NASİHAT YAYINLARI'NDAN İKİ YENİ ESER

Somuncu Baba

Bir Şehir Kitabı: “Darendeli Âlimler ve Peygamber Sevgisi”
Millî kültürün oluşumunda ve millî eğitimin daha sağlam temeller üzerine oturtulmasında yerel kaynakların büyük bir önem taşıdığı tartışılamaz.

Bir Şehir Kitabı: “Darendeli Âlimler ve Peygamber Sevgisi”
Millî kültürün oluşumunda ve millî eğitimin daha sağlam temeller üzerine oturtulmasında yerel kaynakların büyük bir önem taşıdığı tartışılamaz. Bunlar büyük kaynakların oluşması açısından temel nitelikler taşımaktadır. Bu çalışmaların göz ardı edilmesi halinde kültürde¸ bilgide gedikler¸ yanlışlıklar¸ hatalar kaçınılmaz olur. Bu bakımdan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’le başlayan¸ şehir kitaplarının son yıllarda artarak devam etmesinin millî kaynaklarımızı zenginleştireceğini ve yerel değerlerin evrensel zenginliğe büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Her şehir¸ her ilçe¸ hatta her köy kendi geçmişi ve günü ile yöresindeki tarihî¸ edebî¸ coğrafî… değerlere sahip çıkar ve bunları mutlaka yazıya geçirirse başta tarih olmak üzere edebiyat¸ coğrafya¸ folklor¸ turizm gibi bir çok ilim¸ sanat¸ ticaret dalına da katkıda bulunmuş olacaktır.
Malatya ilimizin köklü bir tarihe sahip ilçesi Darende ile ilgili yeni bir kitap yazıldı. Çalışkan yazar-şair Musa Tektaş’ın Darendeli Âlimler ve Peygamber Sevgisi isimli kitabı Nasihat Yayınları arasında (Nisan 2007) yayınlandı. Kitaba olan düşkünlüğü böylece ortaya çıkan ve en iyi hediyenin kitap olduğu şuuruyla hareket eden Darende Din Görevlileri¸ bu eseri Kutlu Doğum münasebetiyle hediye etmeyi amaçlayarak kitabın yayımına yardımcı olmuşlardır. Kendilerini gönülden kutlamak gerekir. Umarız bu hayırlı hareketleri diğer illerdeki ilçelerdeki kurumlara¸ kuruluşlara¸ derneklere örnek teşkil eder.
Darendeli Âlimler ve Peygamber Sevgisi XXX+226 sayfalık bir eser. Adından da anlaşılacağı gibi kitap¸ tarih boyunca birçok âlime beşiklik etmiş Darende’den¸ Darendeli âlimlerden¸ onların eserlerinden bahsediyor. Musa Tektaş bir taşla iki kuş vuruyor. Bir taraftan Darendeli âlimleri anlatıp¸ onların eserlerinden bahsederken diğer yandan da hususen Hz. Muhammed’e muhabbetlerini arz eden âlimlerin ve şairlerin o noktadaki konumlarına parmak basıyor; mevlid¸ na’t gibi Peygamber Efendimizi anlatan şiir türünde eser veren şairlerin şiirlerine ve bunların tahlillerine yer veriyor.
Yazar¸ kitabının ön sözünde Peygamber Efendimize mensur bir na’tla hitap ediyor: “Va’dinden dönmedin asla. Vefalı idin¸ dolu dolu idin ihlâsla. Şimdi kapındayız yüzümüz kara¸ sinemiz dolu pasla. Çorak gönül tarlamızı bereketli kıl¸ rahmet bulutlarınla ısla…” (Önsöz Niyetine¸ s. XXVI)
Darendeli Âlimler ve Peygamber Sevgisi’nin ilerleyen sayfalarında Tektaş bizi bir geçmiş zaman sohbetine misafir ediyor: “Kutlu Doğum Üzerine Sohbet Gönülleri Saran Muhabbet”. Bu başlıkta Cuma gününe rastlayan bir Rebiü’l-evvel ayının 12. günü Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ Darendeli âlim Hacı Esad Efendi¸ Korkmaz Hafız ve Muhyiddin Tütüncü’nün Sevgili Peygamberimizin kutlu doğumuna müteallik sözlü-şiirli muhabbetleri anlatılıyor.
