SİYAH ELBİSELİ DUYGULU İNSANLARIN ÜLKESİ GÜRCİSTAN

Somuncu Baba

Gürcistan'ın Kimlik Kartı
Türkiye'nin sınır komşusu Gürcistan'ın kısa kimlik kartını verecek olursak: Yüzölçümü 69.700 km2¸ nüfusu 5.475.000 olan Gürcistan'ın para birimi Lari'dir. Başkenti Tiflis (Tiblisi) olan ülkenin önemli şehirleri şunlardır: Sukhumi¸ Kutaisi¸ Rustavi¸ Batumi¸ Poti¸ Hulo¸ Akhaltzikhe¸ Telavi¸ Borcomi¸ Zestaponi¸ Surami¸ Zugdidi¸ Koboleti.

Gürcistan'ın Kimlik Kartı
Türkiye'nin sınır komşusu Gürcistan'ın kısa kimlik kartını verecek olursak: Yüzölçümü 69.700 km2¸ nüfusu 5.475.000 olan Gürcistan'ın para birimi Lari'dir. Başkenti Tiflis (Tiblisi) olan ülkenin önemli şehirleri şunlardır: Sukhumi¸ Kutaisi¸ Rustavi¸ Batumi¸ Poti¸ Hulo¸ Akhaltzikhe¸ Telavi¸ Borcomi¸ Zestaponi¸ Surami¸ Zugdidi¸ Koboleti.
Hem konuşma ve hem de yazı dili Gürcüce olan ülkenin yüzde 90'ı Ortodoks Hristiyan¸ kalan yüzde 10'u Müslümandır. Nüfus artış oranı yüzde 0¸14 olan Gürcistan'da ortalama ömür 72¸8 yıldır. İnsanların ömürlerinin oranı yüksek olmasına rağmen¸ kişi başına düşen milli gelir 1060 dolar gibi düşük bir seviyede kalmaktadır.
Gürcistan'ın Giriş Kapısı: Batum
Gürcistan'da üç eyalet bulunmaktadır: Acara (Kosetya)¸ Abhazya¸ İmeriti. Batum'a geldiğimizde¸ ilk olarak Choto Villa Üniversitesini gezdik. Üniversitenin binası Osmanlı eseri¸ dört yüzyıl önce yapılmış. Üniversitenin içini görmemize¸ hatta etraflıca dolaşmamıza izin verdikleri gibi¸ çok sıcak bir mukabelede bulundular.
Üniversite'den ayrılıp şehirdeki Büyük Kilise'ye geldiğimizde¸ çok şaşırtıcı bir olayla karşılaştık. İnsanın içini hatta dışını da yakan bir görüntü ki¸ Müslüman üç ailenin (karı-koca) Hristiyan olma ayinine rast geldik. Çok acı bir görüntüydü. Ama bu görüntülerin olağan bir durum olduğu söylendi bize. Şunu da hatırlatmak gerekir ki¸ işin mahiyetini biraz daha kurcaladığımızda¸ ekonomik faaliyetlerin olaya müdahil olduğunu öğrendik.
Şehirde diğer tanınan Gürcü şahsiyetlerinin abidelerinin yanında iki ünlü Müslüman Gürcü'nün heykelini gördük. Onlardan biri İlia Cavcavedze şair¸ yazar¸ Acara'da ilk gazeteyi çıkaran¸ ilk okulu açmış öğretmen bir entellektül. Bu Müslüman Gürcü önderi¸ karısıyla birlikte Rusların suikastıyla şehit edilmişler. Diğer heykeli olan Müslüman gürcü ise¸ Mehmet Abaşvidze¸ Batum valisi (sancaktarı) bir yönetici.
