MUTLU İNSANLARIN COĞRAFYASI ERDEMLİ ŞEHİR

Somuncu Baba

“Medîne” kelimesi Arapça’da¸ yerleşmek¸ şehir kurmak kale inşası yapılan her yüksek yer 1 gibi anlamlarda karşılık bulmaktır.

“Medîne” kelimesi Arapça’da¸ yerleşmek¸ şehir kurmak kale inşası yapılan her yüksek yer 1 gibi anlamlarda karşılık bulmaktır.
Kur’ân’da medîne ifadesi¸ devletten ziyade¸ coğrafî bütünlüğü tanımlayan “şehir” anlamında kullanılmaktadır: “Şehir (Medîne) halkı sevinerek yanına geldi” (Hıcr¸ 67); “Derken şehrin (medîne) öbür ucundan bir adam koşarak geldi….” (Yasin¸ 20)2 Ancak medîne kelimesi¸ devletin karşılığı olarak da yazılı metinlerde yer almaktadır.
Erdemli şehir/İdeal şehir sözlerinin orijinali olan el-medînetü’l-fâzıla’nın isim mucidi Fârâbî¸ şehir (medîne) kelimesini belli bir gaye ile bir şehirde toplanmış olan kimselerin meydana getirdiği “topluluk” olarak tanımlamaktadır. 3
Bu çerçevede Fârâbî¸ özellikle İslâm siyaset felsefesi alanında belli bir çizginin¸ “medenî siyaset” diye adlandırılmasına uygun olan geleneğin ilk ve en önemli düşünürüdür.4
Fârâbî¸ Yunan siyaset düşüncesindeki site ile devleti bir tutan anlayışı benimser. Hakikatte onun milleti (ümmet)¸ siyasî bakımdan farklı¸ fakat kültürel bakımdan benzer devletler topluluğunu anlatır.5
Topluluk¸ filozofumuz için¸ ya aşîret¸ ya şehir veya bölge¸ ya büyük bir ümmet ya da birçok ümmetler şeklindedir. 6 Şu halde “medîne” hem şehir devleti¸ hem de herhangi bir tür örgütlenmiş toplum¸ etkili bir şekilde yönetilen ve politik olarak bağımsız olan herhangi bir topluluktur.7 Medîne¸ en küçük siyasî bir bütün olarak; yani ister geniş¸ ister küçük (devlet) manasında da kullanılabilir.8
Peygamber’in Medîne’si
Fârâbî’nin medîne’si¸ “faziletli devletin kaynağı” olarak gösterdiği “demokratik topluluk”¸ Hz. Muhammed’in (s.a.v) kurduğu “faziletli devlet’in temelini ve zeminini oluşturan “Medîne” şehrini anlatmaktadır. 9
Şehir¸ kadîm düşünürler için¸ insanları barındıran meskeni ve meskenlerin barındırdığı insanların bulunduğu coğrafyayı akla getirir.10 Ümmet/millet ise¸ Fârâbî’ye göre¸ şehir devletinden daha büyük bir birimdir.11
Şimdi İslâm düşüncesinin en önemli siyaset filozofunun mutluluğun elde edildiği/kazanıldığı “erdemli şehri”nin tasvirine geçebiliriz:
Kötülüklerin ortadan kalkmasıyla¸ şehirler¸ iyiliklerin merkezi haline gelerek mutluluk denen dünya ve ahiretin en güzel halleri yaşanır. Erdemli/fâzıl şehrin yöneticisi¸ böyle matlup bir ortamı ve düzeni sağlamakla vazifesini yerine getirmiş olur. “Başkan¸ mutluluğun kazanılmasında şu ya da bu biçimde yardımcı ve yararlı olanları korumalı ve artırmalı; zararlı olanları yararlı duruma getirmeye çalışmalı¸ bu mümkün olmazsa¸ onları ortadan kaldırmalı ya da azaltmalıdır. Erdemli şehir halkının her birinin¸ varlıkların yüksek ilkelerini¸ onların mertebelerini¸ mutluluğu¸ erdemli şehrin birinci derecede yönetimi ve bu yönetimin mertebelerini bilmesi gerekir. Daha sonra¸ mutluluğun elde edilmesini sağlayan belirli fiilleri de bilmesi gerekir. Bu fiillerin yalnızca bilinmesiyle yetinilmemeli¸ onlar yerine getirilmeli ve şehir halkı¸ onların yapılması doğrultusunda yönetilmelidir.” 12
