KÜLTÜRÜMÜZ¸ GELECEĞİMİZ VE GENÇLİK

BAYRAK VE VATAN

Geleceğimiz ve Gençliğimiz
Gençlik bir milletin¸ bir toplumun geleceğinin teminatıdır.

Geleceğimiz ve Gençliğimiz
Gençlik bir milletin¸ bir toplumun geleceğinin teminatıdır. Ekonomik¸ sosyal ve kültürel kalkınması için gerekli olan¸ yetişkin olan insan gücüdür. Millete düşen vazife¸ bu en kıymetli hazinesini her türlü tehlikeden koruyup onu geleceği için en iyi şekilde yetiştirmektir. Çünkü en değerli¸ en kutsal varlığı olan toprağını¸ kültürünü ona emanet edecektir.
Genç bir padişah olarak İstanbul'u alan Fatih¸ Medreselerini açtığında oraya bin tane genç alır. Her şeyi ile devlete ait olan üniversitesine sık sık gelir orayı yoklar¸ hocalara sorar “durum nasıl” diye. Hocalar “devletlü sultanım bizi geçecek bir kişi gözüküyor” Fatih'in onlara cevabı şudur: “Aman hocam 999 genci de biri için besleyelim. Bir gencin yetişmesi bize yeter”.
Koskoca Osmanlı Devletini yıkan sebeplerden biri de¸ son zamanlarda onların eğitimine önem verilmediği için çıkan¸ SUHTE ayaklanmalarıdır. Gençleri yetiştirmek bizde Kâbe yapmak gibidir. Tarihçimiz Âli bir kıtasında diyor ki:
Mesacid ü meâbid ko¸ âdem yap
Kâbe yapmakcadır âdem yapmak
Taş ağaç kaydı ne lazım şahın
Yaraşır şahlara adem yapmak.
İnsan unsuru¸ bir milletin en büyük ve bulunmaz bir hazinesidir.
Bizde “Gençlik Hazinedir” deriz. Kutadgu Bilig'de diyor ki “Hazineni aç¸ halkını doyur. Halkının karnı tok sırtı pek okursa sana dünyanın hazinelerini kazandırır.”
Kitab-ı müstetapda da şöyledir :
Şehlerin varlığı reâyadır.
Onlar olan akçe hazine¸ evladır
Söylemek gerekirse şunu bilmek gerekir ki¸ gençliğe yapılan yatırım¸ bir millet için¸ en kârlı yatırımdır.
Gençliğimiz ve Kimlik Problemi
Gençliğimiz ve geleceğimizin teminatı olan gençlerimiz bugün bir kimlik ve kültür bunalımı içindedirler. Eğitimde¸ çevrede¸ medyada bir şeyler oluyor¸ genç delikanlı ne yapacağını bilemiyor.
Sayın Prof. Dr. İsmail Armağan diyor ki: “Bugün Türkiye'de kimlik arayışı içinde olan bir gençlik vardır. Gençliğimizin sorunları toplumun sorunlarıdır. Bu problemleri çözmek hepimizin görevidir.
Son 25 yıl içinde gençliğin değerleri¸ köklü biçimde değişmiştir. Bu süreç içinde gençlik politize oldu. Toplumun dışına itildi. Topluma yabancılaştı. Kültür çatışması yaşamaya başladı¸ yalnızlaştı. Depresif bir ruh haline girdi. Bireyselleşti. Gelecek kaygısı ve korku içinde mutsuzluk yaşıyor. Kimlik arayışı içinde¸ marka¸ moda ve lükse düşkün. Büyük çoğunluğu yurt dışına kaçmak istiyor. Buna göre gençliğimizin durumu hiç de iç açıcı değil.
Bence meseleyi baştan ele almak lazım. Buna göre:
1- Üniversite giriş imtihanında öğretmen ve din adamı yetiştirecek¸ fakültelerin giriş puanını yükseltmek lazım. Kaliteli yetişen öğretmen ve din adamına şiddetli ihtiyacımız vardır.
Şemseddin Günaltay Zahmetten Nura¸ Hurafetten Hakikata adlı eserinde diyorlar ki: “yanlış dini bilgileri öğretmektense hiç öğretmemek daha iyidir” seneler önce merhum Cevat Rifat Ulunay'ın bir yazısını okumuştum. Orada Fransa'da bizim öğretmenlerin başından geçen bir olayı anlatıyor idi. Bilgi görgü için oraya giden bazı yaşlı öğretmen ve müfettişlerin bir imtihan neticesinde başarısız sayıldıklarını göstermekteydi.
Bilhassa Sosyal Bilimler öğretmeni hassaten Tarih öğretmeni. Her şeyin yapılan hatası giderilebilir ama tarihini bilmeyen bilhassa siyasilerin hatası asla giderilemez ve devlet gider.
