FUDAYL BİN İYÂD

Somuncu Baba

Evliyanın büyüklerinden olan Fudayl bin İyâd'ın künyesi Ebû Ali'dir. 726 (H.107) senesi Horasan'ın Ebîverd kasabasında doğdu. 803 (H.187) senesi Mekke-i Mükerreme'de vefat etti. Kabr-i şerifi Mekke'de Cennet'ül-Muallâ'da Hazreti Hatîce validemizin kabri civarındadır.

Evliyanın büyüklerinden olan Fudayl bin İyâd'ın künyesi Ebû Ali'dir. 726 (H.107) senesi Horasan'ın Ebîverd kasabasında doğdu. 803 (H.187) senesi Mekke-i Mükerreme'de vefat etti. Kabr-i şerifi Mekke'de Cennet'ül-Muallâ'da Hazreti Hatîce validemizin kabri civarındadır.
Fudayl bin İyâd hazretleri¸ tövbe edenlerin önde gelenlerinden emsali az bulunan bir zattı. Tövbe etmezden önce gençlik yıllarında eşkıya reisi olup¸ yol kesicilik yapar¸ kervanları soyardı. Böyle olmasına rağmen namazlarını bırakmaz¸ oruçlarını tutardı.
Bir gün yoldan bir kervan geçiyordu. Kervandan biri¸ Kur'ân-ı Kerim'in; “İman edenlere vakti gelmedi mi ki¸ kalpleri Allah'ın zikrine ve inen Kur'ân-ı Kerim'e saygı ile yumuşasın!” (Hadîd Suresi: 16) mealindeki ayet-i kerimesini okudu. Bu ayet-i kerime kendisine öyle tesir etti ki¸ gönlünden yaralandı. İçinden; “Geldi¸ geldi. Hatta geçti bile!” diyerek kendinden geçmiş bir halde şaşkın ve mahcup olarak bir harabeye sığındı. Bu sırada kervan yola çıktı. Giderlerken¸ kervandakiler; “Fudayl yolumuzun üzerinde bulunuyor. Acaba nasıl gideceğiz?” diye birbirleri ile konuşurlarken¸ bu konuşmaları duydu ve; “Size müjdeler olsun! Şimdi o¸ yaptıklarına pişman olup tövbe etti. Bundan önce¸ nasıl siz ondan kaçmışsanız¸ o da bundan sonra sizden kaçmakta¸ aynı işleri yapmaktan uzaklaşmakta¸ sakınmaktadır.” diyerek tövbe ettiğini bildirdi. Bundan sonra¸ her tarafı gezerek¸ üzerinde hakkı olanları buldu ve fazlasıyla ödeyerek hepsi ile helalleşti.
Hazret-i Fudayl¸ yaptıklarına çok pişman olmuştu. Yanındakilerden birine; “Allah rızası için beni bağla ve sultanın huzuruna götür. Benim pek çok cezam vardır. Sultan beni cezalandırsın da cezamı çekeyim. Böylece hakkımdaki dinî hüküm neyse¸ o yerine getirilmiş olur.” dedi.
Sultanın yanına gittiler ve durumunu bildirdiler. Sultan kendisine çok izzet ve ikramda bulunarak¸ evine götürülmesini emretti. Evinin önüne geldiğinde hâlâ ağlıyordu. Hanımı görüp; “Sana ne oldu? Niçin ağlayıp inliyorsun? Yoksa seni dövdüler mi?” dedi. “Evet¸ hem de çok dövdüler.” buyurdu. Hanımının merakı daha da artarak; “Nerene vurdular?” deyince; “Sultan¸ yaptıklarımın cezasını vermedi¸ fakat ızdırabım canımı yakıyor ve ciğerimi deliyor.” dedi. Sonra hanımına; “Ben Rabbimin hanesine¸ Kâbe'ye gidip ziyaret etmeye niyet ettim. İstersen aramızdaki nikâh bağını çözüp seni boşayayım.” dedi. Hanımı; “Allah korusun. Senden nasıl ayrılırım. Sen nereye gidersen ben de beraber gelir¸ senin hizmetinde bulunurum.” dedi. Sonra birlikte hac yoluna çıktılar. Allahü Teâl⸠yolculuklarını kolaylaştırdı. Kâbe'de bazı âlim ve velilerle görüştü. Kûfe'de İmam-ı Azam Ebû Hanîfe hazretlerinin derslerine katıldı. Ondan ilim ve edeb öğrendi. Kuvvetli hafızası vardı. Kısa zamanda çok sayıda hadîs-i şerîf ezberledi ve hadîs ilminde mütehassıs oldu. Evliyanın büyükleri arasına girip¸ şöhreti her tarafa yayıldı. Hikmetli söz ve nasihatleriyle çok talebe yetiştirdi. Abdullah ibni Mübarek¸ İmam-ı Şafiî¸ Sırrî-yi Sekatî talebelerinin önde gelenlerindendir.
