NEFS VE İRADE TERBİYESİNDE ORUÇ

Somuncu Baba

32. Hutbe –
Muhterem Cemaat!
Dinimizde ifâsı mecburi bir ibadet olan oruç¸ aşağı yukarı bazı farklarla sair dinlerde de farz kılınmıştır.

Muhterem Cemaat!
Dinimizde ifâsı mecburi bir ibadet olan oruç¸ aşağı yukarı bazı farklarla sair dinlerde de farz kılınmıştır. Diyebiliriz ki oruç¸ Hazreti Âdem (a.s) zamanından beri devam edip gelen bir ibadetdir. Orucun nefs ve iradeyi terbiyede çok mühim ve yüksek bir tesiri vardır. Orucun asıl mânâsı¸ gecenin zevali olan şafak zamanından başlayarak akşam vakti¸ güneşin gurûbu saatine kadar yememek¸ içmemek¸ cinsî münasebetde bulunmamaktır. Nefsin bu arzularına mukavemet etmektir. Orucun bu terbiye edici hâssâsına işaret için¸ Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki; “Oruç¸ oruçlu ile dünya hırsları arasına çekilen bir perdedir. Bu perde oruçluya kötülük yüzünü göstermez. Onun gönlünü fena sarsıntılardan korur.” Lâkin oruçlu yalnız; yemekden¸ içmekden cinsî münasebetden çekinmekle kalmamalıdır. Orucu bütün hayatı ve arzusuyla tutmalıdır. Hakikî bir oruçlu¸ kem söz söylememelidir. Elini¸ dilini ve bütün azasını günahdan korumalıdır. Kendisiyle itişmek dalaşmak isteyenleri bile aynı kötülükle karşılamamalıdır. Böylelerine karşı Peygamberimiz (s.a.v) “Ben Oruçluyum¸ diye mukabele ediniz” buyuruyor. İşte orucu böyle anlayan ve böyle olan bir oruçlu¸ adeta melek huylu bir insan olur.
Öyle ya! İnsanın yemesi¸ içmesi¸ birleşmesi¸ eliyle¸ diliyle¸ şuna buna sataşması birer behîmî arzu değil midir? İnsan¸ Allah’ın emrini yerine getirmek maksadıyla bunları bırakır¸ bütün azasını günahlardan korursa melekleşmez mi? Ondaki hayvanî hırslar¸ melekî faziletlere çevrilmez mi? Bu suretle oruç tutan insan da¸ şerefsiz hareketleri doğuran hayvanî kuvvetler tabiî söner. Onda fazilet duyguları Cenabı Mevlâ’ya bağlayan ubûdiyet âsarları inkişafa başlar. İşte orucun ruhlarımız üzerinde arıtıcı tesiri budur. Böyle arınış temiz gönüllerde duygu hâssası¸ görmek kabiliyeti artar. Hakkı hak¸ batılı batıl görmeğe başlar.
Hayrı¸ şerri yakından anlar. Hülâsâ; şu fanî dünyada mukaddes duyguların yolları¸ kanalları¸ toklukla tıkanır. Oruçla açılır¸ temizlenir. Esasen orucun farz olmasının hikmeti de budur. Oruca terettüb eden hükm ve mesalih bize aiddir. Oruç tutmakla nefsimiz¸ kötü huylardan temizlenecek¸ hak ve hakikati görmeğe mâni olan perdeler ortadan kalkacak¸ insan yavaş yavaş¸ melekiyet mertebesine yükselecek¸ insan hem kendisi için hem de beşeriyet için en hayırlı bir uzuv olacaktır. Çünkü oruç¸ ruhun gıdasıdır. İbadetle oruçla ruhu kuvvetleştirmiş olanlar şüphe yok ki hayvanî olan hallerden daima uzak kalırlar.
Aziz Cemaat!
Bir oruçlu gönlünden az çok böyle nurlu bir hareket bulmazsa iyi bilsin ki¸ orucu kusurludur. O adam midesine oruç tutturmuş¸ onun arzusuna mukavemet etmiş¸ fakat; eli¸ dili¸ eski huylarını bırakmamış¸ daha doğrusu onlara hâkim olamamış demektir.
Böyleleri hakkında Peygamberimiz sallallahu aleyhi vessellem: “Yalancılığı bırakmayan kimse¸ beyhûde aç¸ susuz kalmasın¸ onun; yemesini¸ içmesini bırakmasına Allahu Tealâ muhtaç değildir” buyuruyor. Binâenaleyh; Oruçlu¸ orucundaki kusurları arayıp bulmalı ve nefsini de düzeltmelidir. Oruçlunun Allahu Tealâ yanında şerefi çok yüksektir. Peygamberimiz (s.a.v)¸ Hak Tealâ'nın yüce ismine yemin ederek diyor ki; “Oruçlu ağzının açlık kokusu Cenabı Mevlâ yanında misk kokusundan daha sevimlidir.” Cenabı Hakk buyuruyor ki; “Madem ki kulum yemesini¸ içmesini¸ cinsî arzusunu¸ benim emrimi yerine getirmek¸ benim rızamı kazanmak için bırakmıştır. Onun sayısız ecrini doğrudan doğruya kendim veririm.” Halbuki başka hasenâtın ecri¸ sevabı on misliyle ödenmektedir. Dünya işlerinde bile en büyük hizmetlerin mükâfâtını bizzat devlet reisi verir. Bu cihetle devlet reisinin doğrudan doğruya verdiği mükâfâtın maddî ve manevî kıymetleri büyüktür. Onun içindir ki¸ bu gibi mükâfâtı kazananlar pek haklı olarak iftihar ederler. İşte oruçta böyledir. Orucun¸ teravihin Ramazan’a verdiği şeref ve itibar hakkında Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki: “Her kim Ramaza’nın âlii şerefine inanarak¸ Allahu Teâla'dan sevab dileyerek¸ oruç tutarsa¸ teravih namazı kılarsa¸ onun geçmiş günahları yarlığanır.” Yine diğer hadisinde “Oruçlunun iki neş'esi vardır; birisi iftar vaktinde¸ öbürü kıyamet günü mevlâsına kavuştuğunda” buyuruyorlar. Yine bir hadisinde “Sahura kalkınız¸ iyi yemekler yiyiniz. Onda bereket¸ bolluk vardır.” buyuruyorlar.
Cenabı Hakk kendi kapısına sığınan bir kulunu. Başka kapılara muhtaç etmez bu muhakkaktır. Ve her müslüman bunu böyle bilmelidir.

Sayfayı Paylaş