FİLOZOFLAR VE MÜZİK

Somuncu Baba

Müziğin¸ insanlık tarihi kadar kadîm bir geçmişi vardır. Nitekim Yaratan’ın¸ ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem’e “Eşyanın isimlerini öğretmesi”ni de bu kapsamda hatırlamak yerinde olacaktır.

Müziğin¸ insanlık tarihi kadar kadîm bir geçmişi vardır. Nitekim Yaratan’ın¸ ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem’e “Eşyanın isimlerini öğretmesi”ni de bu kapsamda hatırlamak yerinde olacaktır. Eşyayı¸ varlığı tanıyan¸ bilen ve öğrenen insan¸ kendi lisanında bunları isimlendirmiş ve bazen de melodik alana taşımıştır. Ancak filozof ve hakîmler¸ müziğin hayat bulmasını¸ insanlığın varlık alanında tecessüm etmeden önceki zamanlara kadar götürmektedirler.
Müzik usulü¸ ses ve nağmeler hakkında konuşan ilk kişi¸ tıpkı matematik biliminde olduğu gibi¸ Fisagor’dur (ö.M.Ö.497). Sonraları bu ilimle uğraşan ve aktaranlar¸ astronomi ve matematikte de ilk düşünceleri ortaya koyan Nikomakoş Batlamyus (ö.168) ve Öklid (ö.M.Ö. 374) olmuşlardır.1
İslâm filozofları içerisinde müzik eserleri günümüze kadar gelebilmiş ilk düşünür Kindî’dir (ö.866) Kindî’nin müzik ilmine ait on eseri mevcuttur.2
O¸ müziğin nefisle olan ilişkisini ele alarak¸ insan ruh ve bedeni üzerindeki olumlu tesirlerini ortaya koymuştur. Dolayısıyla müzik kanalıyla psikolojik hastaların tedavisinin yapılacağını ispatlayarak modern tıbba öncülük yapmıştır.3
Gök Cisimlerinin Dönüş Sesleri: Müzik
Müzik konusunda İhvân-ı Safâ (IV. yüzyıl) ve Kindî’nin beslendiği Fisagor ve Eflatun’un (ö.M.Ö.347) tesirleri Fârâbî’de (ö.950) görülmez. Bu bağlamda müzikal seslerle sayılar ve gök cisimleri arasında bağlantılar kuran düşünce Fârâbî’de mevcut değildir.4
Yine İbn Sîn⸠müzik ile ilgili eserinde gök cisimleri ve insan nefsinin huyları (ahlâk) ile müzikal ses aralıkları arasında kurulan benzerlikleri dikkate almadığını ve bu düşüncelerin felsefeleri eskimiş bir gruba ait bilimsel temellerden yoksun fikirler olduğunu bildirmektedir.5
İbn Sînâ’ya (ö.1037) göre insanın temel tabiî donanımı düşünmeye bağlı ses çıkarmadır. İnsan¸ ses çıkarma noktasındaki uzlaşmacı yöntemi sonucunda doğal bazı biçimler ortaya çıkarmıştır. Bunlar; karşı tarafı güzel sözlerle kandırma; boyun eğme; teslim olma; zayıflığın¸ aczin ve bağışlanmaya muhtaç olunduğunun farkına varılması bağlamlarında sesin kısılması; ya da bir tehditle karşılaşıldığında; güç sergileme¸ kuvvetli gibi görünme ve karşı tarafı barışa râzı etme bağlamlarında sesin hızla ve güçlü bir perdeyle çıkarılması gibi biçimsel özelliklerdir.6
Nefsi Arındıran Melodiler
Sesin kök ve kaynağını izahından sonra riyazetin üç gayeye yönelik olduğunu belirten İbn Sîn⸠bunlar içerisinden birisinin “emredici nefsi (nefs-i emmâre) tatmin bulmuş nefse (nefs-i mutmainne) boyun eğdirmek” olduğunu düşünür. Buna¸ “fikirle eşleşen bir takım ibadetler yardım eder. Sonra da vehimlerin kabulünü vaki kılan sözlerin melodilerinden nefsin güçlerine hizmet eden ritmik melodiler yardım eder. Sonra beliğ bir ibare¸ yumuşak melodiler ve olgun bir düzeyden olan kelam ile söz söyleyen arınmış bir kimseden öğütleyici sözün kendisi yardım eder…” 7
Müzik konusunda hem bir üstat hem de ud ve kanunun mucidi olan Fârâbî için müzik¸ “nağme çeşitlerini onların neden niçin ve nasıl meydana geldiklerinin daha tesirli ve güzel olmaları için hangi durumlarda olmaları gerektiğinin bilgisini içerir.” 8
Müzik¸ Kindi’nin düşünce sisteminde9 olduğu gibi¸ Fârâbî10ve İhvân’ın da matematik ilimler içerisine aldığı bir ilim dalıdır.11
Sevinç (Ferahlık) ve Hüzün (Elem) Veren Müzik
Müzik sahasında konusunda kapsamlı müstakil bir risâlesi12 bulunan İhvân’a göre¸ dinleyenlerin ruhlarında çeşitli tesirler meydana getiren13müzik¸ sevinç ve ferahlık vakitlerinde olduğu kadar¸ hüzün ve elemli zamanlarda ve hatta mabetlerde¸ çarşı pazarda¸ savaşta barışta da dinlenir ve her seviyeden insan üzerinde etkilidir.14
Müziğin öfkeyi teskin eden¸ kini ve düşmanlığı gideren¸ barışı geliştirip¸ ülfet ve sevgiyi tesis edenleri de vardır. Müziği aynı zamanda ibadethanelerde¸ katı kalpleri yumuşatmak¸ gafil nefisleri cehalet uykusundan uyandırmak¸ onları ruhanî makama ve hayat evine teşvik edip¸ oluş (kevn) ve bozuluş (fesâd) âleminden çıkarmak¸ madde denizinde boğulmaktan ve tabiata esaretten kurtarmak için de kullanılır.15

