TARİH ŞUURU

Somuncu Baba

Tarih¸ insanlığın ve milletlerin hafızasıdır. Bu sebeple¸ bilhassa milletlerin hayatında tarih bilgi ve şuuru önemli bir yer tutar.

Tarih¸ insanlığın ve milletlerin hafızasıdır. Bu sebeple¸ bilhassa milletlerin hayatında tarih bilgi ve şuuru önemli bir yer tutar. Tarihini bilmeyen ve şuurunu taşımayan milletler hafıza ve idraklerini kaybetmiş şaşkın kimselere benzerler. Böyle bir durumda milletlerin yükselmeleri veya millet vasfını muhafaza etmeleri ve hatta milli benliklerini korumaları oldukça zordur. İnsanlığın tekamülünde bu derece ehemmiyetli olan tarih medeniyetin yükselmesi ile paralel olarak ilerler ve milletlerin geleceğini hazırlamakta önemli bir rol alır.
Tarih şuurundan mahrum olan milletler¸ milli birlik ve beraberliğini de koruyamazlar. Milli birliğini tesis edememiş milletlerin yaşaması mümkün değildir. Tarih şuuru zayıf olan milletlerde siyasî ve sosyal alanda çok büyük problemlerin yaşandığı bir gerçektir. Sosyal ve siyasî bunalımların yaşandığı toplumlarda ise insanların kendine olan güven duygusunun azaldığı ve kendi kültüründen yabancılaştığı görülür. Bu ise kimlik değişimi ve beyin göçüne sebep olur ki bu da sosyal ve siyasi hayatta tamiri mümkün olmayan facialara yol açar. Bunun için de kendi insan ve toplumumuzu tarih şuuru ve bilinci içersinde yetiştirmemiz gereklidir. A. Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi “Sıçrayıp ufuk değiştirmek bile ancak bir zemine basarak mümkündür. Bu zemin geçmişimizdir; onunla kuracağımız sağlıklı ilişki geleceğimizi belirleyecektir.” Yani geçmişimizi çok iyi anlamak¸ yorumlamak¸ şuur ve bilince sahip olmak gelecekteki tekamülümüzün yönünü ve seviyesini belirler.
Millet olarak yaşamanın teminatı¸ fertlerin mensubu olduğu milletlere karşı duydukları ruhî bağlılık hissi ve millet olma şuurudur. Bu şuurun gevşetilmesi köreltilmesi ise milletleri olumsuzluklara sürükler. Millet olma şuurunun önemli bir boyutu da inançtır. Türk Milletinde millet olma şuurunu bu kadar yüksek tutan¸ ona ruh ve mana veren¸ onu güzelleştiren¸ his dünyasını ona göre meylettiren şüphesiz bu inanç boyutudur. Şu unutulmamalıdır ki tarih içerisinde başarılı olan her hükümdarın arkasında onu destekleyen ve onu yetiştiren¸ onu yönlendiren çok önemli maneviyat erenleri bulunmaktadır. Bunun içindir ki tarih şuuru ve bilinci yerleştirilirken bu önemli simaların nitelikleri ve kimlikleri insanlarımıza çok güzel bir şekilde anlatılmalı ve öğretilmelidir. İstanbul’un fethi işlenirken Akşemsettin (Akşeyh) Hazretlerinin rolü¸ Yıldım Bayezit dönemi anlatılırken Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba)’nin rolü II. Murat dönemi anlatılırken Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin izleri iyi bir şekilde işlenmeli huzme huzme dimağlara yerleştirilmelidir.
Tarih şuuru; mensubiyet duygusu¸ kimlik duygusudur. Bu şuuru bir başka ifadeyle milletlerin hafızasında canlı tutmak¸ milli kültürle beslemek gerekir. Milli kültürün içinde dil¸ din¸ edebiyat¸ tarih¸ manevî değerler¸ inanç dünyası¸ örf ve adetler yer alır. Bizim kültürümüzde vatan millet sevgisi gibi değerler inanç dünyası içerisinde yer alır. Bu sebepledir ki insanlığımıza çok iyi şekilde tarih şuurunu kazandırmak gereklidir. Böylece kendisine güven duygusu kazanan insanımız sosyal hayat içerisinde önemli başarılara imza atarken vatan ve millete hizmet etmenin şuurunu da kazanmış olur.
Milli şuuru uyanık tutmak¸ onu yükseltmek¸ toplumumuzun müşterek sorumluluğu içerisindedir. Öyleki; dilimiz¸ dinimiz¸ tarihimiz ve kültürümüzün bütün kökleriyle barışık olmak ve onları tanımak¸ hayatımızın temel değerleri haline getirmek gereklidir. Aynı zamanda bu değerlerimizi bütün dünyaya tanıtarak bizim kültürümüzün daha iyi anlaşılmasını sağlamak önemli hedeflerimizden birisi olmalıdır. Böylece tüm dünya ve insanlık; bizi¸ kültürümüzü¸ tarihimizi ve inancımızı¸ kalsın içerisindeki değerlerimizi çok yakından tanıma imkanına sahip olmuş olur.
Tarih şuuru içerisinde insanların hem ibret alınacak hadiseler hem de ihtişamlı olaylar net bir şekilde öğretilmeli ki sosyal ve siyasi hayatta nasıl davranması gerekliliğini çok iyi anlayıp uygulayabilsin. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un şu şiiri ne kadar anlamlıdır:
Beşbin yıllık kıssa yarım hisse mi verdi
Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi

Sayfayı Paylaş