Burada bir hususu belirtmezsek Gürcistan'a haksızlık olur. Gürcistan'ın önemli meydanlarında veya büyük kiliselerin önlerindeki alanlarda¸ insanı hayrete düşürecek derecede en ince (kaslarına varıncaya kadar) ayrıntılarına kadar düşünülmüş heykellere rastladık. Örneğin bir insan veya bir at heykelini teferruatlıca incelediğinizde sanki canlıymış gibi duruyor.
Batum¸ üçüncü büyük şehri Gürcistan'ın. Aile kurumunun sağlam olan dayanakları zayıflamış¸ anne ve babaya saygı kalmamış. Batum'un nüfusu 150 bin¸ nüfusun yüzde 60'ı Müslüman. Ancak şehirde bir cami var. Yüz yıl önce 35 cami bulunmaktaymış (1911). Batum¸ 430 yıl¸ Osmanlı hakimiyetinde kalmış.
Batum'da¸ sahilin yanındaki büyük ve bakımlı park gerçekten güzeldi. Sadece Batum değil¸ Gürcistan'ın diğer şehirlerinde de bakımlı ve büyük parkları görmek normal bir durum.
Saat akşamın sekizini bulmuştu. Yalnız içimden hiç çıkmayan bir şey var. Hristiyan olan Müslümanların kilisede yapılan ayindeki görüntüleri. Bunun gerçek olup olmadığını¸ doğru olup olmadığını rehberimize tekrar sordum. O da doğruluğunu onayladı. 4-5 asır İslâm coğrafyası olan ve Osmanlı hakimiyetinde bulunan Batum¸ nasıl böyle bir hale geldi!..
Müslümanlığını unutan Müslümanlar. Müslümanlığını önemsemeyen Müslümanlar. Yani kısaca¸ Batumlular. Maalesef çok acı. Yanlış hatırlamıyorsam¸ Birinci Meclis'te Batum mebusumuz vardı. Ayrıca Çanakkale'de şehitleri gezerken Batum doğumlu genç şehitlerimizin kabirleri aklıma geliyor.
Gürcü insanı¸ sessiz¸ sakin. İnsanlar yavaş¸ hayat yavaş bir tabiata sahip gibi gözüküyor. Tabii tahlil ve tespitler¸ Tiflis için geçerliliğini yitirecektir.
Batum'dan ayrılıp başka bir Gürcü şehrine doğru yol alıyoruz. Kopiliti¸ turistik şehrindeyiz. Daha sonra Poti şehrine geçtik. Şehirde siyah çarşaflı bir kadın gördüm¸ Müslüman zannettim. Sadece elleri ve gözleri görülüyordu. Kilise ve kilise okulu olduğu söylenen bir yerde dururken¸ yanımızdan geçen bu kadın¸ meğerse o anda kiliseyi gördüğünde istavroz çıkaran bir Hristiyanmış. Çok sevdiği birisinin ölümü¸ simsiyah çarşaf giyinmenin sebebi olmaktaymış.
Poti'ye güzel¸ şirin bir şehir görüntüsü hakim. Şu an bulunduğumuz yer¸ bir Osmanlı yapısı saat kulesi ve yanında bir caminin bulunduğu bir mekân. Cami¸ sonraları belediye binasına dönüştürülmüş. Onların yanında kilise veya kilise okulu var.
Fiyatların çok düşük olmadığı bu ülkede Batumluların aylık gelirini sorduğumuzda¸ en iyileri 30-40 dolar alıyor. Evleri çoğunlukla kendilerine ait. Ancak dikkat çekici bir durum var ki¸ Mercedes otomobillerin çokluğu. Piyasa taksilerinin önemli bir kısmı¸ bu lüks arabalardan oluşmakta olduğunu müşahede ettim. Bize söylenenlere göre bu lüks otomobillerdeki vergi oranın düşüklüğü¸ ister istemez sayılarını arttırmaktadır. Diğer taraftan çok eski ve dökük otomobilleri de görmek insanı şaşırtmaktadır. Şunu söylemek belki mümkün¸ Komünizmin idealize ettiği sınıfsız toplum modeline adeta nazire yaparcasına¸ Gürcistan çok zenginler ve çok fakirlerden oluşan bir yaşam tarzına doğru sürüklenmektedir. Bununla birlikte Batumlular (ve herhalde diğer Gürcü şehirleri de öyledir)¸ yazları¸ kışa büyük bir hazırlık yapıyorlar. Turşu¸ reçel¸ konserve gibi önceden hazırlanan yiyecekler¸ aynı zamanda ailelerin bütçelerine hatırı sayılır bir katkıda bulunmaktadır.