2. Şimdi ben bu iki sahaya yetişmiş elemanlarımı atayınca¸ kültür ve medeniyetin düşmanlarının istismar ettiği Din ve Tarih bilgisini bu insanlar gençlerime kültürünü güzelce öğretecek¸ gencim de kendini bilecek¸ kendine güvenecek¸ kendi toplumuna sahip çıkacak gönül kapısı açık olacak¸ Din ü Devletine Mülkü ü Milletine bağlı bir vatandaş olacak.
3- Okulu ve camii garanti altına alındıktan sonra oraya evlat yetiştirecek anayı¸ aileyi ele alacağız. . Hz. Peygamber “İlim talep etmek kadın ve erkek bütün Müslümanlar farzdır”¸ “Cennet anaların ayağının altındadır.” buyuruyor. Onun için de yarının annesi olacak kızlarımızı okutalım.
Aydın Candaroğlu'nun anneler günündeki yazısından size bir parça okumak istiyorum. “Her şey bana öğrettiğiniz gibi¸ her şey olmamı istediğiniz gibi çok şükür devam etti anneciğim. Kalemimin mürekkebini¸ bana verdiğiniz süt kadar¸ temiz tutmaya özen gösterdiğimi¸ zihnimin köşelerinde şühedayı rahatsız edecek bir leke olmadığını¸ kalemimi sınırda bekleyen Mehmetçiğin süngüsü kadar dik tutmayı başardığıma emin olabilirsiniz.
Böyle günlerde sizlere verebileceğim hediye ne olur ki annem olmamı isteğiniz kadar olmaya¸ koşmamı istediğiniz kadar koşmaya¸ sakınmamı istediğince¸ şeyler konusunda da¸ elinden geldiğince kaçınmaya¸ sizleri üzecek bir şeyler yapmaya gayret ettiğimi sana arz ederim
4-Babaya düşen de ona doğruluğu dürüstlüğü¸ bilhassa alın teri¸ helal kazanmayı öğreterek onu hayata hazırlamaktır.
5- “Cemil Meriç der ki; “kamusa-dile-dokunan namusa dokunmuştur” sözünde olduğu gibi¸ dilimize sahip çıkmak lazımdır. Fütüvvetnamelerimizde “Eline¸ diline¸ beline sahip ol” ifadesi yer almaktadır. Her kelime her atasözü bir kıymet ifade eder.
“Suvarmak” hayvanlar için
“Sulamak” bağ ve bostan için
“İçmek” insanlar için
“Evli müteehhil-ehl-i namus birine düştün mü”
v.b. tabirlerde olduğu gibi.
6- Bizi biz yapan ve bize ait olan törelerimize¸ ananelerimize sahip çıkalım. Onlar bizim özümüzdür. Ama akla¸ dine¸ mantığa ve cemiyetin yararına olan törelerimize.
7- Bu memleketin¸ bu toprağın ve bu milletin kıymetini bilelim. Buralar bize çok pahalıya mal olmuştur.
Ali Şir Nevai bir kıtasında şöyle demektedir:
Zimestan görmeyen bülbül¸ baharın kadrini bilmez¸
Cefayı çekmeyen aşık safanın kadrini bilmez.
Sonuç
Sayın İsmail Armağan'a göre gençlik neler istiyor:
Gençlik mutlu olmak¸
Sevdiği işi yapmak¸
İstediği eğitimi almak¸
Yönetime katılmak¸
Karar süreci içinde etkili olmak¸
Özgür olmak¸
Kendi geleceğine sahip çıkmak¸
Daha huzurlu ve güvenli bir ortamda yaşamak¸
Savaş ve şiddetin olmadığı bir dünya¸
İnsanların birbirinden kuşkulanmadığı bir sosyal ortam¸
Eşitlikçi ve özgür bir hayat istiyor.
Aile büyükleri ve hocalarından kendilerini anlamalarını ve toplumda kendilerine de söz verilmesini istiyorlar.
Yine sözü Merhum Cemil Meriç'in şu sözleri ile bitirip Kanuni'nin bir kıtası ile kapatalım.
Ona göre¸ gençliğimizin eksikliği sevgi ve teşamuh-musamaha-hoşgörüdür. Aydın bir genç olmak için önce insan olmak lazım. İnsan mukaddes alandır. İnsan hırlaşmaz konuşur. Maruz kalmaz¸ seçer. Aydın genç kendi kafasıyla düşünen kendi gönlü ile hissedendir. Telaş etmeyecek¸ kin duymayacak. Halkı okumaya düşünmeye sevmeye alıştıracak. Bir kılıcın kazandığı zaferi¸ başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle tatlı dille yapıdan fetihler¸ tarihe-ebediyyete mal olur. Dostluklar daimileşir. Büyüklerimizin¸ gençlerimizi yetiştirmesi onları geleceğimizin garantisi olarak görmesi bizim tarihimizden gelen bir mirasımızdır. Tek şart birlik ve beraberliğimizin sarsılmaz olmasıdır.

