ERZURUMLU İSMAİL HAKKI HAZRETLERİ VE ÂLEMİN YARATILIŞI

Somuncu Baba

“Rahmetinin güzelliğini¸ kudretinin mükemmelliğini¸ azamet ve celalini bağış nimetini¸ sanatının bolluğunu ve hizmetinin sırlarını meydana çıkarmak istediğinde yarattığı bütün varlıklardan önce Ketmi Âdem'den bir cevheri var etmiştir.”

“Rahmetinin güzelliğini¸ kudretinin mükemmelliğini¸ azamet ve celalini bağış nimetini¸ sanatının bolluğunu ve hizmetinin sırlarını meydana çıkarmak istediğinde yarattığı bütün varlıklardan önce Ketmi Âdem'den bir cevheri var etmiştir.”

“İkinci hac seferi esnasında çeşitli ilim merkezlerine uğramış Halep¸ Şam¸ Mekke¸ Medine¸ Kudüs gibi tarihi ve mukaddes şehirlerde devrin meşhur âlimleriyle görüşmüş onlarla çeşitli konularda fikir alışverişinde bulunarak muhabbetullaha ermiştir.”

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri H. 1115 / M. 1703 yılında Erzurum'a bağlı Hasankale ilçesinde (şuanki adı Pasinler) dünyaya gelmiştir. Babası Hasankaleli Derviş Osman¸ annesi ise Şerife Hanımdır. Annesinin babası Mahmut Efendi “Şeyhoğlu” lâkabıyla tanınmıştır. Kendisinin silsilei sâdâttan olduğu bilinir. Bu itibarla İbrahim Hakkı Hazretleri annesi soyundan “Seyyid”dir. Babası Derviş Osman¸ Siirt'in Tillo Kasabasında bulunan İsmail Fakirullah Hazretlerine intisap etmiştir. Bundan bir yıl sonra İbrahim Hakkı Hazretleri amcası ile babasının yanına gitmişler¸ bu dönemde İsmail Fakirullah Hazretlerine intisap etmişlerdir.
Kendisi hem dinî hem fennî ilimlerde tahsil görmüştür. Tasavvufta kısa sürede yol kat etmiş¸ ayrıca edebiyat¸ tıp¸ psikoloji ve sosyolojide çağının en ileri düzeyine erişmiştir. Tasavvufta büyük mertebelere eriştiğini; zühd¸ gönül¸ tefviz¸ teslim¸ rıza¸ murakabe ve sabırla yaşadığını¸ çevresine örnek olduğunu eserlerinden anlamaktayız. Mürşidi Kamil Fakirullah Hazretlerinin vefatından sonra irşad görevini almıştır. Erzurum'da Yukarı Habib Efendi Camiinde imam ve hatip olarak vazife yapmış böylece insanları irşad ederek doğru yolu göstermiştir. Hayatının gençlik ve olgunluk yıllarına tesadüf eden bu yıllarda daha çok şifahi bilgi ve kültüre önem vererek ileride kaleme alacağı eserlere bir hazırlık yapmış ve bunun alt yapısını oluşturmuştur.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri üç kez hacca gitmiştir. 1738 senesinde ilk hac yolculuğundan sonra büyük İslâm şair ve mütefekkirlerinin eserlerinden seçmeler yaparak bir güldeste hazırlamıştır. İkinci hac yolculuğunu 1763'te üçüncüsünü’de 1767'de yapmıştır. İkinci hac seferi esnasında çeşitli ilim merkezlerine uğramış Halep¸ Şam¸ Mekke¸ Medine¸ Kudüs gibi tarihî ve mukaddes şehirlerde devrin meşhur âlimleriyle görüşmüş¸ onlarla çeşitli konularda fikir alışverişinde bulunarak muhabbetullaha ermiştir.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin İsmail Fehim¸ Ahmed Naimi¸ Muhammed Şakir¸ Osman Nedim adında dört erkek; Gülsüm¸ Hanife ve Şemsi Ayşe isimlerinde üç kız evladı vardır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin çok sayıda eserleri bulunmaktadır. Bursalı Mehmet Tahir Bey'in¸ Osmanlı Müellifleri adlı eserinde Hazretin eserini 39 olarak bildiriliyor. Ayrıca İbrahim Hakkı Hazretlerinin¸ Celaleddin Toprak'ın araştırmalarına göre 54 eseri bulunmaktadır.1 Eserlerinin içerisinde en meşhuru ise Marifetname adlı eseridir. Çok güzel ve mükemmel olarak kaleme alınmıştır. Bu eser ansiklopedi türündedir. 1757'de kaleme alınmıştır. 1836 ve 1864'te Mısır'da¸ 1868¸ 1889 ve 1914'te İstanbul'da basılmıştır. Ortalama büyüklüğü 600 sayfadır. El yazmaları iki cilt olup halen Tillo'da bulunan torunlarından Sadeddin Toprak tarafından Muhafaza edilmektedir. Eser bir önsöz¸ üç büyük bölüm ve sonsöz ihtiva etmektedir. Her bölümün pek çok alt başlığı bulunmaktadır.
Birinci bölüm: Fenni evveldir. Allah'ın varlığını¸ birliğini anlattıktan sonra yalın ve cisimleri¸ madenleri¸ bitkileri ve insanları anlatmıştır. Sonra geometri astronomi ve takvim konuları yer almıştır. Coğrafya'ya ait bölümünde 100'den fazla ilim hangi enlem ve boylamda olduğunu göstermiştir. Ayrıca “Hiçbir çağda yerin (dünyanın) döndüğüne inananlar eksik olmamıştır” demiş¸ bilimsel gerçeği dile getirmiş ve ispatlamıştır.