İhvân’a göre bazı peygamberlerin şerîatlarında müziğin haram kılınmasının nedeni¸ onun bu faydalı işlevlerinin dışında oyun ve eğlence¸ dünya lezzetlerine rağbet ve süflî arzular yolunda kullanılmasıdır. Bununla beraber müzik¸ bedenlerin zor ve yorucu gelen eylemleri başarmasında destek olur ve dinçleştirir. Savaşlarda insanları cesaretlendirmek için kullanılması da¸ bu etkisi sebebiyledir.16
Müzik vasıtasıyla nefiş -ki daha önce matematik ve fizik bilimlerle eğitilmiştir- manevî âleme aktarılır ve kişi¸ kâinatın sınırsız genişlemesi sırasında ölümsüzlerle beraber olacaktır.17
Uyum ve Ritmik Formların Sanatı
İhvân için müzik¸ uyum ve ritmik formların sanatıdır.18
Öğrenci¸ risâlelerdeki her konu gibi¸ müziği de alışılmış bir yöntemle bir öğretmenden (üstad) öğrenmelidir. Müzik¸ bireysel olgunlaşma¸ arınma¸ tatmin ve mükemmellik için bir iletkendir.19
Anlaşılan odur ki¸ “Fisagorculuktan doğan pek çok Yunan okullarında olduğu gibi¸ İhvân için de¸ insan ruhunu¸ duygusal hallerin ifadesi demek olan müzik¸ paralel sezgilere hazırlayıcılık yapan bir sanat olarak var olacaktır.”20
Müziğin kökeni ve kaynağını¸ gök cisimlerinden neş’et ettiği tezi İhvân-ı Safâ’nın “Müzik Risâlesi”nde etraflıca işlenmektedir:
“Gezegenlerde yaşayan varlıkların hareketlerinin ses ve nağmeleri olmasaydı¸ kendilerinde bulunan işitme duyusunun hiçbir faydası kalmazdı. İşitme duyuları olmasaydı¸ varlıkları eksik olan hareketsiz canlılar gibi sağır¸ dilsiz ve kör olurlardı. Felsefî mantık yoluyla elde edilen sahih deliller gösteriyor ki¸ göklerde ve gezegenlerde yaşayanlar¸ Allah’ın işiten¸ gören¸ düşünen¸ bilen¸ okuyan¸ gece ve gündüz bıkmadan onu tesbih eden melekleri ve ihlaslı kullarıdır. Tesbihleri¸ Hz. Davud’un mihrapta Zebur’u okumasından daha tatlı¸ Kisra’nın saraylarında çalınan fasid ud nağmelerinden daha güzeldir. Eğer onlarda da koku ve tat alma ve dokunma hislerinin bulunması gerektiği iddia edilirse deriz ki; koku ve tat alma ve dokunma hisleri¸ ancak yemek yiyip su içen canlılara¸ faydalıyı zararlıdan ayırabilmeleri ve vücutlarını öldürücü ve zarar verici sıcak ve soğuktan korumaları amacıyla verilmiştir. Göklerin ve gezegenlerin halkı ise¸ bunlara ihtiyacı olmayan varlıklardır. Onların yemek yemeye ve içmeye ihtiyaçları yoktur. Onların gıdaları tesbih¸ içecekleri tehlîl¸ meyveleri tefekkür¸ araştırma¸ bilgi¸ bilinç¸ marifet¸ ihsaş lezzet¸ ferahlık¸ mutluluk ve rahatlıktır. Gezegen ve yıldız hareketlerinin¸ güzel¸ tatlı ve ruhlara ferahlık veren nağme ve melodileri vardır. Bu nağme ve melodiler¸ orada bulunan basit ruhlara¸ gezegenler âleminin cevherlerinden üstünde bulunan ruhlar âleminin mutluluğunu hatırlatıyor. Bu ruhlar âlemi¸ Allah’ın ve Kur’ân’da bildirdiği ve ancak cennette bulunan güzel koku ve rahatlık nimetlerine sahip olan hayattır.” 21
Şu halde¸ ruhlara tesir eden müzik¸ bu özelliğiyle insanlar üze-rinde farklı etkilere sahiptir. Müzik; mutluluk¸ sevinç¸ rahatlık ve umut aşıladığı gibi¸ hüzün¸ acı¸ elem¸ karamsarlık ve umutsuzluk sebebi de olabilir. Nasıl ki faydalı ilim övgüye ve yüceltilmeye değer ise¸ faydasız müzik de yerilmeye ve eleştirilmeyi hak etmektedir. Sanat olarak müzik¸ insana insanlığını unutturarak onu vahşi ve çılgın bir hale dönüştürmemeli¸ haya ve erdemi yok etmemeli¸ cinselliğin ve hazların kölesi yapmamalıdır.
Hakikatte müzik; ruhu arındıran¸ zihni berrak tutan¸ eylemleri mutedilleştiren¸ insan ilişkilerini pekiştiren¸ hayatı ve dünyayı cehenneme çevirmeyen sanattır.

