ABDULLAH SATOĞLU'NUN SON ESERİ: EDEBİYAT DÜNYAMIZDAN HOŞ SEDÂLAR

Somuncu Baba

Kitabın arka kapağında şunlar yazılı: “Bu eser¸ araştırmacı yazar Abdullah Satoğlu'nun¸ edebiyat dünyamızın özellikle son elli yılında¸ gök kubbemizde ‘hoş sedâ’ bırakan bir kısım şair ve yazarlarımıza dair¸ çeşitli vesilelerle kaleme aldığı makaleleri içermektedir.”

Kitabın arka kapağında şunlar yazılı: “Bu eser¸ araştırmacı yazar Abdullah Satoğlu'nun¸ edebiyat dünyamızın özellikle son elli yılında¸ gök kubbemizde ‘hoş sedâ’ bırakan bir kısım şair ve yazarlarımıza dair¸ çeşitli vesilelerle kaleme aldığı makaleleri içermektedir.”
Edebiyat çevreleriyle¸ eğitim ve öğretim alanında geniş şöhrete ulaşan bu şahsiyetlerin birçoğu¸ bugün hâlen devlet kademelerinde ve çeşitli kuruluşların başında görev alan yetenekli bir neslin yetişmesinde¸ son derece etkili olmuşlardır.
Satoğlu¸ çoğunu yakından tanıma ve dost olma imkânını bulduğu¸ elinizdeki bu eserde yer alan kırk önemli şair¸ edip¸ fikir ve dâvâ adamının¸ biyografileri ile birlikte¸ bilinmeyen bir kısım özellikleri ve eserlerinden örneklere yer vermiştir.
Ümit ediyoruz ki; “Edebiyat Dünyamızdan Hoş Sedâlar”¸ bugüne kadar olduğu gibi¸ bundan sonra da ufkumuzu ve gönüllerimizi aydınlatacaktır.
Edebiyat Dünyamızdan Hoş Sedâlar¸ Akçağ Yayınları arasında çıkmış. (Orta boy 231 sayfa¸ Ankara¸ 2004) Kitabın kapağında beş şahsiyetin fotoğrafına yer verilmiş. Bunlar; Necip Fazıl Kısakürek¸ Hüseyin Nihal Atsız¸ Peyami Safa¸ Ahmet Kabaklı¸ Halide Nusret Zorlutuna'dır. Eserde kendilerinden söz edilen kişilerin büyük bir bölümü bu dünyadan göçmüş şair¸ yazar¸ fikir¸ kültür ve sanat adamları. Küçük bir bölümü ise hayatta. Bu dünya o kadar fânî ki¸ kitap basılmakta iken bile ölen olmuş. Meselâ; Erdoğan Ünver¸ kitap basılırken ya da basıldıktan hemen sonra öldüğü için kitabın müellifi tarafından ölüm tarihi mürekkepli kalemle (2004) şeklinde ilâve edilmiş. Böylece kırk isimden son altısı hayatta görünüyor. Ancak bunlardan Ahmet Tufan Şentürk de geçtiğimiz aylarda vefat ettiğine göre hayatta kalan sayısı beşe düşmüş bulunuyor. Kitapta anlatılan şahsiyetlerden ölmüş olanlara Allah'tan rahmet¸ yaşayanlara da sağlıklı ömür diliyoruz.
Eserin başına yazarın biyografisinin konulması¸ isabetli olmuş. İçindekiler bölümünde kitapta yer alan ve yazarın çoğunu Ankara¸ İstanbul ve Kayseri'de tanıdığı (ikisi kadın olmak üzere) kırk isim¸ doğum tarihi sırasına göre dizilmiş. Burada¸ kitapta anlatılan yazar ve şairlerin doğum ve – varsa – ölüm tarihleri parantez içinde belirtilmiş.
