EVLİLİK VE AİLE UZMANI SALİHA ERDİM: EVLİLİKTE ERKEĞİN LİDERLİĞİ ÇOK NORMALDİR

Somuncu Baba

Evlilik ve Aile Uzmanı Saliha Erdim:
“Evlilikte Erkeğin Liderliği Çok Normaldir”

“Saliha Erdim Kimdir?
1956 Samsun Havza’da doğdu. İlkokulu Vezirköprü’de¸ ortaokulu Çorum Sağlık Okulu’nda¸ liseyi Zeynep Kamil Sağlık Meslek Lisesi’nde okudu. Yüksek öğrenimine Hacettepe Yüksek Hemşirelik Okulu’nda devam ederken¸ üniversite çevrelerinde odaklaşan terör olayları sebebiyle yarım bırakmak zorunda kaldı. Kişisel gelişim-yaşam yönetimi¸ diksiyon ve fonetik¸ iletişim becerileri ve beden dili¸ holistik sağlık¸ eğitimcinin eğitimi¸ okul öncesi eğitimi alanlarında kurslara-seminerlere katılıp belgeler aldı. Yaklaşık on sekiz yıldır¸ çeşitli yaygın eğitim kurumlarında ve çevrelerinde¸ çocuk-aile-eğitim eksenli derş kurş konferanş seminer¸ sohbet faaliyetlerinde bulundu. Yeryüzü Eğitim Danışmanlık Hizmetleri Limited Şirketi’nde eğitim veriyor ve danışmanlık yapıyor. Aynı zamanda şirketin kurucu ortaklarından biri. Evli ve altı çocuk annesi.”

