KOMŞUYA HATIR SORAN SIRA SIRA TERLİKLER

Somuncu Baba

“Allah'a ibhttp://192.168.1.11:1212/girisx.asp?D=2adet edin ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Anaya¸ babaya¸ akrabaya¸ yetimlere¸ yoksullara¸ yakın komşuya¸ uzak komşuya¸ yanınızdaki arkadaşa¸ yolcuya ve maliki bulunduğunuz kimselere iyilik edin.” (Nisa 36)

“Allah'a ibadet edin ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Anaya¸ babaya¸ akrabaya¸ yetimlere¸ yoksullara¸ yakın komşuya¸ uzak komşuya¸ yanınızdaki arkadaşa¸ yolcuya ve maliki bulunduğunuz kimselere iyilik edin.” (Nisa 36)

Ailemizden sonra en yakın sosyal çevremizi komşularımız oluşturmaktadır. Onlarla bütün hayatımız boyunca yan yana¸ duvar duvara yada bahçelerimiz bitişik yaşarız. Bir apartman dairesinde oturuyorsak üst katımızda¸ alt katımızda¸ yanımızda komşularımız bulunur. Evimizi değiştirsek başka bir mahalleye¸ başka bir şehre hatta başka bir ülkeye gitsek dahi yine komşularımız olacaktır.

Cemiyet hayatımızın mükemmel ve verimli işlemesi için komşuluk ilişkilerimizin sağlıklı temeller üzerine oturtulması gerekmektedir. Kişinin; kendinden başlayarak dış dünyaya doğru ruhen ve bedenen güçlü olması ancak iyi bir aile sevgisi ve terbiyesiyle mümkündür. Bunun başarılmasının ise¸ kurulan sağlıklı aile ve komşuluk düzeyine göre şekil alacağını bilmemiz gerekmektedir. Dört duvar arasına sıkışıp kalmış¸ ruhunu bir mengene gibi sosyal ve kişisel sorunların altında bunaltan bir karakterden hiçbir zaman huzur ve rahatlık meyvesi devşirilmez. Öyle ise¸ İslam-Türk ahlakının geleneksel değerlerinin baş mimarı olan komşuluk ilişkilerimizi yeniden gözden geçirip¸ tarihin tozlu sayfalarında kalan “klasik İstanbul beyefendiliği” kavramını canlandırmanın zamanının geçtiğini bilelim. Bizden sonraki nesillere bırakacağımız en iyi kültür mirası¸ yaşantımızdan birer kırıntı taşıyan değerlerdir.

Hayatımızın en tatlı hatıraları¸ çocukluğumuzda komşu çocukları ile güle oynaya geçirdiğimiz güzel günlerde saklıdır. Komşuluk¸ sosyal yaşantımızda çok önemli bir yer tutmaktadır. İyi¸ dürüst¸ adaletli¸ ve güvenilir komşu dünya hayatının nimetlerindendir. Kötü huylara sahip ve geçimsiz komşu ise bir azap¸ bir imtihan ve musibettir. Bunun içindir ki atalarımız “Ev alma komşu al” demişlerdir.

Cenabı Hak¸ komşularımıza karşı bazı görevlerimizin bulunduğunu haber vererek şöyle buyurmuştur: “Allah'a ibadet edin ve Ona hiç bir şeyi ortak koşmayın. Anaya¸ babaya¸ akrabaya¸ yetimlere¸ yoksullara¸ yakın komşuya¸ uzak komşuya¸ yanınızdaki arkadaşa¸ yolcuya ve maliki bulunduğunuz kimselere iyilik edin.” (Nisa 36)

Komşu hakkı; onlara iyi davranmakla¸ komşuluk hak ve hukukunu yerine getirmekle¸ kendilerine fenalık yapmamakla ödenir. Hiçbir insan komşusunun kendisini rahatsız etmesini istemez. Bu nedenle kendisi de komşularını rahatsız etmemelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadisi şeriflerinde: “Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki¸hiçbir kul kendisi için istediğini komşusu için de (yahut kardeşi için de) istemedikçe iman etmiş olmaz.” buyurmaktadır.1

Balkonumuzu kullanırken göstereceğimiz hassasiyet¸ seyrettiğimiz televizyondaki¸ dinlediğimiz teypteki ses¸ çocuklarımızın kavgası¸ bizim onları susturmadaki sesimiz hep aldığımız kültür ve terbiyenin dışa yansımasıdır. Yaptığımız ızgara ve kızartma kokusu ile hangi saf masum yürekleri kızarttığımızı; kırdığımız bir cevizin¸ kayısı çekirdeğinin yada fındığın çıkaracağı sesle hangi ruhların temellerini dinamitleyerek komşuluk ilişkilerimizi sıradanlaştırdığımızı bilsek fena mı olur? Ortak kullandığımız mekanlar¸ kullanan kişiler kadar sorun ve itiraz hakkı doğurur. Bunu en aza indirmenin tek yolu¸ uzlaşma kültürünü artırmaktır. “Benim evim değil mi? İstediğimi yaparım” inatçılığı komşuluk ilişkilerimizi bozar. Rasulullah (s.a.v): “Müslüman¸ diğer Müslümanların elinden ve dilinden emin oldukları kişidir.” buyurmuştur.2

Komşusuna¸ akrabasına eliyle¸diliyle hal ve hareketleriyle huzursuzluk veren¸ insanlara sıkıntı ve zarar veren¸onları inciten kişiler; zahiri ibadetleri ne kadar çok olursa olsun kötü huylarını terk etmedikçe ibadetlerinden bir fayda görmezler.

