HAYAT SORUMLULUKTUR

Somuncu Baba

“Hepiniz gözetmekle sorumlusunuz; ve hepiniz gözetiminiz altındaki kimselerden mesulsünüz.”
Hadis-i Şerif

“Hepiniz gözetmekle sorumlusunuz; ve hepiniz gözetiminiz altındaki kimselerden mesulsünüz.”
Hadis-i Şerif

İslâm dini¸ insanoğlunun hayat serüveninde yolunu aydınlatacak¸ ona kılavuzluk edecek prensipler sunmaktadır. İnsanın ruh beden sağlığına yönelik¸ kalpleri tezkiye eden¸ ruhları besleyen hükümler içermektedir. Bunun yanında¸ insanların toplu halde yaşamalarını da göz önünde bulundurmakta ve her yönden sağlıklı bir toplum oluşturmayı hedeflemektedir. İslâm dini¸ insanın hem ferd hem de toplum olarak mutluluğunu hedeflediği için aile¸ komşuluk¸ akrabalık ilişkileri üzerinde önemle durmuştur.
Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle başıboş yaratılmayan insan¸1 kendisine¸ Rabbine ailesine ve topluma karşı sorumluluklara sahiptir. Esasında insan canlı ve cansız çevreye karşı sorumludur. İslâm dini¸ insanın yakın çevresine karşı yapması gerekenlerin yanında¸ komşularına¸ yoksullara¸ yetimlere hatta hayvanlara karşı yükümlülüklerinin olduğundan bahsetmektedir. Başta zekat ve sadaka kavramları olmak üzere getirmiş olduğu ilkelerle çağımızın hastalığı olan bencillik ve nemelazımcılığa karşı insanları uyarmaktadır. İslam’ın sosyal sorumluluk anlayışını somut biçimde Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) yaşadığı toplumda müşahede etmek mümkündür. Bunun yanında Peygamberimiz (s.a.v)¸ hadislerinde çeşitli misallerle bizlere mesajlar vermektedir. Verilen mesajlarda kimi zaman sözü daha etkili kılmak¸ gönüllere iyice yerleştirmek için benzetmeler¸ örnekler¸ mecazlar ve semboller kullanılmıştır. Gemi/sefîne hadisi şeklinde meşhur olan rivayette gemi benzetmesinde toplumsal sorumluluk ve duyarlılık şöyle ifade edilmektedir:
“Allah’ın koyduğu sınırlara riayet edenlerle¸ onları ihlal edenler¸ bir gemiye yerleşmek üzere kura çeken topluluga benzerler. Onlardan bir kısmı geminin üst katına¸ bir kısmı da alt katına yerleşirler. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçerler ve yukarıdakiler de bu durumdan rahatsız olurlar. Bunun üzerine alt katta oturanlar: “Hissemize düşen yerden bir delik açsak¸ üst katta oturanlara eziyet vermemiş oluruz” derler. Bu durumda¸ üst katta oturanlar¸ bu isteklerini yerine getirmek için alt kattakileri kendi haline bırakırlarsa¸ hepsi birlikte batar¸ helak olurlar. Eğer onların ellerinden tutarlarsa¸ hem kendileri kurtulur¸ hem de onları kurtarmiş olurlar.” 2
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) çağları aşan bu hadisinde dünya hayatını seyir halindeki gemiye¸ insanları da bu gemi içerisinde tabakalar halinde yaşayan yolculara benzetmiştir. Geminin üst katında daha iyi imkanlara sahip olan aydın kesim bulunurken¸ alt kattakiler sınırlı imkanlara sahip avam grubunu temsil etmektedir. Ancak üst tabaka yardıma ihtiyacı olan alt tabakanın sorumluluğunu taşımaktadır. Bu sorumluluk yerine getirildiğinde gemi kurtulacak¸ ihmal edildiğinde ise bütün