Darendeli Âlimler ve Peygamber Sevgisi Darende’de yetişmiş şahsiyetlerin hayat hikâyelerinin¸ eserlerinin bölümler hâlinde anlatıldığı sade bir dille ve yaşayan Türkçe ile anlatıldığı güzel bir şehir biyografyası…
Kitabın muhtevasını daha fazla deşifre etmeden eseri okuyucularına¸ onların gönülhanelerine havale ederek şunların altını çizmemiz gerekiyor: Şehirlerin¸ ilçelerin¸ köylerin kültürel değerlerini yansıtan âlimleri¸ velileri¸ kahramanları¸ şehitleri¸ gazileri¸ güzide insanları; bunun yanında destanları¸ hikâyeleri¸ bilmeceleri¸ efsaneleri¸ masalları… derlenmeli ve mutlaka yazıya geçirilmeli¸ neşredilmeli. Bu vesileyle velud araştırmacı¸ yazar¸ şair Musa Tektaş’ı bu güzel eseriyle kutluyor¸ eserin¸ okuyucular tarafından takdirle karşılanacağını ve Darende ile ilgili araştırma yapacaklar için güzel ve zengin bir kaynak olacağı kanaatini taşıyoruz.
Ve Bir Mevlânâ Kitabı: “Mevlânâ Gözüyle Kur’an’a Bakış”
Molla Cami Mevlânâ için “Peygamber değil¸ ama kitabı var” diyordu…
Mevlânâ Hazretleri asırlardır insanlığın ufkunu aydınlatmaya devam etmektedir. Onun yazdıklarına¸ söylediklerine baktığımız zaman kuru bir hümanizma savunucusu olmadığını¸ Hak’tan aldığını halka verme mücadelesi ile mücahede ettiğini görüyoruz. Onun Mesnevî isimli mükemmel eseri sadece yaşadığı çağa değil günümüze dahi ışık tutabilmektedir. Çünkü Mesnevî evrensel mahiyette bir kitaptır. Bugün dünyanın dört bir yanında Mevlânâ muhiblerinin bulunması ve onun fikirleri ile gıdalanması başka türlü izah edilemez.
Prof. Dr. Ali Akpınar’ın Nasihat Yayınları arasında (Nisan 2007) çıkan eseri Mevlânâ Gözüyle Kur’an’a Bakış ismini taşıyor. Eser¸ adından da anlaşılacağı üzere Mevlânâ’nın fikirleri çerçevesinde Kur’an-ı Kerim’in değerlendirilmesini içeren bir kitap.
Peşinden büyük toplulukları sürükleyen insanlara ve onların eserlerine baktığımız zaman aslında bunların ilham aldıkları kaynakları yansıttıklarını rahatlıkla görebiliriz. Nitekim Türk Edebiyatının Mevlânâ’sı¸ Yûnus’u¸ Ahmed Yesevî’si… aslında Kur’an-ı Kerîm’i¸ hadis-i şerifleri eserlerinde edebî bir dille vermekten gayri bir şey yapmamışlardır. Onlar için şiir de edebiyat da aslında fikirlerini istedikleri kitleye ulaştırmak için birer araçtan başka bir şey değildir. Dolayısıyla eser müessiri yansıtır muktezasınca Mevlânâ’nın da yaptığı Kur’an-ı Kerim’i anlatmaktan¸ açıklamaktan¸ hatta tefsir etmekten başka bir şey değildir.
