BOSNA-HERSEK GÜNLÜĞÜ 3

Somuncu Baba

2 Eylül 2006 Cumartesi günü akşam Saat: 20.00 sıralarında Saraybosna’ya geliyoruz. Otobüsten Kapalı Spor Salonu önünde iniyor ve topluca içeriye giriyoruz.

2 Eylül 2006 Cumartesi günü akşam Saat: 20.00 sıralarında Saraybosna’ya geliyoruz. Otobüsten Kapalı Spor Salonu önünde iniyor ve topluca içeriye giriyoruz. Müslüman Boşnaklar salonu tamamen doldurmuş. Bize ayrılan bölüme oturuyoruz. Sahnenin bir tarafında tesettürlü genç Boşnak kızların korosu¸ diğer tarafta genç Boşnak erkekler korosu. Bizim bildiğimiz ilahileri Boşnakça söylüyorlar. “Hakkın habibinin sevgili dostu-Yemen illerinde Veysel Karani…” İnanır mısınız? Duygulanmamak elde değil. Avrupa’nın ortasında İslamiyet¸ katliamlara¸ baskılara¸ işkencelere rağmen sıcaklığını gönüllere hissettirmiştir. 5000 kişilik salonda bir de dev ekran var.
Bosna’nın başına gelen felaketler ekranda belgesel olarak gösteriliyor. Belgeselde Bosna’nın üzerine bombalar yağıyor yağmur gibi. Bombaların üzerinde Amerikan bayrakları¸ Bosnalı Müslümanlar bu gerçeğin farkında şükürler olsun. Türkiye’de ve dışarıda medyaya baktığınızda Bosna’daki savaşı durduran güç olarak A.B.D lanse ediliyor! Bu doğru değil!
Konser sonrası saat 22.00 sıralarında taksi ile Başçarşı’daki mütevazı bir lokantada yenen yemeğin ardından otele dönüyoruz…
3 Eylül 2006 Pazar sabahı saat: 09.00’da uyanıyoruz. Sevinç ile hüznün bir arada yaşanacağı bir gün. Türkiye’ye dönecek olmanın sevinci… Güzel vatan toprağı Bosna’dan ayrılacak olmanın hüznü… Kahvaltı salonuna iniyoruz. Birkaç arkadaş haricinde kimse kalmamış. Acele ile kahvaltımızı yapıyoruz. Ekmek¸ cipsi¸ süt¸ mantar tava¸ yumurtalı ekmek kızartması¸ kavun…
Saat: 10.00’da gezimizin son bölümü için hareket ediyoruz. Yol boyunca büyük panolarda değişik partilerin ve adayların afişleri var. Haris Slazjdic gibi¸ Süleyman Tihiç gibi.
Bosna Savaşı sırasında İgman dağlarına mevzi alan Sırplar¸ tank ve top ateşi yanında¸ makinalı tüfek ve havanlarla Saraybosna’yı çembere alıyor. Saraybosna’daki Müslümanlar katliam¸ açlık¸ susuzluk ve salgın hastalık tehditi altında kalıyorlar. Aynı Srebrenitsa katliamı gibi…
1992–1995 yılları arasında 44 ay süren kuşatma sırasında çoğu sivil 12 bin kişi ölüyor. Boşnaklar kuşatmayı aşmak için Saraybosna havaalanı altından bir tünel kazıyorlar. Bu tünelin kazılması dört ay sürüyor. Şehrin ablukaya alınmasıyla aylarca aç¸ susuz¸ ilaçsız kalan Müslümanlar var güçleriyle bu tünelin kazılması için uğraşıyorlar. Tünelin açılmasıyla Sarajevo’ya ilaç¸ gıda ve silah ulaştırılabiliyor. Bu geçit¸ Dobrinja-Butmir arasında.
Yukarıda adı geçen tünel Kolar Ailesi’nin evinin yanında. Müze haline gelen evin duvarlarındaki tüm fotoğrafların bir köşesinde Bosna bayrağı diğer köşesinde de Türk bayrağı var. Ayrıca evin arka odasında bir Atatürk resmi var.
Sırpların¸ Saraybosna etrafındaki dağları ele geçirerek oluşturduğu kuşatma 800 metre uzunluğundaki bu tünelin yapılmasıyla kırılmış. Bu tünelden geçen sadece insanlar değil. Bütün Saraybosna’nın ihtiyacı olan yiyecek¸ giyecek¸ savaş malzemeleri¸ doğalgaz ve elektrik… Dibinden su çıkmasına rağmen¸ üst taraftan elektrik telleri geçmekte. Tünelin üstündeki evde yaşlı bir teyze oturuyor. Savaş zamanı¸ tünelden çıkan askerlere su vererek onlara dayanma ve mücadele gücü aşılamayı kendine görev bilmiş. O teyzenin de ellerini öpüyor¸ birlikte fotoğraf çektiriyoruz.
Bu tünelde rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in tünelden geçişinde kullandığı aracı¸ tünelden belirli bir mesafeyi (20 metre)¸ savaş sırasında kullanılan askeri kıyafetleri görebilmek ve gezi çıkışında da tünele ilişkin savaş yıllarından kalan görüntülerin yer aldığı videoyu izleyebilmek mümkün. Videonun izlendiği odada Bosna ve Türkiye’nin de bayrakları yer alıyor. Burada ziyaretçiler için bir Ziyaret Defteri açılmış.
Vakıf Başkanımız Hamid Hamideddin Ateş Beyefendi¸ deftere şu satırları yazıyor:
“Bizler Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı olarak evlad-ı fatihan diyarı Bosna’ya geldik. Bosna’nın uğradığı felaketi ve Bosnalı Müslümanların şanlı direnişini burada gördük. Allah (c.c) böyle acıları bir daha yaşatmasın. Bosnalı şehitlerimize Allah (c.c)‘tan rahmet¸ Bosna Hersek’in şanlı halkına da iki cihan saadeti dileğiyle“ Buradan bir mesire yerine gidiyoruz kıymalı¸ peynirli ve ıspanaklı börek yiyoruz. Daha sonra da havaalanına geçiyoruz. Saat: 13.30. Uçağımız buranın saati ile 15.00’te¸ Türkiye saati ile 16.00’da kalkacak. Allah (c.c) sevdiklerimize kavuştursun.