Sizce evlenirken nelere dikkat edilmeli?
Bana bir gün bir delikanlı mesaj gönderdi. Dedi ki; Saliha Abla biraz sonra bir kızla konuşacağım¸ bana birkaç soru gönderir misin?” Startejik birkaç soru gönderdim. Fakat kendi ailesinde danışacağı kimsenin olmayışına üzüldüm. Gençlerin eş seçerken doğru kriterlerle hareket etmediklerini düşünüyorum. Kimi fiziksel özelliklerini beğeniyor¸ bazen tahsil belirleyici oluyor¸ kimisi maddî durumunu beğeniyor¸ annesi babası yönlendiriyor v.s. Kendi seçimi ile hayat arkadaşını seçip onunla bu kulvarda uygun adımlarla yürüme eylemi gerçekleştirilemiyor. Aileler çocuklarına daha kaşık tutarken müdahaleci davranmaya başlıyor. İstedikleri formatta çocuk yetiştirme istekleri çocukların birey olmalarını hep engelliyor. Böyle olunca da mutlaka birilerinin yardımıyla iş görmeye alışıyorlar ve evliliklerinde de tökezliyorlar.
O zaman önce ebeveynlerden başlamalı…
Eğer ebeveynler¸ kendi sınırlarını bilen ve koruyan¸ muhatabın sınırlarını da bilen ve koruyan¸ inisiyatif alabilen¸ yetki sorumluluklarının bilincinde kendisi olan bireyler yetiştirirlerse evlilik tercihleri noktasında çoğunlukla sıkıntı çıkmaz¸ kendisi ve eşiyle iletişimi noktasında da sıkıntı çıkmayacağını düşünüyorum. Anne baba yeterli olmayınca çocuk da yeterli büyüyemiyor.
Sadece anne babada bitmiyor iş değil mi?
Elbette¸ bir insanın oluşumunda çok farklı dinamikler var. Aile¸ çevre¸ okul… Bazen çocuklar öyle tecrübeler yaşıyorlar ki anne ve babalarından da ileri geçebiliyor¸ fakat bunlar çok seyrek.
Aileler kendilerini daha ileri götürmek için bir adım atmıyorlar mı?
Maalesef bizde yetişkin eğitimi yok. Aileyi koruma¸ niteliğini¸ yaşam kalitesini yükseltme amaçlı¸ nitelikli bireyler olmalarını sağlayıcı müşterek bir eğitim anlayışı yok. Kadın diyor ki¸ “Aile iletişimi ile ilgili seminer varmış¸ gideyim mi”¸ adam diyor ki¸ “Ne gerek var¸ ben kütüphane gibi adamım¸ bana sor.”
Kadınlar daha çok ilgili değil mi evliliğin yürütülmesi konusunda?
Evet¸ kadınlar çoğunlukla bu konuda bir adım önde.
Her Çift “Sorun Bende” Diyecek
Niçin sorun çıkar evliliklerde?
Tabi bir sürü nedeni olabilir. Ancak “Evlilik için ne gereklidir” denmiyor¸ “Benim için ne gerekir” deniyor. Peki ya senin isteğin evlilik kurumuna zarar veriyorsa? İsteğin muhatabının kişiliğine saldırı anlamına geliyorsa ne olacak¸ hayata tutunduğu dalların kopma anlamına geliyorsa ne olacak? “Bana göre böyle” diyor. Peki ben sana görelerle mi yaşamak zorundayım?
Ayrılmayı öneriyor musunuz?
Ben kolay kolay boşanmayı tavsiye etmem. Bizim bütün terapi yapan hocalarımız da fertlerin önce dengeli tutarlı birey olmaları¸ daha sonra ailesi için ne gerekiyorsa onu yapmaları lazım geldiğini söyler.
Size gelen kadınlardan şiddet gören kadınlar var mı?
O kadar çok aile var ki? Eşlerinden olağanüstü şiddet gören kadınlar var. Ne yazık ki¸ hem gözle hem sözle hem de fiili şiddet.
Ailelerin en çok anlaşamadığı konu nedir?
Herkes “Senden başlanmalı¸ sorun sende” diyor. Bunun yerine “ben” dense her şey düzelecek.Yıllar önce Danimarkalı bir firma Türkiye’ye gelerek bir hizmet içi eğitim vermişti. Onun broşüründe işaret parmağını karşı tarafa çevirip sen hatalısın dediğinde “Unutmamalısın ki diyor¸ parmağın biri karşı tarafı gösterirken diğer üç parmağın seni gösteriyor.” Hatalar ve beklentiler arttıkça mevcut sıkıntı derinleşiyor.
Evliliklerde daha çok hangi taraf daha kabahatli?
Görüntüde erkekler kadınlara çok baskı yapıyor. Şiddetin her çeşidi var. Hiç bir şey yapamasa aşağılıyor¸ kişiliğine zarar veriyor. Fakat hanımefendiler de¸ kendisini koruyucu¸ özgüvenini oluşturucu gayret yok. Evinden gelirken dantel masa örtüleri yapmış¸ en temel şey olan eşi ile iletişim noktasında bir eğitim almamış. Beyefendiye gelince evleniyor¸ bir kadının gönlü nasıl kazanılır¸ hediyenin anlamı nedir¸ gibi şeyleri bilmiyor. İnsanlar eğitim alıyor¸ kariyer yapıyor¸ fakat o basamakları yükselirken insani vasıflarla içeriğini doldurmadığı için bomboş olabiliyor. Çok başarılı bir doktor¸ mühendis dışarıda son derece nazikken¸ eve geldiğinde asık suratlı çevresindekini adam yerine koymayan bir hüviyete bürünüyor.
Kadınlarda bu sorun yok mu?
Geçen gün beni bir bayan aradı. Kendisi dört yıllık evli. Eşi ile ilgili şikayetleri var. Dedim ki¸ “Eşinize onu yakışıklı bulduğunuzu söylediniz mi hiç¸ onu tercih ettiğinizden dolayı mutlu olduğunuzu söylediniz mi?” Dedi ki “ O bana çok söylüyor¸ fakat benim de içimden geldiği halde pek söylemiyorum. Ninem bana demişti ki¸ sakın ola erkeğini sevdiğini belli etme.” Oysaki Peygamber Efendimiz¸ “Sevdiğinizi söyleyin” diyor. Sevginizi hem sözle hem de fiilen ifade etmek ibadettir.
Peki eşler birbirleriyle çatışırsa ne yapmalı?
Genellikle çatışma çıktıktan sonra öfkeliyken hâlâ birbirlerinin karşısında konuşuyorlar. Böyle olunca da öfke tırmanıyor¸ evliliklerine ve ilişkilerine ciddi zarar verecek sonuçlarla karşılaşıyorlar. İkisi de başlarını ellerinin arasına alıp düşünmüyorlar. “Acaba bu tartışma niçin çıktı? Ben ne yaparsam bu çatışmayı önleyebilirim ya da ne yapmazsam? ”Seminerlerimde şöyle bir fıkra ile bunu anlatıyorum: Temel bir gün yolda giderken bir karpuz kabuğu görmüş¸ “Uy Allah’ım¸ ben yine düşeceğum” demiş. Çiftler de bu ertelenemez davranışıymış gibi karpuz kabuğuna basıp düşüyorlar.