Yaratılış olarak her insan¸ neslini sürdürmek ve en mükemmeli elde etmek için bir çok şeye muhtaç halde halkedilmiştir. Zira insan bunu tek başına sağlayamaz¸ dolayısıyla birbiriyle yardımlaşan başka insanlara ihtiyacı vardır. “İnsanların büyük sayıda varlığa gelmesinin ve bazısı mükemmel¸ bazısı eksik¸ kusurlu olan insanî toplumlar kurarak dünyanın oturulabilir kısmında (ma’mura) bir araya gelmelerinin nedeni budur.” 13
İnsanların¸ şehirlerde bir araya gelmesi¸ âlemin bütününde cisimlerin bir araya gelmelerine benzer. Âlemdeki bir ilkeden¸ nasıl bütün ilkeler çıkıyorsa ve bunlar belirli bir varlık düzenini meydana getiriyorsa; benzer şekilde toplum ve şehrin içindeki her şeyde¸ bir ilk önder¸ sonra onu takip eden önderler¸ bu önderleri itaat eden şehirliler ve bu şehirlileri takip eden diğer şehirliler vardır.14
Tek bir millet veya tek bir şehir için¸ ortak olan en faydalı ve en güzel şeyi keşfeden fikrî erdem¸ siyasî fikrî erdemdir.15 Erdemli şehir de bu siyasî fikrî erdemin bir ürünüdür.
Erdemli Şehir ve Türleri
Erdemli toplumlar¸ büyük¸ orta ve küçük olmak üzere üç çeşittir. Büyük toplum¸ yerkürenin oturulabilir (ma’mur) tüm bölgelerinde bütün milletlerin bir arada bulunmasıyla; orta toplum¸ dünyanın bir tek bir milletin bir araya gelmesiyle; küçük toplum herhangi bir milletin yerleştiği bölgede tek bir şehir halkının bir araya gelmesiyle oluşur. Köy¸ mahalle¸ sokak ve ev (en küçük birlik) kusurlu/eksik bir toplumu meydana getirir. Mahalle ve köy¸ şehir için vardır. Köy¸ şehirle hizmet ilişkisi içindedir. Mahalle ise¸ şehrin bir parçası olarak benzer hizmet ilişkisini sürdürür. Sokak mahallenin¸ ev ise sokağın bir parçasıdır. “Şehir¸ bir milletin yaşadığı toprakların bir parçası; ¸ millet ise üzerinde yaşanan dünyanın bütün toplumların bir parçasıdır.” 16
Mutluluğa Ulaştıran Şehir
En üstün iyilik ve mükemmellik¸ ilk olarak ancak şehirde elde edilir. Şehirden daha küçük bir toplulukta mutluluğa ulaşılamaz. İyilikler¸ nasıl ki¸ seçme ve irade ile gerçekleşiyorsa¸ kötülükler de aynı şekilde gerçekleşir. Dolayısıyla mutluluk her şehirde elde edilmez. “O halde insanları kendileriyle hakikî anlamda mutluluğun elde edildiği şeyler için birbirlerine yardım etmeyi amaçlayan bir şehir¸ erdemli¸ mükemmel bir şehirdir (el-medînetü’l-fâzılal); insanları mutluluğu elde etmek için birbirlerine yardım eden toplum¸ erdemli¸ mükemmel bir toplumdur. Bütün şehirleri kendileriyle mutluluğun elde edildiği şeyler için birbirlerine yardım eden bir millet¸ erdemli¸ mükemmel bir millettir. Aynı şekilde erdemli¸ mükemmel evrensel devlet de ancak içinde bulundurduğu bütün milletlerin mutluluğa erişmek için birbirlerine yardım ettikleri zaman ortaya çıkar.” 17
