'BİR SABAH DÖKÜLECEK BAHARLARIN BAHARI…'

Somuncu Baba

Dağların yücesindeki karsın.
Şiirlerde¸ şarkılarda yaşarsın.
Geçsin seneler; ne çıkar¸ aldırma çocuk!
Sen¸ ömrümüzde tükenmeyen baharsın.

Dağların yücesindeki karsın.
Şiirlerde¸ şarkılarda yaşarsın.
Geçsin seneler; ne çıkar¸ aldırma çocuk!
Sen¸ ömrümüzde tükenmeyen baharsın.

Nedir baharın insanoğlundan çektiği?..
Tabiat gözlerini kıpırdatırken¸ tomurcuklar çiğ tanelerinin altında büyük muştuyu beklerken¸ ufuklar akşamın dar vakitlerinde kızarıp kızarıp solarken¸ derelere su yürürken¸ kelebekler kozasını çatlatmak için sabırsız bir duâ faslına başlarken; insanoğlu en hoyrat soluğuyla kirletir baharın titreyen dallarını…
Bahar¸ tabiatın canlanma muştusudur. Bereket ve sevinç baharla birlikte gelir.
Belki de bu yüzden bahar¸ insana yeniden yaşama sevinci verir…
Şiir de baharı bekler¸ kimseninkine benzemeyen bir sabırla… Şairin baharı¸ daha çok vuslattır¸ kavuşmadır¸ ümittir…
Şair bilir ki¸ baharla birlikte yeniden dönecektir hayat kendi mecrasına; kışın donmuşluğuyla yazın kavuruculuğu arasında bahar ısıtacaktır kelimeleri…
Hüznün ve ümidin şairi Ziya Osman Saba'nın mısralarındaki bahar¸ en çok 'beklenen'dir. Kavuşulması halinde varoluşu yeniden yorumlayacak bir müjdedir bahar onun şiirlerinde. Fakat geldiğinde ise kollarımızı ileriye doğru uzatıp kucaklayacağımız¸ içimize içimize alacağımız¸ koklayacağımız bir sevgilidir:
O günü görmek için sade bekleyeceğiz¸
Göreceğiz bir sabah yeşil tomurcukları.
Hazırlanıyor gibi¸ gökyüzü¸ ufuk¸ deniz¸
Bir sabah dökülecek baharların baharı.
Su Uyur Aşk Uyanır
“ben kışın güzelliğini söylerim ne gelirse dilime/ çünkü kış bir hazırlıktır soluğuma kıpkırmızı gülüme” derken¸ “Baharı Bekleyen”e seslenen Turgut Uyar'da ise bahar¸ kışın uyuşukluğunun bittiği demlerdir.
“nice kırmızı ayaklar gelip geçti o gün katar katar/ kış günleri sözgelişi ben bir çöp bile almadım elime/ altı kız bir ay ışığı def çalıp şarkılar söylediler/ beri yanda ormanlar yanardı¸ ciğerpareler lime” diyen şairdeki bahar tarifi/ tasviri¸ şiirin ifade gücüyle baharın muhteşem bir kesişmesi olarak -ve neredeyse bir tablo gibi- çınlar söyleyenin dilinde¸ dinleyenin kulağında:
“artık su uyur aşk uyanır mendilim kana boyanır”
Su uyur¸ çünkü kış çekilmeye başlar karlı dağlarıyla insanoğlunun hayatından…
Aşk uyanır¸ çünkü donanır bütün bahçeler rengarenk çiçeklerle…
İlle de gülle ve gülde anlamını bulan aşkla…
19. yüzyıl Çorumlu halk ozanlarından Deli Boran'a göre bahar¸ Tuna'ya -yanlış okumadınız Tuna'ya- cemre düşüşüdür:
Tuna derler yerdedir anın yüzü
Arzulanıp gider Karadeniz'i
Cemreler düşünce çözülür buzu
Denizlen cengi var deli Tuna'nın…
Cemrenin Yeni Günü
Şaire göre cemre ilk önce akla¸ sonra kalbe¸ daha sonra bedene düşer. Ama baharın müjdecisi olan cemrenin 20-21 Şubat'ta havaya¸ 27-28 Şubat'ta suya¸ 6-7 Mart tarihlerinde ise toprağa düştüğünü belirtir kaynaklar…
Sadece çağımız şairleri için önem taşımaz cemre ya da bahar. Divan şairleri¸ cemre dönemlerinde kaleme aldıkları Cemreviye'lerle şiirimizdeki bahar damarının kaynağını oluştururlar. Onlar önce kışı anlattıkları Şitaiye¸ karlı günleri anlattıkları Berfiye¸ cemreden sonraki dönemi anlattıkları Bahariye¸ Rebiiye ve Temmuziye'lerle bir kanal açarlar edebiyatımızda.
Bâkî'nin Ali Paşa için kaleme aldığı kasidenin 'Bahariye' bölümündeki şu iki beyit dikkat çekicidir:
Taze can buldu cihân erdi nebâtâta hayât
Ellerinde harekât eyleseler serv ü çenâr