Kitaptaki bölümler¸ orijinal başlıklarıyla şöyledir: (Üç – beş gün ömür var¸ daha ne kaldı…) Neyzen Tevfik¸ (Bâb-ı Âli'nin renkli simâlarından) Hocam Hakkı Tarık Bey¸ (Bâb-ı Âli'nin renkli simâlarından) Hocam Halil Lütfi Dördüncü¸ (Kayseri Hâtıraları) Faruk Nafiz Çamlıbel¸ (Fikir ve Elem Âbidesi) Peyami Safa¸ (Alfabe Müellifi) Ahmet Hilmi Güçlü¸ (Türk Tefekkür Tarihi'nin Ordinaryüsü) Prof. Hilmi Ziya Ülken¸ (Ümmül Muharrirat) Halide Nusret Zorlutuna¸ (Bu vatan toprağın kara bağrında / Sıra dağlar gibi duranlarındır) Orhan Şâik Gökyay¸ (Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor) Arif Nihat Asya¸ (Kars – Ardahan üzerine bir şiir ve bir anı) Dr. Ali Rıdvan Unar¸ (Sultânü'ş – Şuarâ) Necip Fazıl Kısakürek¸ (Keklik Emine'yi almadım eyvah!) Talibî Coşkun¸ (Düşmana taviz verilmez!) Nihal Atsız¸ (Hor bakma sen toprağa… / Toprakta neler yatar…) Burhan Toprak¸ (Kayserili ve renkli bir şair) Behçet Kemal Çağlar¸ (…Siz bizi vurmak istiyorsunuz¸ biz sizi kurtarmak istiyoruz) Nurettin Topçu¸ (Su¸ ateş¸ Türk… / Üçünden ürk !) Basri Gocul¸ (Bizim eski tarihlerimizde halk yoktur.) Cahit Öztelli¸ ( Kim bilir kaç günü kaldı ömrümüzün…) Ziya Osman Saba¸ (Volkan gibi lâv atmış ne susmuş ne sönmüşüm / Ben bir fikir uğruna çılgınlara dönmüşüm !…) Osman Yüksel Serdengeçti¸ (Fikir ve Dâvâ Adamı) Mehmet Emin Alpkan¸ (Sevgi ve hüzün şairi) İlhan Geçer¸ (Ateş söner kıvrım kıvrım sis kalır) Mehmet Çakırtaş¸ (Hoş görmek lâzım insanları) Osman Attila¸ (Hançer-i aşkınla ey yâr gönlüm üzre vurma hiç) Halil Soyuer¸ (Edebiyatımızın Kimliği) Muin Feyzioğlu¸ (Nice körler bilirim önder olur gözlülere…) Rıza Ümit¸ (Şeyhü'l Muharrirîn) Ahmet Kabaklı¸ (Rubailer şairi) Azmi Güleç¸ ( Uzun Vuran Gölge…) Gültekin Sâmanoğlu¸ (Saçların tarumâr gözlerinde nem / Ateşe benzerdin küle dönmüşsün !…) Erdoğan Ünver¸ (Mahalle hep aynı mahalle ama / N'olmuş anama ?) Mustafa Necati Karaer¸ (Bizden iyilik kalsın çocuklarımıza armağan…) Kerim Aydın Erdem¸ (Eğitimci – Şair) Coşkun Ertepınar¸ (Ezilsin diye vurdunuz başıma / Ezdiniz¸ eğemediniz !) Ahmet Tufan Şentürk¸ (Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın…) Güzide Taranoğlu¸ (Bana daha yakın olur Allah'ım / Mavi gecelerin seher vaktinde…) Feyzi Halıcı¸ (Harran Ovası'nda bir yalnız ağaç…) Fazıl Bayraktar¸ (Her sene içimden bir kervan kalkar / Üç yüz altmış beştir yolcusu bunun…) Hüseyin Yurdabak.