Erdemli Şehir ve Canlı Organizma
Erdemli ve mükemmel şehir¸ bütün azâları canlı varlığın hayatını sürdürmek ve onu bu durumda devam ettirmek için birbiriyle düzen içinde yardımlaşan tam ve sağlıklı bir bedene benzer. Vücudun organları birbirinden farklı ve işlevleri birbirinden üstündür. Beden için yönetici organ kalp ve ona yakın organlar vardır. Bunların dışında derece bakımından ikinci sıradaki organlar bulunur ki¸ bunlar da birinci sıradaki organların amaçlarına uygun fiillerde bulunurlar. Diğer organlar da kendilerinin derece bakımından üst organların amaçlarına uygun hareket ederler. Böylece¸ sadece başkalarına hizmet eden¸ başkasını yönetmeyen organlara kadar gidilir. Bedenin azâları arasındaki sistem¸ şehir için geçerlidir. Şehirde âmir olan bir insan ve bu insana yakın olan başka insanlar vardır. Bu insanlardan her biri¸ kendileriyle âmirinin amacına uygun olarak fiilde bulundukları bir kabiliyet ve melekeye sahiptir.18
Erdemli Şehir ve Sosyal Sınıflar
Erdemli şehir beş bölümden oluşur: En erdemli olanlar¸ mütercimler¸ ölçüm işleriyle uğraşanlar¸ mücahitler ve zenginler.
En erdemli olanlar; hakîmler (hukemâ/filozoflar)¸ amelî hikmet erbabı ve büyük meseleler hakkında fikir sahipleridir. Daha sonra gelen din temsilcileri ve mütercimler; hatipler¸ edipler¸ şairler¸ müzisyenler ve kâtiplerden meydana gelir. Ölçüm işleriyle uğraşanlar; muhasebeciler¸ mühendisler¸ doktorlar ve müneccimlerdir. Mücahitler; ordu¸ bekçiler ve bunların sınıfından sayılan diğer kişilerdir. Zenginler; çiftçiler¸ çobanlar¸ tüccarlar ve şehirde servet kazanan diğer kişilerdir.19
Şehrin kısımları ve kısımlarının dereceleri¸ sevgi bağıyla birbiriyle birleştirilir ve birbirlerine bağlanır. Onlar¸ adaletle kontrol edilir ve muhafaza edilir.20 Bundan dolayı adalet¸ erdemli şehrin temeli ve esasıdır.
Erdemli Şehir ve Adalet
Adalet¸ öncelikle şehir halkının ortak olduğu iyi şeylerin paylaştırılmasında ve bunların korunmasında gerçekleşir. Bu iyi şeyler; güven¸ servet¸ şeref¸ rütbe ve şehir halkının diğer ortak olması mümkün olan müşterekleridir. Ortak alanların dağıtılmasında eşitliği bozacak sınırların aşılması adaletsizliği getirecektir. Taksim edilenler içerisinde¸ herkesin payının kendisi için korunması bir zorunluluktur. Bunu sağlayacak garantilerin ve kanunların olması gerekir. Adaleti engelleyenlere karşı ceza vermek¸ düzenin sağlanması için bir gereklilikdir.21 Hatta kendisine zulüm yapılan kişi bağışlasa da¸ suç şehir halkına karşı yapıldığı takdirde¸ haksızlığa uğrayanın affetmesi bir anlam ifade etmez.22 Çünkü suç topluma/cemiyete karşı işlenmiştir.