Gürcistan'da Ruslarca şekillendirildiği söylenen resmi tarih anlayışının da belki biraz etkisiyle Osmanlı'ya veya Türkiye'ye şöyle bir bakış var: Osmanlı bizi geldi işgal etti¸ zorla Müslüman yaptı ve bizi sömürdü. Türkiye'den gelen faaliyete de (kültürel ve bilimsel) biraz şüpheyle baktıkları söylenebilir. Ama bu anlayış¸ Türkiye ve vatandaşlarını daha yakından ve bizzat tanıdıkça değişmektedir.
Cenaze Törenleri
Bize anlatılanlara göre¸ hayatını kaybedenlere Gürcistan'da yapılan ilk görev olarak¸ cenazeye güzel kıyafetleri giydirilir ve bir hafta (7 gün) tabutta olmak üzere evinde bekletilir. Herkes ziyaret eder. Definden sonra mezarın başında ona kadeh kaldırılır. Ayrıca definden sonra 500-600 kişilik bir yemek ziyarete gelenler tarafından verilir.
Abhazya bölgesine geçtiğimizde ilk karşılaştığımız şehir Kutaysi¸ Gürcistan'ın ikinci büyük şehri konumundadır. Kutaysi’nin¸ nüfusu 200 bin¸ tamamına yakını Ortodoks Hristiyan¸ az sayıda Yahudi de bulunmaktadır. Şehrin tarihi¸ 2500 yıl öncesine kadar gitmektedir.
Bu şehir¸ Sovyetler Birliği'inin dışişleri bakanı ve aynı zamanda Bağımsız Gürcistan'ın eski devlet başkanı Edward Shavernadze ve şimdiki Devlet Başkanı Saakaşvili'nin doğduğu yerdir. Bu şehir için¸ “Gürcistan'ın beyni” denilmektedir.
Ziyaret ettiğimiz okula adını veren Niko Nikoladze¸ dünyaca ünlü bir matematik profesörüymüş. Okuldan çıkarken¸ bir sürprizle karşılaştık; öğrenciler¸ Cuma günü olduğu için önce Gürcistan Marşı ve sonra İstiklâl Marşı'mızı hatasız okudular. Sonradan öğrendiğimize göre öğrenciler¸ ilk defa o gün İstiklâl Marşı'nı okumuşlar. Bizler de onların bu okuyuşlarına alkışlarımızla cevap verdik.
Kutaysi'deki aile yapısı¸ genelde tek veya iki çocuk sahibi şeklinde oluşmaktadır. Şehrin geneli yurt dışında (Türkiye¸ ABD ve Avrupa) çalışan veya bulunan akrabalarından gelen 300-400 dolar paralarla geçiniyorlar.
Yemek Kültürü
Fazla bir yemek kültürü yok. Haçapuri¸ İmeruli isimli peynirli ve patatesli börekleri var. Bize söylendiğine göre¸ bu hamurlu yiyeceği çok seviyorlar. Kafe ve pastanelere gittiklerinde bunları yiyorlar. İçecek olarak limon suyu¸ armut suyu¸ kivi gibi meyvelerden üretilmiş Kazbeki denilen meyve suları var. Ayrıca Borjomi ve Bokoryani denilen maden sularını yemeklerini yerlerken sofralarından hiç ihmal etmiyorlarmış.