Kayseri'nin yetiştirdiği değerli gazeteci¸ şair¸ yazar¸ kültür ve folklor adamı¸ araştırmacı¸ çelebi insan Abdullah Satoğlu¸ her zaman olduğu gibi bu kıymetli eserini “Değerli Bilim Adamı – Yazar Pek Aziz Kardeşim Bekir Oğuzbaşaran'a En İyi Dilek ve Engin Saygılarla. Ank. 24.XI.2004” biçiminde imzalayarak bana da göndermek inceliğinde bulunmuş. Lâyık olmadığım bu ifadeler ve kitap için teşekkür ediyorum. Yılların birikimi ve emeği ile meydana gelmiş bu eseri için de kendilerini cân ü gönülden tebrik ediyorum. Bu yazıların bir çoğunu çeşitli edebiyat dergilerinde daha önce de okumuştum. Ama bunları topluca bir kitap bütünlüğü içinde okumak çok daha zevkli.
Bu kitapta yer alan hemen her yazının sonunda ilk yayın yerleri ve tarihleri de bulunuyor. Şu hale göre bu portre veya hatıra yazıları yıllar içinde şu dergi ve gazetelerde yayınlanmış. Dergiler: Filiz¸ Çağrı¸ Türk Edebiyatı¸ Bahçe¸ Millî Kültür¸ Karınca¸ Gülpınar¸ Erciyeş Türk Dili. Gazeteler: Kayseri Haber¸ Zaman¸ Tasvir¸ Orta Doğu.
Bu yazılar¸ bildiğim kadarıyla muhtelif zamanlarda başka dergi ve gazetelerde de yayınlanmıştır. Sevgi ve Hüzün Şairi İlhan Geçer hakkındaki yazının ( s.121 – 125 ) daha önce nerede yayınlandığının belirtilmesi unutulmuş.
Her bölümün başına¸ anlatılan kişinin fotoğrafının da konulmuş olması kitabı daha kolay okunur ve renkli kılmış. Şair portrelerinde o şahsiyetin şiirlerinden seçilmiş örneklere de yer verilmesi metinleri oldukça lirik hâle getirmiş. Edebiyat tarihimize önemli katkı sağlayan bu güzel esere yakışmayan bazı küçük dizgi – baskı ( mürettip¸ musahhih ) hatalarının yeni baskılarda düzeltileceğini umarız.
Hiçbir zaman amatör sanat – edebiyat rûhunu kaybetmeyen değerli şair ve yazar Abdullah Satoğlu¸ sanki Bâkî'nin ünlü beyitinden güç almış gibi: “Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal / Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş”… Satoğlu¸ “hoş sadâ” bırakanları anlatırken kendisi de hem bu eseriyle¸ hem de öteki eserleriyle gök kubbemizde hoş sadâ bırakanlardan biri.
Edebiyat Dünyamızdan Hoş Sedâlar¸ daha şimdiden Türk Edebiyatı'nın kendi türündeki klâsikleşmiş eserleri arasında yerini almış görünüyor. Bu eser¸ kitabın girişinde de belirtilen şu kitaplardan esinlenerek hazırlanmıştır: Rûşen Eşref Ünaydın'ın Diyorlar ki¸ Yusuf Ziya Ortaç'ın Portreler¸ Mehmet Çınarlı'nın Sanatçı Dostlarım¸ Halil Soyuer'in Anılarla Şairler Albümü…
Bu yazılar¸ aynı zamanda iyi bir gözlemci olan ve en küçük ayrıntıyı bile kaçırmayan yazarın¸ hayatı boyunca tanıdığı¸ dostluk kurduğu¸ arkadaşlık ettiği¸ eserlerini okuduğu¸ birlikte toplantılara katıldığı¸ kısaca şahsiyetini kurmasında etkili olan yazar¸ şair¸ fikir¸ dâvâ ve gönül adamlarıyla ilgili bilgi¸ görgü¸ hatıra¸ yaşantı ve izlenimlerini yansıttığı¸ iyimser ve sevecen rûhuyla¸ kimseyi incitmeden¸ kırıp dökmeden ustaca