Öfkeleri Anlamsız Hale Getirmeliyiz
Öfke kontrolü nasıl sağlanacak?
Bir bayan dedi ki¸ “Küçükken annem beni saçlarımdan tutar¸ çekerek döverdi. O kadar canım acırdı. Annemden nefret ettiğimi düşünürdüm. Şu anda Allah bana da bir kız evlat verdi: Onun da saçları uzun. Öfkelendiğim zaman sanki yapacak bir şey yokmuş gibi¸ ben de onun saçlarından tutup çekiyorum. Kendimi engelliyemiyorum” diyor. Engellemek için bir şey yapmıyorsan¸ nasıl değişeceksin ki?
Önemli olan öfkelendiği zaman onu kontrol altına almak değil¸ öfkelendiren kaynakları nasıl anlamsız hale getireceğini bilmektir. Örneğin bir hanımefendiye diyorum ki¸ ”Sizi öfkelendiren birkaç şey söyleyin.” Anlattı¸ çoğu önemsiz şeyler¸ örneğin çocuklar oynarken etrafı dağıtıyormuş…
Oynarken etrafı dağıtmamak gibi bir seçenek var mı? Gürültü yapıyormuş¸ gürültüsüz oyun olur mu? Siz eğer çocuğu eve hapsederseniz¸ doğal ortamda oynamasına müsaade etmezseniz¸ farklı alternatifler oluşturmazsanız doğal olarak çocuk da sıkıntı yaşar. Öfkelenme sebepleri böyle şeyler olabiliyor. Hasta olmamak için ne yapacağını sormak önemlidir¸ hasta olduktan sonra bazı sıkıntılar mecburen çekilir.
Evliliğin rutine binmesi nasıl çözülür?
Bir kere rutinler hep olacak. Ancak rutinleri monotonlaştırmamak gerek. Ben hanımefendilere şunu söylüyorum hep; “Romantizmi canlandırın¸ romantik sözler söyleyin¸ cep telefonlarına güzel cümleler yollayın. Eşinizin işyerine gidin¸ sebepsiz hediyeler alın.” Evlendikten sonra artık iki tarafta nasıl olsa birbirimizi elde ettik diye ilgilenmiyorlar. Nezaketli davranma ve gönül kazanma çabası olmayınca¸ evlilikler çekilmez¸ sıkıntılı bir hâl alıyor. İnsanlar hayatlarını nasıl nitelikli hale getirecekleri sorusunu sormuyorlar. Ben inşallah Eylül ayında 51 yaşıma gireceğim. Hâlâ kendimi düzeltmeye çalışıyorum. Hâlâ nasıl daha iyi bir eş olabilirim diye soruyorum. Çocuklarımla ilgili bir sürü projem var. Onları hayata hazırlamak için elimden geleni yapıyorum. Çoğu kadın¸ “Yaşlandım” deyip kapıyı kapatıyorlar. Tabi yaşlanacaksın. Şükürler olsun yaş verip yaşlandırana. Bakarsan bağ olur¸ bakmazsan dağ olur¸ diye bir atasözü var. Zihin yapımız da böyledir. Bakarsak bağ olur¸ bakmazsak ve geliştirmezsek o da dağ olur.

