DEĞERLİ OKURLAR

Değerli Dostlar
İnsan olmanın özünde ahlâkî değerler yatar. Rahmetin tecellisi olarak insanoğluna verilen akıl ve iman¸ yüce hasletler doğrultusunda yürüyebilme iradisini sağlayan yegâne iki kaynaktır.

Değerli Dostlar
İnsan olmanın özünde ahlâkî değerler yatar. Rahmetin tecellisi olarak insanoğluna verilen akıl ve iman¸ yüce hasletler doğrultusunda yürüyebilme iradisini sağlayan yegâne iki kaynaktır. Dinimizin gereği olarak her mümin¸ ahlâk bakımından en mükemmel noktayı yakalamakla mükelleftir. Böylece dünya hayatında doğru bir çizgi üzerinde yaşar¸ Yaratan’ına olan güveni ile birlikte O’na candan sevgiyle bağlanır. Böylece yüceliğini artırır.
Ahlâkî prensipler toplumun ortak değerleridir. Onun için de yaşayan değerler olarak hayatımıza yön vermesi daha doğrusu her yönüyle kuşatması gerekmektedir.
Özellikle günümüzde¸ gündelik hayat düşüncesi ve algılamasıyla¸ popüler kültürün insanlarımızı etik değerlerden uzaklaştırdığı¸ millî¸ manevî ve ahlâkî değerleri aşındırdığı bir gerçektir. Bunun da tezahürü olarak¸ toplumu sadece tüketen kitleler haline getirdiğini görmekteyiz. Bu süreci bizden daha önce yaşayan toplumların¸ geçirdikleri bunalımlar sonrasında tekrar etik değerleri arayış içine girdikleri görülmektedir.
Biz de dergimizin bu sayısında insanî değerlerimizin korunması noktasında bir katkıda bulunmak için “Ahlâk” konulu bir dosya oluşturmaya çalıştık. Davranışlara yansıyan ahlâkın hayata olan etkilerine dikkat çektik. Tasavvufun aslını güzel ahlâkın oluşturduğu hususuna işaret eden yazılara yer verdik. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s) bir sohbetinde şöyle buyurmuştur: “Biz bir talebeyi iyi ve kötü tarafları ile kabul etmişizdir. Allah dostları onların ahlâkını düzeltmek için yükünü çekerler. Allah bu âlemde bütün kalplere nazar eder. Bundan dolayı Allah dostları¸ kalplere ilâhi nazar erişsin diye kimsenin kusuruna bakmazlar. Hakkı isteyen kimse sofrasına bir dost gelsin diye yüzlerce insan davet eder. Bu şuna benzer¸ biz bir eleğe insanları doldururuz¸ eleye¸ eleye üstünde bir tane kalır. İşte bu bir tanenin yetişmesi için diğer bütün elenenleri de eğitiriz.” Bu özlü kelâmlara can kulağıyla dinlemeli¸ böylece mesajları gönülden anlamalıyız.
Sevgili Okuyucular; manevî açıdan bir ibadet mevsimi olan mübarek Ramazan-ı Şerif ayına giriyoruz. Bu kutlu iklimin esintilerini de dergimizin sayfalarında bulabilirsiniz. “Vakit Bilincinin Doruğa Çıktığı Zaman: Ramazan” başlıklı makalede şöyle denilmektedir: “Bu ay manevî iklimin her tarafı kapladığı¸ bir rahmet ve mağfiret ayıdır. O¸ diğer ibâdetlerin de yoğunluk kazandığı bir zaman dilimi¸ mübârek bir vakittir. Kur’ân en çok bu ayda okunuyor¸ namaz en çok bu ayda kılınıyor¸ duâ en çok bu ayda ediliyor. Ramazanın diğer ibâbetleri çağıran¸ toplayan ve sunan bir yanı var. Mü’minler bu ayda orucun yanında diğer ibâdetlerine de daha fazla düşkündürler. Hatta başka zamanlarda namaz vakitlerini “bilinçsizce” geçirenler bile¸ bu ayda namazlarını bırakmazlar. Câmiler¸ özellikle terâvih vaktinde dolar taşar. Ramazan bir bereket ayıdır. Ramazanda sofralarımız bir farklı olur¸ daha bol ve çeşitli yiyeceklerle donatılmasına özen gösterilir. Eşe dosta iftar ziyâfetleri verilir. Fakir ve muhtaçlara yardım edilir¸ iftar ikramlarıyla onlar da sevindirilir.”
Ramazan ayı¸ aynı zamanda insanımızın ahlâken kendini olgunlaştırdığı bir aydır. Bu fazilet ve ibadet mevsiminden hepimiz iyi istifade etmeliyiz.

Dergimizle sizi baş başa bırakırken¸ Ramazan-ı Şerifinizi tebrik eder¸ en güzel günlerin¸ en güzel gecelerin sizlerle olmasını dilerim. Saygılarımla…

Sayfayı Paylaş