BİR EDEP TİMSALİ CAFER-İ SADIK

Somuncu Baba

“Cafer-i Sadık altın silsilenin halkalarından olup on iki imamın altıncısı olduğu kabul edilir. Bütün maddi ve manevi ilimlerle meşgul olmuş¸ İslam'ın kalplerin keşfiyle meşgul olduğu kadar¸ akılla maddenin sırlarını keşfini emrettiğini göstermiştir.”

“Cafer-i Sadık altın silsilenin halkalarından olup on iki imamın altıncısı olduğu kabul edilir. Bütün maddi ve manevi ilimlerle meşgul olmuş¸ İslam'ın kalplerin keşfiyle meşgul olduğu kadar¸ akılla maddenin sırlarını keşfini emrettiğini göstermiştir.”

İlim sahibi olmak¸ cömertlik¸ yumuşak huyluluk¸ sevgi¸ merhamet¸ tevazuu ve zühd gibi meziyetler kişiyi Allah'a yaklaştıran¸ insana insan olma vasfını kazandıran meziyetlerdir¸ Zaten İslam'ın amacı da insanı bu güzel ahlaki meziyetlerle süsleyip onun hem dünya hem de ahiret saadetine kavuşmasını sağlamaktır.
Nefsini güzel sıfatlarla terbiye ve tezyin eden insan¸ toplum içerisinde çok sevilen¸ örnek alınan ve topluma yön veren lider insanlardan olur. Bizlere bu noktada örnek olan ender insanlardan biri Cafer-i Sadık hazretleridir.
Cafer-i Sadık altın silsilenin halkalarından olup on iki imamın altıncısı olduğu kabul edilir. Bütün maddi ve manevi ilimlerle meşgul olmuş¸ İslam'ın kalplerin keşfiyle meşgul olduğu kadar¸ akılla maddenin sırlarını keşfini emrettiğini göstermiştir. Kendisi hakkında “O¸ dini ilimlerde derin bir bilgi¸ hikmet konusunda tam bir edep¸ dünya konusunda ise ermiş bir zahittir” denmiştir.
Malik bin Enes de;
“Üstünlük¸ bilgi¸ ibadet ve takva bakımından¸ Cafer-i Sadık'tan ileri birisini ne bir göz görmüştür¸ ne bir kulak duymuştur¸ ne de öyle bir kişi¸ birinin gönlüne¸ aklına gelebilir” demiştir.
İmam-ı Azam Ebu Hanife¸ kendi yaşıtı olduğu halde ondan ders almaktan çekinmemiş¸ iki yıl kadar Cafer-i Sadık'tan ders aldıktan sonra hayatında meydana gelen manevi değişikliğe işaret için:
“Son iki yıl olmasaydı¸ Numan helak olurdu” demiştir.
Cafer-i Sadık'ın hayatının bir kısmı Emevî hilafeti döneminde¸ bir kısmı da Abbasi hilafeti döneminde geçti. Emevî döneminin sonunda kendisine halifelik teklif edilen bir mektup gönderilmişse de O “Ben halifeliği kabul edemem.” diyerek gelen mektubu yakmıştır. Çünkü O¸ mânâ âleminin halifesiydi. Zamanın bazı halifeleri¸ onun manevi nüfuzundan korkmuşlarsa da¸ mehâbeti karşısında ona saygı duymaya mecbur kalmışlardı. Nitekim ikinci Abbasi Halifesi Ebu Cafer Mansur'un kendisini sık sık ziyaret ettiği ve fikirlerine başvurduğu rivayet edilir.
Bir gün Halife Mansur'un yüzüne bir sinek konar. Mansur¸ her ne kadar sineği kovarsa da bir türlü onu uzaklaştırmaya muvaffak olamaz. O sırada Cafer-i Sadık hazretleri halifenin yanına gelir. Mansur sorar:
-Allah'ın sineği yaratmasındaki hikmet nedir?” Cafer-i Sadık der ki:
-Zalimlere ve kendine güvenenlere bir sineğe bile güç yetiremediklerini göstermektir.