Eğitim
Gürcistan'ın okuma yazma oranı yüzde 99'ları bulmaktadır. Nüfusun yüzde 75'i üniversite mezunu¸ yüzde 30'u da iki üniversite bitirmiştir.
Dil ve Yazı
Ülkede Gürcüce konuşuluyor. Yazı dili daha önce Kril alfabesi iken¸ bağımsızlıktan sonra Gürcüce olmuş. Gürcüce¸ biraz bana İbranice yazı dilini hatırlattı. Bu düşüncemi¸ Ana Britannica'daki “Gürcüce”nin kökenin Aramice olduğu şeklindeki cümleler destekledi.
Kril alfabesiyle yazılmış yazılar¸ Gürcüce yazıların yanında (tabelelerde¸ resmi dairelerde) yerini almış. Dikkat çekici bir unsur da¸ Gürcüce yazılan yazıların yanındaki Kril yazılarının¸ yerini yavaş yavaş İngilizce'ye terk etmesi olarak görülmektedir.
Türk Okulları
Gürcistan'da¸ dil¸ ırk¸ din ve renk farkı gözetmeden öncelikle bu ülkeye¸ sonra dünya bilim ve kültürüne katkıda bulunan ve nefes veren Türk ve Gürcü işbirliğinin sonucu ortaya çıkmış sevgi okulları bulunmaktadır. Tiflis'te Süleyman Demirel Okulu¸ Batum'da Refaeddin Şahin Okulu¸ Kutaysi'de Niko Nikoladze Okulu ve yine Tiflis'teki Uluslararası Karadeniz Üniversitesi¸ her renk¸ dil¸ din ve renkten insanı barındırıyor. Ermeni ile Azeri aynı üniversitede okuyor ve bir problem çıkmıyor. Eğitim ve öğretim kadrosu¸ bu diyarın insanları Gürcü ve kadim komşuları Türk öğretmenlerden oluşmaktadır.
Ülkenin¸ komşu ülkelerinde olduğu gibi¸ geçirmekte olduğu zorlu ekonomik sorunları ve çözümlenmeye başlayan siyasî sorunlarına rağmen¸ bu okullar ve onun vefakâr ve cefakâr eğitimcileri¸ Gürcistan'ın yükselişinde harikalar yaratıyorlar. Bu Sevgi Okulları¸ türdeşleriyle büyük bir rekabet içerisinde güzel işlerde¸ en önemlisi de Gürcistan için ve onun Türkiye ile dostluk alanında önemli kazanımlar elde etmişler. İki ülke insanın kaynaşması ve kucaklaşması için bu okullar çok büyük birer şanstır. Şunu da duyduğumda çok sevindim ki¸ Türkiye'nin sınır kavgası yaşamadığı tek ülke de Gürcistan'mış.
Kutaysi
Aslında Kutaysi¸ nüfuz (etki) bakımından 1¸5 milyon insana hitap ediyor. Zamanla 300 bin nüfuslu şehirden¸ ekonomik sebepler¸ eskimiş teknolojiler¸ verimli olmayan fabrikalar ve işletmelerin kapanmasından dolayı 100 bin kişi ayrılmış. Çoğunluğu başkent Tiflis'e göç etmiş¸ dolayısıyla şehir boşalmış bir durum arzetmektedir.
Gürcistan¸ sıcak kanlı insanların ülkesi; onlar hakkında¸ güvendikleri ve sevdikleri insanlar için canlarını verecek insanlar deniliyor. Dolayısıyla Gürcistan insanı¸ duygulu¸ cesur¸ dost ve vefalı insanlar.
Kaplıcalar Şehri Sıkaltuba
Sıkaltuba (Sıcak Su Tesisleri) 120 bin insanı barındıran bir yer. Stalin ve arkadaşlarının (askerlerinin) dinlendiği bir yer. Stalin'in annesi Azeri¸ babası da Gürcü olduğu söyleniyor¸ buralarda.
