İSLAM'IN SOSYAL BOYUTUNU İFADE ETMESİ AÇISINDAN MUSTAFA TAKİ EFENDİNİN “KIRK HADİS” İSİMLİ ESERİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ

Somuncu Baba

Mustafa Takî Efendi ömrünü İslâm’ın bireysel ve toplumsal anlamda mücadelesine adamış¸ yakın tarihimizin fedakâr simalarından birisidir. Kendisi nefis mücadelesi ile işe başlamış¸ daha sonra topluma yön verecek hemen hemen her oluşumun içerisinde yer almıştır.

Mustafa Takî Efendi ömrünü İslâm’ın bireysel ve toplumsal anlamda mücadelesine adamış¸ yakın tarihimizin fedakâr simalarından birisidir. Kendisi nefis mücadelesi ile işe başlamış¸ daha sonra topluma yön verecek hemen hemen her oluşumun içerisinde yer almıştır. Adliye teşkilatındaki hizmetleri¸ ittihat ve terakki cemiyeti üyeliği¸ milletvekilliği ve nihayet bir öğretmen olarak İslâm’ı anlama ve anlatma çabalarına ömrü boyunca devam etmiştir. Kendisi sadece Müslümanların değil¸ bütün insanların kurtuluşu için çaba ve gayret gösteren ileri görüşlü bir âlimdir. Onun toplumsal anlamda ilerlemenin ve gelişmenin nasıl sağlanacağı konusundaki görüşleri bu makalemize konu olacaktır. Onun bu konudaki görüşleri ağırlıklı olarak “Kırk Hadîs” isimli eserinde dile getirilmiştir. Biz de bundan dolayı kendisinin bu konudaki görüşlerini “Kırk Hadîs”1 kitabı çerçevesinde sunmaya çalışacağız.
Takî Efendi bu çalışmasına¸ herkesin toplumsal bir görevi olan seçme ve seçilme hakkından bahsederek başlamaktadır. Yönetimde kimse hesap sorulamaz bir konumda olmamalıdır. Aksi takdirde toplumun düzeni bozulacak ve insanlar çıkmazlar içerisinde kalacaktır. O bu gerçeği dile getirmek için ilk hadis olarak “Benden sonra bir takım padişahlar¸ halifeler olur ki söyler sözleri hiç ret olunmaz. Onlar Cehennem ateşinde maymunların yuvarlandıkları gibi yuvarlanırlar”2 hadisini zikretmiştir.3 Toplumsal yapının korunmasında önemli rol üstlenen yöneticilerin sadece devlet adamları olmadığını¸ herkesin sorumluluğu altındaki bireylerden ve onların idaresinden mesuliyetini ifade etmek için “Hepiniz çobansınız himayenizde güttüğünüzden sual olunursunuz”4 hadisini dile getirmekte ve açıklamasında herkesin sorumluluklarının bulunduğunu bunların yerine getirilmemesi durumunda Allah ve Rasûlünün katında sorumlu olunacağını vurgulamıştır.5 Bu hadisten hareketle toplumu terbiye görevinin zannedildiği gibi sadece yöneticilere ait olmadığını¸ bir amele¸ bir çiftçi ve hatta bir hamalın dahi toplumun terbiyecisi olması gerektiğini savunmuştur. Toplumun düzelmesi için bireyin¸ aile fertlerinden başlayan ve diğer insanların hayra yönlendirilmesi şekli ile devam eden bir sistemi benimsemesini¸ mahalle muhtarından itibaren topluma yön verecek milletvekillerine kadar seçilmesi elinde olan insanların iyi insanlar olarak seçilmesi gibi bir zorunluluktan bahsetmiştir.6
Toplumun başına ne gelirse kendi tutum ve davranışlarından geleceğini¸ her işin samimiyet ve ciddiyet içerisinde yapılması gerektiğini belirtir ve bu konuda “Siz nasıl olursanız¸ üzerinizdeki valiler ve hükümetler de öyle olur”7 hadisini dile getirmiştir.8
Bu ifadelerinin ardından toplumsal düzene büyük zararlar vermesi muhtemel olan kibir¸ gurur¸ başkalarını aşağı görme gibi yanlış davranışların İslâm’ın özünde olmadığını ifade eden “Allahu Teala Hz.’leri bana vahiy etti ki; Ey Ümmetim! Sizler gönül alçaklığında bulunasınız. O kadar ki¸ hiç biriniz biriniz üzerine görülmeye ve hiç biriniz birinize haksızlık etmeye”9 hadisini zikretmiş ve hadisin açıklamasında şunları söylemiştir: “İşte Peygamberimizin (s.a.v) müsavat için güzel bir emri. Bu hadis-i şeriften öyle anlaşılıyor ki insanlardan birinin diğerinden fazla bir iyiliği olsa bile o iyilikte Allah tarafından olduğundan¸ onu kendi hesabına katmayıp kimseye “Ben zenginim! Ben âlimim! Ben büyüğüm! Ben güzelim! Ben falanım!” diyerek yücelik satmaz ve kimse kimsenin hakkına geçmez ise işte o zaman bütün insanlar (hukukta eşit) olmaları açığa çıkar.”10
Toplumda dengeyi sağlama noktasında önemli bir yere sahip olan komşuluk ilişkileri üzerinde de duran Takî Efendi¸ ibadet ehli bir kul olmak için haramlardan sakınılmasını¸ bu yöntem ile vücut ve ruh sağlığının temin edilmesinin yanısıra kimsenin canına¸ malına¸ namusuna kimse el uzatmamış olacaktır ki bu da toplumun düzenini sağlamada çok önemli bir adımdır. “Haram olan şeylerden sakın¸ insanların en ziyade âbidi olursun. Taksim ve takdir ettiğine razı ol; insanların en zengini olursun. Komşuna iyilik et mümin olursun; insana nefsin için hoşlandığın şeyi hoş gör Müslüman olursun. Az gül çünkü çok gülmek kalbi öldürür”11 hadisini bu sözlerine delil getirir. Sözü komşu hakkı üzerinde dolaştırırken komşuluğun yanı baştaki evden başlayarak¸ derece derece köy¸ kasaba¸ vilâyet nihayet bütün memleketi hatta bütün dünyayı kapsadığını ifade etmiştir. İnsanın nefsi için hoş gördüğü bir şeyi başkası içinde hoş görmesini¸ bütün insanlar arasındaki problemlerin ortadan kalkması¸ herkesin iyilik ve nimetlere ulaşması¸ kötülük ve eksikliklerden uzaklaşması için mutlaka gerekli olan bir yol olarak değerlendirir.12