yolcularıyla batacaktır. Hadiste toplumun sağlığını tehdit eden olayların küçümsenmemesi gerektiği¸ başlangıçta önemsenmeyen ve bireysel görünen bazı sorunların nasıl tüm toplumu tehdit eder duruma geldiği anlatılmaktadır. Bu anlamda içki¸ kumar¸ zina¸ hırsızlık gibi fiiller her ne kadar bireysel yönleri de olsa aslında birer sosyal afet konumundadırlar. İslâm¸ hem bu tür zararlı fiilleri yasaklamakta¸ hem de “her koyun kendi bacağından asılır” anlayışına karşı çıkarak toplumda bir arada yaşayan insanlar arasında kolektif bir şuur oluşturmaktadır. Buna göre¸ Müslüman eliyle¸ diliyle¸ yahut en azından kalbiyle buğz etmek suretiyle kötülükleri önlemeye çalışmalıdır. Kur’an’ın ifadesiyle¸ iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma insanlar içindeki en hayırlı ümmet olarak tanımlanan Müslümanların görevidir.3 İman şuurunu taşıyan İslâm toplumunda¸ ümmet olma bilincinden kaynaklanan bir birliktelik bulunmalıdır. Bir hadislerinde Müslümanları tek bir vücuda benzeten Resûl-i Ekrem Efendimiz¸ vücudun organlarından birinin acısının diğer organlara ateş ve uykusuzluk şeklinde tesir ettiğini belirterek¸ bir müslümanın acısından da diğerlerinin müteessir olması gerektiğini belirtmişlerdir. 4
İnsan¸ taşıdığı emanetin şuurunda olduğu müddetçe kendine ve diğer Müslümanlara karşı olan sorumluluklarını da ihmal etmeyecektir. Her insan kendine düşen görevi yerine getirdiğinde de bireysel ve toplumsal sorunlar azalacaktır. Bu anlamda¸ Peygamberimiz (s) her insanı birilerini gözetme sorumluluğu olan yetkiliye benzetmektedir: “Hepiniz gözetmekle sorumlusunuz; ve hepiniz gözetiminiz altındaki kimselerden mesulsünüz. Devlet başkanı bir gözeticidir ve idare ettiği insanlardan sorumludur. Erkek ev halkı üzerine bir gözeticidir ve idaresi altındakilerden sorumludur. Kadın kocasının evi ve çocukları üzerine bir gözeticidir ve onlardan sorumludur. Hizmetçi¸ efendisinin malı üzerine bir gözeticidir ve onlardan sorumludur.”5 Hakk için halka hizmet anlayışını benimseyerek hiçbir ayrım yapmaksızın tüm mahluk-u Huda’ya muhabbet besleyen Hulûsi Efendi bu hadise eserinde şöyle yer vermektedir:
“Buyurur işte bir hadisinde büyük rehberimiz / Bizi ikaz ederek şöylece Peygamberimiz / Hepiniz güttüğünüzden olacaksınız mes’ûl / Sen de râisin oğul eyle bu ahkamı kabul.”6
Toplumsal huzur¸ her insanın kendi sorumluluğuyla birlikte toplumsal sorumluluğu da hissedebilmesiyle mümkündür. Günümüz insanının manevi zindanlarından biri olan bencillik ve duyarsızlık ancak bu şuurla aşılabilir.

Dipnot


1- Kıyâme¸ 36.
2- Buhari¸ (47) Sirket¸ 6¸ III/111.
3- Âl-i İmran¸ 110.
4- Buhari¸ (77) Edeb¸ 27¸ VII/77.
5- Buhari¸ (49) Itk¸ 17¸ III/125; (11) Cum’a 11¸ I/215; Muslim¸ (33) İmâre¸ 5 had. no: 1869. Bu ahadisteki “râ‘î” kelimesi Arapçada “çoban” anlamına gelmekle birlikte¸ burada kastedilen onun sorumluluğudur. Bu yüzden biz hadisteki ifadeyi “gözetici” yani¸ sorumluluğu üstlenen kişi şeklinde terceme ettik.
6- Ateş¸ Es-Seyyid Osman Hulusi¸ Mektubât-ı Hulûsi-i Darendevî¸ Ankara¸ 1996¸ s. 143.

Sayfayı Paylaş