketle konulara¸ kavramlara tasavvufî manada açılımlar getiriyor. Bir kısım beyitler böylece bir bakıma şerh ediliyor.
Osman Hulûsi Efendi’nin aşkı terennüm eden güzel şiirleri Sadık Yalsızuçanlar’ın akıcı ve şiirsel üslubu ile birleşince de kitap okuyucuya cazip geliyor.
Aşıkların Sırrı’na yazar¸ Somuncu Baba Dergisinde yayınlanan değişik konulardaki birkaç yazısı ile Musa Tektaş’ın kendisiyle yaptığı bir röportajı da eklemiş. Bu söyleşi bir nevi yazarın geniş hayat hikâyesini de ortaya koyuyor.
Değerli yazar Sadık Yalsızuçanlar’ın bu akıcı kitabı¸ âşıklığa baş koyanların mutlaka okumaları gereken kıymetli bir eserdir

Sayfayı Paylaş