Topluma hayırlı işlerde yön verilmesinin önemine de değinen Mustafa Takî Efendi¸ “Hayra delalet eden ön ayak olan o hayrı yapan gibidir. Şerre delalet eden ön ayak olan da o şerri yapan gibidir”13 hadisinden hareketle bu konudaki fikirlerini açıklamıştır. Ona göre¸ bir köyde veya herhangi bir yerde bir bataklık varsa onun kurutulması¸ gerekli yerlere yol ve köprü yapılması¸ ağaçların dikilmesi¸ yeni ve gelişmiş ziraat aletlerinin getirilmesi¸ camii¸ okul ve medreselerin yapılması için önayak olanlar bizzat bu işleri yapmış gibi sevap kazanırlar. Bunların tam tersinin yapılmasına vesile olarak memlekete zarar verenler ise bu zararlarından dolayı işlenen günahlara ortak olurlar.14
Toplumsal barışın sağlanması noktasında önemli bir yere sahip olan büyüklere saygı¸ küçüklere sevgi konusunu da gündeme taşımıştır. O bu konuda “Küçüklerimize acımayan ve şefkat etmeyen¸ büyüklerimize saygı ve hürmet etmeyen ve fî- şer’an iyi ve makbul olan şeyleri emir; kötü ve şer’an makbul olmayan şeyleri de nehyetmeyen kimse bizden değildir”15 hadisini delil göstererek¸ herkesin hukuk önünde eşit olduğunu¸ büyüklerin küçüklere tahakküm etmemesi gerektiğini¸ makul ölçüler içerisinde büyüklerin ve küçüklerin birbirlerinin hatalarını düzeltmelerini¸ aksi takdirde Hz. Muhammed’in ümmetliğinden olamama gibi ağır bir sonuç ile karşılaşılabileceğini söylemiştir.16
Takî Efendiye göre hem kişisel anlamda hem de toplumsal anlamda mutluluğun tesis edilmesi için temizlik bir ön şarttır. İslâm’ın temiz olduğunu¸ bunun için ibadetlerde temizliğin ön şart olarak ifade edildiğini¸ ibadetlerle birlikte caddelerin¸ sokakların¸ mahalle ve köylerin temiz tutulması her şeyin belediye ve hükümetten beklenilmemesi Müslümanlığın bir gereğidir. Sonuçta dünyada temiz olunmalı ki hastalıklardan uzak kalınmış olsun. Ayrıca temizlik sadece zahirî manada ele alınmamalı¸ iç temizliğe de önem verilmeli¸ ihmâl edilmemelidir.17
Toplum huzurunun temeline bir dinamit gibi zarar veren kötü düşünce(sû-i zan) ve dedikodu meselesi de Takî Efendinin gündemindedir. O sû-i zannın her türlü gelişmeye mani olduğunu¸ birbirine kötü duygular besleyip güvensizlik duyan iki kişinin bir araya gelip de muhabbetle sohbet dahi edemeyeceklerini¸ ortaklık kurup ticaret yapamayacaklarını belirtir. “Zanna ittibadan veya su-i zandan sakınınız. Çünkü su-i zan en yalan sözün menşeidir (kaynağıdır). Birbirinizin gizli hallerini gizli gizli araştırıp anlamaya çalışmayınız. İşitip dinlemeye kalkışmayınız. Bir iyiliğin yalnız kendi nefsinizde olmasını istemeyiniz. Birbirinize haset etmeyin¸ birbirinizin iyiliğini istememezlik etmeyiniz. Birbirinize buğz ve düşmanlık beslemeyiniz. Birbirinize arkanızı dönmeyiniz ve küsmeyiniz. Ey Allah’ın kulları! Hep birbirinizin kardeşleri olunuz. Bir erkek diğer kardeşinin talip olduğu bir kızı istemesin ta ki önceki isteyen ya evlenmiş yada onu terk edinceye kadar”18 “Kişiye her işittiğini söyleyip nakil etmesi günah olarak yeter”19 gibi hadisleri bu fikirlerine delil olarak sunmuştur.20
Toplumun mekan yönü ile de olumsuz şartlara maruz bırakılmaması gerektiğini¸ vatan toprağını mamur eden bir kimsenin büyük sevap kazanacağını bundan dolayı herkesin bu mühim işle meşgul olmasını tavsiye etmiştir. Ağaç dikmek suretiyle vatanına hizmet eden bir kimsenin sadaka sevabı kazanacağını Hz. Peygamberin dilinden şu hadisi delil göstererek ifade etmiştir: “Bir kimse bir şey diker veya eker¸ ondan bir adam ve Allah’ın yarattığı mahlukattan birisi ondan yerse yedikleri onu diken¸ eken kimseye sadaka olur”.21 Kendisinin bu hadis ile ilgili yorumunu aktararak çalışmamızı sonlandırmak istiyoruz: “Bakınız! Bağlar¸ bahçeler¸ ormanlar yapmaya; ekinciliğe¸ çiftçiliğe her türlü sebzeler¸ ürünler yetiştirmeye ne güzel emir ve teşvik buyruluyor. Dünyanın imarını dinimiz ne derecelerde önemsiyor. Daha söyleyeyim. Dinimizin fıkıh meselelerindendir ki¸ bir adam tarlasını¸ bağını¸ bahçesini ekmez boş bırakırsa dinen günahtır. Hanesine vs. emlakine bakmaz harap ederse yine günahtır.
Din dünyada çalışmayı daha nasıl emretsin. Din dünyaya engeldir diye kim diyor?”22