Sabahları¸ oksijen deposu olan güzel¸ tabiatla birlikte bakımlı ağaçların bulunduğu bu yerde¸ kaplıcalar¸ saunalar¸ pansiyonlar var. Ama içleri boşaltılmış yerler olarak durmaktadır. Sanki yeni kapitalist dolar zengini sahiplerini bekleyen mekânlar görüntüsü vermektedir.
Fakat gerek bahçeleriyle gerekse binalarıyla bu geniş alanlar¸ bence¸ tam ve büyük bir üniversiteye ev sahipliği yapmak için oldukça elverişli görünmektedir.
Din
Avrupa Kiliseler Birliği¸ Kutaysi'nin tepelerine kiliseler inşa etmiş. Kiliseler yanında camiler¸ az da olsa açık. Komünizmin din konusundaki acımasız katı ve sindirmeci politikaları ve baskıları¸ artık yerini özgürlüğe terk ediyor. Anlatıldığına göre¸ bu özgürlüklerle birlikte açılan camilerdeki görüntüler¸ gerçekten içler acısı bir durumu yansıtmaktadır.
Kilitli camilerin ve kiliselerin kapıları açılmış. Komünizm yıkılınca¸ insanlar dine yönelmişler. Devlet başkanları¸ artık yemin törenlerini kiliselerde icra ediyorlar.
Gürcülerin ülke bayrağı¸ milli marşları da bu değişimden nasiplerini almışlar.
Ortodoks kilisesinin patriği¸ protokolde devlet başkanından hemen sonra geliyor. Patrik'in¸ ülke hakkında alınacak kararlarda önemli bir fonksiyona sahip olduğu söyleniyor.
Gürcülerin¸ dine bakışlarının daha yoğun olduğu görülüyor. Zira kiliseler çok heterojen ve kalabalık durumda. Diğer taraftan Gürcülerin¸ Hristiyanlığı çok erken dönemlerde kabul etmiş bir topluluk olmalarını da bir tarafa not etmek gerekmektedir.
Ancak şunu belirtmemiz gerekir ki¸ ibadet yerlerini (kilise-sinagog) yıkmak ve yakmak bizzat İslâm Dini'nce ve Peygamberimizce kesinkes yasaklanmıştır. Ayrıca her türlü dine¸ dile¸ mezhebe ve ırka geniş tolerans gösteren Osmanlılar¸ böyle bir ithama muhatap olacak belki de en son devlettir. Onun için şunu diyebiliriz ki¸ Osmanlıların kiliselere ve ibadet yerlerine karşı – o da gerçekleşirse- en sert tepkisi¸ ancak o yeri camiye çevirmekle sınırlı kalmıştır. İstanbul'un fethine kadar kilise olan Ayasofya buna en güzel örnektir ki¸ içindeki Hristiyanlığı sembolize eden resimler bile saygı ifadesi olarak yok edilmemiş¸ sadece üzerleri sıvanmıştır. Başka delile gerek yok¸ tarih buna şahittir.
Tiflis'e Doğru…
Artık beklediğimiz Tiflis'e geldik. Süleyman Demirel Koleji'ne kısa bir ziyaretten sonra¸ “Türk Mutfağı” denilen bir lokantada güzel bir kahvaltı yaptık. Lokantanın sahibinin bize söylediğine göre¸ önceden on civarında esnaf varmış¸ zamanla 3-4 tane kalmış. Gürcülerin¸ Türk yemeklerine ilgisini sorduğumda¸ lokantanın sahibi¸ işlerinin iyi olduğunu söyledi. Tifliş daha önce gezdiğimiz Batum ve Kutaysi'den çok farklı. Sanki başka bir ülkenin şehriymiş gibi.
Tiflis'te aynı zamanda şehrin de en yüksek yeri olan Şeyh San'a tepesine çıkıyoruz. Said Nursî'nin Tiflis'e geldiğinde ziyaret ettiği tepe olduğu söyleniyor.