Devrin halifesine bir zât gider¸ biraz onun yanında nüfûz edinme¸ biraz da para kazanma muradıyla¸ Cafer-i Sadık hakkında bir iftira uydurur. İşte¸ güya halife aleyhine ordu tertip ettiğini¸ imkân bulunca ayaklanacağını söyler. Halife derhal¸ İmam'ı makamına getirtir. Huzura çıkartır ve aleyhte ordu toplayıp ayaklanmaya yeltenmekle itham edip¸ sert bir üslupla zan altında bırakır. Hz. İmam ciddi bir iftiranın orta yerinde kalakalmıştır. Hemen yüzleştirilmesini talep eder. Adam huzura çağırtılır. Yüzsüz adam halifeden korkusuna¸ elde edeceği mükâfatları da düşünerek iftirayı huzurda yeniler. Çaresiz kalan Cafer-i Sadık: “Hangimiz yalan söylüyorsa o dakika Allah'ın tasarrufundan çıkmacasına yemin edelim” der. Adam bunun neler doğuracağını kestiremez ve yemin eder: “Eğer¸ dediklerim doğru değilse¸ şu an Allah'ın tasarrufu benim üzerimden kalksın” der. Adam onu dediği anda olduğu yere yığılıverir. Halife olup bitenler karşısında çok mahcuptur¸ özür diler¸ hediyelerle koca İmam'ı uğurlar.
Cafer-i Sadık¸ çağdaşı zahit âlimlerle dosttur. Onlarla sık sık bir araya gelir ve sohbetlerde bulunurdu. Onun sohbetinden yararlanmaya çalışan zahitlerden biri de; Davud Taî'dir. Davud Taî bir gün İmam Cafer'e gelerek¸ kalbinin karardığından bahisle¸ nasihat talebinde bulunur. Cafer-i Sadık:
– Sen çağımızın en zahidisin¸ benim nasihatime ne ihtiyacın olacak? der. Davud Taî:
– Ey Allah Rasûlü'nün evladı¸ senin halka üstünlüğün var¸ onun için senin herkese vaaz etmen lazım¸ der. Cafer-i Sadık der ki:
– Davud¸ ben kıyamet gününde dedemin benim yakama yapışıp¸ “bana tabi olmanın hakkını neden ödemedin? Bu iş neseple ve haseple olmaz; zira muameleyle olur” diye çıkışmasından korkuyorum.
Yine bir gün köleleriyle oturmuş onlara: “Gelin sizinle bir anlaşmaya varalım: Kıyamet gününde hangimiz kurtulursak¸ birbirimize şefaatçi olmak üzere söz verelim” dedi. Onlar da: “Ey Allah Rasûlü'nün evladı. Senin deden bütün halkın şefaatçisi¸ senin bizim şefaatimize nasıl ihtiyacın olabilir?” dediler. Cafer de: “Ben kıyamet gününde¸ şu halim ve bu fiillerimle dedemin yüzüne bakmaktan hayâ ederim” dedi.
Çağdaşı Süfyan Sevri¸ bir gün Cafer'i ziyarete geldi. Cafer'in üzerinde çok değerli bir elbise olduğunu gördü ve bunu Cafer'e yakıştıramayarak: “Siz peygamber soyundansınız. Bu kadar kıymetli bir elbise giymeniz yakışık alır mı?” diye sordu. Cafer:
“Böyle olduğuna nasıl kanaat getirdin? Hele elini getirip bir bak onun altında ne var?” dedi. Süfyan elini kaftanın içine sokunca eli kalın kıldan dokunmuş sert yün bir elbiseyle temas etti. Bunun üzerine dedi ki: “Dıştan giydiğimizi siz insanlar için giyiyoruz ve saklamıyoruz. İçten giydiğimizi de Allah için giyiyoruz ve kimse görüp bilsin¸ istemiyoruz. Çünkü Allah için olanı gizlemek esastır.”
Cafer-i Sadık hazretleri şöyle buyurmuştur: İyilik üç şeyle kemale erer:
1. Yaptığın iyiliği küçük görmekle¸
2. Yaptığın iyiliği gizlemekle¸
3. İyi ve hayırlı işte acele etmekle.
Beş kimsenin sohbetinden sakınmayı öğütlerdi.
1. Yalancının sohbetinden¸ çünkü daima aldanırsın¸
2. Ahmağın dostluğundan¸ çünkü sana faydalı olmak istediği zaman bile zarar verir.
3. Cimrinin arkadaşlığından¸ zira en kıymetli sermayen olan vaktini boşa harcar.
4. Kötü kalplinin yakınlığından¸ çünkü ihtiyaç anında bile sana sahip çıkmaz.
5. Fasıkın ahbaplığından¸ çünkü önemsiz lokmaya tama edip seni bir lokmaya satar.

Sayfayı Paylaş