Büyük devlet adamı Kanuni ne güzel söylemiş:
Halk için muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Saltanat dedikleri ancak bir cihan gavgasıdır.
Olmaya baht u saadet dünyada vahdet gibi.
Bir şairimiz de der ki:
Cihan bağında ey aşık
Budur maksut-ı ins-ü cin
Ne senden kimse incinsin
Ne sen hiç kimseden incin

Faydanılan Eserler

Cemil Meriç; Ümrandan Uygarlığa¸ İstanbul¸ 1975.
M. Turan ; Kültür Değişmeleri¸ İstanbul¸ 1987.
Z. Gökalp; Türk Mede. Tarihi¸ İstanbul¸ 1976.
Ş. Turan; Türk Kültür Tarihi¸ Bilgi Yayınevi¸ 2000.
M. Şahin; Uygarlık Tarihi¸ Ankara¸.
İsmail Recai; El-Fârûki ve Eşi Lamia (Ter)¸ İslâm Kültür Atlası¸ İst.¸ 1999.
M. Akif; Safahat.
A. Uğur; Gül Bahçesi¸ İstanbul¸ 2001.
L. Paşa; Asaf-name.
İ. Kafesoğlu; Türk Milli Kültürü.
A. Uğur; İbn Kemal¸ Ankara¸ 1996.
A. Yesevi; Divân-ı Hikmet.
A. Uğur; Gençlik ve Tarih Şuuru¸ Erzincan¸ 1991.
Mustafa Âli ; Kühül-Ahhar (Türk I.II)
Mustafa Âli ; Nasihatü's-Selatin. Hüsrev Paşa Katipliği 311.
A. Uğur; Osmanlı Siyâset-Nâmeleri¸ İstanbul¸ 2001.
Şükri-i Bitlisi; Selim-nâme
M. Ş. Günaltay; Zulmetten Nurâ Hurafetten Hakikâte

Sayfayı Paylaş