Bir adam ” Ey Allah'ın Resulü! Falan kadının çok namaz kıldığından¸ çok sadaka verdiğinden¸ çok oruç tuttuğundan fakat komşusuna dili ile eziyet ettiğinden söz ediliyor. Ne dersiniz?” dedi. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: O ateştedir. O adam dedi ki: ” ey Allah'ın Resulü! Falan kadının az (nafile) oruç tuttuğundan¸ az (nafile) namaz kıldığından¸ süzme peynir gibi şeylerden az sadaka verdiğinden bununla beraber dili ile komşularına eziyet etmediğinden söz ediliyor. Ne dersiniz?” Rasulullah (s.a.v): O cennettedir buyurdu. Görüldüğü gibi fazilet iyi ahlak ve iyi geçinmektedir. Peygamber Efendimiz: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmaktadır.3 Onun ahlakına sahip olamayan ve ibadetleri kendisini güzel ahlak sahibi yapamayan insanda hayır yoktur. Dinimizin komşu haklarına göstermiş olduğu hassasiyeti göz önünde bulundurmalı ve komşularımıza ona göre davranmalıyız. Bizlere her hususta en önce yardımcı olacak kişiler komşularımızdır. Ana¸ baba¸ kardeş ve akrabalarımız; kan bağı olarak en yakınımız olsalar da çoğu zaman bizlere komşularımız kadar yakın olamazlar. Onların bir çoğu değişik semtlere ve değişik şehirlere dağılmış olabilirler. Bunun içindir ki komşularımız en yakınlarımızdır. Herhangi bir ihtiyacımız için komşumuza koşar ondan yardım isteriz. Komşumuzun kapısını tıklattığımızda güler yüz¸ tatlı dil ve ihtiyacımıza olumlu cevap alabilmemiz için¸ önce bizim komşuluk ilişkilerine riayet ederek bu temeli oturtmamız gerekmektedir. Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde: ” Cebrail (a.s) durmadan bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye ederdi. Bu sıkı tavsiyeden¸ komşuyu komşuya mirasçı kılacağını zannettim.”4 buyurarak komşu hakkının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bir başka hadisinde: 'Vallahi iman etmiş olmaz¸ vallahi iman etmiş olmaz!' buyurdu. Bunun üzerine orada bulunanlar: 'Ey Allah'ın Resulü! Bu iman etmiş olmayan kimdir?' diye sorduklarında Hz. Peygamber 'Komşusuna zulmeden¸ komşusunun şerrinden emin olmayan kimsedir.'cevabını vermiştir.5

Şunu iyi bilmeliyiz ki; komşuluk hakkı sadece komşuya eziyet etmemekten ibaret değildir. Aynı zamanda güler yüzlü ve iyi davranmak¸ ihtiyacı olduğunda yardımda bulunmaktır. Bir adam¸Abdullah ibni Mesud'a gelip komşusunu şikayet etti. Abdullah ibni Mesud ona şöyle dedi:'Komşular birbirleri için birer imtihandırlar. Birbirlerine eziyet vermeyecekler ve birbirlerinin eziyetlerine sabredeceklerdir. Senin komşun sana eziyet vermekle bu imtihanı kaybetmiştir. Sen sabretmekle onu kaybetmemeye çalış.' Allah (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: 'Bir kısmınızı bir kısmınız için imtihan konusu yaptık. Sabreder misiniz? Allah olup bitenleri görmektedir.' (Furkan¸ 20)

Unutmamalıyız ki özgürlüklerimiz¸ diğer insanların haklarının başladığı yere kadardır. Kendi özgürlüğümüzü başkalarının haklarını çiğneyerek genişletmek ¸ bu insanlara zulmetmek ve onların haklarına girmektir. Allah ( c.c.) ın bağışlamadığı¸ affetmediği tek şey KUL HAKKI olduğuna göre; insanlara eziyet etmek Allah Teala mahkemesinde karşılığını bulacaktır.

Komşusunun¸ kendisinde ne gibi hakları bulunduğunu soran bir Müslüman'a Hz. peygamber şöyle cevap vermiştir: 'Hastalanırsa ziyaretine gidersin¸ vefat ederse cenazesini kaldırırsın. Senden borç isterse borç verirsin. Darda kalırsa yardım edersin. Bir nimete kavuşursa tebrik edersin. Başına bir felaket gelirse teselli edersin. Evinin damını onunkinden yüksek tutma ki¸ onun rüzgarını kesmeyesin. Ya ne pişirdiğini bilmesin¸ ya da pişirdiğinden ona da ver.'

Komşuluğumuzun ebedi¸ dostluklarımızın hasbi¸ insanlığımızın daimi¸ kazançlarımızın bereketli¸ sofralarımızın Halil İbrahim letafetinde olması dileği ile…

DİPNOTLAR


1- Buhari¸ İman¸ 5; Müslim¸İman¸ 71

2- Buhari İman¸ 3-4; Müslim¸ İman¸ 64-66

3- Muvatta¸ Hüsnü'l-Huluk¸ 8;

4- Buhari¸ Edeb¸ 28;

5- Buhari¸ Edeb¸ 29

Sayfayı Paylaş