ATASÖZLERİMİZ

Somuncu Baba

“Bir milletin tarih ve coğrafya içinde kök ve dal-budak salmış kolları arasındaki kültür birliğinin en şaşmaz delilleri olarak görmek de mümkündür.”

“Bir milletin tarih ve coğrafya içinde kök ve dal-budak salmış kolları arasındaki kültür birliğinin en şaşmaz delilleri olarak görmek de mümkündür.”

Atasözlerimiz¸ milletimizin tarih boyunca yoğurduğu kültürünü söz kalıplarına dökmek suretiyle elde ettiği mücevher kıymetindeki birikimleridir. Bu sebeptendir ki¸ Şinasi¸ onu şöyle tanımlamıştır: “Durûb-ı emsâl ki¸ hikmetü'l avamdır; lisânından sâdır olduğu milletin mahiyyet-i efkârına delâlet eder. “Bugünün Türkçe'siyle ifâde edecek olursak; “Atasözleri halk hikmetleridir (felsefesidir); dilinden çıktığı milletin dünya görüşünü yansıtır.” Gerçekten de bir milletin dünya görüşünü¸ öte dünya anlayışını¸ hayata ve tabiata bakışını¸ genel kabullerini ve retlerini¸ zaman¸ mekân ve insan telâkkîsini öğrenmek istiyorsanız özellikle o milletin atasözlerini incelemeniz gerekir¸ inancındayım.
Bana göre Türk milletinin fikir ve inanç dünyasını onun atasözlerinden pekâlâ anlayabilirsiniz. Önceleri bir kişinin ağzından çıkmış olsa bile gördüğü hüsnü kabul sayesinde umumun malı olmakta¸ böylelikle anonimleşmektedir. Dilden dile¸ kulaktan kulağa¸ nesilden nesile değişerek billûrlaşan bu anlamlı sözler¸ millet fertlerinin müşterek kültürünü oluşturmakta ve bu kültürün çimentosu görevini üstlenmektedir. Aslında kalıplaşmış¸ klişeleşmiş dil varlıkları olduğunu herkes bilir¸ ancak bu basmakalıp yapı¸ zaman içinde ve mekân boyutunda yavaş yavaş değişiklikler de gösterebilmektedir. Aynı milletin atasözlerinin tarih boyunca ve aynı kavmin değişik kollarında az-çok farklılıklarla hayatiyetini sürdürmesi bu sebeptendir.
Bilindiği üzere atasözlerinin deyimlerden farkı¸ deyimlerin onlar gibi hüküm taşımamasıdır. Vecizelerden farkı ise¸ atasözlerinin bütün bir milletin ortak sözü olmasına mukabil¸ vecizelerin / özdeyişlerin söyleyeninin belli olmamasıdır. Tabiî¸ vecizelerin de zamanla söyleyeni unutulursa¸ bunlar atasözüne dönüşebilir.
Türkiye'de ve Türk Dünyası'nda¸ onlara atasözü'nden başka¸ atalar sözü¸ darbımesel¸ durubuemsal¸ eskiler sözü¸ sav¸ savsöz¸ hikmet¸ kelâm-ı kibar¸ büyüklerin sözleri vd. denilmiştir. Bu güzel sözler¸ zaman zaman şiire âit vasıtalardan da yararlanır. Edebî sanatların hemen hemen hepsinden faydalandığı da rahatça söylenebilir. Bir milletin tarih ve coğrafya içinde kök ve dal-budak salmış kolları arasındaki kültür birliğinin en şaşmaz delilleri olarak görmek de mümkündür¸ onları. Hatta¸ Türk ve Kürt atasözleri arasındaki benzerlik ve kimi zaman da ayniyet¸ bu iki kardeş unsurun arasında ayrılık gayrılık olmadığını ortaya koymamış mıdır?
Dünya milletlerinin atasözleri arasında görülen benzerlikler de insana¸ aklın yolu birdir¸ atasözünü hatırlatmaktadır. Biz aynı ya da benzer bir durumu¸ filozof ve mütefekkirlerin düşünce ve sözleri arasında da gözlemliyoruz. Doğu'nun ve Batı'nın çok farklı din ve felsefelerine mensup pek çok büyük adamın vecize ve hikmetleri arasındaki benzerlik şaşırtıcıdır.
Türk Atasözleri¸ özellikle XIX. yüzyıldan itibaren derlenip toplanmaya başlanmıştır. Bizde ilk derlemeyi¸ Tanzimat Edebiyatı'nın da kurucusu sayılan İbrahim Şinasi Efendi yapmıştır. Durub-u Emsâl-i Osmaniye adını verdiği bu çalışması yarım kalmış¸ ancak onun ölümünden sonra Ebuzziya Tevfik tarafından tamamlanarak kitaplaştırılmıştır.. 'Osmanlı / Türk Atasözleri'ni daha sonra birçok derleme ve tasnif takip etmiştir. Dilimizde bulunan atasözlerinin sayısını on binlerle ifâde etmek mümkündür. Konularına göre de sınıflandırılarak yayımlanmış derlemeler vardır. Her seviyedeki okuyucuya hitap eden Atasözü Sözlükleri de bulunmaktadır. Atasözlerini konu alan inceleme kitapları ise nispeten azdır.
Bir atasözü derlemesinde şöyle bir atasözüne tesadüf ettim: “Atalar sözü / Sözlerin özü.” Gerçekten de atasözlerimiz¸ sözlerin özüdür¸ her biri bir başka güzel¸ özsözlerdir. Bu örnekte de görüldüğü gibi¸ bazıları¸ hatta birçoğu ölçülü ve kafiyelidir. Bu ve benzeri özellikler¸ onların kolay ezberlenmesini temin etmektedir. Hafızalarda kendilerine her zaman müstesna bir yer bulabilen halk hikmetleri¸ aynı zamanda örgün ve yaygın eğitimin de vazgeçilmez araçları arasında bulunmaktadır. İyi insan¸ iyi vatandaş olmanın yolu biraz da atasözlerini iyi bilmeye ve ona göre amel etmeye bağlıdır. Aslında her biri bir küçük kıssa değerindeki bu sözler ibret verici¸ doğru yolu gösterici¸ ahlâkî bir öz taşıyan düşünce parçalarıdır. Her birinin kulaklara küpe olacak bir niteliği de vardır. Türk atasözlerinin yerel¸ millî ve Türk Dünyası çapında yaygın türleri bulunmaktadır. Bu açıdan baktığımızda Kayseri'nin kendi çevre alanı içinde dolanımda olan son derece dikkate değer¸ özgün atasözleri bulunduğunu tecrübeyle biliyorum. İşte onlardan biri: Atasına hor bakan boğazına torba takar.
Türk milletinin dünya görüşünün ve kültürünün yeni kuşaklarca anlaşılması¸ biraz da atasözlerimizle ilgili incelemelerin çoğalmasına bağlıdır. Bizden söylemesi…

Sayfayı Paylaş