Erdemli Şehir ve Meslek ve Sanatlar
Erdemli şehirde¸ her insan hangi sosyal statüde olursa olsun¸ tekbir sanat ve işle uğraşmalıdır. Aksi takdirde o kimseye izin verilmez. Bu kural şu gerekçelerden dolayı konmuştur:
“a. Her insan¸ her zaman¸ her iş ve sanat için elverişli değildir. Daha doğrusu¸ bir insan¸ bazen¸ diğer bir işten ziyade belirli bir iş için¸ diğer bir insandan daha elverişli olur.
b. Bir iş veya bir sanatla uğraşan her insan¸ kendisini ona vakfedip¸ çocukluğundan itibaren¸ başka herhangi bir şeye değil¸ sadece ona yöneldiğinde¸ onu daha mükemmel¸ daha tam olarak yapar ve o işte daha ehliyetli¸ daha becerikli hale gelir.
c. Bir çok işlerin belirli zamanları vardır. Bunlar ertelendiğinde¸ bu işler yapılmaz. Bazen¸ aynı zamanda yapılacak iki işin bulunduğu da olur; eğer bir insan onlardan birisiyle uğraşırsa¸ diğer birisi için hiç vakti olmaz ve ikinci bir fırsat da bulunmaz.” 23 Bu kurallar¸ aynı zamanda ticaretin ve tüccarlığın ilkelerini tespit etmektedir. Ayrıca bu prensipler¸ modern iktisat ve ekonomik anlayışlarını yansıtmaktadır.
Her şehrin¸ erdemli şehir olma zorunluluğu yoktur. Nitekim¸ erdemli/mükemmel şehre zıt olan şehirler de bulunmaktadır. Bu şehirler şunlardır: Cahil şehir¸ bozuk (fâsık) şehir¸ karakteri değişmiş (mübeddele) şehir¸ doğru yolu bulamamış¸ yanlışlık içinde olan (dâlle) şehir. Bu değişik şehirlerin halkı da erdemli şehre zıttır.24
Erdemli şehrin üyesi olan bir kişinin kendi iradesiyle veya iradesi dışında câhil şehirde oturması mümkündür. Erdemli kişi¸ cahil şehirde¸ o şehre yabancı biridir. Cahil şehrin üyesi olup da erdemli şehirde yaşayan kimsenin durumu da bunun gibidir. Bu sebeple¸ önce erdemli şehirde yaşamış¸ sonra erdemli şehrin yokluğu nedeniyle¸ cahil şehirde oturmak zorunda kalmış erdemli insanların¸ erdemli şehre taşınmaları gereklidir.25
En yüksek mutluluğun kazanıldığı erdemli şehirler¸ nebevî ruhun ve hikmet ışığının gölgesinde neşv-ü nemâ bulan mekanlardır. Erdemli ve ahlâkî vasıfların toplandığı gönül/kalp insanı için¸ geçici ve fanî haz ve ihtirasların coğrafyası olan cahil şehirler birer hapishanedir. Onların ruh ve beden özgürlükleri¸ ancak erdemli şehirlerde gerçekleşir.

Dipnotlar

1- İbn Manzur¸ Lisânu’l-Arap¸ III. baskı¸ Beyrut 1994¸ XIII¸ 402; Rağıb İsfahanî¸ Müfredât-u Elfâzı’l-Kur’ân¸ tah: S.A. Davudî¸ Beyrut 1996¸ 763; Firuzabadî¸ Kamus Tercemesi¸ İstanbul 1305¸ IV¸ 760-761.
2- Bayraktar Bayraklı¸ Fârâbî’de Devlet Felsefesi¸ İstanbul 2000¸ 35. Kur’ân’da “el-medîne” (şehir) ifadesi on dört yerde ( A’râf¸ 123¸ Tevbe¸ 101¸ 120¸ Yusuf¸ 30¸ Hıcr¸ 67¸ Kehf¸ 19¸ 82¸ Neml¸ 48¸ Kasaş 15¸ 17¸ 20¸ Ahzap¸ 60¸ Yasin¸ 20¸ Münafikun¸ 8); el-medâin” (şehirler) ise üç yerde (A’râf¸ 111¸ Şuar⸠36¸ 53) geçmektedir.