anlattığı¸ nişâne-i şükran diyebileceğimiz¸ vefâkârlık örneği kalem ürünleridir. Başkasını anlatan¸ aslında kendini anlatmış olur¸ meâlinde bir söz var. Gerçekten de Satoğlu buradaki kırk şahsiyeti anlatırken biraz da kendini anlatmıştır. Bu yazılardan bir Abdullah Satoğlu biyografisi/portresi çıkarmak¸ onun zevklerini¸ tercihlerini anlamak mümkündür. Onun¸ başta sanat- edebiyat dünyamızdan olmak üzere dost – arkadaş çevresinin bu kırk sayısının çok üstünde olduğunu sanıyorum…
Satoğlu'nun yıllar içinde pişmiş¸ olgunlaşmış¸ akıcı tatlı bir üslûbu var. Kabul etmek lâzım ki Abdullah Satoğlu kendisini kolay okutan¸ okuyucusunu yormayan bir yazar. Bu özellik biraz da şair olmasından geliyor. Belki buna uzun yıllar gazetecilik yapmasının da önemli bir katkısı olmuştur. Ama ne derseniz deyiniz¸ o¸ tertipli¸ düzenli¸ hayatı disiplin içinde yaşayan¸ millî¸ manevî ve insanî değerlere bağlı¸ çalışkan bir edebiyat adamımız. Kayserili yazar ve şairlerin¸ kültür – sanat adamlarının sevgili ve saygılı ağabeyisi. Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur derler. Abdullah Satoğlu bu sözü doğrulayan bir insan. Kendisinden önce ve özellikle sonra yetişen şair ve yazarlara sevgiyle¸ ilgiyle¸ bir ağabey tavrıyla bakan¸ onlara sahip çıkan bir mizacın adamıdır o. Güzelliklere karşı kıskançlık duymaz¸ onlara ancak gıpta eder. Bazıları gibi¸ gençlerin¸ genç kabiliyetlerin ve çağdaşlarının yolunu kesmez¸ moralini bozmaz¸ önüne engeller koymaz. Tam tersine onları teşvik ve takdir eder¸ yüreklendirir. Onu tanıyıp da beyefendiliğine¸ kibarlığına hayran olmamak mümkün değildir. Güzel bir Kayseri atasözünde denildiği gibi; “Asıl azmaz¸ bal kokmaz…”
Yazar¸ birbirinden çok farklı mizaç ve karakterdeki kırk kişiyi tıpkı Yûnus Emre gibi¸ “Yaratılanı hoş gördük¸ Yaratan'dan ötürü” dercesine hoş görüyor. Empati yoluyla hayatı ve dünyayı “her biri ile bile” görmektedir. Onun hayat anlayışını hoşgörü şekillendirmektedir. Portre/biyografi/hatıra yazılarını yazarken¸ sanırım şahsiyetlerin – hiç değilse bazıları için – kendilerinden bilgi almak gibi bir yola gitmeyi¸ onlar hakkında yazılmış öteki kaynaklardan da faydalanmayı ihmal etmemiştir. İnsan bu metinlerden¸ daha önce bilmediği pek çok ayrıntıyı¸ nükteyi¸ fıkrayı¸ anektodu¸ şiiri¸ sözü öğrenmekte¸ yanlış bildiği bazı şeyleri düzeltmekte¸ mânen¸ fikren zenginleştiğini hissetmektedir.
Birbirinden değerli birçok esere imza atmış¸ derya gibi bir gönle sahip olan Abdullah Satoğlu ağabeyime¸ sağlıklı ve mutlu uzun ömürler diler¸ daha nice değerli eserde adını görmek ve daha nice yıllar bilgi ve birikiminden istifâde etmek isteriz. Kayseri Ansiklopedisi'nin de müellifi olan¸ dost canlısı¸ saygı değer Abdullah Satoğlu'na son olarak şunları söylemek isterim: Ellerine ve gönlüne sağlık. Keşke birkaç edebî hâtıra kitabı daha kaleme alsanız…

Sayfayı Paylaş