OSMAN HULÛSİ EFENDİ KÜLLİYATI

Somuncu Baba

Çağımızın büyük bilgelerinden Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin Divan¸ Hutbe ve Mektûbat'ından oluşan külliyatı¸ Nasihat

Çağımızın büyük bilgelerinden Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin Divan¸ Hutbe ve Mektûbat'ından oluşan külliyatı¸ Nasihat Yayınları'nca okura yeniden sunuldu. Önceki baskılarından farklı olarak¸ bu kez¸ Hulûsi Efendi'nin tüm şiirleri¸ her biri bir hazine değerindeki hutbeleri ve mektuplarının tümü bir araya getirilmiş ve eserlerin niteliğine uygun bir biçim zenginliğiyle yayımlanmış.
Prof. Dr. Mehmet Akkuş ile Prof. Dr. Ali Yılmaz'ın titiz çalışmasıyla¸ Hulûsi Efendi'nin hikmet dolu şiirleri ve şiirsel metinleri böylece bilimsel bir ayıklama ile ehline ve meraklısına sunulmuş oluyor.
Osman Hulûsi Efendi¸ Ahmed Yesevi'nin takipçilerinden olan büyük arif Somuncu Baba'nın torunlarından. 'Fütüvvet' ahlakını kusursuz biçimde yaşamış olması ve irfanını şiirle dile getirmesi açısından da çok önemli. Bugün Darende'de kendisinin başlattığı bir hizmet kervanı¸ okullarıyla¸ hastaneleriyle¸ çeşitli kültürel etkinliklerle¸ doğal çevrenin korunması¸ iç ve dış turizme kazandırılması¸ yoksullara yardım¸ öğrencilere burs sağlama gibi çok yönlü bir mecrada sürmektedir.
Hem kendisinden çok ötekini önceleyen bu fütüvvet ahlakı¸ Osman Hulûsi Efendi'nin yaşamı boyunca sürmüş ve çeşitli alanlarda meyvelerini vermiş¸ hem de özellikle Divan'ıyla ve diğer metinleriyle irfani bir külliyat oluşturmak suretiyle¸ modern Türk edebiyat ve fikir hayatına değerli bir katkıda bulunmuştur.
Hulûsi Efendi'nin bu üç ciltten oluşan külliyatı okunduğunda görülecektir ki¸ bir yandan geleneksel/irfani şiir damarımız sürmekte¸ bir yandan da¸ düşünceleriyle eylemleri arasında kamil manada uyumu gerçekleştirmiş arifler hala aramızda yaşamaktadır.
Hulûsi Efendi’nin özellikle Divan'ı¸ bir yandan Divan şiir geleneğine uzanırken¸ diğer yandan mazmun dünyası ve aşıkane söyleyiş özellikleri bakımından Tekke-Tasavvuf geleneğinden beslenmiştir.
Hulûsi Efendi'nin zengin manevi/inisiyatik birikiminden süzülen şiirler¸ Niyazi-i Mısri¸ Yunus Emre¸ Fuzuli¸ Molla Cami veya Şeyh Galip Dede'nin şiir dili ve dünyasıyla akrabadır.
O'nu anlayabilmek için¸ bu geleneğin içinden okumak gerekir.
Anadolu'nun büyük fatihlerinden biri de¸ Somuncu Baba'dır.
Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba)¸ güneşin doğduğu yer olan Anadolu'nun aziz topraklarına gönderilen kamil velilerdendir.
Efendimiz'in kutlu soyundan gelen Somuncu Baba'nın Anadolu'nun farklı yerlerinde yaktığı ateş¸ hâlâ yanmaktadır.
O'nun neslinden ve izinden gelen Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ Anadolu'nun ilçelerinden Darende'yi maddi ve manevi bakımdan imar etmiş¸ beldeyi manevi bir çekim merkezi haline getirmiştir.
İrfan¸ inisiyatik yatakta akan bilgidir. Allah'ın kulunun kalbine verdiği hikmettir.
Hikmetin dili sembol ve sükûttur. Dile geleni ise¸ irfan ehlinin halinin taşmasıdır. Bu¸ başkaları için 'irşad'a vesiledir. İrşada ihtiyacı olanlar için irfan sahipleri kendilerine izin verildiği kadarıyla konuşurlar.
Onlar gerçekte hal ehlidir.
Halin dili ise dediğimiz gibi simge ve sessizliktir.
Sessizliği de içeren bir kelime olarak sekine(t)¸ sakin olma¸ yerleşme¸ bir noktaya dönüşme ve orada kalma¸ bulunma anlamlarını ifade eder. Sekine(t)¸ durulma¸ dinginleşme¸ İlahi merkez'e bağlanmadır.
İrfan sahipleri¸ kozmik çarkın merkezine yerleşirler ve herhangi bir dış etkiyle hareketlenmezler. Onlar bizatihi hareket ettiricidirler. Bilgelerin sakin¸ sessiz¸ hareketsiz duruşları bu sırdandır. Bu¸ Tao'nun da kökeninde vardır¸ bütün semavi öğretilerin de kaynağında karşımıza çıkar.
Her âşıkta irfan vardır¸ ilim vardır. Bugün dahi gündelik sözlüğümüzde ilim ve irfan kelimelerinin bir arada kullanılması anlamsız değildir.
İlahi Hakikat¸ Efendimiz'le kemalini bulur. O (s.a.v)¸ başla sonu¸ bidayetle nihayeti¸ mebde ile müntehayı birleştiren cem makamı'nda bir şahsiyettir. Allah'ın ilk yarattığı şey¸ O'nun nurudur. O'nun hakikati'ne kalem denir. Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir haberi bunu ima eder. Efendimiz'in kutlu soyundan gelen seyyitler¸ O'nun manevi mirasının en sadık takipçileridir.
Bunlardan biri de Darende'nin kalbi¸ giderek yaşadığı dönemin sahiplerinden Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'dir. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ Darende'nin kalbidir lakin¸ tesirleri bu mekanla sınırlı kalmaz.
O'nun manevi yolunu sürdürenler¸ izleyicileri¸ öğrencileri¸ talipleri¸ sevgilileri¸ fakirleri¸ bu kamil velinin ışığını Türkiye'nin¸ giderek başka coğrafyaların çeşitli illerine obalarına iklimlerine ulaştırmaya gayret ediyorlar. O nur zaten hale hale yayılarak¸ gül kokusuna hasret kalmış olan çaresizlere ulaşacaktır. İzleyenlerine düşen¸ bu ödevi ihlas üzre yerine getirmekten ibaret.
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ gerçek bir Allah ve Resul aşıkı¸ bir irfan ehli¸ bir kâmil veli ve mutasavvıf şairdir. Şiirlerinde¸ Yunus'un¸ 'firkatli nesnedir' dediği ilahi aşkın çeşitli görünüm ve ifadelerine rastlarız.
İşte birisi :

