MELİKŞAH'IN DÜNYA NİZÂMI MEFKÛRESİ

Somuncu Baba

Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan'ın vefat ettiğinde oğlu Melikşah henüz 20 yaşlarındaydı. Babası kendisine büyük bir devlet ve Nizamü'l-mülk gibi yetenekli bir devlet adamını miras olarak bırakmıştı.

Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan'ın vefat ettiğinde oğlu Melikşah henüz 20 yaşlarındaydı. Babası kendisine büyük bir devlet ve Nizamü'l-mülk gibi yetenekli bir devlet adamını miras olarak bırakmıştı. Melikşah tahta çıktığında devlet sistemi oturmuştu. Devlet çok büyük kültürel ve iktisadî faaliyetlerle yükseliyordu. Ekonomik faaliyetler ve kurulan ticarî merkezlerle (Türkistan¸ Hazar¸ İsfehan¸ Rey¸ Bağdat vb.) devlet iktisadî olarak zirveye çıkarken Nizamiye Medreseleriyle de kültürel olarak tüm dünyayı etkiliyordu. Selçukluların vücuda getirdiği siyasî emniyet ticaret ve kültür sayesinde Türk-İslâm medeniyeti çok yüksek bir seviyeye ulaşmıştır.
Melikşah'ın amacı dünyayı fethetmek ve ilâî kelimetullah fikrini dünyaya yaymaktı. Melikşah Antakya'dan Akdeniz sahillerine gelince (1086) atı ile denize girdi. Kılıcını üç defa dalgalara çarparak sınırlarının buralara kadar ilerlediği için Allah'a şükretti. Sonra şunları söyledi: “Ey babam sana müjdeler olsun küçük yaşta bıraktığın oğlun ülkesini karaların sonuna kadar genişletti.” Sonra denizden götürdüğü kumları Sultan Alparslan'ın mezarına serpti. Ermeni ve Gürcü kaynakları dâhi Melikşah için “Cihan Padişahı” tabirini kullanıyorlar. Tüm insanlara karşı şefkat ve merhamet sahibi olduğunu belirtiyorlar. Hatta öyle ki hoşgörüsünden dolayı pek çok şehir ve kasaba kendi isteğiyle Selçuklu idaresine giriyordu. Melikşah ise halk arasında “Adil Sultan” diye anılıyordu. Bu Selçuklu Sultanı akıllı ve kudretliydi. Her tarafta sulhu ve hakimane idareyi kurmuştu. Yüksek fikirleri¸ asil ahlakı ve şefkati ile her yerde seviliyordu. Harp ve şiddetle değil gönülleri fethetmek suretiyle hiçbir hükümdarın elde edemediği ülkelere sahip oldu. Kimseye baskı ve zulüm yapmadı. İnsanların gönüllerine ve ruhlarına hitap etmeyi başaran Nizamiye Medreseleri gibi çok mükemmel bir eğitim teşkilatlanmasını oluşturdu ve gelişmesini sağladı. Bu sayede gönüllere girmeyi başardı ve her yerde etkili oldu. Melikşah hakkında bir müellif şunları yazmıştır. “Ömrü vefa etseydi¸ çok artan kudreti sayesinde Avrupa'yı da devletinin hudutları içerisine alacaktı.”
Melikşah'ın şöhreti babası kadar geniş alanlara yayılmıştır. Fakat bu şöhret ne kadar yayılırsa yayılsın kendisi babasının sonunu çok iyi biliyor. Bir kale komutanı tarafından nasıl şehit edildiğini hatırlıyordu. Hatta meşhur şair Hakim Senaî Alparslan için şunları yazmıştır;
Alparslan göklere yükselen başını gördüm
Merv'e gel ve onun toprak olmuş tenine bak
Ne kemeri üstündeki yıldız¸ ne ay gibi parlayan yüzü
Ne altındaki at¸ ne de elindeki dizgin kalmıştır.
Tüm bunları çok iyi bilen Melikşah örnek bir hükümdar olmuş¸ insanların gönül ve hafızalarına girmeyi başarmış¸ kudret ve adaletin timsali sayılmıştır. Fakat en önemlisi ise ilmin ve ilâî kelimetullah fikrinin yayılması için çok gayretler sarfetmiş çok büyük miktarlarda paralar harcamıştır. Bu doğrultuda âlim¸ mutasavvıf¸ şeyh ve dervişlere saygılı davranmış; çok sayıda tekke¸ zaviye¸ cami¸ han¸ hamam¸ şifahane kervansaray ve medreseler inşa ettirmiştir. Tuğrul beyin söylediği şu söze “Ben bir şehir¸ bir ülke (bir yer) fethederde oraya bir cami yaptırmazsam Allah'tan utanırım” riayet etmiş her fethedilen bölgeye camiler (ibadet haneler) ve yanına da medreseler inşa ettirmiştir. Kendi döneminde Batıni¸ Şii ve Haşhaşîlerle (Hasan Sabah ve adamları) mücadelelerde bulunmuştur. Özellikle ilim ve fikire çok önem verdiği için Nizamiye medreselerinin genişlemesi ve yükselmesini sağlamıştır.
Nizamiye Medreseleri Bağdat'ta 1067 tarihinde Alparslan döneminde yapılmış fakat Melikşah zamanında gelişmiş ve yayılmıştır. Vezir Nizamü'l-mülk tarafından yapıldığı için Nizamiye ismi ile anılmıştır. Bu medreseler Bağdat'ta kurulduktan sonra hızla Musul¸ Belh¸ Basra¸ Nişabur¸ Herat¸ Rey¸ Tuş İsfahan¸ Merv vb. yerlere yayılmıştır. Nizamiye Medreselerinin kuruluş amaçlarını vererek yazımızı tamamlayalım;
1- Sünni düşüncesinin Şii Fatimilere karşı mücadelesinin kazanılmasını sağlamak bu amaçla âlimler yetiştirmek.
2- Genişleyen devlet için devlet adamları ve memurlar yetiştirmek.
3- Din adamları yetiştirerek insanlara dinin doğru öğretilmesini sağlamak.
4- Yoksul ve zeki öğrencilere yardım ederek¸ yetiştirilmelerini sağlamak.
5- Dini bilimlerle birlikte pozitif bilimler okutmak ve ülkenin bilim ve teknik olarak gelişmesini sağlamak.

Kaynaklar:

1- Ahmet Cevdet¸ Kısas-ı Enbiya Cilt 5 (Hazırlayan: Mahir İz) Ankara¸ 1985.
2- Nizamü'l-Mülk¸ Siyasetname¸ (Çev: Ch Schefer) Pariş 1891.
3- Osman Turan¸ Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi¸ İstanbul¸ 1999.
4- Osman Turan¸ Selçuklular ve İslamiyet.
5- Resul Kesenceli¸ Büyük Selçuklu Tarihi Ders Notları (1995-2000 dönemi KSÜ Tarih Bölümü)

Sayfayı Paylaş