RAHMETE AÇILAN KAPI: ÜÇ AYLAR

Somuncu Baba

“Receb Allah Teâlâ'nın ayıdır. Günahları bağışlar¸ Receb kelimesinin “R” harfi¸ Allah Tealâ Hazretleri'nin rahmetine; “Cim” harfi¸ Allah Teâlâ Hazretleri'nin cömertliğine; “Be” harfi¸ Allah Teala'nın birr u ihsanına delalet eder.”

 

Receb Allah Teâlâ'nın ayıdır. Günahları bağışlar¸ Receb kelimesinin “R” harfi¸ Allah Tealâ Hazretleri'nin rahmetine; “Cim” harfi¸ Allah Teâlâ Hazretleri'nin cömertliğine; “Be” harfi¸ Allah Teala'nın birr u ihsanına delalet eder.”

“Üç aylar¸ imanı¸ İslâm'ı¸ ma'bedi ve ibadeti duyup anlayanları; marifet¸ muhabbet ve ledünnî hazlara açık olanları¸ değişik dalga boyundaki ışıklarının renkleri¸ latîf latîf esen havasının incelikleri¸ uğradığı herkesi büyüleyip geçen zamanın seslerinden toplanmış ve ruhları sarıp okşayan o sonsuz zevk meltemleriyle kucaklar hepimizi.”

İslâm'ın mübarek saydığı kamerî aylardan Recep¸ Şaban ve Ramazan aylarıdır üç aylar. Bu ayların Müslümanlarca önemli ölçüde değer kazanmasının sebepleri arasında Hz. Peygamber (s.a.v)'in bu aylar hakkında verdiği haberler gösterilebilir. Rasûlüllah (s.a.v) bir hadis-i şerifinde; “Recep Allah'ın ayı¸ Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır” buyurmuştur. Ayrıca Peygamber Efendimiz¸ Receb ayı girince¸ ” Âllahım! Receb ve Şabanı bize mübarek kıl Bizi Ramazana ulaştır” diye dua ederdi.

Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır.

Cenab-ı Hakk'ın bir kudsi hadiste “Yok mu haceti olan istesin. Ben de karşılık vereyim” buyurduğu ilahi hitaba yüzümüzü¸ bütün varlığımızı döndürmenin en anlamlı zamanlarının gökyüzünü şereflendirdiği kutlu aylar işte gözümüzün önünde….

Bu mübarek aylarda ibadetlerimizi huşu ile yerine getirme gayretine girdikten sonra¸ mü'minlere rahmet¸ acıma¸ kollama¸ koruma¸ hatalarını örtme…. gibi güzel ahlâk elbisesini de kuşanarak Allah'ın afv ve rahmet tecellilerine kavuşmanın bütün sebeplerine sarılalım.

Biraz da üç aylardaki nurların gönüllere sinmesiyle sokaklardaki ışıklar¸ minarelerdeki mahyalar¸ her taraftaki rûhânî canlılık ve ma'bedlere koşan insanların simalarındaki letâfetle dünyadakinden daha çok cennetteki zamanları hatırlatan bu zaman dilimi¸ kadrini¸ kıymetini bilenlere ayrı ayrı lezzetler ve zevk-i rûhânîler sunar. Üç aylar¸ imanı¸ İslâm'ı¸ ma'bedi ve ibadeti duyup anlayanları; marifet¸ muhabbet ve ledünnî hazlara açık olanları¸ değişik dalga boyundaki ışıklarının renkleri¸ latîf latîf esen havasının incelikleri¸ uğradığı herkesi büyüleyip geçen zamanın seslerinden toplanmış ve ruhları sarıp okşayan o sonsuz zevk meltemleriyle kucaklar hepimizi.

Üç ayların başlangıcı¸ kamer birkaç gün önce zuhur etse de¸ rağbetlere açık inayetle tüllenen bir perşembe akşamı “merhaba” der ve bir mızrap gibi gönüllerimize iner. Ulu günlere ve daha bir ulu güne akort olmaya teşne duygularımızı ilk defa uyarıp coşturan “Regâib”¸ bir ses ve enstrüman denemesi gibidir. Yirmi küsur gün sonra gelecek olan Miraç ise¸ tam hazırlanmış ve gerilime geçmiş ruhlar için adeta¸ semâvî düşüncelerle¸ gök kapılarının gıcırtılarıyla ve uhrevîlik esintileriyle gelir. Beraât bu tembihlerle uyanmış ve tetikte bekleyen sînelere kurtuluş muştularıyla seslenir. Kadir Gecesi'ne gelince¸ bu kadirşinas insanları¸ tasavvurlar üstü ve ancak bin aylık bir cehd ile elde edilebilecek feyiz ve bereketle kucaklar ve onları afv u mağfiret meltemleriyle sarar.

