İSLÂM İLE TANIŞIP¸ TANIŞMAKLA KALMAYANLAR… İBRAHİM FARAJAJE

Somuncu Baba

“Kelime-i Şehadet getirmek yirmi saniyelik bir olay ama anlamını öğrenmek bütün hayat yolculuğu boyunca devam eder. Hakiki mü’min ve gerçek Müslüman daima bu hayat yolculuğundadır…”

İlk olarak ülkemize hoş geldiniz İbrahim Bey… Okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?
Adım İbrahim Farajaje. California Berkley Kolejinde İslâmi ve Kültürel Eğitimler bölümünde profesörüm. İstanbul’da kısa bir süredir bulunmaktayım. İstanbul’un mübarek yerlerini gezme amaçlı buradayım. Ailemle birlikte yaşıyorum. Hep birlikte Türkçe öğreniyoruz.
İbrahim Bey bize biraz daha geçmişinizden bahseder misiniz? İslâm ile tanışmanız nasıl oldu?
Bu çok uzun bir hikâye. Etnik olarak çok milletli bir aileden geliyorum. Ailemde Etiyoplalı¸ Hintli ve Amerikalı köklerimiz var. Ailem de aslı Türk olan Amerikanlardan (meluncan).
Çocukluğumdan beri dine karşı ilgim vardı. Farklı dinleri öğrenmeye meraklıydım. California Berkley’ de doğdum ve büyüdüm. O yıllarda benim yaşadığım yerde çok fazla Müslüman yoktu. Çocukluk yıllarında İslâm’ı öğrenmem ve İslâm’dan etkilenmem matematik öğretmenim sayesinde oldu. Yatılı okulda iken matematik öğretmenim Filistinli bir Müslümandı. Ondan İslâm hakkında öğrendiğim şuydu. İslâm’ın sevgi¸ adalet ve eşitlik dini olduğunu öğrendim. Ondan her gün İslâm hakkında yeni şeyler öğreniyordum. Bana Malcom X’in hayatını anlatıyordu. O yıllarda birçok insan onun hayat hikâyesini okuyarak İslâm’a yaklaşıyordu. Sınıfta ondan İslâm’ı öğrenen tek kişiydim. Matematik hocamla her gün İslâm hakkında konuşuyordum. Ve bu benim için yaşayan canlı bir İslâm örneğiydi. Hocam sayesinde İslâm’ı her geçen gün daha derinden tanıyordum. O yıllarda sadece bir Kur’an-ı Kerim tercümesi vardı. Bu Kur‘an mealinden her gün okuyordum. Bu din konusunda daha derinden araştırmalar yapmak isterdim. Fakat şartlar beni farklı mekânlara farklı okullara gitmeme sebep oldu.
Daha sonra lisede ve üniversitede İslâmî ilimleri daha çok okudum ve araştırdım. Ve üniversiteyi bitirdikten sonra amacım bütün insanların İslâm’ı daha iyi anlaması için çalışmaktı. Tıpkı benim İslâm’ı iyice özümsemem gibi… Ancak yıllar geçtikçe öğretmenin ayrı¸ yaşamanın ayrı olduğunu öğrendim. 11 Eylül olayından sonra İslâm’a olan bağlılığımı ifşa etmem gerektiğini herkese duyurup İslâm’a daha fazla hizmet etmem gerektiğini anladım.
Bulunduğum şehirdeki caminin imamına gittim. Düşüncelerimi anlattım. Bana sen zaten yıllar önce kalpten kelim-i şahadet getirmişsin. Şimdi ise bunu açıktan söylemen gerekiyor dedi ve o gün mescidde bir cemaatin arasında Kelime-i Şahadet getirdim. O yılın Ramazanını Müslüman bir cemaatle geçirdim. Oruç tuttum. Bu benim için önemli bir basamaktı. Artık ben de bu kardeşlerle birlikte Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ümmetinden idim. Artık İslâm’ı aleni yaşıyordum. O yıllarda bir proje başlattım. Farklı milletlerden Müslümanları bir araya getirme projesi.