Hayat Önce Veriş¸ Sonra Alıştır
Televizyon ve internet aileleri etkiliyor mu?
Evet¸ zaten sadece evden işe işten eve bir yaşam sürülüyor. Sadece televizyon izleniyor. Bir iki akraba ziyareti ile yaşam sürülüyor. Oysa ki insanın okuması¸ düşünmesi ve üretmesi lazım. Bizim evimizde televizyon yok. İki tane bilgisayar var ve pek çok cd var. İsteyen eğitici¸ öğretici filmleri izleyebiliyor. Yerli¸ yabancı¸ klasik filmler. Alternatif bir şeyler bulabilsinler diye. Muhatabınızın o evde değerli ve anlamlı olduğunu hissettirmelisiniz ki iletişiminiz düzgün olsun.
Rutinliğe tekrar dönersek…
Ben hayatımı monotonlaştırmamak için çok şey yapıyorum. Herkes yapabilir. Monotonluktan şikâyet edenin hiçbir şey yapmaması çözüm değil. Doğru bir adım atarsanız¸ pek çok şey değişebilir. Hayat hiçbir zaman alış-veriş değildir¸ önce veriş¸ sonra alıştır. Eşimden değer görmek istiyorsam¸ tanımalı¸ taşımalı¸ üretmeli ve iletmeliyim.
Eşiniz Zekeriya ağabey ile sizin ilişkiniz¸ çok dikkat çekiyor. Zekeriya ağabey¸ sizin adınızı bile duyduğu zaman gözleri ışıldar. Bunu sağlayan tılsım nedir?
Geçen gün oğlumuz¸ doğum gününü kastederek¸ dedi ki¸ “Baba¸ yakında önemli bir gün yaşayacağız. Sana hatırlatmak isterim.” Zekeriya Bey de dedi ki¸ “Hayır ondan önce daha önemli bir gün yaşanacak¸ o da annenizle benim evlilik yıldönümümüz…”
Tam 23 yıldır ilk günkü heyecanı taşırız. Buradaki şifre şudur: Doğru davranma¸ şartsız sevgi ve şartsız saygı¸ bir de sabır. Ben hep şöyle dua ederim: “Rabbim¸ beni bilerek yanlış yaptıktan sonra özür dileme durumuna düşürme. Bana neye mâl olursa olsun¸ yanlış yapmak istemiyorum.”.
“Doğru düşünmeyi¸ doğru davranmayı¸ doğru konuşmayı ve doğru yaşamayı nasip et” diye dua ederim.
Kavga eden çiftlere ne öneriyorsunuz?
Kavga ortamı yangın yeri gibidir¸ içine girerseniz yangın büyür. Eğer müdahale etmek istiyorsanız¸ dışında kalmak zorundasınız. Öfkeli insan¸ nasihate ve bilgilenmeye kapalıdır.

Hayata Uyarlanmayan Bilgi Geçersizdir
Boşanma oranlarının artması konusunda ne söyleyeceksiniz? Okuyan insanlar daha çabuk mu boşanıyor?
Tabi çok farklı nedenleri var. Ancak kabaca söylemek gerekirse. Bilgi ne kadar özel ve güzel olursa olsun¸ hayata yedirilemezse bir anlam ifade etmez. Çay bardağının içine şekeri atın¸ eğer karıştırmazsanız¸ çay tatlanmaz ve sertleşmiş olarak bardağın dibinde kalır. Birçok gence hayatın nasıl doğru yaşanacağı anlatılmamış ki… Hayatı yanlış temellendirmekten kaynaklanan sorunlar var. Mesela insanlar iki çocuktan fazla istemiyor. “Benim ekonomik özgürlüğüm var¸ çekmek zorunda mıyım” diyor. Eşi ile rekabet eder bir pozisyonda görüyor kendisini. Her grubun bir yöneticisi olur. Bu sistematik işleyiş için gereklidir. Allahu Teala da erkekleri evin idarecisi seçmiş¸ bundan niçin rahatsız olayım? Eğer erkek aileyi yönetebilecek bir yeterlilikte olacaksa bu benim için bir nimettir. İnsanlar özgüvensiz ve kompleks içinde olduklarında birilerine insiyatif vermek onlara zor geliyor. Kadın¸ eşinin ön plana çıktığında kendisinin ezileceğini düşünüyor. Negatif davranmak için harcadığımız enerjiyi pozitif davranmak için harcasak¸ çoğu sorunlar hallolacak.
Dindar ailelerde durum nasıl?
İstisnaları ayrı tutuyorum¸ hiç iyi değil. Evlilik ve mutlulukla ilgili ayetleri ve hadisleri bilmiyoruz. Oysaki helal dairesi keyfe kâfidir. Ancak bilinmediği için uygulanmıyor. Örneğin Hadis-i Şerifte “Taç giyen baş¸ akıllanır” buyurulmuş. Çocuklarımıza değer verirsek o zaman çocuk o değeri hak edecek şekilde davranmaya çalışacaktır¸ bu yetişkinler için de böyledir. Çoğunlukla değer veren değer görür.

Sayfayı Paylaş