İki cihânın zübdesiyim cânibim cânân ile
Ben mekânıyım kânımın kânım bana mekân imiş

Ayrı bilenler ayrıdır uşşâkını mâ'şûkîden
Ben cânıyım cânânımın cânânım bana cân imiş

Ben bir dürr-i sencîdeyim kânımdır ummân içinde
Ben kânıyım ummânımın ummânım bana kân imiş

Ya'kûb-veş âh eylerim Yûsuf benimle yâr iken
Ben dürrüyüm Ken'ân'ımın Ken'ân benimle kân imiş

Hızr ile buldum hayâtı ben sırr ile erdim ana
Ben âb-ı hayât aynıyım aynım bana ayân imiş

Şol vahdete yol bulmuşum âhir o yol ben olmuşum
Îkânı tahkîk görmüşüm tahkîk bana îkân imiş

Hulûsî'yi bî-çâreyim her derdlere men çâreyim
Ben seyrimin hayrânıyım seyrim bana hayrân imiş
Şevk makamında¸ naz ve niyaz makamında¸ aşk makamında söylenmiş bu benzersiz şiirler¸ irfani geleneğin içinden konuşan ve 'dünyanın nuru çekildi' diyen Heidegger'i yalanlayan müjdelerle doludur.
Evet¸ o semavi sofra kısmen toplanmıştır çağımızda¸ ama Allah nurunu tamamlayacaktır.
Belki o inisiyatik adap ve erkan güçsüzleşmiş¸ azalmış¸ modernleşme denilen bu küresel musibet her şeyi kasıp kavurmuştur¸ ne var ki¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi gibi kamil veliler¸ aşk ve irfan ehli yaşadıkça ve kalbindeki gül-i Muhammedi böylesi kokular saçtıkça¸ gülşenin bülbülü böyle şakıdıkça daim bir yol¸ bir umut¸ bir ışık vardır.
Divan'ıyla¸ Hutbeler'iyle¸ Mektubat'ıyla¸ mütevazi¸ bereketli ve hikmetli hayatıyla¸ engin şefkat ve merhametiyle¸ gönlündeki Allah¸ resul ve ehl-i beyt aşkıyla Osman Hulûsi Efendi'nin Darende'de yaktığı irfani meş'ale yanmaya¸ gönülleri ışıtmaya devam edecektir.
Nasihat Yayınları'nın üç cilt halinde özgün bir tasarım ve baskıyla okura sunduğu Osman Hulûsi Efendi külliyatı ile¸ bu irfani birikim halkımıza ulaştırılmaktadır.

Sayfayı Paylaş