ÇOCUĞUMUZA SEVGİ VERELİM

Somuncu Baba

Çocuğun en doğal hakkı ve ilk ihtiyacı ailesi tarafından sevilmesidir. Ailesinin de temel görevi bu sevgiyi ona hissettirmesidir. Bunun için şunlara dikkat edilmelidir:
Çocuğa hep gülümsemelidir. Bu şekilde ona bağlılığımızı ve ondan memnuniyetimizi gösterdiğimiz gibi güven vermiş de oluruz.
Çocukla göz teması kurmalıyız¸ yani gözlerinin içine bakarak güler yüzle davranmalıyız.

Çocuğun en doğal hakkı ve ilk ihtiyacı ailesi tarafından sevilmesidir. Ailesinin de temel görevi bu sevgiyi ona hissettirmesidir. Bunun için şunlara dikkat edilmelidir:
Çocuğa hep gülümsemelidir. Bu şekilde ona bağlılığımızı ve ondan memnuniyetimizi gösterdiğimiz gibi güven vermiş de oluruz.
Çocukla göz teması kurmalıyız¸ yani gözlerinin içine bakarak güler yüzle davranmalıyız.
Kucaklamalı¸ öpmeli¸ okşamak¸ sevgi sözleri söylemeli ve sık sık sarılmalıyız. Bu sırada ona güler yüzle ve sevgiyle bakmalı¸ duygularımızı belli etmeliyiz. Çünkü sarılmak ve dokunmak çocuğun temel ihtiyaçlarından biridir.
Onunla birlikteyken mutluysak¸ sevgimizi hissedeceğini bilmeliyiz.
Sevgi ifadelerini sık kullanmalı¸ yeri geldiğinde iltifat etmeliyiz.
Fırsat buldukça çocukla birlikte zaman geçirmeli¸ beraber olmak için fırsat oluşturmalıyız. Beraber gezmeye gitmeli¸ ona hikâyeler anlatmalı ve bu beraberlikten zevk aldığımızı hissettirmeliyiz.
Çocukla oyun oynamalı¸ bu şekilde onun dünyasına girmeliyiz. Kendi istediğimizi değil çocuğun sevdiği oyunları tercih etmeliyiz. Çocuk büyüdükçe ve ilgi alanları belirginleştikçe¸ anne-baba olarak çocuğumuzu bu alanlara yönlendirmeli ve kendini geliştirmesi için onu desteklemeliyiz.
Özel günlerine önem vermeli¸ başarılarını kutlamalıyız. Ona hediyeler almalı ve ödüller vermeliyiz.
Onunla iletişime önem vermeli¸ sohbet ve muhabbet etmeliyiz. Bu alışkanlığa bebeklikten itibaren başlamalıyız.
Çocuklarımızla özel zamanlarımızı paylaşmalı¸ eğlenceli olayları beraber yaşamalı ve acılarında teselli etmeliyiz.
Yaşantılarının zenginliğinin ve çeşitliliğinin¸ anlama ve kavrama kapasitesini artıracağını bilmeliyiz. Onları farklı yerlere götüremeli¸ değişik insanlarla karşılaştırmalıyız.
Soru sormalarına fırsat tanımalı¸ meraklarını doğru ve uygun cevaplarla gidermeliyiz.
Çocuğumuzu Hep Destekleyelim
Çocuklar bağımsızlıklarını kazandıkça kendi başına iş yapmaya çalışırlar¸ bunu hep destekleyelim. Diyelim çocuğumuz artık kendi ye-mek¸ giyinmek veya ayakkabısını bağlamak istiyor¸ onu teşvik etmeliyiz. Böylelikle beceri ve yeteneklerini geliştirmesine yardım etmiş oluruz.
Kısacası çocuğumuzun bağım- sızlığını destekleyelim. Riske girmek ve yeni şeyler denemek konusunda cesaret verelim. Bir konuda başarılı olmak¸ onun kendine olan güvenini müthiş bir şekilde artıracaktır. Bazen hata yaparak öğren-meye ihtiyacı olduğunu bilmeliyiz.
Çocuğumuzun başarılarına yoğunlaşalım. Özel ilgi alanlarına saygı duyalım ve yollarını açalım. Çocuğumuzun kendine olan güvenini teşvik edelim. Övgü ve desteğin onu motive edeceğini unutmayalım. Ona yapacağımız yardımları yaşı büyüdükçe azaltalım ve kendi ayakları üzerinde durmasına katkıda bulunalım.
Aşağılamayalım
Devamlı aşağılanmak¸ beceriksizliğini vurgulamak¸ hataları ön plana çıkarmak çocuğu kendine güvensiz yapacak veya depresyona yatkın hale getirecektir.
Bebekken biberonu elinden düşürdü diyelim¸ adı üzerinde bebektir ve olabilir. Ama biz onu azarlarsak bu yanlış olur.
Yeni yürümeye başlayan tombul çocuğa¸ sendelediğinde “nedir bu şişmanlık ve şekilsizlik’ diye laf atılırsa zihnine güvensizlik tohumunu ekmiş oluruz.
Öğretmen¸ “Sınıfta saati öğrenmeyen bir tek sen kaldın” diye çıkışırsa yine böyle hata yapılmış olur.
Karneye bakan anne¸ “Hayat Bilgisi dersin orta mı? Benim çocuğum bu hale mi düşecekti!” diye üzüntüsünü belli ederse yine çocuğun güvensizliğini artırmış olur.
Veya baba “ben senin yaşındayken” diye başlayan nutuklar atarak çocuğun başarısızlığını vurgularsa…
Bazen muayene için getirilen çocukların annesiz odaya girmediklerini görürüm. Anneler; hemen atılır¸ “Nasıl konuşacağını bilmez¸ bana ihtiyacı var” derler. Anne¸ çocuğuna çok düşkün olduğunu düşünür; oysa kendine bağımlı yaparak hep kaybetmeğe mahkûm bir insan haline getirdiğinin farkında bile değildir.
Çocuklarımızı iyi olmadıklarına ve başkalarıyla boy ölçüşemeyeceklerine inandırıp aşağılık kompleksine sokmayalım. Çünkü çocuk bir defa başarılı olamayacağı düşüncesine kapılırsa yeni beceriler kazanmayı denemeyecektir bile ve sonunda karamsarlığa düşecektir.
Çocuğumuzun aklını olumsuz şartlandırmalarla doldurmayalım ve güvensizlik tohumları atmayalım.
Hatalı bir davranışını eleştirirken kişiliğini değil olayı hedef alalım ve gerekli açıklamaları olay üzerinden yapalım.
Çocuğumuzla birlikte gülelim¸ ama asla ona gülmeyelim.

Sayfayı Paylaş