BİR DÖNEMİN GERÇEK AYNASI: EDEBİ PORTRELER

Somuncu Baba

Edebiyatçılarla ilgili portre yazıları genelde ilgiyle okunur.

Edebiyatçılarla ilgili portre yazıları genelde ilgiyle okunur. Bu yazıları kaleme alan yazarların zaman zaman hâtıralarına başvurması¸ bazen de sevimli anekdot ve nüktelerle bu yazıları zenginleştirmeleri¸ portrelere bir deneme tadı veriyor. Kuşkusuz bu tip yazıların toplandığı kitaplar da ilgi çekici sayılır.
Hakkı Süha Gezgin'i sanırım bugün edebiyat çevreleri bile çok az tanıyor. 1895-1963 yılları arasında yaşayan yazarımızın¸ bir zamanların İstanbul Erkek Lisesinin “efsanevî edebiyat öğretmeni” olduğunu¸ acaba bugün kaç kişi¸ hatta kaç edebiyat öğretmeni bilir? Gezgin'in kitaplaştırmadığı şiirleri¸ Aşk Arzuhalcisi adlı hikâye kitabı ve birçok çevirisi vardır. Ayrıca gazetelere yazdığı köşe yazıları¸ dergilerde kalmış makaleleri¸ ansiklopedilerde unutulmuş maddeleri vardır. Edebiyatçı kimliğinin yanısıra usta bir neyzen olan Hakkı Süha'nın uzun yıllar oturduğu Beşiktaş'taki Şair Nedim Sokağı'ndaki 111 numaralı evi¸ dönemin önemli edebiyat ve müzik toplantılarına mekânlık etmiştir. Bütün bunlar bir yana¸ Hakkı Süha'nın bana göre en önemli ve kalıcı çalışması ilk olarak ölümünden yıllar sonra 1997 yılında kitaplaşan Edebî Portreler'idir. Yazarın Yeni Mecmua'nın 26 Mayıs 1939 tarihli 3. sayısında Ömer Seyfettin portresiyle başlayan bu dizi yazılar¸ 11 Nisan 1941 tarihli 102. sayıda yayımlanan Müfid Râtib portresiyle sona erer.
Beşir Ayvazoğlu'nun yayıma hazırladığı Edebî Portreler¸ Ötüken Neşriyat tarafından yeniden okurun önüne çıkarıldı. 424 sayfada 93 portre. Kitabın başında “Hakkı Süha Gezgin- Bir Biyografi Denemesi”ni okuyoruz. Ayvazoğlu¸ 11 sayfalık bu metinde Gezgin hakkında ne zaman bilgi sahibi olmaya başladığını söyledikten sonra biyografisinden söz ediyor¸ ardından onun edebiyat tarihimiz açısından önemli bulduğu portre çalışmalarına değiniyor. Unutulmaya yüz tutmuş değerli bir edebiyat adamını ve çoğu belge değeri taşıyan portrelerini gün ışığına çıkaran Ayvazoğlu'nun doyurucu ve açıklayıcı yazısından sonra okuru Abdülhak Hâmid portresi karşılıyor. Şair-i Âzam'la başlayan portre yazıları Ziya Paşa ile sona eriyor. Kronolojik bir sıralama yok yani. Farklı dönemlerde ve tarihlerde ürün vermiş sanat¸ düşünce ve edebiyat adamları bir geçit törenindeymiş gibi önünüzden geçip gidiyorlar adeta. Bir edebiyat adamı olduğu kadar bir müzik sevdalısı da olan Hakkı Süha¸ nağmelerin sultanlarını da unutmamış tabii. 'Ses ve Saz Erenleri' arasında Bestekâr Ahmet Râsim¸ Dede Efendi¸ Hacı Ârif Bey¸ Münir Nureddin Selçuk¸ Neyzen Aziz Dede¸ Neyzen Emin Dede¸ Neyzen Tevfik¸ Rauf Yekta Tanburî Cemil Bey ve Udî Nevres var. Başka musiki adamları da. Fakat kitabın büyük bir bölümünde edebiyat ustalarını görüyoruz.