Dipnotlar

1) İhvânu's-Saf⸠Resâilu İhvâni's-Safâ ve Hullâni'l-Vef⸠neş: Butros el-Bustânî¸ Dâru Sâdır¸ Beyrut trz¸ I¸ 208; krş. Resâil¸ III¸ 94.
2) Ahmet Hakkı Turabi¸ Kindi'nin Mûsikî Risâleleri¸ M.Ü.S.B.E. (Basılmamış yüksek lisan tezi) İstanbul 1996¸ 13; Elif Çiftçi¸ Fârâbî Düşünce Sisteminde Müzik¸ C.Ü.S.B.E. (Basılmamış Tezsiz Yüksek Lisans Dönem Projesi)¸ Sivas 2006¸ 11.
3) Hilmi Ziya Ülken¸ “Irak'ta Bağdat ve Kindî'nin 1000. Yıl Dönümünü Anma Töreni”¸ AÜİFD.¸ Ankara 1962¸ X¸ 457.
4) Ahmet Hakkı Turabi¸ “Giriş”¸ İbn Sîn⸠Mûsikî¸ İstanbul 2004¸ III.
5) İbn Sîn⸠Mûsikî¸ çev: Ahmet Hakkı Turabi¸ İstanbul 2004¸ 1-2
6) İbn Sîn⸠Mûsikî¸ 5.
7) İbn Sînâ¸ İşaretler ve Tembihler (el-İşârât ve't-Tenbîhât)¸ çev: A. Durusoy¸ M. Macit¸ E. Demirli¸ İstanbul 2005¸ 185.
8) Fârâbî¸ İlimlerin Sayımı (İhsâu'l-Ulûm)¸ çev: Ahmet Arslan¸ Ankara 1999¸ 78.
9) Kindî¸ “Aristoteles'in Kitaplarının Sayısı Üzerine”¸ Felsefî Risâleler içinde¸ çev: Mahmut Kaya¸ İstanbul 1994¸ 154.
10) Fârâbî¸ İlimlerin Sayımı (İhsâu'l-Ulûm)¸ 8-9.
11) Resâil¸ I¸ 78-79.
12) Bkz. Resâil¸ I¸ 183-241.
13) Resâil¸ I¸ 23; 183; II¸ 135.
14) Bkz. Resâil¸ I¸ 184 vd; er-Risâletü'l-Câmia¸ (Resâilu İhvâni's-Safâ ve Hullâni'l-Vefâ içinde)¸ haz. ve tah: Ârif Tâmir¸ Beyrut-Paris 1995¸ V¸ 50-51.
15) Resâil¸ I¸ 209-210.
16) Ahmet Koç¸ İhvân-ı Safâ'nın Eğitim Felsefesi¸ İstanbul 1999¸ 182; R¸ I¸ 183-185¸ 190¸ 208-210.
17) C. A. Kadir¸ “İhvân-ı Saf┸ İslâm'da Bilgi ve Felsefe¸ haz. Mustafa Armağan¸ İstanbul 1997¸ 116.
18) Tibawi¸ “Further Studies on Ikhwân as-Saf┸ The Islamic Quarterly¸ c. XX¸ XXI¸ XXII¸ 1978¸ 62.
19) Tibawi¸ a. g. m. ¸62.
20) Armand Abel¸ “Basra'da İhvân-el-Safâ Muamması ve Bunun X. Yüzyılda Halifeler Devletinin Sosyal Tarihi Bakımından Manası”¸ çev: Nusret Hızır¸ Belleten¸ c. XXIX¸ 1965¸ 610.
21) Resâil¸ I¸ 206-207; Yalçın Çetinkaya¸ İhvân-ı Safâ'da Müzik Düşüncesi¸ İstanbul 1995¸ 113-115.

Sayfayı Paylaş