Şimdi ise İstanbul da yaşayarak İslâm’ı daha özümsemek ve daha iyi anlamak için bulunuyorum.
Müslüman olduktan sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?
Müslüman olduktan sonra insanlara “bende değişikler olduğunu görüyor musunuz?” diye sorduğumda şöyle yanıt veriyorlar: Sen daha sakin daha huzurlu ve ayakları yere basan bir insan oldun artık¸ diyorlar. Müslüman olduktan sonra yıllarca aradığım kafamdaki her soruya şüpheye cevap duldum. Derin bir huzur ve mutluluk duyuyorum.
Peki sizi buralara kadar getiren İstanbul’un diğer İslâm ülkelerinden farkı nedir?
İstanbul’un en önemli özelliği¸ İslâm tarihini yansıtmasının yanı sıra hemen hemen her köşesinde farklı dönemlerle karşılaşıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz karşınıza Eyüp Sultan Hz.leri çıkmış¸ bir bakıyorsunuz Sultan Ahmet¸ Süleymaniye¸ Hırka-ı Şerif… Bütün bu yerler farklı tecrübeler veriyor bizlere… Bu tarihî mekânlar bir zamanlar bu topraklarda İslâm’ın nasıl yaşandığını anlatıyor bizlere…
İstanbul’da huzurlu bir ortam ve huzurlu bir düzen var. İslâm’ı öğrenen her hangi biri için çok güzel bir mekân. Dünyada insanlar İslâm’ı öğrenmek deyince direkt Türkiye’yi düşünmezler. Bir Arap toplumunda öğrenmek ilk başta insanların aklına gelir. Ama esasında hakiki İslâm¸ İstanbul’u gezerek görerek ve medeniyeti tanıyarak öğrenilir. İnsanlarda Arapça konuşan ülkelerde İslâm öğretilir diye yanlış bir inanç var. İstanbul’da bu anlamda çok zengin bir tecrübe var.
Sizin gibi gerçeği bulmak isteyenlere¸ Hakk’ı arayanlara ne tavsiye edersiniz? Yaşayan bir örnek olarak aramaya nereden başlasınlar?
Gerçeği aramak önce insan kalbinde başlamalı. Ne sorusunu sorduğunu ve neyi aradığını bilmeli. Tıpkı kendisini bir nehre bırakır gibi aradığı şeyin akışına bırakmalı ve önce teslim olmalı. Bunu yaptığınız zaman hiç beklenmedik olaylar hayatınızda zuhur eder. Hiç ummadığınız güzelliklerle karşılaşırsınız. Kelime-i Şehadet getirdiğim günden bugüne kadar hayatımda inanılmaz güzellikler oldu. Kelime-i Şehadet getirmek yirmi saniyelik bir olay ama anlamını öğrenmek bütün hayat yolculuğu boyunca devam eder. Hakiki mü’min ve gerçek Müslüman olarak yaşamak bir ömür süren bir süreçtir. Bu bir hayat yolculuğudur. İnsanları bu yolculuğa açık olmaya davet ediyorum.
Peki¸ Kur’an-ı Kerim’de sizi en çok etkileyen ayet ya da sure hangisidir?
İhlâs suresi… İhlâs suresi benim kalbim gibidir. Bütün ümmetin yaşaması için gerekli olan bir kalp gibidir. İhlâs suresini ilk duyduğumda bütün vücudum titredi. Bu tevhidi anlatan bir sure¸ İslâm’ın özüdür¸ cevheridir.
Biz de size bundan sonraki projelerinizde ve hayatınızda dileğiniz gibi yaşamanızı diler¸ teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim. Hem benim hayatım belki birçok kişiye örnek olur ve onlar da doğru yolu bulur. Teşekkür ederim.

Sayfayı Paylaş