3- Ahmet Ateş¸ “Notlar”¸ İhsâü’l-Ulûm (İimlerin Sayımı) içinde¸ III. baskı¸ İstanbul 1990¸ (5 nolu not)¸ 141.
4- Ahmet Arslan¸ “Çevirenin Takdimi-Fârâbî Hakkında”¸ İdeal Devlet (el-Medînetü’l-Fâzıla) içinde¸ II. baskı¸ Ankara 1997¸ 29.
5- Harun Han Şirvani¸ İslâm’da Siyasî Düşünce ve İdare¸ çev: Kemal Kuşçu¸ Ankara trz.¸ 93 (1 nolu dipnot)¸ 95 (3 nolu dipnot).
6- Fârâbî¸ Kitâbü’l-Mille (Din Kitabı)¸ çev: Fatih Toktaş¸ Divan¸ sayı: 12¸ 2000/1¸ 258.
7- Ahmet Arslan¸ “Açıklama ve Yorumlar”¸ Fârâbî¸ el-Medînetü’l-Fâzıla (İdeal Devlet) içinde¸ açıklamalı çev: Ahmet Arslan¸ II. baskı¸ Ankara 1997¸ 243.
8- Şirvani¸ İslâm’da Siyasî Düşünce ve İdare¸ 96 (3 nolu dipnot).
9- Fahrettin Olguner¸ Fârâbî¸ III. baskı¸ İstanbul 1999¸ 129.
10- Fârâbî¸ Fusûlü’l-Medenî¸ neşr: D. M. Dunlop¸ çev: Hanifi Özcan¸ İzmir 1987¸ 36.
11- Arslan¸ “Açıklama ve Yorumlar”¸ 243-244.
12- Fârâbî¸ es-Siyâsetül’l-Medeniyye¸ çev: M. Aydın¸ A. Şener¸ R. Ayaş İstanbul 1980¸ 49-50.
13- Ebû Nasr el-Fârâbî¸ Kitâbû Arâ-i Ehli’l-Medîneti’l-Fâzıla¸ tah: A. Nasrî Nâdir¸ VI. baskı¸ Beyrut 1991¸ 117; Fârâbî¸ el-Medînetü’l-Fâzıla (İdeal Devlet)¸ açıklamalı çev: Ahmet Arslan¸ II. baskı¸ Ankara 1997¸ 99-100.
14- Fârâbi¸ Tahsîlu’s-Sa’âde (Mutluluğun Kazanılması)¸ çev: Ahmet Arslan¸ Ankara 1999¸ 65-66.
15- Fârâbi¸ age¸ 71.
16- el-Fârâbî¸ Kitâbû Arâ-i Ehli’l-Medîneti’l-Fâzıla¸ F117-118; Fârâbî¸ el-Medînetü’l-Fâzıla (İdeal Devlet)¸ 100.
17- el-Fârâbî¸ Kitâbû Arâ-i Ehli’l-Medîneti’l-Fâzıla¸ 118; Fârâbî¸ el-Medînetü’l-Fâzıla (İdeal Devlet)¸ 100-101.
18- el-Fârâbî¸ Kitâbû Arâ-i Ehli’l-Medîneti’l-Fâzıla¸ 118-119; Fârâbî¸ el-Medînetü’l-Fâzıla (İdeal Devlet)¸ 101.
19- Fârâbî¸ Fusûlü’l-Medenî¸ 50.
20- Fârâbî¸ age¸ 52.
21- Fârâbî¸ age¸ 53-54.
22- Fârâbî¸ age¸ 54.
23- Fârâbî¸ age¸ 55.
24-el-Fârâbî¸ Kitâbû Arâ-i Ehli'l-Medîneti'l-Fâzıla¸ 131-134; Fârâbî¸ el-Medînetü'l-Fâzıla (İdeal Devlet)¸ 110; krş. Fârâbî¸ es-Siyâsetül'l-Medeniyye¸ 52-53.
25- Fârâbî¸ Kitâbü'l-Mille (Din Kitabı)¸ 266.

Sayfayı Paylaş