Kandiller¸ günümüzün yoğun ve karmaşık hayat akışı içinde kaybolup giden ve öze dönüşünü ihmal eden modern birey için içe dönük bakış ve öz denetim fırsatıdır. İlahi rahmete fazlasıyla mazhar olan bu zaman diliminde¸ gönül huzuru içerisinde yaratıcımıza¸ ailemize¸ çocuklarımıza¸ milletimize ve tüm insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha hatırlayalım¸ yanlış ve kusurlarımızdan dönelim¸ elimizi ve gönlümüzü uzanabileceğimiz herkese açalım¸ aramızdaki sevgi bağını¸ dayanışma ruhunu güçlendirelim¸ kırgın gönülleri barıştıralım¸ ihtiraslarımızı dizginleyip küçük menfaat çekişmelerinden uzak duralım¸ yüce Dinimiz'in bizden istediği kardeşlik ve beraberliğimizin güçlenmesine¸ insanî ve ahlâkî meziyetlerin yaygınlaşmasına gayret gösterelim.

Receb Allah Teâlâ'nın ayıdır. Günahları bağışlar¸ Receb kelimesinin “R” harfi¸ Allah Tealâ Hazretleri'nin rahmetine; “Cim” harfi¸ Allah Teâlâ Hazretleri'nin cömertliğine; “Be” harfi¸ Allah Teala'nın birr u ihsanına delalet eder.

Üç Ayların ikincisi olan Şâban ayı ve onun onbeşinci gecesi olan Berat gecesi de müslümanlarca kutsal sayılmış¸ bu gecenin¸ diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesi¸ bu gecede daha fazla ibâdet edilmesi adet halini almıştır. Bu gece hakkında Peygamberimiz (s.a.s.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. “Allah Teâlâ -rahmetiyle- Şâban'ın 15. gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından fazla kişiyi bağışlar.” (5) Diğer bir rivayete göre de Hz. Peygamber (s.a.v.); “Şâbân ayının ortasında gece ibâdet ediniz¸ gündüz oruç tutunuz¸ Allah o gece¸ güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar¸ yok mu benden af isteyen¸ onu affedeyim¸ yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim¸ yok mu bir musibete uğrayan ona âfiyet vereyim¸ yok mu şöyle¸ yok mu böyle! der.” (6) buyurmuştur.

Hz.. Peygamber (s.a.v) Şaban ayında çok oruç tutardı. Hz. Aişe¸ Rasûlüllah (s.a.v)'in bu aydaki orucu hakkında şöyle der: “Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim”

Hiç şüphe yoktur ki¸ bu ayların en faziletlisi ve bereketlisi Ramazan ayıdır. Cenab-ı Hak¸ yüce kitabımızın bu ayda indirilmeye başladığını¸ bu ay içerisinde bulunan Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğunu beyan etmektedir. Peygamberin ifadesi ile¸ “Bu ayın başlangıcı rahmet¸ ortası marifet¸ sonu ise ateşten kurtuluştur.”

Üç aylar bir yarıştır ve biz bu yarışı kazanmaya çalışmalıyız. Bu aylarda hissedilen manevî esintiler¸ müminlerin Allah (c.c)'a yaklaşma ve onun rızasını kazanmakta daha dikkatli olmaları öyle bir hava meydana getirir ki¸ o havadan inanmayanlar da faydalanır. Böylece onlar da hisselerini almış olurlar. Bu aylarda ibadetleri artırmalı¸ zikir ve fikirde derinleşmeli. İnsanlarla diyaloglarımızda daha dikkatli olmalı¸ incitmemeye¸ üzmemeye¸ kırmamaya çalışmalıyız.

İşte idrak ettiğimiz Kandiller geçidi olan bu manevi mevsim; daha önce müptela olduğumuz bir kısım kötü alışkanlıkların terkedilmesi¸ güzel ahlakla bezenilmesi ve zikrettiğimiz bu vasıflara sahip olunması için eşsiz bir fırsattır.

Öyle ise bu fırsattan istifade edilebilmesi için kötülüklerden¸ fenalıklardan arınmış olarak bu mevsime girmeli¸ üç ay süresince de irademize hakim olup¸ güzel huylar ve alışkanlıklar edilmeye gayret etmeliyiz.

Sayfayı Paylaş