Şu an uçaktayız. Herkes karmaşık duygular içerisinde görünüyor. Ben Türkiye’ye dönüyorum fakat gönlüm bu şehitler diyarında. İlk sayfalarda Sırpları tanımlarken¸ onların insan olamayacağını yazmıştım. Belki çok ağır bir itham olduğunu düşünebilirsiniz. Ben bu düşüncemi muhafaza ediyorum. İslâm’dan uzaklaşan¸ insanlıktan uzaklaşır diye yazmıştım. Müslüman Boşnak kardeşlerimize tam 1000 gün süren gayri ahlakî savaşta¸ Sırplar tarafından uygulanan işkence ve ölümler aşağıdadır. Yer¸ tanık ve zaman bilgileriyle… Buyurun¸ dayanabilecekseniz okuyun;
1- Bosna Hersek Yerinden Edilen ve Kaybolan Kişileri Araştırma Komisyonu Başkanı Amor Maşoviç: “Bir toplu mezar daha bulduk. Cesetler eski Yugoslavya ceset torbalarındaydı. Birinci torbada annesi ile ona sarılmış çocuğunun bedenleri vardı. İkinci¸ üçüncü ve dördüncü torbada da durum aynıydı. Beşinci torbada ise birbirlerine sarılmış iki kardeşin cesedi vardı.”
2- Yirmi bir yaşındaki Sırp militan Borislav Herak: “Müslümanları kesmek için canlı domuzlarla tatbikat yapıyorduk. Kadınlara önce tecavüz ediyor¸ sonra yeni gelen kadınlara yer açılması için öldürüyorduk. Yirmi yaşlarında 10 genç kıza tecavüz edip öldürdüm.”
3- Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Raporu: “Boşnakları açık havada¸ yağmurda ve gece ayazında tutuyorlar. Her gün dövüyorlar. Yiyecek ve su vermiyorlar. Tutuklular kısa sürede ölüyor.”
4- A.B.D’li Gazeteci Roy Gutman¸ “Bosna’da Soykırım Günlüğü” isimli eserinde Sırpların Müslümanları nasıl işkence ederek öldürdüklerini anlatıyor:
“Başları demir testerelerle kesilerek¸ boğazlarından bıçaklanarak¸ üzerlerine benzin dökülüp diri diri yakılarak¸ elektrikli matkapla göğüslerine delikler açılarak¸ aç bırakılmış köpeklere parçalatılarak¸ kapılara çivilenerek¸ üzerlerinden tank geçirilerek¸ zorla kum yutturularak¸ motor yağı içirilerek… öldürülüyorlar.”
5- Boşnak Osman Hamuruç¸ News Day muhabirine anlatıyor:
“Bir tutsağın kulağı kesilip diğerine yediriliyor¸ bir tutsağın vücudundan kesilen bir parça kendisine yediriliyor.”
6- Boşnak Began Fazliç¸ Sda Partisi İlçe Başkanı Hadziç İlijaç ve ailesinin öldürülüşünü anlatıyor: “Kendisinin ve hanımının göğsüne matkapla delikler açtılar.1¸ 3 ve 5 yaşındaki çocuklarını kazıklara geçirdiler.”
7- Bosnalı Yazar Seada Vraniç¸ “Sessizliğin Duvarını Yıkmak (Reaking The Wall Of Silence)” isimli eserinde yazıyor:
“Esirlerin burunlarını ve kulaklarını kesiyorlardı¸ hamile kadınların karınlarını yarıyorlardı. Esire benzin içiriyorlar¸ sonra ağzından ateşe veriyorlardı¸ 18-20 yaşındaki gençlerin dizkapaklarını yerlerinden bıçakla çıkartıyorlar¸ sonra yürümeye zorluyorlardı¸ yürüyemeyenlerin kulak ve burunlarını kesiyorlardı. Bebekleri rahimden çıkartıyorlar¸ başlarını kesiyorlardı. Bebeklerin derilerini yüzüyorlar¸ lamba muhafazası yapıyorlardı¸ Pijedor şehrinde zorla kum ve insan pisliği yediriyorlardı. Bratuna’da canlı insanların kanlarını ölene kadar alıyorlar¸ şişelere alıp götürüyorlardı…”
8- Bratunaç Bölgesi Vuk Karadjiç Kampı’nda yapılan işkenceler:
“Çocukların canlı canlı yakılması¸ çocukların kollarının kesilmesi¸ kanlarının annelerine içirilmek istenmesi.”
Bu insanlık dışı işkenceleri yapan Sırplar Avrupalı… Onlar kadar zalim ve işkenceci Hırvatlar Avrupalı… Srebrenitsa’da Boşnak soykırımına gizli destek veren¸ göz yuman; Sırplarla birlikte Müslüman kadınlara tecavüz eden Hollandalılar da Avrupalı…
Bosna’da katledilen masum insanların¸ bebeklerin¸ kadınların iç organlarını ve kanlarını yüksek fiyatlarla Sırplardan satın alanlar yine Avrupalı… Tutsak edilen iffet timsali genç Boşnak kızlarını parayla Sırplardan alarak iğrenç fantezilerine alet eden¸ 200.000 Bosnalı Müslüman’ın soykırımına seyirci kalan¸ bu soykırımı bir günde durdurabilecek bütün imkânlara sahipken seyreden¸ hatta gizli gizli sevinen; Fransa¸ İtalya¸ Almanya¸ İngiltere¸ İspanya¸ Portekiz… Bunlar da Avrupalı!
Soykırım Avrupa’nın vazgeçemediği zevki… Dün öyleydi! Bu gün de öyle! Bu son mu? Hayır… Yarın yapacakları soykırım listelerinin de hazır olduğu¸ bu yeni listelerde yine Müslümanların¸ yine Türklerin isimlerinin olduğu bilinmelidir.
Tarihin tekerrür etmemesi için¸ dayanılmaz acıların bir daha yaşanmaması için¸ pırıl pırıl genç kızlarımızın¸ kadınlarımızın onurlarının¸ haysiyetlerinin ayaklar altına alınmaması için¸ bebeklerimizden ihtiyarlarımıza¸ genç kızlarımızdan ninelerimize kadar herkesin sahip olması gereken¸ fakat bize çok görülen yaşama hakkımıza tecavüz edilmemesi için; İki Cihan Güneşi Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v)’nın sevgisini gönüllerimize nakşetmeliyiz. Hiçbir şeyi O’na tercih etmemeliyiz. Çocuklarımızı O’nun ahlakı ile yetiştirmeliyiz. O’nun yolundan gidenlerin yanında ve gönlünde olmalıyız. Çocuklarımıza İki Cihan Saadeti için yol göstermeliyiz. Çocuklarımıza seslenmeliyiz;