Yine ferrâş-ı sabâ sahn-ı rıbât-ı çemene
Geldi bir kafile kondurdu yükü cümle bahar
Günümüzün usta şairlerinden Olcay Yazıcı'nın “Baharnâme”si de¸ tıpkı bu geleneğin bugüne yansıyan gölgesi gibidir:
Cemrenin yeni günü/ Kardelen kış sürgünü
Uyandı kara toprak/ Şebboylar kar gibi ak
Mahzun hislere vedâ/ Bitti leyle-i leylâ
Mesrur eder insanı/ Mevsimlerin sultanı
Sâki¸ âb-ı hayat sun/ Esrarlı¸ aşkın füsun
Hercaice uçuklar/ Açıldı tomurcuklar
Dilâranın duruşu/ Zümrüt-ü Anka kuşu
Baharat yüklü kervan/ Çimenzar elvan elvan
Âteşin bir endişe/ Diren bu dirilişe
Yazıcı¸ baharları muazzam bir üslupla tasvir ederken¸ “Baharsız Şehir”leri de düşlerin kışında ellerin üşümesine benzetir; uçurum çiçeği¸ dünsüz bir yarın¸ yüreği yangın çocuk fotoğrafıdır¸ bahar görmeyen şehirlerin durumu.
Baharın Gülleri Açtı
Bir çok şarkıda dolanıp duran 'bahar' kelimesi zaman zaman “baharın gülleri açtı”¸ “baharı bekleyen kumrular”¸ “baharda kuşlar gibi geldin kondun dalıma”¸ “bak yine baharımı kışa çevirdin”¸ “gönlüm bahardı” gibi dolaşıp durur dillerimizde.
Baharın gelişiyle birlikte ağzında “böğürtlenler köpürecek” olan şair Can Yücel için de bahar¸ bir sığınaktır; “Akpembe bahar yelkenleriyle/ Güneşin rüzgarına gerilmiş/ bir badem ağacı gibi…/ İçimdeki karanlığı patlatacağım/ Ve beynimin en ölümcül yaşlarıyla/ ağlaya/ ağlaya/ Yepyeni bir insan/ pırıl pırıl bir can/ bitecek toprağa…”
Şair ve edebiyat araştırmacısı Rıdvan Canım ise¸ bazı şairlerin aralık veya ağustos ayında görmeye çalıştığı baharı eylülün penceresinden görmeyi deniyor “Aslında Bütün Baharlar Eylüldür” şiirinde.
“Bilir misin/ aslında bütün baharlar eylüldür” diyor ve ilave ediyor:
Hani nerde o
çiçeklerimiz
sünbüllerimiz¸ karanfillerimiz¸ yaseminlerimiz
ve nergislerimiz
ki içimizde açardı hep
sonra
nerede servilerimiz¸ çınarlarımız
avlularımız terkedip giden
güvercinlerimiz nerede/ neden kesildi bilir misin
suyu çeşmelerimizin
sebillerimizin…
Bahara Aldanma Derler …
Bahar; babalara bereket getirir¸ sokaklara esenlik¸ evlere ferahlık¸ pencerelere kuş¸ dallara yaprak ve çiçek¸ derelere su¸ tarlalara verim…
Bahar¸ şaire coşkunluk getirir. Tıpkı¸ İbrahim Ethem Bingül'ün “Baharın Getirdiği” şiirinde olduğu gibi:
Bir bahar gününde çıktım kırlara
Tabiat yeşermiş¸ hava tertemiz
Böyle bir güzellik kalıcı sanma
Kopar bir fırtına¸ kalmaz hiçbir iz…
Bahara aldanma derler¸ bundandır…
Şairliği muteber sayılmasa da birçok edebiyat tarihçisi açısından¸ şiire kazandırdığı damarın beslediği şair sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Hele serbest düşünce ve edebiyatın kaynaştığı günümüzde Orhan Veli Kanık¸ önünde saygıyla durulması gereken bir bahar şairi olarak yerini alır kitap sayfalarında.
“Baharın İlk Sabahları” şiiriyle cümle insanatın zihnindeki bahar miskinliğini bir ikaz olarak kaydeder kalplere:
Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası¸
İçimde kuş cıvıltıları¸ şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.

Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma¸ ne yoksulluğum.
Derim ki: 'Sıkıntılar durdursun!'
Şairliğimle yetinir¸
Avunurum.
Ve son olarak¸ Nurettin Özdemir'in bir dörtlüğüyle buluşturmak istiyorum sizleri. “Bir Bahara Şiir” yazan Özdemir¸ dizelerindeki baharı bir çocukla özdeş hale getiriyor ve bahar-çocuk benzetmesiyle muhteşem bir mecaz oluşturuyor:
Dağların yücesindeki karsın.
Şiirlerde¸ şarkılarda yaşarsın.
Geçsin seneler; ne çıkar¸ aldırma çocuk!
Sen¸ ömrümüzde tükenmeyen baharsın.
Baharlar¸ her yıl kalplerimize konuk olan bir çocuktur. Yıllar geçer ama o gelmekten vazgeçmez¸ hep çocuk kalır. İçimizdeki çocuksuluğun ve muhteşem enerjinin baharlarla birlikte daha da hareketlendiğini şairlerden daha iyi kim anlatabilirdi ki!
İyi ki baharları var ve iyi ki şairler baharlarına meftun olmuş ülkemin…

Sayfayı Paylaş