İkinci bölüm; fenni sanidir. Anatomi fizyoloji gibi bilimler yer almıştır. İnsan vücudunu estetik bakımdan incelemiş¸ araya beyitler yazmıştır. Vücut yapısı ile huy arasındaki ilişkiyi açıklamış¸ bunu şiirle anlatmıştır. Bu bölümün sonunda ruha sağlığa ve ölüme ait geniş bilgiler sunmuştur.
Üçüncü bölüm; Fenni salistir. Dinî¸ ilahî ve felsefi içeriklidir.
Son bölüm ise kırk sayfadan oluşmaktadır. Öğretimin yol ve yöntemini¸ öğrencinin üstadına takınacağı tutuma¸ ebeveyne karşı davranışı¸ evlenme ve evlilikte dikkat edilecek hususlar¸ karıkocanın birbiriyle olan ilişkileri¸ çocuklara karşı görevleri¸ akraba hizmetçi¸ komşu¸ dost ve bilginlerde görüşüp konuşma yolları açıklanmaktadır.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri H. 1194 / M. 1780'de 77 yaşında iken Cenabı Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Kendi arzusu üzerine Mürşidi İsmail Fakirullah Hazretleri için daha önce yaptırdığı ve kozmografik bir özelliğe sahip olan türbede mürşidinin ayakucuna defnedilmiştir.
Marifetname'de Âlemin Yaratılışı
Allahu Tealâ Hazretleri Ehadiyet2 mertebesinde bir gizli hazine iken tanımayı isteyip severek¸ ruhlar âlemini ve cisimler âlemini yarattı. Rahmetinin güzelliğini¸ kudretinin mükemmelliğini¸ azamet ve celâlini bağış nimetini¸ sanatının bolluğunu ve hizmetinin sırlarını meydana çıkarmak istediğinde¸ yarattığı bütün varlıklardan önce Ketmi Âdem'den bir cevheri var etmiştir. Bir rivayete göre kendi nurundan güzel ve büyük bir cevher var edip ondan bütün kâinatı ağır ağır ve sırasıyla ortaya çıkarmıştır. Bu cevher¸ cevheri evvel¸ Nuru Muhammed¸ levhi mahfuz¸ aklı küll ve ruhı izâfi isimleri ile anılır. Bütün ruh ve cisimlerin başlangıcı ve menşei o cevherdir.
Allahu Teala bu cevhere muhabbeti ile bakınca cevher edebinden eriyip su gibi akmıştır. Üste çıkan halis özünden bütün nefislerin ilk şekillerini yaratmıştır. Sonra meleklerin ruhlarını¸ sonra peygamberlerin ruhlarını¸ daha sonra sırasıyla evliyanın¸ ariflerin¸ abidlerin¸ müminlerin¸ kâfirlerin¸ cinlerin¸ şeytanların¸ hayvanların¸ bitkilerin ve tabiatın ruhunu yaratmıştır. Her ruh kendi cinsini bulup belli bir grup oluşturmuş ve her fırka kendi makamında kalmıştır. Ruhların bu çeşitleriyle âlemi melekût tamamlanmıştır. Bu âlemin en yüksek¸ en saf ve en lâtifine âlemi gayb¸ âlemi lâhut veya âlemi ceberut denir. Ortasına âlemi ervah¸ âlemi meani ve âlemi emr isimleri verilmiştir. En altta en yoğun ve cisme çok yakın olanına âlemi mücerredat¸ âlemi berzah ve âlemi misal gibi isimler verilmiştir.
İki bin sene sonra Hakk Tealâ ezelî iradesi¸ nam ve şanını meydana çıkarmak için cisimler âlemini yaratmak üzere o cevhere muhabbetle bir daha nazar kılmıştır. Cevheri yüzü suyu edebinden harekete geçip dalgaları köpük köpük yükselmeye başlayınca en üst köpüğünden Arşı azam meydana gelmiştir. Onun altındaki köpüklerden Kürsi¸ Cennet¸ Cehennem¸ yedi kat gökler ve anasırı erba'a (Dört unsur: Ateş¸ hava¸ su¸ toprak) yaratılmış¸ şekil verilmiştir. Arşı âlâ'dan3 Esfeli Sâfilîn'e4 kadar bu madde âlemi bu tertip üzere nizam bulup yukarıdaki bahsettiğimiz cisim ile varlık âlemi veya ahiret âlemi; ortasına orta âlem¸ moleküller âlemi¸ felekler âlemi veya gökler âlemi en alt kısmına ise aşağı alem; cisimler âlemi¸ unsurlar âlemi¸ var oluş ve yok oluş âlemi veya Dünya âlemi denir. Bu hususta Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri şu beyitleri kaleme almıştır:
Alem ki temâm nüshai hikmettir
Manasını fehm eyleyene cennettir
Mahrumı şuhud olanların çeşminde
Zindanı belâ cahı gamu mihnettir

DİPROTLAR

1 Bkz. Ayrıntılı bilgi için¸ Erzurumlu İbrahim Hakkı¸ Marifetname¸ c. 1¸ İstanbul¸ 1997.
2 Ehadiyet: Hiçbir şey yaratılmadan önceki Allah'ın varlığı ve birliği.
3 Arşı âlâ: Sidrenin bulunduğu 9. kat gök olarak bilinir. Bundan ötesi Allah'ın ilmindendir.
4 Esfeli Sâfilîn: Aşağıların en aşağısı demektir. Kelimenin buradaki anlamı ise en altta bulunan cehennemi anlatmaktadır..

Sayfayı Paylaş