Oğluma
Bir çift sözüm var sana¸ gözümün nuru oğlum.
Meyil verme harama¸ kendini koru oğlum.

Yalan söyleme sakın! dilin kopsa da oğlum¸
Edep tacını takın¸ takan yoksa da oğlum.

Emanete hiyanet¸ avuçta kordur oğlum¸
Yetim malını yemek; ateştir¸ zordur oğlum.

Zina denilen günah¸ yılanla yatmak oğlum¸
Bira¸ viski¸ eroin; irine batmak oğlum.

Kimsenin arkasından¸ iftira etme oğlum¸
Sakın ha! Kibirlenme¸ yanlışa gitme oğlum

Uyanınca Türk’ün özü¸
Gerçekleşir Tanrı sözü…
Olur bir gün şu yer yüzü¸
İnsanlığın hür meydanı!
Şair böyle sesleniyor!
Ben de diyorum ki ;
Gölgesinde Yaşıyorsan¸ Bayrak Senden Utanmasın!
Bayrakları uğruna 200.000 şehit veren¸ kırılan fakat eğilmeyen¸ en korkunç işkenceler karşısında bile imanlarında sabit kalan Bosnalı şehitlere Allah (c.c)’ın rızası ve cennet; gazilere iki cihan saadeti¸ yaşayan Müslüman Boşnak kardeşlerime de sabır¸ azim¸ sağlık ve sonsuz iman diliyorum. Bosna’yı Çok Seviyorum.

Sayfayı Paylaş