ŞAM-I ŞERİF'DEN HALEP'E

Somuncu Baba

Şam şehrinde; Muhyiddin İbnü’l Arabi hazretlerinin türbesi ziyaret edildi. Yine Vakıf Mütevelli Heyet Başkanımız diz çökerek oturdu ve tüm gruptaki arkadaşlar aynı şekilde davrandı.

Şam şehrinde; Muhyiddin İbnü’l Arabi hazretlerinin türbesi ziyaret edildi. Yine Vakıf Mütevelli Heyet Başkanımız diz çökerek oturdu ve tüm gruptaki arkadaşlar aynı şekilde davrandı.
Yavuz Selim’in yaptırdığı türbe ve vakfın ziyareti yapıldı. Sonra camiye geçildi. Camiden sonra fakirlere kurban kesilip yardım yapılan yere gelindiğinde Vakıf Başkanımızın “Buraya kurban verin” demesi üzerine¸ 15 adet kurban bağışlandı. Bu kurbanların Perşembe günü kesilerek¸ fakirlere dağıtılacağı ifade edildi. Bu imaretlerin görevlisinin de Seyyid olması ve hizmetlerde bulunması Vakıf Başkanımızı çok memnun etti¸ musafaha yaptılar ve fotoğraf çektirdiler. Burada da güzel bir hal yaşandı.
Öğle namazını kılmak için Emeviye Camiine doğru hareketlendik. Hamidiye Çarşısından geçerek camiye vardık. Öğle namazını kıldıktan sonra Hamidiye Çarşısında yemeğimizi yiyip çıktık. Aracımızı beklerken Selahaddin-i Eyyübi’nin heykeli yanında 15 dakika kadar beklendiği sırada Vakıf Başkanımız bu şahsın kimliğini ve haçlılara karşı yapmış olduğu mücadeleyi anlattırdı. Aracımızın gelmesi üzerine Seyyide Zeynep Hatun’u ziyaret etmek üzere yola koyulduk. Saat 15:15’de Seyyide Zeynep Hatun’un türbesine geldik. Seyyide Zeynep Hz.Hasan(r.a) ve Hz.Hüseyin(r.a)’in kardeşleridir. Tahmini 5.000 m2 lik alan içerisinde 2.000 m2 lik alan türbe olarak inşa edilmiş. Bu alan içerisinde bulunan iki minarede muhteşem çini işlemeciliği görülür. Minarenin üzerine Allah’ın 99 ismi nakşedilerek çevre duvar üzerine Yasin süresi yazılmıştır. Türbenin bulunduğu alana geldiğimizde çok güzel çini işlemeli mekânda 8 sütun altına Türbe¸ 12 sütunun altına Cami inşa edilmiştir. Türbenin kubbesi ise som altındandır. Çok güzel işlemelerle İran sanatının güzel bir örneğini yansıtmaktadır. Etrafı çok tertipli¸ temiz ve düzenlidir. Çok sayıda görevli hizmet etmektedir.
Kerbela’da şehit olan 16 kişinin başının bulunduğu mezarın ziyareti yapıldı.
Peygamberimizin amcasının oğlu Caferi Tayyar’ın oğlu Abdullah’ın makamı ve Bilal-i Habeşi hazretlerinin kabrinin bulunduğu yerde grup olarak oturduk Kur’an okundu. Türbe içerisinde çok müthiş bir manevî hava teneffüs ettik. Sahabe mezarına geldiğimiz çok belliydi. Gruptaki arkadaşların itinalı davranışları çevrenin dikkatini çekiyor ve bunlar nereden geliyor diye şaşkın gözlerle insanlar bizi izliyorlardı.
Daha sonra Hz.Ömerin kızı Hafsa Hatun’un makamı ziyaret edildi.
Saat 17:00’den sonra serbest kalan arkadaşlar Şam’ın çarşısını gezip alış-veriş yaptılar. Akşamleyin Emevi Camiinde bir araya gelecektik. Akşam namazından 5 dakika önce Vakıf Başkanımız Mustafa Haki Hazretlerinin torunu Nurettin Ağabey ile Emevi Camiine geldiler . Nurettin Ağabeyin çok güzel bir hali vardı.Vakıf Başkanımız onunla ayrı bir özen ve ihtimamla ilgilendi. Birlikte Kasrun-Nübela adlı restorana gidildi. Bir müddet oturuldu ve sohbet edildi. Ayrılma esnasında Nurettin Ağabey memnuniyetini belirtti. Vakıf Başkanımız da çok memnun olduğunu belirtti ve gideceği arabaya kadar yolcu etti.
29/05/2007 Çarşamba:
Erken vakitte yapılan kahvaltıdan sonra otelden ayrıldık ve Halep’e doğru yola çıktık.
Şam’dan Humus’a doğru yol alırken saat 10:10’da şoför hatalı sollama yaptı. Aynı anda yan yana bulunan iki arabayı sollamak isterken yolun dışına çıktık. Hafif kayma ve direksiyonda sapmalar oldu. Bazı arkadaşlardan Kelime-i şehadet ve “Allah” nidaları geldi. Allah’ın izni ile hiçbir sıkıntı olmadan yolumuza devam ettik.
