HAKLARI GÖZETMEK!

Somuncu Baba

Hz.Peygamber¸ Abdullah b. Amr İbn As'a şöyle demiştir:
“Şüphesiz senin üzerinde eşinin hakkı vardır¸ ziyaretçilerinin hakkı vardır¸ kendi bedeninin de senin üzerinde hakkı vardır…”
Buhâri¸ (30) Savm¸ 55¸ 57¸ had. no:1968

Hz.Peygamber¸ Abdullah b. Amr İbn As'a şöyle demiştir:
“Şüphesiz senin üzerinde eşinin hakkı vardır¸ ziyaretçilerinin hakkı vardır¸ kendi bedeninin de senin üzerinde hakkı vardır…”
Buhâri¸ (30) Savm¸ 55¸ 57¸ had. no:1968

Alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in tüm mahlukata olan sınırsız merhamet ve muhabbetini her sözünde¸ her amelinde müşahede etmek mümkündür. Özellikle ashabıyla sohbetlerinde¸ onlara rıfkla muamelesinde¸ şefkatinde bu durum açıkça görülmektedir. Hz. Peygamber'in ashabına olan düşkünlüğünü ve ilgisini Abdullah b. Amr'a tavsiyelerinde de görmek mümkündür.
Müslim'in Savm bölümünde naklettiği rivayete göre Abdullah b. Amr¸ devamlı olarak gündüzleri oruç tutmakta¸ geceleri ise ibadetle geçirmektedir. Bu durum Hz. Peygamber'e ulaştığında şöyle buyurmuştur: “Senin gündüzleri oruç tuttuğun geceleri ise namaz kıldığın haberi bana ulaştı. Böyle yapma! Çünkü senin üzerinde eşinin hakkı vardır¸ ziyaretçilerinin hakkı vardır¸ kendi bedeninin de senin üzerinde hakkı vardır. Abdullah b. Amr'ın bu şekilde davranmakta ısrar etmesi üzerine Hz. Peygamber ona Davud (as) orucunu¸ yani bir gün oruç tutup bir gün tutmamayı¸ yedi günde bir hatmetmeyi¸ bunda da aşırıya kaçmamayı tavsiye etmiştir. Rivayetin sonunda Abdullah b. Amr'ın ihtiyarlayıp gücünü yitirdiğinde bu ruhsata uymadığı için pişman olduğu nakledilmektedir.
Allah-u Teal⸠kainatı belli bir düzen dahilinde yaratmış¸ insanlara da davranışlarında dengeli ve düzenli olmalarını öğütlemiştir. Hz. Peygamber'in hadislerinde de konuşma tarzından yeme-içme alışkanlığına¸ giyinmekten ibadetlere varıncaya kadar her konuda ölçülü ve dengeli olunması tavsiye edilmektedir. Hz. Peygamber her vesileyle insanların sevgi¸ nefret¸ öfkede ve benzeri duygu ve düşüncede aşırılıklarını önlenmeye çalışmıştır. İbadetlerde aşırılık da yasaklanmıştır. Hz. Peygamber¸ Abdullah b. Amr'a bu konuda tavsiyelerde bulunmakta ve insanın yalnız ibadetleri yerine getirmekle değil¸ ailesine ve çevresine karşı da sorumlu olduğundan bahsetmektedir. Hadiste kişi üzerinde eşinin¸ misafirlerinin¸ ve kendi bedeninin hakkı olduğu zikredilmektedir. Hadisin farklı versiyonlarında kişinin çocukları¸ gözleri ve nefsi de hakkı olanlar arasında sayılmaktadır. Buna göre insan¸ ailesini ve çevresini ihmal edecek veya sağlığını olumsuz yönde etkileyecek şekilde ibadetlerde aşırılığa kaçmamalıdır. Şüphesiz ki kişi üzerinde eşinin ve çocuklarının hakkı bulunmaktadır. İnsan¸ onlara iyi muamelede bulunmak ve geçimlerini temin etmekle sorumludur. Bunun yanında ailesine¸ akrabalarına¸ komşularına karşı başka insanî ve sosyal vazifeleri bulunmaktadır. İslâm dini tüm bunları inceden inceye düzenlemiş ve ana-baba hakkı¸ komşu hakkı¸ kul hakkı şeklinde sınıflandırarak sevgi ve saygı temelinde bir sosyal hayat önermiştir. Ayrıca insan kendi nefsine karşı da sorumludur¸ vücudu üzerinde de istediği şekilde tasarrufta bulunamaz; çünkü emanet aldığı bedenin de üzerinde hakları vardır. Buna göre kişi¸ her hak sahibine hakkını vermelidir.
Hz. Peygamber'in hayatında insani bütün yükümlülüklerini en güzel şekilde ifa ettiğini görmekteyiz. O¸ Rabbine karşı olan vazifelerini yerine getirip Rabbinin razı olduğu bir kul olmasının yanında hem bir aile reisi¸ hem devlet başkanı¸ hem ordu komutanı hem de insanlığa rehber olarak gönderilmiş son peygamberdir. İbadete düşkün olmasına¸ hatta her anını ibadet bilinciyle geçirmesine rağmen ne ailesini¸ ne ashabını ihmal etmiş¸ ne de sağlığını bozacak derecede aşırıya kaçmıştır. Ashabından bazısının aşırı gittiklerini duyunca şöyle buyurmuştur: “Ben sizin Allah'tan en çok korkanınız ve günahlardan en çok korunanınızım. Bununla beraber bazen oruç tutarım bazen tutmam. Gecenin bir kısmında kalkar namaz kılarım; bir kısmında yatar uyurum. Kadınlarla da evlenirim. İşte benim sünnetim budur. Her kim benim bu yolumdan gitmez de ondan yüz çevirirse benden değildir.” (Buhâri¸ (67) Nikah¸ 1¸ had. no: 5063) Bunun yanında İslâm'da herkesin gücü nispetinde ibadet etmesi esastır¸ kimseye gücünün üstünde yük yüklenmez. İbadetler konusunda ise az da olsa devamlı olanının makbul olduğu bildirilmiştir.
İslâm dini kişinin dünyadaki bütün tutum ve davranışlarının¸ hatta niyet ve tasavvurlarının ahiret hayatını belirleyen unsurlar olduğunu kabul eder. Dünyadan bütünüyle yüz çevirerek¸ ibadete yönelme yerine halkın arasında Hakk'la beraber olma önerilmiştir. Dolayısıyla İslâm’da ruhbanlık yoktur¸ insanın Rabbine karşı olduğu kadar çevresine karşı da vazifeleri vardır. Buna karşılık dinimiz ahiret hayatını sürekli hatırlatarak insanların dünyevileşmesini ve adeta dünya ve maddeye tapar hale gelmelerini önlemek istemiştir. Buna göre Müslüman olan kişinin hayatının dengeli olması gerekir.

Sayfayı Paylaş