Tiflis'te bir camiyi ziyaret ettik. Zaten başka cami de mevcut değilmiş. Cami 12. yüzyıl ürünü bir mabet. Selçuklular tarafından inşa edilmiş¸ bir tarafta Caferîler¸ diğer tarafta Hanefîler namaz kılıyorlar. Ama biz ziyaret namazı kılamadık maalesef.
Tiflis Denizi denilen bir göl kenarında kısa bir gezintiden sonra alış-veriş için kalabalık mekânları dolaştık¸ az da olsa alış-veriş yaptık. Tiflis'e gidenlerin dönüşlerinde yanlarında hediyelik olarak el işi hançerler götürürlermiş. Ben de hatıra olarak bir tane aldım.
Buradaki açık ve kapalı pazarlarda satılan elektronik ve hediyelik eşyaların tamamına yakını¸ Türkiye'de olduğu gibi daha çok Çin mal ve ürünlerinin hakimiyeti altında görünmektedir.
Sonuç Yerine Gürcistan'ın Geleceği Üzerine Kehanetler
Büyük bir botanik bahçesi gibi muhteşem yer üstü güzellikleri olan Gürcistan¸ yer altı zenginlikleri göz kamaştırmasa da¸ “Ortaasya'nın anahtarı” konumda olduğu söyleniyor. Buraya hakim olan¸ bütün bölgeyi kontrolü altında bulundurur denilmektedir. Onun için ABD¸ Rusya¸ hatta Avrupa özellikle Almanya'nın üzerinde titredikleri bir ülke.
Örneğin¸ Başkan Bush'un ziyareti¸ bu topraklarda çok önemli bir etki bırakmış. Gürcistan'a gelmeden önce¸ televizyonlardan izlediğim kadarıyla¸ ABD başkanın¸ binlerce insan tarafından¸ özellikle de eski bir Doğu Bloku hem de Ortodoks ülke olmasına rağmen¸ alkışlanması beni çok şaşırtmıştı.
Ayrıca Bush'un binlerce insana konuşması¸ Rusya'ya yöneltilmiş bir mesaj olarak yorumlanmaktadır. Yani daha önce Rus Komünist liderlerin konuşma yaptıkları meydanlarda¸ artık Amerikan başkanları konuşmaktadırlar. Bir şehirdeki¸ bir duvar yazısı aslında durumu çok açık olarak özetlemektedir: “America¸ America¸ We most wanted.”
10 yıla kadar Gürcistan eksiklerini tamamlamış¸ liberal ekonomiye hızlı bir şekilde geçmiş¸ kapitalizmin yolunda hızlı bir gelişme kaydedeceğini düşünüyorum. En önemli iki sorunu¸ yani güvenlik ve güven duyma sorunlarını halletmiş gibi. Adeta kapitalist dolar milyonerlerinin yeni pazarı konumunda.
Dünya petrolünün 80'de birini taşıyacak olan ve “Yüzyılın Projesi” olarak nitelendirilen Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ile birlikte Türkiye'nin Gürcistan'la yakın olan ilişkilerini daha da geliştirmesi kaçınılmazdır. Bu hem Batı'ya (Avrupa ve Amerika'ya) açılma çabası içerisindeki Gürcistan için¸ hem de dünya enerji üssü konumuna gelen ve Ortaasya ve Ruslarla sıkı ekonomik ve kültürel ilişkisi olan Türkiye için hayatî derecede önemli bir husustur.
Mevcut yerüstü doğal güzelliklerini tanıtıp dünya insanlarını kendi ülkesine çekecek gibi görünüyor.
Gürcistan'ın Siyah Elbise Giyen¸ yüksek okumuş ve kültürle yoğrulmuş insan potansiyeli¸ onu dünya bilim ve kültüründeki hak ettiği yeri almasında en önemli gücü olacaktır.

Sayfayı Paylaş