Dipnot

1- Bu eser hakkında detaylı bilgi için bkz. Fatih Çınar¸ “Mustafa Takî ve Kırk Hadis İsimli Eseri”¸ Somuncu Baba Kültür Edebiyat ve Araştırma Dergisi¸ Eylül-Ekim 2004¸ Yıl:11¸ Sayı:52¸ s.44-45.
2- Celâlüddin Abdurrahman b. Ebî Bekr es-Suyûtî¸ “el-Câmiu’s-Sağîr min-hadîsi’l-beşîrin-nezîr”¸ Beyrut¸ Tarihsiz¸ c.II¸ s.49¸ No:4676.
3- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis” Yahut “İlmihal-Siyasi- İçtimai Yazılar”¸ Mithat Paşa Sanayi Mektebi Matbaası ¸Sivas 1327¸ s.6.
4- Tirmizi¸ Cihâd¸ 27; Ebu Dâvûd¸ İmâre¸ 1¸13.
5- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.7.
6- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.8.
7- Ebû Bekr Ahmed b. El-Huseyn el-Beyhakî¸ “Şuabu’l-İmân”¸ tahkik: Ebû Hacîr Muhammed es-Saîd b. Beysûnî Zağlûl¸ Beyrut 1990¸ c.VI¸ s.22-23¸ no:7391.
8- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.9.
9- Müslim¸ Cennet 64; İbn Mâce¸ Zühd¸ 16¸23.
10- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.13-14. Bu konuda kitapta zikredilen 9¸ 10¸ 11 numaralı hadislere ve açıklamalarına bakılabilir. Bkz. Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s. 14-18.
11- Tirmizi¸ Zühd¸ 2; Ahmed b. Hanbel¸ Müsned¸ c.II¸ 310.
12- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.20-22
13- Tirmizi¸ İlim¸ 14; Suyûtî¸ “El-Câmiu’s-Sağîr”¸ c.I¸ s.300¸ no:1966.
14- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.27-28.
15- Tirmizi¸ Birr¸ 15; Ebû Davûd¸ Edeb¸ 58.
16- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.28-30.
17- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.44-45. Bu yorumlarını “İslamiyet temiz ve paktır. Öyle ise temiz ve pak olunuz. Zira Cennet’ e ancak temiz ve pak olanlar girer” hadisinin açıklamasında dile getirmiştir. Hadis içi bkz. Aclunî Keşfu’l-Haf⸠c.I¸ s.341¸ no:922.
18- Suyûtî¸ “El-Câmiu’s-Sağîr”¸ c.I¸ s.447¸ no:2901.
19- Ebû Davûd¸ Edeb¸ 81.
20- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.50-51.
21- Buhari¸ Edeb¸ 27; Tirmizi¸ Ahkam¸ 40.
22- Mustafa Takî¸ “Kırk Hadis”¸ s.64.

Sayfayı Paylaş