Hikmetli sözleri çoktur. Mekkeliler yanına gelir¸ onlara vâz ve nasihat verirdi.
Bid'atten ve bid'at sahiplerinden nefret eder¸ insanları bunun zararlarından sakındırırdı. Bu hususta; “Bid'at sahibi ile oturan onunla görüşen kimseden sakınınız. Bid'at sahibini seven kimsenin amellerini Allahü Teâlâ kabul etmez¸ kalbinden İslâm'ın nurunu çıkarır. Müslüman¸ müslümanın yüzüne bakınca¸ kalbi parlar. Müslümanın bid'at sahiplerinin yüzüne bakması ise¸ kalbini karartır. Yolda bid'at sahibine rastlarsan¸ yolunu değiştir. Bid'at sahibine iltifat edip yükseltme. Bid'at sahibine yardım eden¸ İslâm'ın yıkılmasına yardım etmiş olur.” buyurdu.
Birisi yine kendisinden nasihat istemişti. Ona; “Baban sağ mı!” diye sordu. O da; “Vefat etti.” dedi. Bunun üzerine Fudayl hazretleri; “Evlâdım! Haydi¸ beni terk et. İyi bil ki babasının vefatından sonra başkalarının nasihatlerine muhtaç birine hiç bir nasihat fayda vermez.” buyurdu.
Kendisine; “Belâ ve musibete uğramış kimseler hakkında ne yapmamız uygundur?” denildi. O; “Onların acılarını paylaşarak ağlayınız. Sizin de onlar gibi¸ belki de daha şiddetli bir şekilde¸ günahlarınızın karşılığı olarak belâ ve cezaya çarpılmanız muhtemeldir.” buyurdu.
Fudayl bin İyad’dan İnciler
“İbliş üç şeyden biri ile âdemoğlunu tuzağına düşürür. Birincisi kendini beğenmesi¸ ikincisi amelini gözünde büyütmesi¸ üçüncüsü günahlarını unutmasıdır.”
“Yüce Allah'ı seviyor musun?” diye sana sorsalar¸ sükût et. Zira eğer¸ hayır¸ dersen kâfir olursun. Evet¸ dersen¸ hareketlerin O'nu sevenlerin hareketlerine benzememektedir. Onun için sahtekâr olursun.”
“Allah korkusu¸ dilin lüzumsuz şey söylemesine mâni olur. Allahü Teâlâ'dan korkanın dili söylemez olur.”
“Ben Allahü Teâlâ'ya karşı itaatsizlik ettiğimi merkebimin ve hizmetçimin huyundan ve bana itaatsizlik etmesinden anlarım.”
“Allahü Teâlâ'dan korkandan¸ her şey korkar olur. Allah'tan korkmayan¸ her şeyden korkar.”
“Günah kişinin yanında ne kadar küçük görülürse¸ Allahü Teâlâ katında o derece büyük olur. Günah kişinin yanında ne kadar büyük görünürse¸ Allahü Teâlâ'nın katında da o derece küçük olur.”
“Farzlar¸ insan için sermaye¸ nafileler ise kâr ve kazanç gibidirler. Kâr¸ sermaye olduktan sonra meydana gelir.”
“Nice neşeli ve sevinçli kimseler vardır ki¸ onlara nasip olacak kefenlikler dokunup satışa çıkarılmıştır bile.”
“Her kim dünyayı dost edinse¸ iki cihanın şerrini¸ kötülüğünü başına alır. Zira iki cihanın saadeti dünyayı sevmemekte¸ felâketi de dünyayı sevip tapmaktadır.”
“İnsanın¸ yanında bulunanlarla tatlı tatlı sohbet etmesi¸ onlara güzel ahlâk ile davranması¸ geceleri sabaha kadar ibadet ile gündüzleri hep oruçlu geçirmesinden hayırlıdır.”
“Duamın kabul olacağını bilsem¸ yalnız devlet başkanı için dua ederdim. Çünkü devlet başkanı iyi olursa¸ şehirler ve insanlar kötülüklerden ve belâlardan emin olur.”

Sayfayı Paylaş