Men bende-i Kur’anem eger can dârem
Men hâk-i reh-i Muhammed Muhtârem
Eger nakl kuned cüz in kes ez güftârem
Bizârem ez u vez an suhen bizârem
(Ben yaşadıkça Kur’an’ın kölesiyim. Ben¸ Hz. Muhammed Mustafa’nın yolunun tozuyum. Biri benden bundan başkasını naklederse ondan da şikâyetçiyim¸ o sözden de şikâyetçiyim.) diyen bir tasavvuf erinden başka bir şey beklemek de abes olurdu zaten. İşte Ali Akpınar Mevlânâ’nın eserinden hareketle¸ Mevlânâ’nın¸ Kur’an-ı Kerim’i değerlendiriş yönünü ele almış Mevlânâ Gözüyle Kur’an’a Bakış isimli eseriyle… Akpınar’ın bu yeni kitabı XVI+221 sayfa.
Kitap¸ Mevlânâ ile Tarihe Yolculuk’la başlıyor ve burada asıl adı Muhammed Celâlüddin olan Mevlânâ’nın doğum yeri olan Belh’ten¸ ailesinden¸ çocukluğundan söz edilerek Konya’ya gelip yerleşmesi özet halinde veriliyor. Mevlânâ’nın eserleri¸ düşüncesinin temelleri kitabın ilerleyen sayfalarında yer alan konulardan.
Mevlânâ’nın nasıl anlaşılması gerektiği hep tartışma konusu olmuştur. Nitekim kitabın bir bölümü de bu hususa ayrılmış. Bu bölümün “Mevlânâ Anlayışları ve İnsanımızın Yanlışları” ana başlığı; Gizlenen Mevlân⸠Özlenen Mevlân⸠İzlenen Mevlânâ alt başlıklarını teşkil ediyor. Akpınar bu başlıkların birinde şöyle diyor haklı olarak: “Mevlânâ’yı anlamak¸ onu sevmek¸ onu günümüze ve hayatımıza taşımakla ispatlanacaktır. Yoksa kuru bir Mevlânâ edebiyatı yapmak¸ Aralık aylarındaki anma festivalleriyle onu geçiştirmek değildir¸ Mevlânâ’yı anlamak. Folklorik bir gösteriye dönüştürülen semâ’ törenleriyle üzeri örtülen/gölgelenen değildir Mevlânâ. Türbesine gömülen bir ölü değildir Mevlânâ.” (s. 21)
Mevlânâ Gözüyle Kur’an’a Bakış bundan sonra asıl konusuna geçiyor. Bizim asıl konu diye nitelendirdiğimiz kitabın bu gövde kısmı üç bölüme ayrılmış. I. Bölüm Kur’an ve Mesnevî başlığını taşıyor. Burada Mevlânâ’ya göre Mesnevî¸ Mevlânâ’nın Mesnevî’yi Kur’an’a benzetmesi¸ Mesnevî’de Kur’an’ın tanımı ve isimleri¸ bütün kutsal kitapların Kur’an’ı tasdik etmesi konuları yer alıyor. Kitabın II. Bölümü Mesnevî’ye Göre Kur’an’ı Okumak ve Anlamak başlığı ile sunuluyor. Buradan da okuyucularımız için birkaç konunun ismini verelim: Kur’an’ı doğru okumak ve hayata Kur’an’la bakmak. Kur’an ile gıdalanmak. İştiyakla Kur’an okumak. Kur’an’ın anlaşılması için çalışanlar¸ Allah için çalışanlardır. Kur’an’dan kimler yararlanabilir/ kimler yararlanamaz? Kur’an’a dil uzatanlar¸ Kur’an korunmuştur… Eserin III. ve son bölümünde Mesnevî’de Kur’an Ayetlerinin Tefsirene Örnek Kaza ve Kader başlığı altında da kaza¸ kader¸ irade gibi hususlar ele alınıyor.
Dünyanın Mevlânâ yılı kabul ettiği hiç olmazsa 2007 yılında gereği veçhile Mevlânâ’yı tanımak için Mevlânâ Gözüyle Kur’an’a Bakış okunması için tavsiye edebileceğimiz bir eser…

Sayfayı Paylaş