Humus’ta Halid bin Velid Camine geldik. Bu camiyi Memluklu Sultanı Zahir Baybars yaptırmıştır. 1508’e kadar Cami toplam 10 kez restore edilmiştir. Ayrıca II. Abdülhamit döneminde restorasyon görmüştür. Camiye girişte iki rekat Tahiyetü’l-Mescit namazı kılındı. Sonra Halid bin Velid hazretlerinin türbesi ziyaret edilerek ruhuna Fatihalar gönderildi. Vakıf Başkanımızın emriyle Halid Bin Velid Hazretlerinin hayatını anlattık.
Saat 17:00 Hama’dayız.
Şehire su getirmek için dönme dolaplar yapılmış. Günümüze ancak bunların beş tanesi gelebilmiş. Yunus Emre’nin “Benim adım dertli dolap…” ilahisinin buradan kaynaklandığı bilinmektedir. Gerçekten dolap sanki ağlamakta ağlarken de inlemeli bir ses çıkartmaktadır. Dökülen sular aynı zamanda gözyaşlarını andırmaktadır. İnlemesi tarih boyunca çile çektiğini ve sevgiliye vuslatı¸ hasreti andırmaktadır. Komple ahşaptan yapılmış güzel bir tarihi eserdir.
Saat 13:45
-Ömer İbni Abdülaziz (II.Ömer) ‘in türbesinin bulunduğu caminin ziyareti yapıldı¸
Fatihalar okundu. Hayatından bölümler anlatıldı. Öğle namazı kılındıktan sonra yola çıkıldı. Ömer İbni Abdulaziz’in kabri çok sade tıpkı hayatındaki sade yaşantısındaki gibiydi.. Burada da güzel bir manevî hava teneffüs ettik.
Halep kalesine geldik ve muhteşem kaleyi gezdik. Muhteşem bir taht odası yapılmış. Toplam 600 m2 den oluşan odada 8 normal 1 tane de büyük avize bulunmakta. Ortasındaki havuz 4 m2 mermer mozaik¸ çevresinde de yine 25 m2 mozaik işlemesi bulunmakta. Diğer alan normal mermer kaplı. Tavandaki ağaç işlemeciliği devrin sanat eserlerinin muhteşem örneğini oluşturmakta¸ görülmeye değerdir.
Halep’te; Cami-i Sultaniye’yi ziyaret ettikten sonra ikindi namazı kılındı ve Halep kapalı çarşısını gezmeye başladık. Çarşı 16. yy. da Yavuz döneminde yapılmaya başlanıp Kanuni döneminde tamamlanmış.10.000 m2 alana sahip olan çarşı Orta Doğunun en büyük kapalı çarşısı özelliğindedir.
Saat 17:30 itibariyle serbest bırakılan arkadaşlar yaklaşık bir saat boyunca Halep kapalı çarşısını gezdi ve alış-verişlerde bulundular.
31.05.2007- Perşembe
Saat 08.00’de otelimizde kahvaltıyı yaptıktan sonra Türkiye’ye dönmek üzere yola çıktık. “İşte geldim gidiyorum şen olasın Halep şehri.”
Halep şehri bir Türk şehrini hatırlatmaktadır. İnsanları cana yakın ve Türk insanını hatırlatır özelliktedir. Sosyal hayatı Amman ve Şam’a göre çok müspet ve olumludur. Bölgede Türklerin yaşadığı açık bir şekilde görülmektedir. Şehir Türk kimliğini yansıtmaktadır. Bizim Türkiye’den geldiğimizi öğrenen pek çok esnafın sevinç gösterisinde bulundular.
Sırlar açıldı titredi âlem işte Hama
Gönlüme saplandı bir hançer bir kama
Halid bin Velid’in ruhu aldı uzaklara götürdü beni
O anda sahiplendi zamanın sultanı Hamid-i Veli
Güller açtı gönüller açtı ruhlara vuslat
Erdi visale can buldu hayatı busat
Saat 09:30 Türkiye sınır kapısına geldik. Türk bayraklarını gördük ve hepimiz heyecanlandık. Türkiye’ye¸ vatana kavuşmanın heyecanı yürekleri kapladı. Kendi vatan topraklarımıza ayak basmanın neşesi bir farklı bir başka güzel. Bendeki neş’e ve heyecanın aynısını diğer arkadaşlarda da gördüm bu güzel neş’eyi¸ hazzı hep birlikte yaşadık.
Saat 10:50 Kilis Öncüpınar kapısından içeriye girdik. Pasaport işlemlerini tamamladık ve Türkiye topraklarına ayak bastık. Sınır kapısında karşılamaya gelen arkadaşlarla bir muhabbet olmuştu. Vakıf Başkanımız otobüsten inerek arkadaşlarla görüştü. Muhabbet semalara doğru yükseliyor¸ gözler gönüller bu kavuşmanın verdiği hazla mutluluğun son noktasına erişiyordu.

Sayfayı Paylaş