Ahmet Haşim¸ Ahmet Midhat Efendi¸ Aka Gündüz¸ Falih Rıfkı¸ Faruk Nafiz¸ Fuat Köprülü¸ Halide Edip¸ Halit Ziya¸ Hüseyin Rahmi¸ Mehmet Akif¸ Mehmet Emin¸ Muallim Naci¸ Namık Kemal¸ Nâzım Hikmet¸ Necip Fazıl¸ Nurullah Ataç¸ Ömer Seyfettin¸ Peyami Safa¸ Refik Halit¸ Sabahattin Ali¸ Sait Faik¸ Süleyman Nazif¸ Tevfik Fikret¸ Yahya Kemal¸ Yakup Kadri ve Ziya Gökalp da var. Başka birinci sınıf veya ünlü şair¸ yazar¸ tiyatro ve deneme yazarları da. Gezgin¸ bugünkü edebiyat çevrelerinin belki de ismini hiç duymadığı veya hakkında çok az bilgi sahibi bulunduğu Bekir Sıtkı Kunt¸ Emin Bülent Serdaroğlu¸ Enis Behiç Koryürek¸ Fazıl Ahmet Aykaç¸ Florinalı Nâzım¸ Halil Nihat Boztepe¸ Hamamîzade İhsan¸ Hüseyin Suat Yalçın¸ İzzet Melih Devrim¸ Kenan Hulusi Koray¸ Necdet Rüştü Efe¸ Nurettin Artam¸ Sadri Ertem¸ Selahattin Eniş Salih Zeki Aktay¸ Samih Rifat¸ Selami İzzet Sedeş Şehabettin Süleyman¸ ve Turhan Tan gibi 'meçhul meşhur'ları da yazı konusu ediyor. Bu yönüyle kitap bir bakıma Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının kısa bir tarihi görünümüne bürünüyor.
Hakkı Süha¸ portrelerinde son derece başarılıdır. Olgun bir üslûbun ve derin bir birikimin sahibi olan Gezgin¸ kısa fırça darbeleriyle söz konusu ettiği sanatçıyı çok canlı bir şekilde resmetmekte ve önümüze canlı kanlı bir şekilde sunmaktadır. Edebiyatçıların ve müzik adamlarının fizikî görünüşlerini kısa cümlelerde mükemmel bir şekilde yansıtan yazar¸ daha sonra sanatçıların çalışmaları üzerinde durmakta¸ edebiyat ve müzik dünyamıza kazandırdıkları ve bıraktıkları hakkında değerlendirmeler yapmaktadır. Tabii ki bütün yargılarının objektif olduğunu söylemek zor. Her insan gibi onun da sempati ve antipatileri var. Ama kitaba bir bütün olarak baktığımızda¸ gördüğü manzarayı olduğu gibi anlatmaya çalışan bir kule nöbetçisine tanık oluruz satır aralarında. Sayfaları¸ satırları ölçülü ve bir bakıma cimri kullanan veya kullanmak zorunda kalan yazar¸ bir bakıma koca biyografi olabilecek yazılarıyla¸ anlattığı kişileri tam anlamıyla tanımamızı sağlıyor. Birkaç sayfa içinde bir edebiyat ustasının belli başlı özelliklerini¸ zaaflarını¸ üstünlüklerini¸ alışkanlıklarını¸ hobilerini ve zevklerini öğrenebiliyorsunuz. Damıtılmış¸ süzülmüş¸ rafine bir kitap Edebî Portreler. Bir yaz kitabı gibi okunabilir. Geçmişi sevenleri tatlı bir rüya âlemine çağıran sempatik bir okuma yolculuğu. Yenilikler dönemi Türk edebiyatını birinci elden ve birinci ağızdan tanımak isteyenler için bir başucu kitabı. Altları çizilecek¸ derkenarlarla süslenecek¸ sıkmayan bir sözlük veya çabuk bitmeyen bir albüm sanki. Bırakınız içindeki 93 edebiyatçı ve müzisyeni anlamak¸ sadece Hakkı Süha Gezgin'i tanımak için bence kaçırılmayacak bir fırsat Edebî Portreler. Kimin için peki? Edebiyatı önemseyenler ve ciddiye alanlar için tabii…

Sayfayı Paylaş